|
SOHBET 2003 OCAK |
|
· İçki, dinimiz ve sağlığımız (Makale) (01/01/2003) · İçkinin bazı zararları (Makale) (02/01/2003) · Hacca gitmenin önemi (Makale) (05/01/2003) · Haccın şartları iki kısımdır (Makale) (06/01/2003) · İhram ve hükümleri (Makale) (07/01/2003) · Haccın vacipleri (Makale) (08/01/2003) · Temettü haccın yapılışı (Makale) (09/01/2003) · Hacdan sonra Medine’ye gitmelidir (Makale) (12/01/2003) · Hacla ilgili bazı kelimelerin anlamı (Makale) (13/01/2003) · Kurban için zenginliğin ölçüsü nedir? (Makale) (14/01/2003) · Kurban satın alırken (Makale) (15/01/2003) · Kimler kurban keser (Makale) (16/01/2003) |
· Kurbana ortak olmak (Makale) (19/01/2003)· Kurban için vekalet nasıl verilir? (Makale) (20/01/2003) · Hangi hayvanlardan kurban olur (Makale) (21/01/2003) · Ölü için kurban kesmek (Makale) (22/01/2003) · Akika, adak, kurban, sadaka (Makale) (23/01/2003) · Kurbanla ilgili çeşitli meseleler (Makale) (26/01/2003) · Kurbanın eti hakkında (Makale) (27/01/2003) · Kurban nasıl kesilir? (Makale) (28/01/2003) · Seferî olanın kurban kesmesi (Makale) (29/01/2003) · Seferilik ve kurban (Makale) (30/01/2003)
|
İçki, dinimiz ve sağlığımız 01012003
Şarabın,
alkollü içkilerin, sağlığa faydalı olduğu, dozunda içki içmenin günah olmadığı
söyleniyor. İçki hakkında dinimizin emri nedir?
CEVAP: Kur’an-ı kerimde, hadis-i şeriflerde hamr kelimesi geçer. Hamr=alkollü
içkidir. İçkinin, çeşitli hastalıklara yol açtığı, aklı azalttığı, karaciğeri
bozduğu, beyni ve sinirleri harap ettiği, ilmî olarak defalarca tespit
edilmiştir. Bir kimse, müslüman olmasa bile, sağlığa olan zararından dolayı
içkiden uzak durmalıdır! Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki:
(Ey iman edenler, içki, kumar, putlar, fal okları şeytanın necis işleridir;
bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumar ile aranıza
düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allahı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık
hepiniz vazgeçin!) [Maide 90, 91]
Hadisi şeriflerde buyuruldu ki:
(İçkinin haram olduğuna dair kesin hüküm indi.) [Müslim]
(İhtimar [alkol teşekkül] etmiş her içki haramdır.) [Ebu Davud]
(Çoğu sarhoş eden içkinin, azını da içmek haramdır.) [Nesai]
(İçkide ilaç özelliği yoktur. Hastalık yapar.) [Müslim]
(İçki, bütün kötülüklerin başıdır.) [Taberani]
(İçki kötülük doğurur.) [Beyheki, Ruzeyn]
(İçki her kötülüğün anahtarıdır.) [İ. Mace]
(Allaha ve ahirete inanan içki içmesin, içki içilen sofraya da oturmasın!) [Taberani]
(İçkiden sakının! Ağaç dal budak saldığı gibi, içki de, kötülük saçar.) [İbni
Mace]
(İçki, günahların en büyüğüdür. İçki içen, namaz kılmaz, [sarhoş olunca] anası,
halası ve teyzesi ile zina edebilir.) [Taberani]
(İçki içenin hayâ perdesi yırtılır, şeytan ona yoldaş olur, her kötülüğe sevk
eder ve her iyilikten alıkoyar.) [Taberani]
(Rahmet melekleri, sarhoştan uzak durur.) [Bezzar]
(Alkoliğin, kabrinden kalkarken, iki gözü arasında, “Bu Allahın rahmetinden
mahrumdur” yazısı görülür.) [Deylemi]
(İçki içenin, kıyamette yüzü kara, dili sarkıktır, pis kokusundan herkes kaçar.)
[Zevacir]
(Bir zaman gelir ki, içkinin adı değiştirilip helal sayılır.) [İ.Ahmed]
(İçki, zinadan kötüdür.) [R.Nasıhin]
(Allah, içki içene, içirene, alıp satana, yapana, saklayana, taşıyana, kendisine
götürülene ve parasını yiyene lanet etti.) [İbni Mace]
(Emanete hıyanet edilir, zekat ceza gibi istenmeyerek verilir, aşağı kimseler,
başa geçer, zalimlere şerrinden korkulduğu için iyilik edilir, içkiler içilir,
çalgılar çalınır ve sonra gelenler [türediler] öncekileri kötülerse, çeşitli
felaketlere maruz kalırlar.) [Tirmizi]
(Bir kral, bir adamı tutup “içki, katillik, zina ve domuz eti yemekten birini
seç, yoksa seni öldüreceğim” der. Adam içkiyi seçer. Onu içince hepsini de
yapar.) [Taberani, Hakim]
İçkinin bazı zararları 02012003
Hadisi
şeriflerde buyuruluyor ki: (Eski zamanlarda bir abid, insanlardan ayrı bir yerde
ibadet ederken, bunu gören bir kadın, ona gönlünü kaptırır, hizmetçisini
gönderir. Hizmetçi, abide gelip; bir şahitlik için sizi çağırıyorlar der. Abid
de gider. Birkaç kapı geçerek güzel kadının yanına varır. Kadın, “Ya bu çocuğu
öldür, ya benimle zina et veya şu şaraptan iç. Birini yapmazsan bütün gücümle
bağırır, seni rezil ederim” der. Abid, bunlardan birini yapmak zorunda kalınca,
şaraba razı olur. Şarabı içince sarhoş olur, daha sonra kadınla zina eder,
çocuğu da öldürür... Vallahi iman ile şarap bir arada olamaz. Biri diğerini
uzaklaştırır.) [İbni Hibban]
(Cenâbı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet
döneminde tapınılan putları kaldırmamı emredip, kendisinden korkup da içkiyi
bırakan mümine cennet nimetlerini ihsan edeceğini de bildirdi.) [İ. Ahmed]
(Şaraba değişik isimler konup içilir, çalgı ve şarkıcı kadınlar çoğalırsa Allah
onları yere geçirir.) [İbni Mace, İbni Hibban]
(Çalgılar çoğalır ve içkiler içilirse, yere batmak, başka kılığa çevrilmek gibi
belalar gelir.) [Tirmizi]
(İçki içilir, kötü kadınlar çoğalırsa, erkek erkekle, kadın kadınla yetindiği
zaman, çeşitli belalar gelir.) [Beyheki]
(Şarap içenin namazı kırk gün kabul olmaz.) [Tirmizi, Hakim, Nesai] (Namazı
kabul olmaz) demek, namazı boşa gider demek değildir. Namaz borcundan kurtulur,
namaz kılmakla kavuşacağı büyük sevaptan mahrum kalır demektir. Namaz kılanın,
günahları bırakması kolaylaşır. İçki içen de namaza devam etmelidir.
(İnsan, mümin olduğu halde zina ve hırsızlık edemez, içki içemez. Bunları
işleyen boynundaki islam halkasını çıkarmış olur. Tövbe ederse, Allah tövbesini
kabul eder.) [Nesai]
(Zina eden ve şarap içenin imanı, gömleğin sırttan çıktığı gibi çıkar.) [Hakim]
(İçki ile iman, bir arada bulunmaz, biri, diğerini uzaklaştırır.) [Beyheki]
(İçki içenin kalbinden iman nuru çıkar.) [Taberani]
(Alkolik olan Cennete giremez.) [Hakim]
Her içki içene kâfir denmez. Çünkü Ehli sünnet itikadında büyük günah işleyene
kâfir denmez. [Vehhabiler, büyük günah işleyene, mesela içki içene, namaz
kılmayana, açık gezene kâfir derler. Vehhabiliğin bu yüzden de islamiyetle yani
ehli sünnetle, alâkası yoktur.]
İslam âlimleri, (Cennete giremez) hadisi şerifini, (Günahının cezasını çekmeden
Cennete giremez) şeklinde açıklamışlardır. Devamlı büyük günah işleyen, namaz
kılamaz, haramlara önem vermez, maazallah imanını kaybedebilir. Bunun için içki
içenin ve diğer büyük günahları işleyenin bir gün iman nuru sönebilir.
Atalarımız, (Su testisi su yolunda kırılır) demişlerdir. Her su testisi, su
yolunda kırılmadığı gibi, her içki içen de imansız ölür denemez. Fakat devamlı
işlenen günahlar, insanı küfre sürükler. İçki içen kimseler, namaza önem verip
kılmaya devam ederse, içkiyi bırakmaları kolay olur. Kur’an-ı kerimde, (Namaz,
her kötülükten alıkor) buyuruluyor. (Ankebut 45)
Hacca gitmenin önemi 05012003
Gücü yetenin,
ömründe bir kere, Kâbe’ye gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. Daha
sonra yapılan haclar, nafile olur. Nüsük, ibadet demektir. Farz olan hacca
gitmeye çalışmalı! Bir kere farz olan haccı yapmak, 20 kere Allah yolunda
savaşmaktan daha sevaptır. Hadis-i şerifte, (Hac, suyun kirleri temizlediği
gibi, günahları yok eder) buyuruldu. (Taberani) Kabul olan hac, namaz, oruç ve
zekât borçlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına
sebep olur. Kul borçları verilmedikçe veya helalleşilmedikçe ödenmiş olmaz. Kul
ve Hak borçlarından başka günahlar affedilir. Hadis-i şerifte, (Arafat’ta
vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini sanmak, büyük günahtır) buyuruldu.
(Hatib)
Haccın sahih olması için vaktinde hac yapılması lazımdır. Kabul olması için de,
haccın sahih olması, o kimsenin itikadının düzgün olması, bid’at ehli olmaması
gibi şartları vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bid’at işleyenin, orucu,
haccı, cihâdı kabul olmaz) [Deylemi]
Haccın kabul olması için, haccın farz, vacip ve sünnetlerini eksiksiz yapmaya
çalışmalı, niyeti düzeltmeli, riya karıştırmamalı ve helal para ile gitmeli!
Dünyalık işleri hac işine karıştırmamalı. Borçları varsa ödemeli, hak sahipleri
ile helalleşmeli, günahlarına tövbe etmeli. Bunlara riayet edilerek yapılan hac
makbul olur. Hadis-i şerifte, (Hac edin ki, muhtaç olmayın. Seyahate çıkın ki,
sağlığa kavuşun) buyuruldu. (Taberani) Hacca giderken orada ölmekten korkmamalı!
Hatta hac yolunda ölmeyi ganîmet bilmeli. Hadis-i şerifte, (Hacca giderken veya
gelirken ölen, günahlarda temizlenir, hesaba çekilmeden ve azap görmeden cennete
girer) buyuruldu. (İsfehani)
Hacca giden, başkalarına sıkıntı vermemeli, onlardan gelecek sıkıntılara da
katlanmalı, yumuşak davranmalı. Hadis-i şerifte, (Sertlikten ve çirkin şeyden
sakının. Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir) buyuruldu. (Müslim) Hacca
gidenin değil, haccı kabul olanın günahları af olur. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki: (Kabul olan bir hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki ], (Hac
yolunda ölene, kıyamete kadar hac sevabı yazılır.) [Ebu Yala], (Hac için
harcanan mala, cihâddaki gibi yedi yüz misli sevap verilir.) [Beyheki],
(Hacceden fakirleşmez, zenginleşir.) [Bezzar, Hakim]
Üç türlü hac vardır:
1- İfrad hac: Bu haccı yapana müfrid hacı denir. İhrama girerken, yalnız hac
yapmaya niyet eden kimsedir. Mekke’de oturanlar, yalnız müfrid hacı olur.
2- Kıran hac: Bu haccı yapana karin hacı denir. Hac ile umreye birlikte niyet
eden kimsedir. Önce umre için tavaf ve say edip, sonra ihramını çıkarmadan ve
tıraş olmadan, hac günlerinde hac için, tekrar tavaf ve say yapar.
3- Temettü hac: Bu haccı yapana mütemetti hacı denir. Hac aylarında [yani
Şevval, Zil-kade ile, Zilhiccenin ilk on gününde] umre yapmak için ihrama girip
ve umre için tavaf ve say yapıp ve tıraş olup, ihramdan çıkar. Memleketine
gitmeyerek, o sene, terviye gününde veya daha önce, hac için ihrama girerek,
müfrid hacı gibi hac yapar. Yalnız, tavaf-ı ziyaretten sonra da say yapar. Karin
ve mütemetti hacıların şükür kurbanı kesmesi vaciptir. Kesmeyecek ise,
Zilhiccenin 7, 8 ve 9. günlerinde ve bayramdan sonra, memleketinde de olsa, 7
gün daha oruç tutması lazım olur. Hepsi on gün olur.
Haccın şartları iki kısımdır 06012003
Vücûb şartları:
1- Müslüman olmak. 2- Kâfir ülkesinde olanın, haccın farz olduğunu işitmesi. 3-
Akıl balig olmak. 4- Hür olmak. 5- Geçim ihtiyacından fazla olarak hacca götürüp
getirecek ve evindekilere yetecek kadar, helal parası olmak. 6- Hac vakti gelmiş
olmak. [Hac vakti, arefe ve bayram günleri olmak üzere, 5 gündür.] 7- Hacca
gidemeyecek kadar, kör, hasta, ihtiyâr ve sakat olmamak.
Eda şartları: 1- Hapsedilmiş veya yasaklı olmamak. 2- Hac için gideceği yolda ve
hac yerinde selamet ve emniyet olmak. 3- Kadın, kocasının veya ebedî mahrem
akrabasından fâsık ve mürted olmayan âkıl bâlig veya mürâhık bir erkekle beraber
gitmesi lazımdır. Bunun yol parasını verecek kadar, kadının zengin olması da
lazımdır. Hadis-i şerifte, (Kadın, yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez!)
buyuruldu. (Bezzâr) [Şâfiî’de, mahremsiz olarak, kadınlar, farz olan hacca
gidebilir. Kadının mahreminin hac yolunda ölmesi, Şâfiî’yi taklit etmesi için
özür olur.] Erkeksiz kadın hacca gidemez. Giderse, haccı sahih olur ise de,
haramdır. Erkeği ile gidince de, otelde, tavafta, say’da ve taş atarken,
erkekler arasına karışması haccın sevabını giderdiği gibi, büyük günaha da
girer. Ebedî mahrem erkeği bulunmayan kadın, ihtiyarlayınca, göremez olunca veya
iyi olmayacak bir hastalığa yakalanınca, yerine vekil gönderir. Daha önce
göndermez. 4- Kadın, iddet hâlinde olmamak. [Vücûb şartları bulunmakla beraber,
eda şartları da kendisinde bulunanın, o yıl hacca gitmesi farz olur. O yıl, hac
yolunda ölürse hac sâkıt olur. Vekil gönderilmesi için vasiyet etmesi gerekmez.
O yıl gitmez ise, günah olur. Sonraki senelerde, hac yolunda veya evinde hasta,
hapis veya sakat olursa, yerine başkasını, bedel [vekil] göndermesi veya bunun
için vasiyet etmesi lazımdır. Vekil gönderdikten sonra iyi olursa, kendinin
gitmesi de lazım olur. Sonraki yıllarda hacca giderse, tehir günahı af olur.]
Vekilin, ihrama girerken, emreden kimse için, kalb ile niyet etmesi şarttır. Hac
borcu olanın, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek,
vasî olan kimseye emir vermesi gerekir. Ölü veya ölünün vasî yaptığı yabancı
kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz. Bir
kimse izin vermeden, başkasını bunun yerine hacca gönderemez. Yalnız vâris, ölen
akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise, kendine miras kalan
para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir. Böylece ana
babasını hac borcundan kurtarmış olur. Kendine de, farz olmuş ise, kendi için,
ayrıca gitmesi gerekir.
İstanbul’daki bir kimsenin babası Erzurum’da sâkin iken vefat etse, babası,
vasiyet etmedi ise, babası için birini vekil gönderirse, Erzurum’dan göndermesi
farzdır. Başka yerden gönderemez. Şâfiî’de Mîkât dışındaki her yerden
gönderebilir; hatta, hacca giden birine para vererek, Mekke’de bir vekil bulup,
babası için, buna Mîkât’tan hac yaptırtabilir. Hanefîler, paraları az ise,
Şâfiîyi taklit ederek, vasiyet etmemiş ana, baba ve yakınları için, Mekke’de
vekil tutabilirler. Parayı verirken, Şâfiî’yi taklit ediyorum diye niyet etmesi
gerekir.
Haccın farzları üçtür: 1- Haccı, ihramlı yapmak. 2- Vakfeye durmak. (Arefe günü
Arafat’ın, Vâdi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve
ikindi namazlarından sonra vakfeye durulur.) 3- Kâbe-i muazzamayı Tavaf-ı
ziyaret etmektir.
İhram ve hükümleri 07012003
İhram, iki
parçalı bez olup, iple bağlanmaz, düğümlenmez. Tavafa başlarken, ihramın
ortasını sağ koltuk altından geçirip, iki ucunu sol omuz üstüne getirmek
sünnettir. Hac, umre, ticaret veya herhangi bir şey için uzaktan gelenlerin,
mîkât denilen yerleri, ihramsız geçerek, Mekke Haremi’ne girmeleri haramdır.
Geçenin, geri mîkâta gelip ihrama girmesi gerekir. İhrama girmezse, kurban
kesmek gerekir.
Mîkât denilen yerler ile, Harem-i Mekke arasına Hil denir. Mîkâttan geçerken,
bir iş için Hil’de kalmaya niyet edenlerin ve Hil’de oturanların, hacdan başka
niyet ile, ihramsız Harem’e girmeleri câizdir. Mîkât yerlerini geçerken, niyet
ederek ve telbiye yaparak, usûlü ile, ihrama girilir. Mîkât yerinden önce, hatta
kendi memleketinde de giymek câiz ve daha iyidir.
İhramlıya yasak olanlar: 1- Karadaki av hayvanlarını öldürmek, 2- Dikilmiş
elbise giymek, 3- Bir yerini tıraş etmek, 4- Cima etmek, 5- Kavga ve münakaşa
etmek, 6- Koku sürünmek, 7- Tırnak kesmek, 8- Mest, ayakkabı giymek ve başını
örtmek [Erkek için], 9- Eldiven, çorap giymek, 10- Kendiliğinden çıkan ot ve
ağaçları koparmak. Bunları bilerek veya bilmeyerek, unutarak yapanlara, kurban,
sadaka cezaları lazım olur. Ceza olarak kesilen kurban etinden sahibi yiyemez.
İfrad hacda bir kurban icap ettiren suçu, karin hacı işlerse, biri umre için,
iki tane kesmesi lazımdır.
İhramlıya yasak olmayanlar: 1- Pire, her türlü sinek, başkasının üzerinde
bulunan bit, fare, yılan, akrep, kurt, çaylak gibi zararlı ve insana saldıran
hayvanları öldürmek, 2- Başını sabun ile yıkamak, 3- Terlik gibi üstü açık
ayakkabı giymek, 4- Diş çektirmek, 5- Renkli ihram giymek, 6- Gusletmek, 7-
Başına dokundurmamak şartı ile, tavan, çadır, şemsiye altında gölgelenmek, 8-
Başı âdet olmayan şey ile [tas, tepsi] örtmek, paket gibi şeyler koymak, 9-
Beline kuşak, kemer, para kesesi, silâh bağlamak, 10- Yüzük takmak, 11-
İnsanların dikip yetiştirdiği sebze ve ağaçları koparmak, 12- Düşman ile
dövüşmek, 13- Kadınların, deriye değmemek üzere yüzlerini örtmeleri ve dikilmiş
elbise, mest, çorap giymeleri, örtü altına ziynet eşyası takmaları câizdir.
Bir hacı, Arefe günü, öğle ezanından bayramın birinci günü, sabah namazı vaktine
kadar olan zaman içinde, Arafat’ta biraz dursa veya ihramlı olarak Arafat’tan
geçse veya ihramlandıktan sonra hasta olup, uykuda iken, baygın iken sedye
içinde veya başka bir şeyle taşınarak nüsükler yaptırılırsa veyahut ihrama
girmeden önce, hasta olan, bayılan yerine başkası ihrama girip, bu uyanmadan,
ayılmadan önce, o, bunun yerine de nüsükleri ayrıca yaparsa veya Arefe günü
olduğunu bilmeyerek, Arafat’ta dursa, haccı sahih ve tavaf-ı kudûm sâkıt olur. O
yerin Arafat olduğunu bilmek ve niyet etmek lazım değildir. O gün veya gece,
Arafat’ta bulunmayan veya Arafat’tan geçmeyen hacı olmaz.
Zemzem içmeyi bir nimet bilmeli. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Zemzem,
doyurucu ve hastaya şifa vericidir.) [Bezzar], (Zemzemi, belalardan korunmak
niyeti ile içeni Allah korur) [Hakim] İbni Mübarek hazretleri, (Resulullah
“Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur” buyurduğu için, ben de kıyamette
susuzluktan kurtulmak için zemzemi içiyorum) derdi. (İbni Mace)
İbni Abbas hazretleri de, zemzem içerken, (Ya Rabbi, senden faydalı ilim, bol
rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) derdi.
Haccın vacipleri 08012003
1- Tavaf-ı
kudûm’dan sonra Safâ ile Merve tepeleri arasında, 7 kere say etmek. Tavafsız
say, sahih olmaz. 2- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife’de, vakfeye durmak. 3-
Mina’da, 3 gün şeytan taşlamak, 4- İhram’dan çıkmadan önce, erkek, başın en az
dörtte birini ustura ile tıraş ettirmek veya en az 3 cm kırkmak. Berber veya
ustura bulamamak özür sayılmaz. Saçsız olan veya başı yara olan da, usturayı,
değmeden baştan geçirir. Makasla biraz keser. 5- Âfâkî, yani mîkât denilen
yerlerden daha uzak memleketlerin hacıları, Mekke’den son ayrılacağı gün,
tavaf-ı veda yapmak. Hayzlı kadına bu tavaf vacip değildir 6- Arafat’ta, güneş
battıktan sonra da, biraz kalmak. Güneş batmadan önce, Arafat meydanından dışarı
çıkanın kurban kesmesi gerekir. 7- Tavaf-ı ziyarette, Kâbe etrafında dörtten
sonra üç kere daha dönmek. 8- Tavafta abdestsiz ve cünüp olmamak. 9- Üzerindeki
elbise temiz olmak. 10- Tavaf yaparken, Hatîm denilen yerin dışından dolaşmak.
11- Tavafta, Kâbe-i muazzama, sol tarafta kalmak. 12- Tavaf-ı ziyareti, bayramın
üçüncü gününün güneşi batıncaya kadar yapmak. 13- Tavaf ederken, avret yeri
kapalı olmak. 14- Safâ tepesi ile Merve tepesi arasında say ederken, Safâ’dan
başlamak. (Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye dönüp, tekbir, tehlil ve salevat
getirmek ve duâ etmek. Sonra Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan Merve’ye dört,
Merve’den Safâ’ya üç kere gidilir.) 15- Her tavaftan sonra, Mescid-i haram
içinde iki rekât namaz kılmak. 16- Şeytan taşlamayı bayram günlerinde yapmak.
17- Tıraşı, bayramın birinci günü ve Harem hududu içinde yapmak. 18- Say’ı
yürüyerek yapmak. 19- Kıran ve temettü hac yapan, şükür kurbanı kesmek. 20-
Kurbanı, bayramın ilk günü kesmek. 21- Arafat’ta durmadan önce cima yapılırsa,
haccı bozar. Cimadan başkalarını, ihramdan çıkıncaya, cimayı, tavaf-ı ziyareti
yapana kadar terk etmek vaciptir. Vacipleri hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık
gibi bir özürle terk edene bir şey lazım olmaz, bir vekile yaptırmak gerekmez.
Haccın sünnetleri: 1- Âfâkî olanların, hemen Mescid-i harama girerek Tavaf-ı
kudûm yapmaları. 2- Tavafa Hacerül-esved’den başlamak ve burada bitirmek. 3-
İmamın üç yerde hutbe okuması. a) Zilhicce ayının 7. günü Mekke’de; b) 9. günü,
öğle namazı olunca, öğle ve ikindi namazlarından önce, Arafat’ta; c) 11. günü,
Mina’da okunur. Arafat’ta, hutbe bitince öğle ve hemen sonra ikindi namazı,
cemaat ile kılınır. İmama yetişemeyen, ikindi namazını, ikindi vaktinde kılar.
Namazdan sonra, Mescid-i Nemre’den, Mevkıf’e gelip, kıbleye karşı, ayakta veya
oturarak vakfeye durulur. Cebel-i rahme kayaları üstüne çıkmak ve vakfe için
niyet gerekmez. 4- Arafat’a gitmek için, Mekke’den, Terviye [zilhiccenin 8.]
günü, sabah namazından sonra çıkmak. 5- Arefeden önceki ve bayramın 1., 2. ve 3.
günlerinin geceleri, Mina’da yatmak. 6- Arafat’a gitmek için, Mina’dan, güneş
doğduktan sonra yola çıkmak. 7- Arefe gecesi Müzdelife’de yatmak. 8-
Müzdelife’de, vakfeye, fecir ağardıktan sonra durmak. 9- Arafat’ta, vakfeden
önce gusletmek. 10- Mina’dan Mekke’ye son dönüşte, önce Ebtah denilen vadiye
gelip, burada bir miktar durmak. Buradan Mekke’ye gelip, dilediği kadar kalır.
11- Hacca giderken, muhtaç olmayan ana babadan, alacaklılardan izin almak
sünnettir. Ana baba muhtaç ise, izinsiz gitmek haramdır. Nafaka bırakmadı ise,
hanımından izinsiz gitmesi de haram olur. Haccın sünnetini yapmayana ceza lazım
gelmez. Mekruh olur. Sevabı azalır.
Temettü haccın yapılışı 09012003
Mîkâttan önce:
1) Tırnaklar kesilir. 2) Koltuk altı ve kasık temizlenir. 3) Gusledilir, olmazsa
abdest alınır. 4) Erkek, ihram giyer, baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mîkât sınırında: İhramın sünneti olarak iki rekât nafile namaz kılınır. Sadece
umre için niyet ve telbiye yapılır. İhramdan çıkana kadar ihramlıya yasak olan
işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat ve telbiye söyleyerek yola devam
edilir.
Mekke-i mükerremede: 1) Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “Umre
tavafı” yapılır. 2) Tavaftan sonra, “Tavaf namazı” kılınır. 3) Zemzem içilir. 4)
Safâ ile Merve arasında “umrenin say’ı” yapılır. Sonra saçın en az dörtte biri
veya tamamı kesilir yahut kısaltılır. Böylece umre bitmiş, ihramdan çıkılmış
olur. 5) İhramsız olarak Mekke’de kalınır. İstenildiği kadar nafile tavaf
yapılabilir.
Terviye günü [8 zilhicce]: Terviye günü hac için niyet ve telbiye yaparak
yeniden ihrama girilir. Sabah namazı Mekke’de kılınıp Mina’ya çıkılır. Arefe
günü sabah namazını müteakip Arafat’a hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]: 1) Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve
salevat okunur. Kendine, ana baba ve bütün müminlere duâ edilir. 2) Öğle ve
ikindi namazları, öğle vaktinde cem edilerek kılınır. 3) Öğleden sonra vakfe
yapılır. 4) Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam
namazı kılınmadan Müzdelife’ye hareket edilir. 5) Akşam ve yatsı namazları
Müzdelife’de cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır.
Bayramın birinci günü [10 Zilhicce]: 1) Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de
Meş’aril harama gidilip, orada vakfe yapılır. 2) Ortalık ağarıp güneş doğmadan,
Mina’ya hareket edilir.
Mina’da [çadıra yerleştikten sonra]: 1) Akabe cemresine 7 taş atılır. 2) Vacip
olan şükür kurbanı kesilir. Kesilemezse, Zilhiccenin 7, 8 ve 9. günlerinde ve
bayramdan sonra 7 gün daha oruç tutmak gerekir. 3) Saçın en az dörtte biri veya
tamamı kesilir yahut kısaltılır. Böylece, ihramdan çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri: 1) Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı
yapılı. Daha önce yapılmamışsa, haccın say’ı yapılır. 2) Küçük, Orta ve Akabe
Cemrelerine her gün 7’şer taş atılır.
Mina’dan dönünce: “Veda tavafı” yapılır. Beytullah’a karşı durup kana kana
zemzem içilir. Baş ve yüz yıkanır. Sonra Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
CEZA GEREKTİREN ŞEYLER: 1- Bedene [deve veya sığır] gerektirenler. 2- Dem [koyun
veya keçi] gerektirenler. 3- Sadaka gerektirenler. 4- Bedelini ödemeyi
gerektirenler. Bedene kesmeyi gerektirenler: 1- Arafat vakfesinden sonra ve
ziyaret tavafından önce cimada bulunmak. [Arafat’ta durmadan önce olursa, haccı
bozar.] 2- Ziyaret tavafını cünüp olarak yapmak. Dem kesmeyi gerektirenler: 1-
Kudûm ve veda tavafını cünüp yapmak. 2- Bir uzvun tamamına koku sürmek. 3-
Saçına yağ sürmek, kına yakmak. 4- Dikişli elbiseyi tam bir gün giymek. 5-
Başını bir şeyle örtmek. 6- Tıraş olmak. 7- Koltuk veya yüz kıllarını veyahut
boyun kıllarını koparmak. 8- Tırnakları kesmek. 9- Haccın vaciplerinden birini
terk etmek veya zamanında yapmamak. Bir Fıtra sadaka gerektirenler: 1- Bir
uzuvdan az bir yere koku sürmek. 2- Bir günden az elbise giyinmek. 3- Başın veya
sakalın dörtte birinden daha azını tıraş etmek. 4- Bir tırnak kesmek 5- Veda
tavafını abdestsiz yapmak. 6- Veda tavafından bir şavtı terk etmek. 7-
Cemrelerde eksik taş atmak. 8- Başkalarını tıraş etmek, tırnaklarını kesmek.
Fıtra’dan az sadaka gerektirenler: Çekirge öldürmek. Bedel ödemeyi
gerektirenler: Av hayvanını öldürmek. Ayrıca Harem’in, kesilmesi haram olan
bitkilerini kesmek.
Hacdan sonra Medine’ye gitmelidir 12012003
Medine-i
münevvere şehri çok kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Medine, kötüleri çıkarır, körüğün, demirin pasını çıkarıp attığı gibi.) [Buhari]
(Medine’de ölebilen, orada ölsün. Ben, orada ölenlere şefaat ederim.) [Tirmizi]
(Bütün beldeler kılıçla, Medine ise Kur’an-ı kerimle fetholundu.) [İbni Neccar]
(Haremeynden [Mekke ve Medine’den] birinde ölen, korkulardan emin olarak
dirilir.) [Beyheki]
(Medine, İslâm’ın kubbesi, hicretin toprağı, helal ve haramın meskenidir.) [Taberani]
(Medine’nin açlık ve şiddetine sabreden her mümine, kıyamette şefaat ederim.)
[Müslim]
İmam-ı Malik hazretleri, Medine içinde hayvana binmekten kaçınır, (Bir yer ki,
Resulullah yaya gezip mübarek ayağı dokunmuştur, ben oraya hayvan ayağıyla
basmam) buyururdu.
Üç mescidi ziyaret
Fahr-i âlem efendimizin ziyaretine gitmeye niyet eden, Onun Mescid-i şerifini
ziyarete, orada namaz kılmaya da niyet etmeli! Çünkü Onun mescidi, ziyaret için
yolculuk yapılan üç mescitten biridir. Bu üç mescit şunlardır: Mescid-i Haram,
Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi.
Namazları Ravda-i mutahharada kılmaya gayret etmeli. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Mescid-i haram hariç, mescidimde kılınan bir namaz, başka mescidde kılınan bin
namazdan daha sevaptır.) [Buhari]
(Mescidimde, kırk vakit namaz kılan için, cehennemden kurtuluş beratı yazılır.)
[Tirmizi]
Kuba mescidi de önemlidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kuba mescidinde namaz kılmak umre yapmak gibidir.) [Tirmizi]
Eshâb-ı kiramın bulunduğu Baki kabristanını da ziyaret etmeli! Peygamber
efendimiz, Baki’ye çıkar (Esselamü aleyküm ey müminler topluluğunun yurdu) diye
selam verirdi. (Müslim)
Diğer kabirleri de ziyaret etmelidir. Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(İki kabristan, güneş ve ayın yer halkına ışık vermesi gibi gök halkına ışık
verir. Birisi Medine kabristanı, öteki de Askalân kabristanıdır.) [İbni Neccar]
Kabri şerifi ziyaret
Mekke’den sonra Medine’ye gitmek zorunlu mu?
CEVAP: Zorunlu değilse de gitmeye çalışmalı! Peygamber efendimizin mübarek kabr-i
şerifini ziyaret ederek büyük nimetlere kavuşmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu
ki:
(Kabrimi ziyaret edene şefâatim vacip olur.) [Beyheki]
(Medine’ye gelip kabrimi ziyaret eden, Kıyâmette komşum olur, ona şefâat
ederim.) [Şir’a]
(Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur.) [Taberani]
(Sırf beni ziyaret etmek için gelen, kıyâmette şefâatimi hak etmiş olur.)
[Müslim],
(Hac edip de, beni ziyaret etmeyen, beni incitmiş olur.) [Darekutni]
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim helal oldu.) [Bezzar]
(Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar
bana bildirilir.) [İbni Ebi Şeybe]
Hacla ilgili bazı kelimelerin anlamı 13012003
Afaki: Mikât
sınırlarının dışından gelen hacılar.
Cem-i takdim: Vakti girmemiş bir namazı, vakti giren bir namazla beraber
kılmaktır. Hanefide yalnız hac mevsiminde arefe günü Arafât’ta, öğle ve ikindi,
öğle vaktinde kılınır.
Cem-i tehir: Vakti çıkan namazı, vakti giren namazla birlikte kılmaktır. Mesela
akşam, yatsı ile yatsı vaktinde kılınır.
Cemreler: Minâ’da birbirine birer ok uzaklıkta bulunan üç taş kümesidir.
Bunlardan birincisine Cemre-i Ula, ikincisine Cemre-i Vusta, üçüncüsüne Cemre-i
Akâ’be denir.
Eyyam-ı Teşrik: Zilhiccenin 11, 12 ve 13. günleridir. Kurban bayramının
arefesinin sabah namazından, 4. günün ikindi namazına kadar, 23 farz namazdan
sonra, tekbir-i teşrik okunan günler.
Hac Ayları: Şevval, Zilka’de ayları ile Zilhiccenin ilk on günüdür. Hac Vakti
ise Arefe ve bayram günleri olmak üzere beş gündür.
Hacc-ı Asgar: Umre, Hacc-ı ekber: Farz olan hac. Haccetül-İslâm da denir.
Hatim: Kâ’benin kuzey duvarı hizâsında yarım daire şeklinde duvarcık ile Kâ’be
arasında kalan yer.
Hervele: Safâ ve Merve arasında sa’y yapılırken yeşil direkler arasında süratli,
çalımlı yürümek. Tavâfın ilk üçünde, erkeklerin kısa adımlarla, omuzları
silkerek çalımlı yürümelerine Remel denir.
Hil: Harem bölgesi ile mikât sınırları arasında kalan yerlerdir.
İstilam: Hac ve Umrede Kâ’beyi tavâfa başlarken veya tavâf sırasında Hacer-ül
esved önüne gelindiğinde, elleri namaza durur gibi kaldırıp tekbir, tehlil
getirerek (Allahü ekber, la ilahe illallahü vallahü ekber) diyerek onu
selamlamak. El sürülemiyorsa uzaktan elleri kaldırıp, işaret yapmak.
İzar: İhrâmlının belden aşağıya doladığı örtü. Belden üst kısmını örtene de rida
denir.
Menâsik: Hacla ilgili ibadetler. Her birine nüsük denir.
Mikât: Afakilerin ihrâma girdikleri yerler ki Mekke’ye en uzağı Zülhuleyfe en
yakını Yelemlemdir.
Sa’y: Safâdan başlayarak Merveye, Merveden Safâya dört gidiş, üç geliş.
Şavt: Tavâfta Hacer-i Esvedden başlayıp Kâ’benin etrafında dönüp tekrar aynı
hizâya gelmek. Sa’yda Safâ’dan Merve’ye, Merve’den Safâ’ya bir kere gitmek. Her
tavâf ve sa’yde 7’şer şavt vardır.
Tavâf: Kâ’benin etrafında, Hacer-i esvedden başlayıp Kâ’be sola alınarak yedi
kere dönmektir.
Tavâf-ı Kudum: Mekke-i mükerremeye varınca, yapılan ilk tavâf, Afakiler için
sünnettir.
Tavâf-ı Sadr: Hac esnasında cemrelerin taşlanması bittikten sonra Minâ’dan
Mekke’ye gelindiğinde yapılan tavâf. Tavâf-ı Veda da denir. Hac vazifeleri
bununla sona erer.
Tehlil: La ilahe illahü vahdehü la şerike leh Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve
hüve ala külli şey’in kadir demek.
Tekbir: Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahu vallahü ekber. Allahü
ekber ve lillahil hamd demek.
Telbiye: “Lebbeyk. Allahümme Lebbeyk. Lebbeyk la şerike leke lebbeyk. İnnel
hamde ve’n-ni’mete vel mülke leke la şerike lek” demek.
Terviye günü: Zilhiccenin 8. günü. Bugün Minâ’ya çıkmak ve geceyi orada geçirmek
sünnettir.
Vakfe: Durma. Arefe günü Arafâtın Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi
bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktâr durmak. Bu farzdır.
Kurban için zenginliğin ölçüsü nedir? 14012003
Maddeler
halinde bildirelim:
1- Fıtra ve kurban nisâbına malik olana zengin denir. Bunun fıtra vermesi vacip
olur. Mükellef ise, yani âkıl, bâlig ve mukim ise, yalnız kendisi için kurban
kesmek de vacip olur. Bunun zekât alması haram olur ve fakir olan kadın mahrem
akrabasına ve çalışamayan fakir erkek akrabasına yardım etmesi vacip olur.
2- Miras ve mehir malları, nisap hesabına katılır. Nisap miktarı malı teslim
aldıktan bir yıl sonra yalnız o yılın zekâtı verilir.
3- İhtiyacı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak, zekât nisâbı kadar malı
veya parası bulunan müslümanın kurban kesmesi vaciptir. Kurban nisâbı ve eşyanın
kıymeti, altın ve gümüş ile tespit edilir.
4- Kurban nisâbı hesâbına katılacak malın, ticâret için olması şart olmadığı
gibi, elinde bir yıl kalmış olması da lâzım değildir. Borçlar alacaklardan ve
mevcut maldan çıkarılır. Kalan alacaklar, zekâtta olduğu gibi, kurban nisâbına,
dahil edilir.
5- İhtiyâç eşyâları kurban nisâbına dahil edilmez. İhtiyaç eşyası demek,
kıymetleri ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl 3 kat
elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, hizmetçiler, binecek vasıtası,
meslek kitapları ve ödeyeceği borçlarıdır. Bu eşyanın mevcut olması şart
değildir. Eğer mevcut iseler, zekât, fıtra ve kurban için nisap hesabına
katılmazlar.
6- Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evindeki süs
eşyası, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, sanat ve
ticaret aletleri, burada ihtiyaç eşyası sayılmaz. Yani, bunlar, kurban nisâbına
dahil edilir. Hepsi hesaplanınca 96 gr. altın değerinde olursa, böyle kimsenin
kurban kesmesi vacip olur. Oturduğu ev büyük olsa, ihtiyacından fazla,
kullanılmayan odaları olsa, nisâba katılmaz.
7- Kadınların incisi ve her çeşit süs, zînet eşyası kurban nisâbına katılır.
8- Evde kullanılan tabanca, teypler, kasetler, kıymetli dînî levhalar, avizeler
kurban nisâbına dahil edilmez. Bunlar kullanılan eşyadır.
9- Nisap değerinde Mushafı, hadis, fıkıh ve diğer ilim kitapları bulunan kişi,
bunları okuyorsa, nisâba dahil etmez. Okumuyorsa, okumayı bilmiyorsa, dahil
eder.
10- Evde kullanılmayan eşyalar nisâbın üzerinde olursa, kurban kesmek vacip
olur. Mesela çeyiz olarak alınan eşyâlar, kimin ise, o kurban keser. Baba, çeyiz
olarak aldığı hâlde, kızına hediye etmemişse, çeyiz hâlâ babanın malıdır.
Babanın kurban kesmesi gerekir. Hediye etmişse, kızının kesmesi gerekir. Çeyiz
nisabı buluyorsa böyledir.
11- Her yıl 3 kat elbise ihtiyaç eşyasıdır. Fazlası eski de olsa nisâba dahil
edilir. Kullanılmayan eski ev eşyaları, kap kacak da, kurban nisâbına dahil
edilir. (Üç kat elbise demek, üç ceket, üç pantolon, bir palto, üç gömlek, üç
atlet, üç don ve bir kazak demektir. Bundan fazla olanlar kurban nisâbına
katılır.)
12- Bir evi olan kadın, zengin sayılır, içinde otursa da, oturmasa da, kurban
kesmesi gerekir. Bir evi olan erkek zengin sayılmaz. Ama hanım için ev nafakadan
sayılmaz. Kocası onu bir ev bulup oturtmaya mecburdur. Ama kadının kocası yok
ise, oturduğu evi nafakadan sayılır.
13- Biri yazlık, diğeri kışlık iki evi olanın kurban kesmesi gerekir.
14- Kurban kesmenin vacip olmasında, bayramın üçüncü gününe itibar olunur.
Bayramın ilk günü, zengin-fakir, mukim-misafir, akıllı-deli, baygın-ayık olmaya
bakılmaz. Bayramın üçüncü günü yukarıdaki şartlar mevcutsa, kurban kesmek vacip
olur.
15- Zengin kimse, elinde parası olmasa da, ödünç alarak veya herhangi bir malını
satarak kurban kesip büyük sevaba kavuşmalıdır.
Kurban satın alırken 15012003
Kurban alırken
şunlara dikkat etmelidir: 1- Kurban satın alınırken, (Bayram günü kesmesi vacip
olan kurbanı almaya) niyet etmelidir. Bunu keserken, tekrar niyet etmesi şart
değildir. Bu aldığı hayvanı kurban etmesi de şart değildir. Fakat, keseceğinin
kıymeti bundan az olmamalıdır. Satın alırken, hiç niyet etmese de olur. Fakat,
bunu keserken veya kesecek olanı vekil ederken niyet edebilir.
2- Bazı yerlerde kurbanlık hayvan alırken, satıcı, (Hayvanı kesip et hâline
getirdikten sonra kilosunu şu fiyattan veriyorum. Sen hayvanı seç, bayramda
gelirsin, eti kaç kilo gelirse, parasını verirsin) diyor. Canlı olarak tartıp
satanlar da vardır. Bu şekilde kurbanlık almak sahih olmaz. Canlı olarak tartıp,
(Bu hayvana şu kadar para vereceksin) denirse, sahih olur.
3- Üç ortak, farklı para verip 98 milyona bir inek alsa, ortağın ikisi 42’şer
milyon, üçüncü ortak da 14 milyon verse, üçüncüye düşen para, yedide birden az
olmadığı için câiz olur.
4- Eşit para verip 3 kişi, 3 koyun alsa, kesmeden önce, (Şu senin, şu onun, şu
da benim) diye paylaşmak câizdir.
5- Necaset yiyen hayvanın etinin temiz olması için, deve 40, sığır 20, davar 10,
tavuk 3, serçe 1 gün hapsedilir. Bir başka kavil ise, deve ile sığır 10, koyun
4, tavuk 3 gün hapsedilir.
6- İki kişinin kurbanı karışırsa, her birinin kendinin sanarak kestiği, kendi
kurbanı olur. Yedikten sonra helalleşirse, yine sahih olur.
7- Emanet olarak bulunan hayvanı kurban etmek câiz değildir.
8- Başkasının koyununu gasp eden, çalan, kıymetini sonradan öderse, kurban
etmesi câiz olur. Çünkü, kıymeti ödenince, gasp ettiği zaman mülkü olur. Gasp
günahına ayrıca tövbe gerekir.
9- Borcu olmayan fakir, kurban keserse, çok sevap olur. Borcu varsa, önce
borcunu vermelidir. Çünkü borç ödemek farzdır. Kurban nisâbına malik olmayan
fakir, kendi malı olan hayvanını kurban etmeyi niyet ederse veya kurban niyeti
olmayarak, hayvanı bayramda satın alıp, sonra kurban etmeyi niyet ederse, yahut
kurban niyeti ile bayramdan önce satın alırsa, bunları kesmesi vacip olmaz.
Keserse, nafile olur ve etinden yiyebilir ve fakirlere verdiği et sadaka olur.
10- Başkasının hayvanını ondan habersiz, onun için kurban etmek câizdir.
Başkasının hayvanını, ondan izinsiz, kendi için kurban eden, sonra kıymetini
öderse, câiz olur. Sahibi kıymetini kabul etmeyip, kesilmiş hayvanı alırsa,
sahibi için kurban edilmiş olur.
11- Allah rızası için niyet ettikten sonra ayrıca çoluk çocuk çok et yesin diye
semiz koyun almayı niyetine karıştırmamalı, semiz alırken sadece sevabını
düşünmeli.
12- İki kurbanlıktan biri diğerini öldürmüşse, sahibine ödetilemez.
13- Kurban alan, niyetini değiştirip, akika veya adak olarak kesebilir.
14- Kurban rayiçten çok pahalı satılıyorsa kurban almak gerekmez.
15- Fakirin kurbanı bayramdan önce doğurursa, bir kavle göre, bayramda yavrusunu
da anasıyla beraber kesmek gerekir. Zenginin kurbanı bayramdan önce doğurursa,
yavrusunu kesmesi gerekmez.
16- Kurbanı veresiye veya kredi kartı ile almakta bir mahzuru yoktur.
17- Herkes beslediği kendi hayvanlarından birini kurban edebilir. Nisaba malik
olan birisine bir koyun hediye edilse, o da bunu kurban olarak kesse, vacip
kurban yerine gelmiş olur. Kurbanı para ile alma şartı yoktur.
Kimler kurban keser 16012003
1- Kurban,
davar [koyun, keçi], sığır [manda, inek, dana, öküz, boğa] veya deveyi, Kurban
bayramının ilk üç gününde, kurban niyeti ile kesmek demektir. Kurban, vacip
vazifesini yerine getirerek sevaba kavuşmak için kesilir. Mukim olan, akıllı,
büluğa ermiş, hür ve Müslüman erkeğin ve kadının, ihtiyaç eşyasından fazla nisap
miktarı malı veya parası varsa, Kurban bayramı için niyet ederek, belli
günlerde, kurban kesmeleri vacip olur.
2- Kurban kesmenin vacip olmasında, bayramın üçüncü gününe itibar olunur.
Bayramın ilk günü, zengin-fakir, mukim-misafir, akıllı-deli olmaya bakılmaz.
Bayramın üçüncü günü nisaba malikse, diğer şartlar da varsa kurban kesmek vacip
olur.
3- Bir çocuk, bayramın üçüncü günü büluğa erse, diğer şartlar da varsa, ona
kurban kesmek vacip olur. Bir kimse de, bayramın üçüncü günü ölse, ona kurban
vacip olmaz, kurban borcu ile ölmüş olmaz.
4- Baygın iken, bayramın üçüncü günü ayılanın, diğer şartlar da varsa, kurban
kesmesi vacip olur. Bayramın üçüncü günü bayılıp, güneş battıktan sonra ayılan
zenginin kurban kesmesi vacip olmaz.
5- Önceleri fakir iken, üçüncü günü zengin olanın, diğer şartlar da varsa,
kurban kesmesi vacip olur. Fakir bir kimse, bayramın üçüncü günü ikindiden sonra
da zengin olsa, kurban kesmesi gerekir.
Fakir bir kimse, bayramın birinci veya ikinci günü, bir kurban kesse, bayramın
üçüncü günü zengin olsa, bir kurban daha kesmesi lazımdır. Bezzaziyye gibi
muteber eserlerde, sonradan gelen âlimler, “Fakir, bayramın birinci günü kurban
kesse, üçüncü günü zengin olsa, tekrar kurban kesmesi gerekmez” demişlerdir.
6- Seferî iken, bayramın üçüncü günü mukim olanın, diğer şartlar da varsa,
kurban kesmesi vacip olur. Mukim iken, bayramın üçüncü günü sefere çıkanın,
kurban kesmesi vacip olmaz. Daha önce kesmişse, vacip sevabı alır. Kesmemişse,
sefere çıktığı için borç üzerinden düşer.
7- Mukîm bir zengin, seferdeki bir vekile kurban kestirse, vacip sevâbı alır.
8- Esir iken, üçüncü günü hür olanın, diğer şartlar da varsa, kurban kesmesi
vacip olur. Hür iken, bayramın üçüncü günü esir olup, güneş batana kadar esir
kalanın kurban kesmesi vacip olmaz.
9- Tarlasından aldığı mahsûl veya tarlanın, evin, dükkânın [atölyenin, kamyonun]
bir senelik kirası, ne kadar çok olursa olsun, bir yıllık ev ihtiyacını veya
aylık geliri ve aldığı maaş ve ücret, aylık ihtiyacını ve kul borcunu
karşılamayan kimse, imam-ı Muhammed’e göre fakirdir. Fetva da böyledir.
Şeyhayn’e göre zengin sayılır. Mülkü olan tarlanın ve bu demirbaş malların
değeri, ihtiyacını karşılar ve nisabı da bulursa, bunun kirayı her alışta, bir
miktar ayırıp, biriktirerek fıtra vermesi ve kurban keserek büyük sevaba
kavuşması gerekir. Böyle bir kimse, fıtra vermez ve kurban kesmezse, imam-ı
Muhammed’e göre, günahtan kurtulur. Tarlasından hiç mahsûl almayan, kiraya da
veremeyen kimse ve ihtiyacından fazla malı olup da, parası bulunmayan kimse,
imam-ı Muhammed’e uyarak, fıtra vermez ve kurban kesmez. Verir ve keserse,
ikinci ictihada göre, fıtra ve kurban sevabına kavuşur.
Aldığı kira ile güç geçinen kişi, nisâba malik ise, para biriktirip, fıtra
vermeli ve kurban kesmelidir. Etin hepsini kavurma yapıp, birkaç ay et
parasından biriktirip gelecek yılın fıtra ve kurban parası olarak saklamalıdır.
Böylece, fıtra ve kurban sevabından mahrum kalmamalıdır. Aile efradı çok olup
güç geçinenin, kurbanın etini evinde bırakması müstehaptır.
Kurbana ortak olmak 19012003
Kurbana ortak
olacaklarda aranan şartlar ve ortakların dikkat edeceği hususlardan bazıları
şöyledir:
1- Ortakların Müslüman olmaları, kurban ve ibadete niyet etmeleri ve
hisselerinin yedide birden az olmaması şarttır.
2- Sırf eti için ortak olan varsa ve biliniyorsa, hiçbirinin kurbanı sahih
olmaz.
3- Ortakların bir kısmı ölmüş olsa, yahut bunak olsa, zararı olmaz.
4- Ortaklardan biri mutlak nezir için giremez. Yani şu koyunu keseceğim diye
adayan, bunun yerine başkasını kesemez.
5- Ortaklardan biri geçen sene kesmediği kurbanı niyet eylese câiz olmaz.
6- Bir sığırı veya deveyi, yedi kişiye kadar Müslüman, bâliğ kimse, ortak olarak
da satın alıp kesebilirler. Bunlara adak veya akika kurbanı da ortak edilebilir.
7- Zenginin satın aldığı sığıra, sonradan ortak olmak câiz ise de mekruhtur.
Fakir, bir sığırı kurban etmek için satın alsa, sonra başkalarını ortak edemez.
8- Bir sığırı mesela bir ineği, en çok 7 kişi kesebilir. Yediden fazla kişi, bir
veya birden fazla, ineğe ortak olamaz. Mesela, 8 kişinin 7 sığırı ortak satın
almaları câiz olmaz. Çünkü, her birinin her hayvanda hissesi vardır. Hiçbirinin
hissesi yedide birden az olamaz. Bunun gibi, 10 kişinin 15 ineği, kurban etmek
için, ortak satın almaları da câiz olmaz. Çünkü 10 kişi, 15 ineğin her birine
onda bir oranında ortak olmuş olur. Onda bir, yedide birden azdır. Bunun gibi, 3
kişinin 9 koyunu ortak satın almaları da câiz olmaz. Çünkü 3 kişi, 9 koyunun her
birine üçte bir nispetinde ortaktır. Bir koyunu ise, ancak bir kişi kesebilir.
Birden fazla kişinin, bir koyunu ortak alıp, kurban olarak kesmeleri câiz olmaz.
9- Bir sığıra 3, 5, 7 gibi tek ortak şartı yoktur. 2, 4, 6 gibi çift de olur.
Fakat her işte teke riâyet iyidir. Sünnet-i zevaiddir. Hadis-i şerifte buyuruldu
ki:
(Allah tektir, teke riâyet edeni sever. Ey Kur’an ehli, teke riâyet edin!) [Tirmizî]
10- Eti tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Tartmadan bölüşüp helalleşmek
câiz olmaz, faiz olur. Altı kişiden dördüne et ile birlikte bir bacak, beşinciye
et ile birlikte derisi, altıncıya et ile birlikte başı verilirse, tartmadan
paylaşmak câiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez. Yağ, sakatat ve yenilen
her şey paylaşılır.
11- Kurbanın etini eşit olarak tarttıktan sonra, paylaşmak için kur’a çekmek
iyidir. Bir malı, ortaklar arasında taksim etmek için, kur’a çekmek câiz ve
sünnettir.
12- Taksim etmeden pişirip, ortaklar müşterek yeseler câizdir.
13- Yedi kişi, kurbanlık ineği birisine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini
dilediğin gibi harcamaya, seni umumî vekil ettik) deseler, umumî vekil olan bu
kimse, bölüştürmeden etin tamamını da kendisi alabilir veya herhangi bir kimseye
verebilir.
14- Ortaklardan birisi kurban kesmeden ölse, hissesi mirasçılarına verilir.
15- Mutfakları bir olan karı-koca veya baba-oğul da, kestikleri kurbanı, tartıp
paylaşırlar. Paylaştıktan sonra biri diğerine isterse etin tamamını hediye
edebilir. Paylaşmadan hediye edemez. Yahut yukarıda bildirildiği gibi, her
birine, et ile birlikte bacak veya derisi veya başı verilirse, tartmadan
paylaşmak câiz olur.
Kurban için vekalet nasıl verilir? 20012003
Maddeler
halinde bildirelim:
1- Kurban kesmesini bilmeyenin, başkasına kestirirken, (Allah rızası için bayram
kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet etmesi gerekir.
Eğer kurbanı da başkasına aldıracaksa, kurbanı alacak kimse de, kesmeyi
bilmediği için başkasına kestirecekse, (Allah rızası için bayram kurbanımı
almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye seni umumi vekil ettim) der.
2- Bir kimse, kendisine kurban kesmesi vacip olmasa da, vekil vacip diye kesse,
kurban yine sahih olur. Adak hayvanı, akika veya nafile kurban yanlışlıkla vacip
diye kesilse mahzuru olmaz.
3- Bir kimsenin kendi hayvanını başkası adına kesmesinin câiz olması için, bu
kimsenin, kendi hayvanını başkasına veya onun vekiline hediye etmesi, onların da
teslim alması, sonra bunu vekil ederek geri verip kestirmeleri gerekir.
4- Başkasının hayvanını ondan habersiz, onun için kurban etmek câizdir.
5- Başkasının hayvanını, ondan izinsiz, kendi için kurban eden, sonra kıymetini
öderse, câiz olur. Sahibi kıymetini kabul etmeyip, kesilmiş hayvanı alırsa,
sahibi için kurban edilmiş olur.
6- Bir kimse, birine, kurban işimi hallet dese, ona para bile vermese, vekâlet
vermiş olur. O kişi de bir hayvan alıp kesebilir.
7- Vekâleten kurban kesene, kimi çok, kimi az para verebilir. Kimi de hiç para
vermeden, (Bana da bir hisse verin) diyebilir. Vekil asîl gibidir. Vekil,
vekâlet aldığı kimseler adına kurban keser veya kestirebilir. Daha sonra vekil,
ondan para ister veya istemez. İki kurbana yetecek para veren için de iki kurban
alır veya ona iki hisse verir. Yahut iyisinden bir kurban alır. Çünkü umumî
vekil, tam yetkilidir.
8- Kurban kesmeye vekil olan, zekât hariç, sahibinden ayrıca izin almadıkça
veya, (İstediğini yap) diyerek umumî vekil edilmedikçe, başkasını kendine vekil
yapamaz. Umumî vekil ise, başkasını, o da bir başkasını vekil yapabilir.
9- Birden çok kişiye vekâlet vermek sahihtir. Bir işe vekil olan iki kişiden
biri, tek başına yetkili olamaz. Ancak emaneti vermede, borcu ödemede, kurban
kesme gibi işlerde birisi tek başına yetkili olabilir. Çünkü bu işlerde
vekillerden birisinin, diğerinin görüşünü sormaya ihtiyacı yoktur. Bir kimse,
kurbanını kesmek üzere dört kişiye vekalet verse, bu vekillerden biri kesince
ötekilerin görüşünü almaya ihtiyaç yoktur. Kurban dinimize uygun kesilmiş olur.
10- Üzerinde birçok kimsenin vekâleti bulunan kimse, herhangi bir mazeretle
bayramın üçüncü günü de kesememişse, Şâfiî’yi taklit edip dördüncü günü de
kesebilir.
11- Kurbanda kanın akması yeter, etin dağıtılması şart değildir. Kan akıtılmakla
vacip olan kurban kesilmiş olur. Eğer eti de uygun yerlere verilirse daha çok
sevap olur. Etin üçte birini evine, üçte birini komşulara, gerisini fakirlere
vermek müstehaptır. Hepsini fakirlere vermek de caizdir.
12- Derisi namaz kılan fakire verilir. Ne olduğu bilinmeyen kimselere verilmez.
Veya evde kullanılır. Yahut devamlı kullanılacak bir şey karşılığı verilir.
Tükenen bir şey veya para karşılığı satılmaz. Derisi, eti satılırsa, parası
fakire sadaka verilir.
Hangi hayvanlardan kurban olur 21012003
Kurban olmaya
mâni olan kusurlardan bazıları şunlardır:
1- Davar, sığır ve deveden kurban olur. Başka hayvanlardan kurban olmaz. Davar
denince koyun, keçi; sığır denince inek, boğa, manda, dana, düve, tosun
anlaşılır.
2- Dişi hayvan da, erkek hayvan da kurban edilebilir. Koyunun erkeği ve beyazı
siyahından çok olanı, keçinin dişisi daha sevaptır. Kıymetleri eşit ise, koyun
kesmek, sığır kesmekten daha sevaptır.
3- Boynuzu kırık veya boynuzsuz, uyuz, burulmuş olan kurban caizdir. Enenmiş
[burulmuş], enenmemiş olandan daha efdâldir. Çünkü kısırlaştırılan koçlar, daha
yağlı ve etleri de daha lezzetli olur. Peygamber efendimiz, kısırlaştırılmış bir
koç kurban etmiştir.
4- Koyunun, keçinin, bir yaşını, sığırın iki, devenin beş yaşını geçmiş olması
gerekir. 6 ayı geçmiş kuzu, iri ve semiz ise caiz olur. (Altı ayını tamamlayan
her kuzu kurban olur) diyen âlimler de vardır.
5- Bir gözü görmeyen, topal olup yürüyemeyen, dişlerinin yarısı yok olan,
gözünün, kulağının veya kuyruğunun çoğu olmayan, bir ayağı kesilmiş olan, çok
zayıf olan, ölmek üzere olan hasta hayvan kurban olmaz.
6- Vahşî olan hayvanlardan da, mesela geyikten kurban olmaz. Vahşî ve ehlî
[evcil] olan hayvandan doğan bir hayvanda, itibar anasınadır. Eğer ana ehlî ise,
kurban olur; değilse olmaz.
7- Husyeleri küçük, gebe, kurt kuyruklu, iri gözlü, tüyü dökülen hayvanı kurban
etmek mekruhtur.
8- Burnu veya dili kesik veya ekserisi yok olan hayvan kurban olmaz.
9- Davarda bir meme, sığırda ikisi kesik olsa, kurban olmaz, ama yavrusunu
emzirebiliyorsa, olur.
10- İki kulağı kesik, biri kökten kesik, kuyruğu kesik; bir veya iki kulağı
olmayan kurban olmaz.
11- Bir hayvanın dizkapakları gibi bir yeri, kemik başına kadar kırılmışsa, o
hayvan kurban olmaz.
12- Kurbana binmek, çift sürmek, kırkılmış koyunu kurban etmek ve kurban için
almak mekruhtur.
Kurban olmaya mâni
olmayan kusurlar
1- Boynuzu kırık veya boynuzsuz olan, kurban olur.
2- Kulakta ekserisi kesilip ayrılmasa, asılı kalsa kerâhetle câizdir. Yarıdan
azı kesik olsa kurban olur. Kulağı enine veyahut uzununa yarık olsa kurban olur.
Kulağın yırtık olması tenzihen mekruhtur. Burnunun hükmü de kulak gibidir.
3- Kulağı veya kuyruğu küçük olarak doğan hayvan kurban olur.
4- Dişiye aşamayan, zekeri kesik olan kurban olur. Hünsa [çift cinsiyetli] olanı
kurban etmemeli.
5- Yayılmasına mâni olmayacak kadar deli olup, sürüsünden ayrılmayan hayvan
kurban olur. Sürüsünden ayrılan ve otlamayacak kadar deli olan hayvan kurban
olmaz.
6- Bir gözünde görmeye mâni olmayan perde bulunan hayvanı kurban etmek câizdir.
7- Kurbanlık, kesilme yerine getirilirken, tepinir ve bir ayağı kırılır; sonra
da kesilirse, câiz olur.
8- Uyuz olan hayvanı kurban etmek câizdir.
9- Kurbanlık hayvanın dişlerinin ekserisi olsa, mekruh olmakla beraber câizdir.
Eğer dişsiz olup, karnını, dişli hayvan gibi yayılıp doyurursa, câiz olur.
10- Merinosun küçükken kuyrukları kesiliyor. Kesilmezse Merinostan da kurban
olur.
Ölü için kurban kesmek 22012003
1- Sevâbını
ölüye göndermek için kesilecek kurban da, her kurban gibi, yalnız Allah rızâsı
için kesilir. Kesilen kurbanın sevabı ölüye ve ölülere gönderilebilir. Farz
olsun, nafile olsun, herhangi bir ibadeti yaparken veya yaptıktan sonra, sevabı,
ölü, diri herkese hediye edilebilir. Namaz, oruç, hac, umre, sadaka, Kur’an-ı
kerim okumak, evliyanın kabrini ziyaret, kurban, zikir gibi ibadetlerin
sevapları başkasına hediye edilebilir. Hediye edenin kendi sevabından hiç
azalmadan, bütün müminlere de sevabı erişir. Yani sevap, hediye edilen
kimselere, taksim edilmeden, herbirine bütünü kadar erişir.
2- Her ibadetin sevabı, Resulullah efendimizin mübarek ruhuna da gönderilebilir.
İbni Ömer hazretleri, Peygamber efendimiz için umre yapmıştır. İbn-is Serrâc,
Resulullah efendimiz için onbin hatim okumuş, mübarek ruhu için kurban kesmişti.
Şu hâlde, her mümin yaptığı ibadetlerin sevaplarını, başta Resulullah olmak
üzere, ana-babasına ve bütün Müslümanlara hediye etmelidir! Sevabı hepsine de
gider. Kendi sevabından da bir şey eksilmez.
3- Resulullah için de kurban kesmek müstehaptır ve çok sevaptır. Resulullah iki
kurban keserdi. Biri kendisi için, biri de ümmeti için idi. Kestiği iki kurban
için, (Biri kendim ve evlatlarım için, biri de kurban kesemeyen ümmetim için)
buyurdu. Resulullah efendimiz, Veda haccına giderken yüz kurbanlık deve götürdü.
63’ünü kendi kesti. Sonra bıçağı Hz. Ali’ye verdi. Geri kalanı o kesti. Böylece
63 yıl yaşayacağına işaret etmiş oldu. Peygamber efendimiz için kurban keserken,
(Allah rızası için kurban kesmeye ve sevabını Resulullah efendimize hediye
etmeye) diye niyet edilir.
4- Bir kimse, biri adak, biri akika, biri vacip olan bayram kurbanı, biri
nafile, biri ölü için, biri de Peygamber efendimiz için kurban kesmek istese,
bir inek alıp kesebilir.
5- Kurban kesemeyen Müslüman, ölürken, bıraktığı maldan kendi için kurban
kesilmesini, vârisine vasiyet ederse, vasiyet edilen kurban, bayram günleri
kesilir. Bunun etinden, kesen kimse, fakir olsa da yiyemez. Etinin hepsini
fakirlere vermesi gerekir.
6- Vasiyet etmemiş ölü için, vârisi veya başkaları, her zaman kendi malından
hayvan kesip, sevabını ölüye hediye edebilir. Sevabı, kesenin olur. Bunların
etinden, kesen de yiyebilir.
7- Sevabı ölüye gönderilecek olan hayvan her zaman kesilir.
8- Kurban demek, bayramın ilk üç gününde zengin için vacip, fakîr için ise
nâfile olarak kesilen koyun, keçi, sığır veya deve demektir. Kurban adayan
kimse, bayramın ilk üç günü içinde keser. Bundan sonraya kalırsa, mevcut ise,
diri olarak sadaka verir. Adak kurbanı, bayramın ilk üç gününde kesilmesi
lâzımdır. Bu günler gelmeden önce kesilirse, kurban olmaz ve adak yerine
getirilmiş olmaz. Adak kurbanı, belli üç günde kesilemedi ise, altın, gümüş
olarak değeri veya diri olarak kendisi fakîrlere verilir. Belli üç günden sonra
kesilip de, eti fakîrlere dağıtılırsa, etin değeri, diri kurban değerinden az
olmamalıdır. Az olursa, aradaki fark kadar para da dağıtılır. Kurban denmeden
adanırsa, meselâ bir koyun keseceğim denirse, gün ve yer belli etse bile, kurban
bayramı günleri dahil, istediği zaman ve istediği yerde kesebilir.
9- Bir kurban kesip sevabını ölü diri bütün müslümanlara göndersek, hiç
eksilmeden herkese birer kurban sevabı gider. Bu Allahın bizlere bir lütfudur.
Onun için kazandığımız sevapları ölü diri bütün müslümanlara bağışlamalıyız.
Akika, adak, kurban, sadaka 23012003
Akika, çocuk
nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir. Akika,
çocukları bela ve hastalıklardan korur. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir
koyun kesilir. Şefaat etsin diye ölmüş çocuk için, torun için, hatta yaşlı
kimse, kendisi için de kesebilir. Peygamber efendimiz de, kendisi için akika
kesmiştir. Adak, akika veya ölüler için kesilecek kurban da, ilim neşri ile
meşgul bir vakfa kestirilebilir. Böylece ilim neşrine katkımız olduğu için farz
sevabı alırız. İlim tahsili yapılan yerlere, zekat, fıtra, adak, akika veya
sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan, belalardan korur. Dünyada,
sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan ilim yayma
sevabına kavuşulur. Malı olup da, zekât, sadaka vermeyen, sıkıntı içinde yaşar.
Peygamber efendimiz, (Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Sadaka, her
hastalığı defeder, belâ sadakayı geçemez, onun için sadaka vermekte acele edin)
buyuruyor. (Taberani, Beyheki)
İhlas Vakfı, öğrenci yurtlarında binlerce üniversiteli fakir öğrenciyi ve
bilhassa Türk dünyasından gelen muhtaç öğrencileri barındırmaktadır. Onların
birçok ihtiyacı, hayırseverlerin yardımları ile sağlanmaktadır. İhlas Vakfı
senelerdir, hayırsever vatandaşlarımızın yaptıkları yardımları, en iyi şekilde
değerlendirmektedir. İhlas Vakfı, Türk Dünyası’ndan gelen fakir öğrencilere her
türlü yardımı yapmaktadır. Azerbaycan, Türkmenistan, Çeçenistan, Özbekistan,
Kazakistan, Kırgızistan, Kırım, Doğu Türkistan ve diğer Türk topluluklarından
gelen öğrencilere Türkiye’nin büyük şehirlerinde açtığı 30 öğrenci yurdunda her
türlü maddi ve manevi yardımı yapmaktadır.
Yurtlarda üç öğün yemek çıkmakta, İhlas Vakfı, öğrencilere sevgi ve şefkat
kucağını açmaktadır. İhlas Vakfı öğrenci yurtlarının bir yıllık et ihtiyacı
hayırseverlerin verdikleri kurban vekaletleri ile karşılanmaktadır. Vakfa
verilen kurban vekaletleri ile hayırseverler adına, kurbanlıklar satın alınmakta
ve dinimize uygun olarak kesilen kurbanlar, soğuk hava depolarında muhafaza
edilmektedir. Bir yıl boyunca da, bu etler yurtların yemek ve et ihtiyacında
kullanılmaktadır.
Yıllardır ülkemizin ve Türk dünyasının binlerce gencine, öğrenci yurtlarında bir
aile ortamı sıcaklığında sevgi ve şefkatle muamele eden İhlas Vakfı’na kurban
vekaleti vererek yardım etmek, destek vermek gerekir. Çünkü hadis-i şerifte,
(Hayra vesile olan hayır yapan gibidir) buyuruluyor.
70 yıllık komünizm zulmünden kurtularak ülkemize gelen misafir öğrencilere en
iyi ev sahipliği yapan İhlas Vakfı, ülkemizin yüz akıdır. Eğitime ve devletimize
verdiği hizmet ve destek ile en iyi şekilde kamu hizmeti yapmaktadır. Dünya
tarihinde vakıf medeniyetini kuran dedelerimizin torunları olarak vakıfları,
hayır kurumlarını ve ilim yuvalarını kurban vekaleti vererek veya başka şekilde
desteklemek, bilgili, kültürlü öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunmak milli
ve dini bir vazifedir.
İhlas Vakfı’na kurban vekaleti veren, İhlas Vakfı’nın hizmetlerine iştirak etmiş
olur. Kurban vekaleti vermek isteyenler, herhangi bir İhlas Vakfı öğrenci
yurduna veya Türkiye Gazetesi bürosuna giderek veya telefon ederek, kurban
vekaleti verebilirler. İhlas Vakfı ile irtibat için: (0 212) 513 99 00 numaralı
telefona veya (0 212) 513 68 57 numaralı faksa başvurabilirler. Her türlü
yardım, İhlas Vakfı’nın, Vakıflar Bankası Nuruosmaniye Şb. (2007042) numaralı TL
hesabına yapılabilir. Kurban bedelleri yukarıdaki irtibat telefonundan
öğrenilebilir.
Kurbanla ilgili çeşitli meseleler 26012003
Kimlerin kurban
kesmesi vacip olur, kimlere vacip olmaz ve kurban ne zamana kadar kesilebilir?
CEVAP: Mukim, akıl-balig müslümanın, ihtiyacından fazla nisap miktarı malı veya
parası varsa, kurban kesmesi vacip olur. Bayramın ilk günü, zengin-fakir,
mukim-misafir, akıllı-deli, baygın-ayık olmaya bakılmaz. 3. günü yukarıdaki
şartlar mevcutsa, kurban kesmek vacip olur. Demek ki, bayramın ikinci günü de
baliğ olmayıp, 3. günü büluğa erene, diğer şartlar da varsa, kurban kesmek vacip
olur.
Bayramın ilk günü komada iken 3. günü ayılana, diğer şartlar da varsa, kurban
kesmek vacip olur.
Bayramın ilk günü fakirken 3. günü zengin olana, diğer şartlar da varsa, kurban
kesmek vacip olur.
Bayramın ilk günü seferi, 3. günü mukim olana, diğer şartlar da varsa, kurban
kesmek vacip olur.
Bayramın ilk günü, esir iken, 3. günü hür olana, diğer şartlar da varsa, kurban
kesmek vacip olur.
Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilen
kimseye, birinci günü kurban kesmek vacip olmaz. Keserse vacip olarak eda etmiş
olur.
Fakir, bayramın ilk günü bir koyun alıp kestikten sonra, 3. günü zengin olsa,
iade gerekmez. Vacip yerine gelmiş olur. 3. günü zengin olacağını bilenin de,
ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.
Bir zengin, bayramın birinci ve ikinci günü kurban kesmeden ölse, kurban borcu
ile ölmüş olmaz, çünkü kurban kesmek ancak vaktin sonunda vacip olur.
Kurban ne zamana
kadar kesilebilir?
1- Kurban, bayramın üçüncü günü, güneş batıncaya kadar kesilebilir.
2- Cuma kılınmayan mezra denilen küçük köylerde, fecirden sonra, bayram
namazından önce de kesilebilir. Gece kurban kesmek câiz ise de mekruhtur.
3- Şâfiî’de, bayramın 4. günü de, kesilebilir. Birçok kimsenin vekili olan, bir
mazeretle bayramın 3. günü de kurbanları kesememişse, Şâfiî’yi taklit edip,
dördüncü günü de kesebilir.
4- Nafile, akika ve adak hayvanı, her zaman kesilebilir. Fakat bayramda
kesilmesi iyi olur.
5- Bayram cumaya rastlarsa da, kurban, bayram namazı kılındıktan sonra kesilir.
6- Kurban bayramının üçüncü günü fakir olacağını veya sefere çıkacağını bilene,
ilk günü kurban kesmek vacip olmaz. Keserse vacip olarak eda etmiş olur.
7- Fakir, bayramın ilk günü bir koç alıp kestikten sonra, 3. günü zengin olsa,
iade gerekmez. Vacip yerine gelmiş olur. 3. günü zengin olacağını bilenin de,
ilk günü kurban kesmesinde mahzur yoktur.
Hayvan kesilirken
mekruh olan şeyler
1- Kurbanı, kesilecek yere sürükleyerek çekmek, sebepsiz incitmek.
2- Bıçakları hayvanı yatırdıktan sonra bilemek ve birini ötekinin gözü önünde
kesmek mekruhtur.
3- Soğumaya başlamadan, yani çırpınması durmadan ensesini de kesmek mekruhtur.
4- Hayvan tamamen ölüp çırpınması durmadan, omuriliğini keserek başını koparmak
ve derisini yüzmeye başlamak mekruhtur.
5- Kamış, taş gibi keskin şeyler ile kesmek, kör bıçakla kesmeye çalışmak
mekruhtur.
6- Doğurması yakın olan hayvanı kesmek mekruhtur.
7- Gasp edilmiş bıçakla kesmek mekruhtur.
Kurbanın eti hakkında 27012003
1- Eti
tartarak, eşit olarak paylaşmak gerekir. Tartmadan bölüşüp helalleşmek câiz
olmaz, faiz olur. Altı kişiden dördüne et ile birlikte bir bacak, beşinciye et
ile birlikte derisi, altıncıya et ile birlikte başı verilirse, tartmadan
paylaşmak câiz olur. Yedinciye bir şey koymak gerekmez. Yağ, sakatat ve yenilen
her şey paylaşılır.
2- Kurbanın etini eşit olarak tarttıktan sonra, paylaşmak için kur’a çekmek
iyidir. Bir malı, ortaklar arasında taksim etmek için, kur’a çekmek câiz ve
sünnettir.
3- Taksim etmeden pişirip, ortaklar müşterek yeseler câizdir.
4- Yedi kişi, kurbanlık ineği birisine teslim edip, (Kesmeye, kestirmeye, etini
dilediğin gibi sarfetmeye, seni umumî vekil ettik) deseler, umumî vekil olan bu
kimse, bölüştürmeden etin tamamını da kendisi alabilir veya herhangi bir kimseye
verebilir.
5- Mutfakları bir olan baba oğul, kestikleri kurbanı, tartıp paylaşmaları
gerekir. Yukarıda bildirildiği gibi, her birine, et ile birlikte bacak veya
derisi veya başı verilirse, tartmadan da paylaşmak câiz olur.
6- Hayvanın boğazında yemek borusu, hava borusu ve iki yanda birer kan damarı
vardır. Bu dört borudan üçü bir anda besmele ile kesilmelidir. Kurt, koyunun bu
3 damarını kopardıktan sonra yetişip hayvan bıçakla kesilse de artık yenmez.
7- Koyunun karnını yarıp, yavrusunu çıkardıktan sonra, o yaradan ölürken kesilse
de yenmez.
8- Müslüman bir kimsenin kesip, gayri müslimin yüzdüğü kurbanın etini yemekte
mahzur yoktur.
9- Kurbanın ve her hayvanın şu 7 yeri yenmez: Akan kanı, zekeri, husyeleri [koç
yumurtası denilen yerleri], bezleri [guddeleri], safra kesesi, dişi hayvanın önü
ve idrar kesesi [mesanesi]
10- Canlı hayvanın her parçası haramdır. Kesildikten sonra, kendine zarar
vermeyen kimsenin pişirmeden yemesi câizdir. [Mesela çiğ köfte, sucuk ve
pastırma yemekte mahzur yoktur.]
11- Canlı olup olmadığı kesin olarak bilinmeyen hayvan, kesildikten sonra, kan
çıkarsa ve hareket ederse, eti yenir. Bunların ikisi de yoksa, yenmez.
12- Makam sahibine saygı için kesilen hayvan leş olur. Sevip saydığı kimse
gelince sırf ona saygı için hayvan kesmek caiz değildir. “Eğer falanca zat
gelirse, Allah için bir hayvan keseceğim” derse, o zat gelince kesilir. O hayvan
adak olduğu için, etinden kesen ve zenginler yiyemez. Fakirlere verir.
Yolcuya, misafire, bir makam sahibine yedirmek niyetiyle hayvan kesmek caiz ve
sevaptır. Çünkü misafire ikramda bulunmak, ziyafet vermek sünnettir.
13- Kurban etini, kesen de yiyebilir. Fakir olsun, zengin olsun, herkese de
verebilir. Etin üçte birini evine, üçte birini komşulara, gerisini fakirlere
vermek müstehaptır. Hepsini fakirlere de verebilir.
14- Kurban etini, evinde 3 günden fazla bırakabilir. Kurban sahibi zengin
değilse, çoluk çocuğunun et ihtiyacını karşılamak için hepsini evinde
bırakabilir.
15- Hayvan kesildikten sonra eti telef olsa [mesela yansa, köpekler yese], vacip
sâkıt olur. Tekrar kesmek gerekmez. Kan akıtmakla vacip yerine gelmiştir.
16- Kurbanın hiçbir yeri satılmaz. Eğer bir kısmı satılırsa, satılan kadarının
bedelini tasadduk etmek gerekir. Fakat kurbanın eti ile yenecek bir şey alınıp
yense, o miktarı tasadduk gerekmez.
17- Dört mezhepte de, gayri müslime zekât verilmez. Ama Hanefî’de zimmî olan
gayri müslime kurban eti de verilebilir, Şâfiî’de verilmez.
18- Ortaklardan birisi kurban kesmeden ölse, hissesi mirasçılarına verilir.
Kurban nasıl kesilir? 28012003
1- Önce diz
boyu çukur kazılır. Kurbanın gözleri tülbent ile bağlanır. Kıbleye dönük olarak
sol yanı üzerine yatırılır. Boğazı çukurun kenarına getirilir. İki ön ve bir
arka ayakları, uçlarından bir araya bağlanır. Üç kere bayram tekbiri okunur.
Sonra (Bismillahi Allahü ekber) diyerek, deveden başka hayvanın boğazının
herhangi bir yerinden kesilir. (Bismillahi) derken, (h)yi belli etmek gerekir.
Belli edince, Allahü teâlânın ismi olduğunu düşünmek lazım olmaz. (h)yi açıkça
belli etmezse, Allahü teâlânın ismini söylediğini düşünmek gerekir. Bunu da
düşünmezse, hayvan leş olur, yenmez.
2- Sadece Bismillahi veya Bismillahirrahmânirrahîm, yahut Lâ ilâhe illallahü
demek de câizdir. Fakat evlâ olanı, (Bismillahi Allahü ekber) demektir.
3- Besmele çekilince hemen kesmek şarttır. Besmele çektikten sonra, bıçağı
bilerse Besmeleyi tekrar etmesi gerekir. Besmele çektikten sonra, hayvan
yerinden kalkarsa, yatırdığı zaman tekrar Besmele çekmesi gerekir. Fakat bir
kelime söylemek, bir lokma yemek ve bir yudum su içmek gibi az bir ara vermenin
zararı yoktur.
4- Besmele çektikten sonra, elindeki bıçağı bırakıp, başka bir bıçak alsa,
Besmeleyi tekrar çekmesi gerekmez. Fakat bir hayvan için Besmele çektikten
sonra, onu bırakıp başka bir hayvan kesecek olsa, Besmele’yi tekrar çekmesi
gerekir.
5- Arka arkaya birkaç hayvanı boğazlayacak kişinin, hepsi için ayrı ayrı Besmele
çekmesi gerekir. Fakat hayvanları, üst üste yatırıp kesecek olsa, bir Besmele
kâfîdir. Bir hayvanı iki kişi kesse, ikisinin de Besmele çekmesi gerekir.
6- Besmele unutulursa zararı olmaz. Kasten Besmelesiz kesmek haramdır.
7- Hayvanın boğazında Merî denilen yemek borusu, Hulkum denilen hava borusu ve
Evdâc denilen iki yanda birer kan damarı vardır. Bu dört damardan üçü bir anda
kesilmelidir.
8- Şâfiî’de ise yemek borusu ile nefes borusu kesilirse kâfidir. Ancak gırtlak
düğümü baş tarafında kalmalıdır! Gırtlak düğümünün tamamı vücut tarafında
kalırsa, kesilen hayvan yenmez. Bilhassa bu hususa dikkat etmek gerekir.
9- Kurban kesenin kıbleye karşı dönmesi sünnettir.
10- Erkek ve kadın Müslümanın, sarhoşun, cünübün, delinin, bunağın, çocuğun ve
sarhoşun Besmele ile kestiği yenir. Ehl-i kitabın [Gerçek Hıristiyan veya
Yahudinin] kestiği de yenir. Fakat ehl-i kitaba kurban kestirmek mekruhtur.
Dilsiz ve sünnetsizin hayvan kesmesi mekruhtur.
11- Solak bir kimsenin sol eli ile kurban kesmesinde mahzur yoktur. Temiz işleri
yaparken, sağdan başlamak sünnet-i zevaiddir. Yani müstehaptır. Özürsüz terk
etmek tenzihen mekruh olur. Bir özürle soldan başlamak mekruh olmaz. Yani sol el
ile kesilen hayvan ve kurban yenir.
12- Kurbanı bayıltıp kesmek caizdir. Kafasını bir kerede koparıp kesilen de
yenir fakat öyle kesmek günah olur. Hayvanı ensesinden kesmek haramdır ama eti
yenir.
13- İstanbul’da oturan ve kendisine kurban kesmek vacip olan bir kimse, bayramda
Ankara’ya gidip ikinci gün kurbanını Ankara’da kesse, üçüncü günü İstanbul’a
gelse, Ankara’da seferi olduğu için kestiği nafile olur, İstanbul’a gelince bir
kurban daha kesmesi gerekir.
Seferî olanın kurban kesmesi 29012003
Evli olup
ailesi ile beraber gurbette bulunduğu şehirde uzun yıllar kalsa ve fakat ömür
boyu yerleşmeyi düşünmese, buradan doğup evlendiği yere bayramlarda 15 günden az
süre ile gidip orada kurban kesse kesilen kurbanlar vacip kurban olur mu?
CEVAP: Bir günlüğüne de gitse orada mukim olur kestiği kurban vacip olur.
Birçok insan Kurban Bayramlarında memleketine gidip kurbanı orada ifa ediyorlar.
Bunlar bilerek veya bilmeyerek yaşadıkları şehre yerleşmeye niyet etmişse ve
fakat kurbanları doğdukları yerde bayram vesilesiyle gittiklerinde orada
kesseler bunlar vacip olan kurban borcundan kurtulur mu?
CEVAP: Sefere gidene zaten kurban vacip olmuyor, keserlerse nafile olur. Vacip
olan kurban borcu diye bir şey kalmıyor.
Vatanı aslimiz İstanbul’dur. Hanımım nisap miktarı mala sahip olduğu için kurban
kesmesi vacip. Bayramda Tekirdağ’a gidiyoruz. Tekirdağ’da birisine kurban için
vekalet verdik. Fakat Tekirdağ’da seferi oluyoruz. Vacip sevabı almak için ne
yapmak gerekir?
CEVAP: Tekirdağ’da kurban kesilirken İstanbul’da bulunursanız yani mukim
olursanız kurban vacip olur. Telefonla öğrenirsiniz. Kestik derlerse buradan
hareket edersiniz.
Seferde olan zengin birisi kurban bayramının üçüncü günü vatanı aslisinin
içinden transit geçse kurban kesmesi vacip olur mu?
CEVAP: Şehir küçük ise, içinden geçiyorsa vacip olur. Büyük şehir ise, evleri
ile çevre yolu arasında, mezarlık, fabrika, kışla, ırmak, deniz, harman yeri,
futbol sahası gibi yerler var ise, o zaman vatanı aslisine girmemiş olur, vacip
olmaz.
Kurban Bayramına tekabül eden ama bayram tatil olduğu için bayramdan sonra
ödenmesi gereken elektrik, telefon, su vb... paraların tutarı cebimizde iken
bunları da kurban nisabına dahil edecek miyiz?
CEVAP: O paraları hesaba katmazsınız. Çünkü o paraları bayramdan sonra
vereceksiniz. Yani o para sizde emanet gibi durmaktadır.
Benim borcum var. Ancak borcumun karşılığı elimde para da var. Bu miktar nisap
miktarını aşıyor. Borcu düşersem nisap miktarını bulmuyor. Kurban kesecek miyim?
CEVAP: Borcu olan önce borcunu öder, kalan miktar nisap miktarını bulmuyorsa
kurban kesmez.
Çalışan bayan ve erkeğin kurban kestirmesi mecbur mu?
CEVAP: Kurban nisabına malik olanın kurban kesmesi gerekir, çalışmakla alakası
yok. Fakir bir kapıcının hanımında 100 gram bileziği olup borcu da yoksa kadının
kurban kesmesi vacip olur, arabası evi olan adam parası nisabı bulmuyorsa
kesmez.
Kurban nisabına malik olmayan, kurban alıp kesebilir mi?
CEVAP: Evet kesebilir ve kestiği nafile olur.
Bir evde kadın kocası oğlu ve kızı var. 4 tane kurban kestirmek istiyorlar. Bu
dört kişinin adına evin erkeği nasıl vekalet vermesi lazım?
CEVAP: Hepsi zengin ise hepsinin kurban kesmesi gerekir. Hepsi fakir ise hiç
birisinin kesmesi gerekmez. Kimi fakir kimi zengin ise zengin olanlar keser.
Fakirler de kesse zararı olmaz. Hepsi birisine vekalet verebilir. O da yabancıya
vekalet verebilir.
Hali vakti yerinde olan bir aile, kaç kurban kesmesi lazım?
CEVAP: Evde kaç zengin var ise o kadar keserler.
Babam 25 senedir kendisine vacip olsun olmasın, çocuklarım çalışıyor diyerek
kendine kurban kesmiş. “Annenize hiç kesmedim bu sefer ona keselim” diyor. Olur
mu? İkisine de vacip değil.
CEVAP: Kendisine vacip değilse annenize kesebilir. Mahzuru olmaz iyi olur.
Seferilik ve kurban 30012003
Bir zengin, işi
olduğu için bayramın birinci günü kurban kesmeden sefere çıksa günâha girer mi?
CEVAP: Kurban, bayramın üçüncü günü kesilmesi vacip olduğu için sefere çıkmakla
günaha girilmiş olmaz.
Bir zengin, bayramın birinci veya ikinci yahut üçüncü günü kurban kesip, sefere
çıksa vacibi yerine getirmiş olur mu?
CEVAP: Evet vacibi yerine getirmiş olur.
Bir zengin, kurban kesmek niyetiyle bir koyun satın aldıktan sonra, sefere çıksa
ve bayramın üçüncü günü de seferde olsa, vekalet verip o koyunu kestirmesi
gerekir mi?
CEVAP: Kestirmesi gerekmez, yani seferde olduğu için kurban kesmesi vacip olmaz.
Ama alınmış bir kurbanı kesmek, nafile de olsa çok sevaptır, Sırattan geçirir.
Bu bakımdan zengin olan kimse, sevaptan mahrum kalmamak için seferî de olsa
kurban kesmelidir. Kendi kesemezse, kesen birine vekâlet verip kestirmelidir.
Zengin, bayramın üçüncü günü, kurbanını kesmeden sefere çıkarsa, günaha girmiş
olur mu?
CEVAP: Üçüncü günü kesmeden çıkarsa, üzerine vacip olduktan sonra çıktığı için
günaha girer. Bedelini bir fakire altın olarak vermesi gerekir. Birinci veya
ikinci günü çıksa idi kendisine vacip olmadan çıktığı için günah olmazdı.
Zengin, sefere çıkarken kurbanını kesmek için birini vekil etse, gittiği yerde
mukîm olsa, vekilin, kestiği hayvan vacip kurban olur mu?
CEVAP: Evet. Sefere çıkarken kurbanını kesmek için birini vekil eden zengin,
gittiği yerde mukim olsa, vekilin kestiği hayvan, vacip kurban olur. Çünkü
zengin mukimdir ve vekâletle istediği şehirde kestirebilir.
Hacda kesilmesi gereken kurban, Türkiye’de kesilebilir mi?
CEVAP: Hacca giderek, orada 15 günden fazla kalan kimsenin, mukim olduğundan
kendisine kurban kesmesi vacip olacağı için, bayram kurbanını kestirmek üzere
telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekâlet verip kestirebilir. Fakat şükür
kurbanını Harem’de kesmesi gerekir, vekâletle Türkiye’de kestiremez.
İstanbul’a temelli yerleştik. Bayramda memleketim olan Rize’ye gidip orada
kurban kesmemde mahzur var mıdır?
CEVAP: Hiç mahzûru yoktur. İstanbul’a temelli yerleşmekle Rize, vatan-ı aslî
olmaktan çıkar. 15 günden az kalmak üzere Rize’ye gidince orada seferî
olursunuz. Seferde, kurban kesmek gerekmez. Kesilirse sevap olur.
Bayramın birinci veya ikinci günü kurbanını kesip sefere çıkan, vacip sevabı
alır mı? Üçüncü günü seferden dönenin, tekrar kurban kesmesi gerekir mi?
CEVAP: Bayramın birinci veya ikinci günü kurbanını kesip sefere çıkarsa, vacip
sevabı alır. Üçüncü günü seferden dönene, artık tekrar kurban kesmek gerekmez.
Kurban kesmeden sefere çıkan ve üçüncü günü memleketine gelip mukim olan zengin
günaha girer mi?
CEVAP: Kurban kesmeden sefere çıkan zengin, seferde iken kurban kesmiş olsa
bile, üçüncü günü mukim olunca, tekrar kesmesi vaciptir.
Zilhicce ayının fazileti 02022003
Kurban
bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan
ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini
ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.) [İbni Mace]
(Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.) [Beyhekî]
(Terviye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer.) [Ramuz]
[Terviye, Arefe gününden bir önceki güne denir.]
(Zilhiccenin ilk 9 gününde oruç tutan, her günü için, helal malından yüz köle
azat etmiş veya Allah yolundaki mücahidlere yüz at vermiş veya Kâbe’ye kurban
için yüz deve göndermiş gibi sevaba kavuşur.) [R. Nasihin]
(Bu on günün hayrından mahrum olana yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe]
günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.)
[T. Gafilin]
(Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı
verilir.) [Ebul Berekat]
(Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne
eşittir.) [Beyhekî]
(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi
yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!) [Taberânî]
(Tesbih: Sübhanallah, Tahmid: Elhamdülillah, Tehlil: Lâ ilâhe illallah, Tekbir:
Allahü ekber, demektir.)
Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda
yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya
Resulallah, Allah yolundaki cihâddan da mı daha kıymetlidir) dediklerinde, (Evet
cihâddan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehit olan
kimsenin cihâdı daha kıymetlidir) buyurdu. (Buharî)
Hz. Ebüdderda buyurdu ki: (Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka
vermeli ve çok duâ ve istiğfar etmelidir! Çünkü Resulullah, (Bu on günün hayır
ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk 9 günü
oruç tutanın, ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belâlardan
muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevap verilir, ölürken
kolay can verir, kabri aydınlanır, Mizan’da sevabı ağır gelir ve cennette yüksek
derecelere kavuşur.) [Şir’a]
Bu on gün içinde, bir hasta ziyaret eden, Hak teâlânın dostları olan kulların
hâtırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehli sünnete uygun
bir kitap okumak çok sevaptır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek kadın
erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir.
Her hafta saç, sakal, tırnak kesmek, koltuk, kasık temizlemek sünnettir. İbni
Âbidîn hazretleri, (Zilhicce ayının ilk on günü, bu sünnetleri geciktirmemeli.
(Kurban kesecek kimse, Zilhicce ayı girince, saçını ve tırnağını kesmesin)
hadis-i şerifi, emir değildir. Bunları, kurban kesinceye kadar geciktirmek
müstehaptır. Ama daha fazla geciktirmek ve hele kırk gün uzatmak günah olur)
buyurmaktadır. Kurban kesecek kimsenin, Zilhicce ayının ilk gününden, kurban
kesinceye kadar, saçını, sakalını, bıyığını ve tırnağını kesmemesi müstehaptır.
Fakat vacip değildir. Bunları kesmesi günah olmaz ve kurban sevabı azalmaz.