Dünya'nın yaratılışı 27/10/1999

Fen adamları diyor ki: (Milyarlarca yıl önce, bütün kâinat [evren] bir tek parçadan ibaret idi. Bu tek parçanın ortasında birdenbire büyük bir infilak oldu ve bu tek parça birçok parçalara ayrıldı. Parçaların herbiri başka bir yöne doğru gidiyordu. Nihayet, bu parçaların bazıları birbirleriyle birleşerek muhtelif gezegenler ve ayrı ayrı galaksiler, güneşler ve peykler meydana getirdiler. Artık uzayda ilk patlamaya karşı bir mukavemet kalmadığı için, bu gezegenler, uydular ve bunların içinde bulundukları galaksiler uzayda kendi yörüngelerinde dönmeye ve yüzmeye devam ettiler. Dünya, içinde Güneş’in de bulunduğu bir galaksidir. Kâinatta sayılamıyacak kadar çok galaksi vardır. Kâinat, gittikçe genişleyen bir sistemdir. Galaksiler yavaş yavaş Dünya’dan uzaklaşıyor. Bir kerre, süratleri ışık hızına varırsa, artık öteki galaksileri görmeye imkân kalmayacaktır. Daha kuvvetli teleskoplar yapmaya mecburuz.) Fen adamlarına, (Bu neticeye ne vakit ulaştınız?) denildiği zaman, (60 yıldan beri, bütün dünya fen adamları bu kanaatlerde birleşmiştir.) diyorlar. 60 yıl, dünya hayatında çok kısa bir fasıladır. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: (İnkârcılar, gökler ve arz küresi birbirlerine yapışıkken onları ayırdığımızı bilmezler mi?) [Enbiya 30]

Demek ki, Allahü teâlâ, fen adamlarının ancak 60 yıl kadar önce meydana çıkarabildikleri Dünya’nın yaratalışını, bundan 1400 yıl önce insanlara bildirmiştir. Biyologlar, hayatın başlangıcını şöyle anlatıyorlar:
(Hayatın nasıl meydana geldiği bugün için şöyle açıklanıyor: Dünya’nın ilk havasında amonyok, oksijen ve karbonik asit vardır. Yıldırımların etkileri ile bunlardan amino-asitler meydana geldi. Milyarlarca sene önce, ilk defa su içinde porotoplazma husule geldi. Bunlardan ilk amibler meydana çıktı. Hayat suda başladı. Sudan karaya çıkan canlılar, havadan amino-asitleri alarak proteinli bünyeler meydana getirdiler. Bütün canlılar sudan gelmektedir ve ilk canlılar suda teşekkül etmiştir.) Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(İnkâr edenler, bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi?) [Enbiya 30]

İnsanı sudan yaratarak erkek ve kadın akrabalar yapan Allah’tır.) [Furkan 54]

(Yerin yetiştirdiklerinden ve kendilerinden ve bilmedikleri birçok şeylerden çift çift yaratan Allahü teâlâ, her türlü ayıp ve noksandan münezzehtir.) [Yasin 36]

Burada, bitkileri ve hayvanları inceleyenlere ve bunların yanında (Bilmedikleri şeyleri) buyurarak, insanların ancak zamanla ve yavaş yavaş bulabildikleri, atom enerjisi gibi, yeni kaynakları inceleyen ilim adamlarına imalar vardır. Nitekim buyuruluyor ki: (Gökleri ve yerleri yaratması, renklerinizin ve lisanlarınızın ayrı olması, Onun varlığının ayetlerinden [işaretlerinden]dir. Burada âlemler için ibret vardır.) [Rum 22]
 

Ölüler nasıl dirilir?

Kendilerine ateist denilen bazı kimseler, bütün kâinatın yoktan meydana geldiğini kabul ettiği halde, yok olanların, ölülerin tekrar dirileceğini akılları almıyor. Ateistlere eskiden müşrik deniyordu. Bir müşrik, eline bir insan kemiği alır, Resulullah efendimizin yanına gelir, kemiği ufalayıp üfledikten sonra, meydan okurcasına (Ölülerin, dirilip mahşere geleceğini söylüyorsun. Bu çürümüş kemik, nasıl dirilir?) diye sorar. Resulullah efendimiz, (Elbette, kâinatı yaratan Allahü teâlâ, onu canlandırır ve seni de öldürüp, diriltir ve cehenneme sokar.) buyurur. Sonra şu ayetler nazil olur:

(İnsan bilmez mi ki, biz onu bir damla nutfeden yarattık. O, apaçık düşman kesilip kendi yaratılışını düşünmeden bize karşı örnek getirmeye kalkışarak “şu çürümüş kemikleri kim diriltir” der. Ey Resulüm, de ki, o çürümüş kemikleri, hiç yokken var eden, onu diriltir.) [Yasin 77- 79]

Dirilişi bildiren üç ayet-i kerime meali:

(Öldükten sonra bizi kim diriltir derler. De ki, sizi ilk defa yaratan Allah, can verip, diriltir. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayıp “Ne zaman” derler. De ki, yakındır.) [İsra 51]

(Allah, ölüleri diriltir ve her şeye hakkıyla kâdirdir. Kıyamet vakti de gelir; bunda elbette şüphe yoktur. Allah kabirlerdekileri diriltip kaldırır.) [Hac 7]

(O gün yer yarılıp, halk kabirlerinden süratle çıkar. Bunları diriltip haşretmek bizim için kolaydır.) [Kaf 44]

Çeşitli Konular    Sohbetler