SOHBET 2002 KASIM

Günah işleyenin orucu 3 kasım 2002

İmsakiyelerin farklı olması 4 kasım 2002

Ramazan ayının üstünlüğü 5 Kasım 2002

Oruçla ilgili meseleler 6 kasım 2002

İftarı geciktirmek caiz mi? 7 Kasım 2002

Teravih namazı kılmak 10 kasım 2002

Seferde iken oruç tutmak 11 Kasım 2002

İğne (enjeksiyon) orucu bozar 12 Kasım 2002

Hastaların oruç tutması 13 Kasım 2002

Fitre vermenin önemi 14 Kasım 2002

Haram işlemek orucu bozar mı? 17 Kasım 2002

Krem sürmek orucu bozmaz 18 kasım 2002

Göz damlası orucu bozmaz 19 kasım 2002

Astımlının ilaç kullanması 20 kasım 2002

Oruç için fidye vermek 21 kasım 2002

İftar vermek 24 Kasım 2002

Seher vakti ve sahur 25 kasım 2002

Günah, sahur ve itikaf 26 kasım 2002

Orucu bozan ve bozmayanlar 27 Kasım 2002

Zekâtın önemi 28 kasım 2002

Günah işleyenin orucu 3 kasım 2002 pazar

Bazı cahiller, (Namaz kılmayan, içki içen, açık gezen veya başka günah işleyen bir kimse, boşuna oruç tutmamalı) diyorlar. Bu, söz dine aykırıdır. Birkaç günah işleyenin, diğer günahları da yapması gerekmez. Hem oruç tutup hem de günah işleyen kimse, oruç tutmakla hasıl olan büyük sevaba kavuşamaz. Fakat ahirette niçin oruç tutmadın diye hesaba çekilmez. Oruç borcunu ödemiş olur. Hatta orucun bereketiyle diğer günahlardan da kaçma imkanı olur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

(Bütün günahlara tövbe edip hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı günahlara tövbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle belki bütün günahlara tövbe etmek nasip olur. Bir şeyin bütünü ele geçmezse, hepsini de kaçırmamalı.)

Namazın dinimizdeki yeri, oruca göre daha önemli ise de, bir kimseye namaz kılmadığı için, (oruç da tutma) denmez. Aksine, (Namaz kılamıyorsan, orucu bari terk etme) denir. Namaz kılmamakla büyük bir günaha giren kimse, oruç tutmazsa günah miktarı daha da çok artar.

Birkaç günaha müptela olan kimse, birinden vazgeçmek isterse, ona, (Diğerlerini bırakmadığına göre bu günaha da devam et) denmez. Günah miktarı ne kadar azaltılırsa o kadar iyi olur. Allah’tan korkup bir günahtan vazgeçmek iman alametidir. Hadis-i şerifte, (Ömründe bir defa Allahı anan veya O’ndan korkan Müslüman, cehennemden çıkar) buyuruldu.

Günah işleyen, oruç tutuyor veya zekat veriyorsa, (Aman bunları bari bırakma) demelidir! Bu ibadetleri de yapmazsa, dinden tamamen uzaklaşabilir. Korkutmaktan çok, müjdeleyici olmak gerekir. Peygamber efendimiz, (Allahın rahmetinden ümit kestirip, dinden nefret ettirenlere lanet olsun! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin) buyurdu.

Bir genç, Peygamber efendimize, (Şu üç günahı bırakamıyorum) dedi. O üç günah, yalan, zina ve içkidir. Resulullah efendimiz, (Bu üç günahtan yalanı benim için bırak) buyurdu. O genç, kabul edip gitti. Daha sonra, diğer iki günahı işlemek isteyince, (Bu günahları işleyip Resulullahın karşısına çıkınca, “Ben işlemedim” desem yalan söylemiş olurum. Eğer işlediğimi söylersem, beni cezalandırır) diye düşündü. Diğer iki günahtan da vazgeçip salihlerden oldu.

Kelime-i şehadeti dil ile söyleyip kalb ile de tasdik eden Müslümandır. Günah işleyen Müslümanlıktan çıkmaz.

Hadis-i şerifte (Cebrail aleyhisselam, “Ümmetine müjde ver ki, şirk üzere ölmeyen cennete girer” dedi. Ben, “Zina ve hırsızlık eden de mi cennete girer?” diye üç defa sordum. “Evet, zina ve hırsızlık eden de cennete girer” dedi. Daha sonra, “İçki içse de yine cennete girer” dedi.) buyuruldu. [Ancak bu günahların cezaları çekildikten sonra cennete girilir.]

Bu müjdeler, insanı günah işlemeye sevk etmemelidir! Her günah, kalbi karartır, insanı küfre sürükler ve ebedi cehennemde kalmaya sebep olabilir. Allahın gazabı günahlar içinde saklıdır. Onun için her günahtan kaçınmalıdır. Belam-ı Baura, çok ibadet eden büyük bir âlim iken, bir günah yüzünden kâfir oldu. Günah işleyen hemen tövbe etmelidir!

Not: Seçim boyası abdeste mani değildir.

 

İmsakiyelerin farklı olması 4 kasım 2002 pazartesi

Ramazan münasebetiyle çeşitli firmalar tarafından imsakiyeler dağıtılacaktır. Dağıtılacak olan bu Ramazan imsakiyeleri farklı farklıdır. Eğer imsak vaktinden sonra yiyip içilmeye devam edilirse, oruç tutulmamış olur. Bunun için imsak vaktinde yiyip içmeyi kesmek şarttır.

Bugün ülkemizde, iki çeşit imsakiye dağıtılmaktadır. Bir kısmı, yüz senedir kullanılmakta olup, doğruluğunda en ufak bir şüphe, tereddüt hasıl olmamış namaz vakitleri cetvelini aynen muhafaza eden takvimler; bir kısmı da, 1983'ten sonra, çok oruç tutuyoruz diyenleri susturmak gayesiyle, imsak vaktini uzatan takvimlerdir.

1983 yılından önce bütün takvimler aynı idi. Fakat 1983'ten itibaren Diyanet İşleri temkin vakitlerini kaldırdığından, böyle farklı iki durum ortaya çıkmıştır. 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf yoktur. Nitekim, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamimde şöyle denilmektedir:

"1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir."

Türkiye Gazetesinin Takvimi ve Fazilet takvimi ile diğer bazı takvimler, doğruluğunda ittifak olan 1983 öncesine göre hazırlanmaktadır. Diyanetin tamiminde bildirdiği gibi, 1983 yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan takvimler ile bu takvimlere dayanılarak hazırlanan "Ramazan imsakiyeleri" yanlış değil, sadece temkinlidir. Temkin nedir, âlimler, bu temkini niçin koymuştur? Kısaca bunu da izah edelim:

Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan şehrin arazisinin yükseklik ve alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney, genişlik gibi durumlarının göz önüne alınması gereklidir.

Ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hâli düşünülerek, bütün bu şartların hepsini karşılayarak, vakti emniyet altında tutacak zamana, vaktin temkini denir. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti bakımından zarurî olarak konulması şart olan bir zamandır. Temkinsiz yapılan ibadet, vaktin dışında yapılmış demektir.

Bilindiği gibi, namazları vaktinde kılmak şarttır. Birkaç dakika önce kılınsa namaz sahih olmaz. Oruç da böyledir. Güneş batmadan önce yiyip içilince, oruç sahih olmaz. Namazları vakit girdikten üç-beş dakika sonra kılmakta hiç mahzur yoktur. Güneş battıktan 5-10 dakika sonra orucu açmakta da mahzur yoktur. Hatta yıldızlar görülünceye kadar geciktirmek câizdir. Nûr-ül izâh şerhinde; "Bulutlu gecelerde, orucun bozulmasından korunmak için, ihtiyatlı davranarak oruç açmayı biraz geciktirmelidir. Yıldızlar görülmeden önce iftar eden acele etmiş olur" buyuruluyor.

Yeni takvimlerde, imsak vakti 10-15 dakika geciktirilmektedir. Böyle olunca, oruç tehlikeye sokulmaktadır. İmsak vaktinde eski cetvelleri esas alıp, yeni takvimlerden 10-15 dakika önce yiyip içmeyi kesmekte hiç mahzur yoktur. Hatta çok iyi olur , tedbirli ve temkinli hareket edilmiş olur. Tedbirsizlik ve temkinsizlik sebebiyle namaz ve oruçları ifsat etmemek gerekir. İki takvim arasında fark, biri temkinli, öteki temkinsizdir.

Türkiye Gazetesi Takvimi, ehil kimseler tarafından, çok hassas bir şekilde hazırlanmıştır. Bu hususta takvimimizde her ay, "Mühim Tenbih" başlığı altında ikaz yapılmaktadır.

Mevcut takvimler içinde, Türkiye Gazetesi Takvimi ve bu takvim esas alınarak hazırlanan "Ramazan imsakiyeleri" temkinli olup, en uygun olanıdır.

 

Ramazan ayının üstünlüğü 5 Kasım 2002 salı

Peygamber efendimiz Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:

(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecesinin hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.)

(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.)

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.)

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.)

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; cuma, sonraki cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.)

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.)

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.)

(Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, cehennemden kurtuluştur.)

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.)

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.)

RESULULLAH EFENDİMİZİN RÜYASI

Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardı.

Birini gördüm, kabri onu sıkıyordu. Kıldığı namazlar gelip, onu kabir azabından kurtardı.

Birine şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu kurtardı.

Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi.

Birini zulmet sarmıştı. Yaptığı hac gelip karanlıktan çıkardı.

Birine ölüm meleği gelmişti. Ana babasına yaptığı iyilikler gelip, ölümüne engel oldu, geciktirdi.

Birini Müslümanlarla konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu.

Peygamberinin yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı. Aldığı gusül, onu alıp yanıma getirdi.

Ateşten korunmak isteyen birisine, sadakası gelip ateşe perde oldu.

Birini zebaniler alıp cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardı.

Biri cehennem ateşine atılmıştı. (Allah korkusu ile döktüğü) gözyaşları gelip oradan kurtardı.

Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip, defterini sağa aldı.

Sevapları hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı.

Cehennemin kenarında, korkudan titreyen birine, Allaha olan hüsnü zannı gelince, titremesi durdu.

Sırattan zorla geçen biri, cennete geldi. Fakat kapılar kapalıydı. Kelime-i şahadeti gelip, onu cennete koydu.

 

Oruçla ilgili meseleler 6 kasım 2002 Çarşamba

Bugün Ramazan-ı şerifin birinci günüdür. Oruçla ilgili lüzumlu bilgileri yazıyoruz:

Orucun farzı kaçtır?

CEVAP: Orucun farzı üçtür. Bunlar: 1- Niyet etmek. 2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak. 3- İmsak vaktinden güneşin batmasına kadar olan zaman içinde, orucu bozan her şeyden sakınmaktır.

Oruca niyetin vakti ne zaman başlar?

CEVAP: Ramazanda ve nafile oruçlara niyetin ilk vakti, güneş battıktan sonra başlar. Son vakti ise, ertesi günü öğleye bir saat kalıncaya kadardır. Kaza ve kefaret oruçlarında ise, akşamdan imsak vaktine kadardır.

Ramazanda oruca niyet ederken, akşamdan imsak vaktine kadar, “Yarın oruç tutmaya”, imsakten sonra ise “Bugün oruç tutmaya” denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği için mahzuru olmaz. Ramazanda bir aylık oruca toptan niyet edilmez, her gün ayrı ayrı niyet etmek farzdır.

Gece yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece uyanınca, sahura kalkınca yemek yemekte mahzur yoktur. Akşam yemeği yerken niyet etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsak vaktine kadar yiyip içmekte mahzur yoktur. Ramazanda, “Yarın dişim ağrımazsa oruç tutarım, ağrırsa tutmam” diye akşamdan niyet edilse, böyle şüpheli niyet ile oruç tutmak sahih olmaz.

Bozulursa kefaret olmasın diye, Ramazan orucuna imsakten sonra niyet etmek caiz mi?

CEVAP: Caizdir, fakat böyle bir şeye lüzum yoktur.

Ramazanda gece niyet etmeyi unutan ne yapmalı?

CEVAP: Öğleye bir saat kalıncaya kadar niyet edilir. Sahura kalkmak niyettir, oruç tutmak niyetiyle yatmak da niyettir, sahura kalkılmasa da oruca niyet edilmiş olur.

Takvimlerde yazılı olan imsak ne demektir? Bu vakitte sabah namazı kılınır mı?

CEVAP: İmsak, gecenin bitimi, yiyip içmenin yasak olan vaktin başlaması demektir. Türkiye Gazetesi Takvimi’nde yazılı olan imsak vaktinde, yiyip içmeyi kesmelidir! Bundan 20 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir! Yanlış takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye ezan okununcaya kadar devam eden kimsenin, suçu yanlış takvime bulması, kendini mesuliyetten kurtaramaz!

Babam oruç tutarken, takvime göre değil, Kur’ana göre hareket ediyor. Siyah iplikle beyaz iplik birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip içiyor. Ortalık ağardığı için şüpheleniyorum. Doğru mu?

CEVAP: Bekara suresindeki, (Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyip için) mealindeki 187. ayetindeki iplikler, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığıdır. Ayet-i kerimenin anlamı, (Gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı, iplik gibi birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip için) demektir. Bu ayeti kerimeyi duyan bir zat, (Ya Resulullah, ben gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için yastığımın altına bir beyaz iplik ile bir siyah iplik koydum. Fakat gecenin bitişini yine de tespit edemedim) dedi. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz, (O iplikler, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığıdır) buyurdu. Eğer Peygamber efendimiz açıklamasa idi, beyaz ipliğin aydınlık, siyah ipliğin karanlık olduğunu nereden bilecektik? Kur’an-ı kerimden anladığımıza uyarak, gencin babası gibi, bilhassa bulutlu havalarda, daha ortalık karanlık diye, güneş doğana kadar yiyip içerdik.

 

İftarı geciktirmek caiz mi? 7 Kasım 2002 Perşembe

Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur?

CEVAP: Akşam vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi bir şey ile oruç açılır sonra namaz kılınır. Yemeği tezce yiyip sonra namaz kılmak da caizdir. Ancak iftar sofrasında çeşitli yemekler olduğu için, akşam namazı gecikebilir. Namaz mekruh vakte kalabilir. Bu bakımdan önce namazı kılmak ve sonra yavaş yavaş yemeği yemek daha uygun olur. Vaktin girdiği kesin belli değilse, önce namazı kılmak gerekir. Daha sonra vaktin girmediği anlaşılırsa, namazı iade etmek mümkündür. Fakat vakit girmeden oruç açılırsa, oruç bozulmuş olur. Telafisi de mümkün olmaz. Hadis-i şerifte, (İftarı acele edin) buyuruldu. Acelenin son vaktinin, muteber kitaplarda, yıldızlar görününceye kadar olduğu bildiriliyor. Bu da takriben akşam vakti girdikten yarım saat sonradır. Hadis-i şerifte, (Yıldızlar görünmeden iftar eden, sünnetimle amel etmiş olur.) buyuruldu.

Güneşin battığı iyi anlaşılınca, önce E'ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi'al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir. Bir iki lokma iftarlık yiyip, (zehebezzama' vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır. İftar duasının manası, (Açlık zamanı bitti. Damarlarımızın suya kavuşması vakti geldi. İnşâallah sevap hasıl oldu) demektir. Ramazanda şöyle dua da edilir: Ya Rabbi, Ramazan-ı şerifin şefaatine nail eyle! Ramazan-ı şerifte af ve mağfiret eylediğin ve cehennemden azat eylediğin kulların arasına bizleri de dahil eyle!

Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?

CEVAP: Oruç tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:

1- Hastalık: Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse, oruç tutmaz veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, hasta hükmündedir. Hastaya bakmak için sıkıntıya girerse, oruç tutmayabilir.

2- Sefer: 104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi olur.
Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde, sıkıntı içinde oruç tutmak iyilik sayılmaz) buyuruldu.

3- Gebe ve emzikli olmak: Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve emzikli kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teala, gebe ve emziklinin orucunu tehir etti) buyuruluyor. Emzikli kadın, ister kendi çocuğunu emzirsin, isterse başkasının çocuğunu emzirsin hüküm aynıdır.

4- Açlık ve susuzluk: Kendisine şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara uğrayacaksa, orucunu bozabilir.

5- İhtiyarlık: Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz, iyileşme ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün fidyesi 53 kg. undur.

6- İkrah: Oruç tutan, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu keserim) diye tehdit edilmişse, dediğini yapmaya gücü yetiyor ve blöf yapmıyorsa, oruçlunun orucunu bozması mubah olur.

 Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.

 

Teravih namazı kılmak 10 kasım 2002 pazar

Peygamber efendimiz, 3-4 gün teravihi cemaatle kıldırmış, daha sonra evden çıkmamıştır. Sebebi sorulunca, (Teravih namazının size farz olacağından korktuğum için evden çıkmadım) buyurmuştur. Teravihin yirmi rekat oluşu ve cemaatle kılınması hadis-i şerifle bildirilmiştir. Sünnet olduğu Eshab-ı kiramın İcmaı ile sabittir.

Peygamber efendimiz, teravihi, 8, 12 ve 20 rekat olarak da kılmıştır. İbni Abbas hazretleri bildiriyor ki, Resulullah, yatsıdan sonra, vitirden önce, 20 rekat namaz kıldıktan sonra, (Ramazanda 20 rekat teravih namazı kılanın, yirmi bin günahı affolur) buyurdu. Teravihin yirmi rekat olduğuna inanmayanın sapık olduğu (Nur-ül-izah) şerhinde de yazılıdır

İmam-ı a’zam hazretleri, (Teravih namazı sünnet-i müekkededir. Hz. Ömer, teravihin 20 rekat olarak cemaatle kılınmasını kendiliğinden ortaya çıkarmamıştır. O, elindeki sağlam esasa, yani Resulullahın sünnetine dayanarak emretmiştir) buyuruyor. (El-İhtiyar)

Peygamber efendimiz, teravihi hiç kılmasa bile hulefa-i raşidinin kılması, sünnet olması için kâfidir. Hadis-i şerifte, (Sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın!) buyuruldu. Teravihin cemaatle kılınması Sünnet-i kifaye’dir. Yani bir mahallede cemaatle kılınınca, diğerleri evde kılsa, sünnet ifa edilmiş olur.

Erkeklerin camide cemaatle namaz kılmalarının, evde kıldıkları namazdan 27 derece daha fazla sevap olduğu, kadınların ise, evde namaz kılmalarının, camide namaz kılmalarından daha çok sevap olduğu hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Kadınlar, zaruretsiz camiye gidemez. Çünkü Redd-ül-muhtar’da buyuruluyor ki: (Genç ve yaşlı kadınların 5 vakit namaza, Cuma ve bayram namazları için, vaaz dinlemek için camiye gitmeleri caiz değildir. Eskiden, yalnız çok yaşlı kadınların, akşam ve yatsı namazına gitmesine izin verilmiş idi ise de, şimdi bunların da gitmesi caiz değildir.)

Teravih namazı iki veya dört rekatta bir selam vererek kılınır. Fakat iki rekatta bir selam vermek daha iyidir. Teravih namazını on rekatta bir selam vererek iki selamla bitirmek caiz, fakat mekruhtur. Şafii’de ise hiç sahih olmaz. Teravih, vitirden önce kılınır. Vitirden sonra da kılmak caizdir. Kılınamayan teravih namazının kazası gerekmez

Yatsıyı cemaatle kılan, teravihi yalnız, vitri de cemaatle kılsa mahzuru olmaz. Hatta teravihi kılmasa da, farzı kılmış olduğu imama uyarak vitri kılabilir. İmamla birlikte yatsının farzı kılınsa, sonra imam gitse, cemaatten biri imam olup teravihi ve vitri kıldırsa sahih olur.

Birkaç kişi camiye girince, yatsının farzının kılınmış olduğunu görseler, biri imam olup yatsının farzını kıldırsa ve teravih kıldıran imama uysalar vitri de bu imamla kılsalar sahih olur.

Bir özrü sebebiyle camiye gidemeyen kimse, teravihi evde yalnız başına kılabilir. Hanımı, anası ve kızı ile de cemaat yapıp kılabilir. Fakat imam, sünnete uygun kıldırıyorsa, erkekler camiye gitmelidir.

Bazı imamlar tadil-i erkana riayet etmeyerek teravihi hızlı kıldırıyor. Halbuki Hanefi’de tadil-i erkan vaciptir. Vaciplerinden biri kasten terk edilerek kılınan namazı tekrar kılmak vaciptir. Unutularak vacip terk edilirse, secde-i sehv gerekir. Ta’dil-i erkan, Şafii’de ise farzdır. Farz terk edilince namaz sahih olmaz. Teravih de olsa, sahih olmayacak kadar hızlı kılmak caiz olmaz.

 

Seferde iken oruç tutmak 11 Kasım 2002 Pazartesi

Seferde oruç tutmak gerekmediği hâlde, Ramazan orucunu tutan nafile sevabı mı alır?

CEVAP: Seferi olan, Ramazan orucunu tutarsa, farz sevabı alır.

Devamlı şehirler arasında şoförlük yapanın, oruç tutmaması günâh olur mu?

CEVAP: İşi aksatacak zorluk yoksa, Ramazan-ı şerifte oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günâhtır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Şer'i mazeretsiz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevâba kavuşamaz.) [Tirmizî]

Şu hâlde bir özür olmadan oruç yememelidir! Dini bir özrü olanın orucunu kazaya bırakması caiz olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Yolculukta [sıkıntı içinde] oruç tutmak takvâdan sayılmaz) buyuruldu. (Buhârî)

 [Yolculuk, sefer demek, 104 km'den uzak yere gitmek üzere yola çıkmaktır. Bunlardan daha kısa yola giden seferî olmaz. Burada takvâ daha çok sevap kazanmak manâsındadır.]

 Günaha şeytanlar sebep olduğuna göre, Ramazanda şeytanlar nasıl günah işletiyor?

 CEVAP: Günah işlememize yalnız şeytanlar değil, kendi nefsimiz de sebep olmaktadır. Nefsin zararı, şeytanınkinden çok fazladır. Nefsin her istediği kendi zararınadır. Ramazanda günah işleten, nefsimizdir. Bu ayda, şeytanlar bağlı olduğu için, vesvese veremezler. Ramazanda esnemeler de şeytandan değildir. Asabi esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hâllerde meydana gelir.

Bazı imsakiyeler, Türkiye gazetesi takviminden farklıdır. Hangisine uymak ihtiyatlı olur?

CEVAP: İhtiyata riayet etmek tedbirli ve temkinli hareket etmek elbette iyi olur. Türkiye gazetesi takvimine göre hareket edilmelidir. Yoksa oruçlar tehlikeye girer. Türkiye gazetesinin hesapları yüz yıldır uygulanan hesaplardır.

Bazıları diyor ki, Ramazanda orucun ilk gününü tutmazsak diğerlerini de tuttuğumuz zaman gerektiği zaman bozabilirmişiz. Böyle bir şey var mı?

CEVAP: Öyle bir şey yok. Ramazanda her gün oruç tutmak farzdır. Böyle hurafelere inanmamak lazım. İnsan sağlık durumuna göre, ilk günler tutamaz da sonraki günler tutabilir veya ilk günler tutar da hastalanınca diğer günler tutamaz. Bu hallerde ne yapılacağı, nasıl yapılacağı ilmihal kitaplarında vardır.

[Böyle hurafelere inanmamak için dinimizi öğrenmemiz lazım. Dinimizi doğru öğrenmek için de, ehli sünnet alimlerinin kıymetli eserlerinden tercüme edilerek hazırlanan, Tam İlmihal Seadeti Ebediyye kitabını okumak gerekir.]

Kalb hastasının göğsüne sürdüğü ilaç orucu bozar mı?

CEVAP: Orucu bozmaz. Çünkü, sağlam deriye sürülen ilaç, deriden içeriye girse de orucu bozmaz.

İstemeyerek ağız dolusu kusmak orucu bozar mı?

CEVAP: Bozmaz. İsteyerek, zorlayarak az bir kusma da orucu bozmaz ise de, ağız dolusu kusmak bozar. Hadis-i şerifte (Kendiliğinden ağız dolusu kusanın orucu bozulmaz. İsteyerek ağız dolusu kusanın orucu bozulur, kazası gerekir) buyuruldu.

Tıraş olurken kanayan yere, kanın durması için kantaşı sürmek orucu bozar mı?

CEVAP: Hayır, bozmaz.

 

İğne (enjeksiyon) orucu bozar 12 Kasım 2002 salı

Bir hastalık sebebiyle de iğne [enjeksiyon] yapılınca oruç bozulur mu?

CEVAP: Evet bozulur, kaza gerekir. Oruç bu şekilde bozulduktan sonra yiyip içmek, kefareti gerektirmez.

Gündüz uyurken ihtilam olunca oruç bozulur mu?

CEVAP: Hayır, bozulmaz. Uyanınca ilk fırsatta gusledilir. Hadis-i şerifte, (İhtilam olmak orucu bozmaz) buyuruldu. Gusletmekle de oruç bozulmaz. Guslederken vücudun içine su girmemesine dikkat etmelidir! İçeri su girerse oruç bozulur.

Bir hasta, ilaç alarak, orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?

CEVAP: Gerekmez. Çünkü dinimizin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç bozulunca yalnız kaza gerekir. Fakat basit bir hastalık için oruç bozmamalıdır!

Ağızdaki yara için oruçlu iken ilaçla gargara uygun mu?

CEVAP: Ağızdaki yara, namazda okumaya mani değilse, ilaçla gargara mekruh olur. Okumaya mani olursa, ilaçla gargara etmek mekruh olmaz. Çünkü özür vardır.

İşyerinde iş gereği toz oluyor, ayrıca sigara içen de oluyor. Bunlar orucuma zarar verir mi?

CEVAP: Tozlu, dumanlı şey koklamak, başkasının içtiği sigara dumanı yahut tütsülerin dumanını çekmek orucu bozar. Fakat ağzından veya burnundan boğazına toz, duman kaçsa, oksijen gazı tüpü ile sunî hava verilse, başkalarının içtiği sigaranın dumanı ağzına, burnuna girmesinden sakınmak mümkün olmasa, oruç bozulmuş olmaz. Unlu işlerde çalışanın sakındığı halde, ağzına burnuna giren un tozları orucu bozmaz. Kömür işinde çalışan kimsenin ağzına, burnuna kömür tozu girse, orucu bozulmuş olmaz. Çünkü bundan sakınma imkanı yoktur.

Midesi tamamen alınan kimse, oruç tutabilir mi?

CEVAP: Müslüman olan mütehassıs doktorlar, “Midesi alınanın oruç tutmasının hiç mahzuru olmaz. Aksine iyi olur. Bu ameliyatı geçirenlerde bağırsak, genişleyerek mide hâlini alır” diyorlar. O hâlde oruç tutmalıdır.

Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta, oruç ne yapar?

CEVAP: Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli yiyip içmelidir! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir.) [Nesâî]

Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, duâ eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen tutamadığı oruçlarını kaza eder. (Nehr-ül-fâık)

Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamayan zenginin, bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasiyet eder. Velîsi de, onun, tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değerini verir.

 

Hastaların oruç tutması 13 Kasım 2002 çarşamba

Rahatsızım, oruç tutmasam günah olur mu?

CEVAP: Orucun, birçok hastalığa faydalı olduğu, tıp mütehassısları tarafından açıklanmıştır. Hadis-i şerifte, (Herşeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur) buyuruldu. [Beyhekî]

Zekât veren, malını kirden temizleyip, tehlikelerden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudunu hastalıklardan korur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Sağlığa kavuşmak için oruç tutunuz!) [Taberânî]

 Midesinden veya başka bir yerinden rahatsızlığı olan bazı kimseler, hastalıklarını bahane ederek oruç tutmuyorlar. Oruç tutmanın kendisine zararı olup olmayacağını bilemeyen hasta, salih ve branşında mütehassıs olan doktora sorar. Böyle bir doktor, “Oruç tutmak sana zarar verir” derse, orucunu kazaya bırakır. Salih olmayan doktorun sözü ile hareket edilmez. Doktorun açıkladığı gibi, ilaç kullanan hastalar da ilaçların dozunu sahur ve iftara göre ayarlayarak oruçlarını tutabilirler. Oruç tutmaya mâni olan hastalık çok azdır. Bu bakımdan salih bir doktora sormadan, orucu kazaya bırakmamalı!

Şeker hastası oruç tutabilir mi?

CEVAP: Şeker hastalığı çeşitlidir. Salih bir doktor, “oruç tutamaz” demişse, tutmaz, fidye verir.

Hamile kadın zayıf olursa oruç tutmayabilir mi?

CEVAP: Hasta, hastalığı artacak ise; hâmile veya süt veren kadın, zayıf olursa, oruç tutmayıp, iyi olunca kaza eder.

Ramazanda bir kadının muayyen hâli zuhur ederse, yiyip içebilir mi? Muayyen hâli sona erince, yiyip içmesi günah olur mu?

CEVAP: Ramazan-ı şerifte, gündüz muayyen hâli sona eren kadın, birşey yiyip içmeden oruçlu gibi durur. Fakat oruçlu iken muayyen hâli zuhur eden kadın, oruçlu gibi durmaz, yiyip içebilir. Ancak oruçluların gözü önünde yememelidir!

Bir kadın akşamdan yarınki oruca niyet etse, yarın hayzı başlasa o gün oruç tutacak mı tutmayacak mı?

CEVAP: Hayz başlayınca oruç bozulmuş olur, yer içer.

Adetimiz bitince yiyip içmekte mahzur var mı, bir de oruçlu iken adet gören yiyip içilebilir mi?

CEVAP: Ramazan-ı şerifte gündüz muayyen hali sona eren kadın, birşey yiyip içmeden oruçlu gibi durur. Fakat oruçlu iken muayyen hali zuhur eden kadının, oruçlu gibi durması gerekmez, yiyip içebilir.

Malikiyi taklit eden bir kadının hayzı, 7 gün iken 13 veya 15 gün devam etse, on günden sonra, namazını kılması gerekir mi? Oruç işini nasıl yapar?

CEVAP: Maliki'de kan geldiği günler namaz kılmaz. 15 güne kadar böyledir. 15 günden sonra kan gelse de yine namazını kılar. Hanefi'de hayzı 7 gün olduğu için yedi günden sonra kılamadığı namazları kaza eder. Oruçta malikiyi taklit etmediğimiz için, hanefi mezhebine göre hareket edilir. Yani hayzın bittiği yedinci günden sonra oruç tutulur. Hanefide olsun, Malikide olsun, hayz sebebiyle tutamadığı oruçların hepsini kaza eder.

Ramazanda oruç tutarken ağır hastalanan kimseye su vermek câiz midir?

CEVAP: Câizdir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Oruçlu iken vefât edene, kıyâmete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemî]

Ramazan-ı şerîf hâricinde ölüm hâlindeki oruçlu hastalara, su vermek müstehaptır.

 

Fitre vermenin önemi 14 Kasım 2002 perşembe

İhtiyacı olan eşyadan ve borçlarından fazla olarak zekat nisabı kadar malı, parası bulunan Müslümanın fıtra vermesi vacip olur. Nisaba malik değilse fıtra vermesi vacip olmaz. Fakat vermesi iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Ramazan orucu, gökle yer arasında durur. Sadaka-i fıtr verilince yükselir.)

(Sadaka-i fıtr, oruçlunun, uygunsuz sözlerinden meydana gelen günahları temizler.)

(Sadaka-i fıtr, zenginlerinize bir tezkiyedir. Fakirleriniz de verirse, Allahü teâlâ onlara daha çoğunu verir.) [Tezkiye, temize çıkarma, temizleme demektir.]

Diğer üç mezhebde, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hadis-i şerifte, (Sadaka-i fıtrı, küçük büyük, zengin fakir herkesin vermesi gerekir.) buyuruldu. Dinen zengin olmayan herkes, fıtra, zekat alabilir. İhtiyacı olan eşya ve borçlarından fazla olarak, zekat nisabı kadar malı, parası bulunan müslümanın, fıtra vermesi vacip olur. Fıtra, zekat alması, haram olur. Fıtra nisabına katılacak malın ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez

Halk arasındaki zenginlikle, dinin bildirdiği zenginlik farklıdır. Nisap miktarı malı veya parası olmayan bir kimse, fakir demektir. Evi olmayan, kirada oturan bir kimse nisap miktarı paraya, altına veya ticaret malına sahip ise dinen zengin sayılır, böyle bir kimsenin zekat vermesi gerekir ve zekat alması caiz olmaz.

Ticaret için olmayan malların zekatı verilmez. Gelirleri nisaba dahil edilir.

Nisaba malik olmayan herkes fakir sayılır, zekat alabilir. Nisaba malikse fıtra vermesi vacip olur.

Asgari maaş alan bir kimse, borçları çıktıktan sonra, nisaba malik ise, zengin sayılır, fıtra vermesi gerekir. [Nisap, 96 gr altın veya bu değerde para, ticaret malı demektir.]

Sadaka-i fıtr, Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. Şafii’de Ramazandan önce verilmez. Bayramdan sonraya da bırakılmaz. Hastalık gibi herhangi bir özürden dolayı oruç tutamayan kimsenin de, zengin ise fıtra vermesi gerekir.

Sadaka-i fıtrın miktarı her yıl değişmez. Fıtra olarak yarım sa’ buğday veya un, yahut bir sa’ arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Yarım sa ölçek, ihtiyatlı olarak 1750 gramdır. Bir sa’ ise 3500 gramdır. Bu miktarlar kıyamete kadar hiç değişmez. Fıtra olarak, ya bizzat buğday, un, arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Yahut değeri kadar altın veya gümüş verilir. Buğday, un ve diğerlerini vermek güç olursa, bunların kıymeti kadar, ekmek veya mısır verilebilir. Fıtra miktarları ve bugünkü değerleri yaklaşık olarak şöyledir:

Fıtranın cinsi          Miktarı (gr)      Değeri (TL)

Buğday                 1750                   600.000

Un                        1750                    900.000      

Un (İyi)                 1750                 1.400.000

Arpa                     3500                    700.000     

Kuru üzüm            3500                 6.500.000     

K. Üzüm(İyi)         3500                9.000.000

Hurma                   3500                5.000.000

Hurma (İyi)           3500               40.000.000

 

Haram işlemek orucu bozar mı? 17 Kasım 2002 pazar

Yalan, gıybet, harâma bakmak gibi günâhlar orucu bozar mı?

CEVAP: Hadîs-i şerîfte, (Gıybet etmek, söz taşımak, yalan yere yemin etmek, nâmahreme şehvetle bakmak orucu bozar) buyuruldu. İmâm-ı a'zâm hazretleri, bu hadîs-i şerîfi açıklıyor: (Bu günâhlar orucun sevâbını bozar, sıhhatini bozmaz, oruç mekrûh olur) buyuruyor. Yani bu günâhları işleyen, oruç borcundan kurtulur ise de, oruca mahsus büyük sevâba kavuşamaz. Hadis-i şerifte, (Nice oruç tutan var ki, açlık ve susuzluktan başka bir şey elde etmez.) buyuruldu. Oruç, mü'minler için bir nimet ve emânettir. Emânete riâyet etmek lâzımdır. Onun zâyi olmaması için şartlarını ve edeplerini gözetmek gerekir. Harâma bakmaktan sakınmalıdır! Hadîs-i şerîfte, (Harâma bakmak, şeytanın zehirli bir okudur. Allahtan korkup bunu terk edene, Allahü teâlâ öyle bir îmân verir ki, tatlılığını kalbinde bulur) buyuruldu Oruçlu, dilini de korumalıdır! Hadîs-i şerîfte (Oruç, ateşe kalkandır. Gıybetle parçalanmadıkça korur. Oruçlu câhillik edip de kötü söz söylemesin! Biri kendine sataşırsa, "ben oruçluyum" desin!) buyuruldu. Gözü ve dili günâhlardan koruduğumuz gibi, kulağımızı da korumamız lâzımdır. Konuşulması harâm olan şeyi, dinlemek de harâmdır. El, ayak ve diğer uzuvları da harâmdan korumalıdır! Oruç tutup azaları ile günâh işleyen, ilaç yerine zehir içen hastaya benzer. Çünkü günâh zehirdir. İbâdetlerimizin sevâbını yok eder. Onun için oruçlarımızı ve diğer ibâdetlerimizi harâm işleyerek sevapsız hâle getirmemeliyiz!

Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?

CEVAP: İmsakten sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız depresyon hâlinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz bozulunca da kaza gerekir.

Morfinle dişini çektirdikten sonra, "orucum bozuldu" diye yiyip içene kefâret mi gerekir?

CEVAP: Kefâret gerekmez, kaza gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne yapılınca oruç bozulur ve kaza lâzım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefâret gerektirmez.

Abdest alırken hata ile boğazına su kaçan, orucu bozulduğu için yiyip içse, kefaret mi gerekir?

CEVAP: Orucu kasten bozmadığı için, yalnız kaza gerekir.

Nisâiyeci bir kadın doktora muayene olanın, orucu bozulur mu? Bozulursa, kefaret mi gerekir?

CEVAP: Doktor, eldivene herhangi bir ilaç, yağ sürerse, oruç bozulur, sadece kaza gerekir.

Oruçlu olduğunu unutarak yiyen, sonra bilerek yiyip içmeye devam ederse, kefâret gerekir mi?

CEVAP: Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içen kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içmeye devam ederse kaza lâzım olur, kefâret lâzım olmaz. Eğer unutarak yiyip içmenin orucu bozmadığını bildiği hâlde, kasten yiyip içmeye devam ederse, hem kaza, hem de kefâret lâzım olur.

Ramazanda birkaç gün oruç tutmadım. Kefâret gerekir mi?

CEVAP: Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak büyük günâhtır. Önce tutulmayan oruçlar için tövbe edilir. Sonra gününe gün yani kaç gün tutulmamışsa o kadar gün kaza orucu tutulur. Bir kimse, Ramazan ayında 30 gün oruç tutamasa, tutamadığı gün kadar kaza gerekir, kefâret gerekmez. Kefâret, oruç tutmamanın değil, niyetli iken Ramazan orucunu mazeretsiz bozmanın cezâsıdır.

 

Krem sürmek orucu bozmaz 18 kasım 2002 pazartesi

Omuzlarımda ağrılar için doktor iğne yapılması gerektiğini söyledi. Yapılacak iğne ve sürülecek krem orucu bozar mı?

CEVAP: İğne olmak (enjeksiyon) orucu bozar, kaza gerekir. Hiç bir krem orucu bozmaz.

Abdest alırken diş etlerinden kan gelirse abdest bozulur, oruç bozulur mu?

CEVAP: Kan ağızdan dışarı çıkarsa bozulur. Yutulursa abdest bozulmaz, fakat bu sefer de oruç bozulur. Tükürükten az ise, oruç da abdest de bozulmaz.

Porno film seyrederken, sadece bakarken cünüp oldum, orucum bozuldu mu?

CEVAP: Sadece bakarak cünüp olunca oruç bozulmaz. El ile veya başka bir şeyle cünüp olmaya yardım edilmişse, o zaman kaza gerekir.

Bel gevşekliği sebebiyle meni gelse, oruç bozulur mu?

CEVAP: Bozulmaz.

Nezle olduğum için burnumun içine gelen akıntıyı geri çekip yuttum, orucum bozuldu mu?

CEVAP: Bozulmadı.

Ağzıma balgam geliyor, yutuyorum, oruç bozuluyor mu?

CEVAP: Balgamı yutmakla oruç bozulmaz

İmsak vakti çok yemek yiyorum. İmsak çıktıktan sonra yemek kaynarken ağzıma geliyor, yutuyorum. Orucum bozuluyor mu?

CEVAP: Bozulmaz. Hatta ağzınıza gelen kusmuğun geri gitmesi de orucu bozmaz.

Oruçlu iken burna çekilen su ağzımızdan çıksa oruç bozulur mu?

CEVAP: Bozulur. Buruna ilaç çekmek gibi su da çekip genze ulaşırsa oruç bozulur, kaza gerekir.

Abdest alınca veya ağzımızı yıkayınca kalan yaşlığı yutmak orucu bozar mı?

CEVAP: Ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürük ile yutmak orucu bozmaz.

Tükürüğümüz, dudağımızdan aşağı doğru sarksa, onu yalayıp yutsak oruç bozulur mu?

CEVAP:Tükürüp tükürüğümüzü yalarsak oruç bozulur, kaza gerekir. Bahsettiğiniz şekilde olursa oruç bozulmamış olur. Sanki bir kısmı daha ağzımızda oluyor.

Erkeklerin damla gelip abdest bozulmasın diye idrar yoluna koyduğu pamuk orucu bozar mı?

CEVAP: Orucu bozmaz.

Maliki mezhebini taklit edenlerini idrar yoluna koyduğu pamuk orucu bozar mı?

CEVAP: Malikide pamuk koymak bozmaz. Fakat bozsa bile biz Malikiyi oruçta taklit etmiyoruz ki. Şafiide pamuk koymak orucu bozar ama, şafiiyi namazda taklit edenlerin orucu yine bozulmuş olmaz.

Banyo yapınca, banyoda oluşan buharı teneffüs etmek oruca zarar verir mi?

CEVAP: Normal su buharı zarar vermez.

Ramazanda bir insan yatsıdan sonra hanımıyla beraber olsa daha sonra geç vakitte uyuyup biraz sonra guslederiz deseler uyandıklarında da güneş doğmuş olsa kefaret mi gerekir?

CEVAP: Kaza da gerekmez. Yani oruçları bozulmuş olmaz. İhtilam olanın da orucu bozulmuş olmaz. Fakat namaz kılmak için ilk fırsatta yıkanmak gerekir.

 

Göz damlası orucu bozmaz 19 kasım 2002 salı

Göz damlası orucu bozar mı? Lens ıslakken göze takılırsa oruç bozulur mu?

CEVAP: İkisi de bozmaz.

Ramazanda sahurda yatmadan önce dişlerimizi fırçalıyoruz. Ağzımızı yıkamamıza rağmen tadı ağzımızda hissediliyor bu durumun oruca zararı olur mu?

CEVAP: Hayır olmaz.

Hanefi mezhebine göre "tükürdüğümüz zaman tükürükte tükürükten az miktarda
kan olursa" abdest bozulur mu, yutunca oruç bozulur mu?

CEVAP: Kan tükürükten az ise dışarı çıkmakla abdest bozulmaz, yutulunca da oruç bozulmaz.

Sigara tiryakisiyim, sigara içmezsem oruç tutmam çok zor. Sigara yakıları var. Bunları koluma koysam, deri nikotini emiyormuş. Orucum bozulur mu?

CEVAP: Sağlam deriye konan hiç bir yakı, ilaç, krem orucu bozmaz. Emilmesinin önemi yok.

Oruçluyken kulaktan iltihap akması orucu bozar mı?

CEVAP: Bozmaz

Kan aldırınca oruç bozulur mu?

CEVAP: Bozulmaz.

Oruçlu iken kulağa pamuklu çubuk sokmakta mahzur var mı?

CEVAP: Şafiide bozar, Hanefide bozmaz.

Buruna ilaç sürmek orucu bozar mı?

CEVAP: Katı ilaç bozmaz, sıvı ilaç bozar.

Jöle, krem, deodorant orucu bozar mı?

CEVAP: Hiç birisi bozmaz.

Oksijen gazı tüpü ile suni hava verilince oruç bozulur mu?

CEVAP: Teneffüs ettiğimiz hava orucu bozmaz. Tüple verilen oksijen de temiz hava demektir, oksijeni bol hava demektir. İçinde ilaç olsa bozar.

Hanımı öpmek orucu bozar mı?

CEVAP: Öpmekle orucu bozmaz. Öperken cünüp olursa bozulur.

Yıkanırken kulağa sabunlu su kaçsa, oruç bozulur mu?

CEVAP: Bozulmaz.

Denize girmek orucu bozar mı?

CEVAP: Denize girdiği için değil, su girecek deliklerden içine su kaçtığı için oruç bozulur. Eğer su girmezse oruç bozulmaz.

Bacağına ameliyatla protez takılan bir hastanın ramazan ayı içerisinde göründüğü kadarı ile bir ağrısı ve sızısı olmadığı takdirde namaz kılıp oruç tutmasına engel teşkil eder mi?

CEVAP: Teşkil etmez. Ayakta kılamazsa oturarak kılar.

Sabah yatarken susadığımı hissettim ve saatime baktım saati 05.10 geçiyor olarak gördüm. Dikkatli olarak baktığıma eminim. Suyumu içtim ve gayri ihtiyari saate bir baktım ki saat 06.10 çok üzüldüm. İmsak 5,30’du. Orucum bozuldu mu?

 CEVAP: Evet bozuldu. Sizin kastınız olmadığı için sadece kaza gerekir.

 
Astımlının ilaç kullanması 20 kasım 2002 çarşamba

Astım hastası, mecburiyet halinde ilaç kullanınca oruç bozulur mu?

CEVAP: Evet bozulur. Sadece kaza gerekir.

Ventolin, Salbutol gibi ağıza püskürtülen astım ilaçları orucu bozar mı?

CEVAP: Bahsettiğiniz ilaçları kullanınca oruç bozulur. Çünkü içinde ilaç vardır. Ama oksijen gazı bozmaz.

Astım tabletinin gazını teneffüs etmek orucu bozar mı?

CEVAP: Sigara dumanı gibi orucu bozar.

Evi haşere için ilaçladım. Bu ilacı teneffüs orucu bozar mı?

CEVAP: Az olursa bozmaz.

Kadın hastalıklarında bir çubukla hap ve fitil veriliyor. Guslü gerektirir mi, orucu bozar mı?

CEVAP: Genelde zevk alınmadığı için guslü gerektirmez. Gündüz kullanılırsa oruç bozulur, kaza gerekir. Pamuk bile konsa, pamuk tamamen içeri girerse oruç bozulur. Yaş parmak girse de oruç bozulur.

Gündüz taharette basuru yıkayıp içeri sokuyorum. Orucum bozuluyor mu?

CEVAP: Dışarıdan içeri su veya herhangi bir şey girerse oruç bozulur. Eğer taharetlendikten sonra, bir havlu ile kurulanırsa basurun (hemoroidin) içeri girmesi orucu bozmaz.

Karşı tarafın ağız salgısını yutmak orucu bozuyor mu?

CEVAP: Karşı tarafın tükürüğünü, salgısını yutunca oruç bozulur. Eğer bu sevdiğimiz bir kimse ise sadece kaza değil, kefaret de gerekir.

Oruçlu iken alışkanlıktan dolayı rujumu yalıyorum, oruç bozuluyor mu?

CEVAP: Rujun oruca zararı olmaz. Fakat yenirse oruç bozulur. Kaza gerekir.

Oruçlu olduğunu unutup taharette mübalağa ederek içeriye su kaçsa oruca zarar verir mi?

CEVAP: Unutulunca mahzuru olmaz. Unutarak yiyip içmek de orucu bozmaz. Oruçlu olduğunu bilerek taharette mübalağa eder ve içeri su kaçarsa oruç bozulur ve kaza gerekir.

Balıkların suyunu temizlerken boğazıma ister istemez su kaçtı orucum bozuldu mu?

CEVAP: Ağıza kaçtı ise bozulmaz, boğazdan içeri girmişse oruç bozulur, kaza gerekir

Oruçluyken misvak kullanmak mekruh mudur?

CEVAP: Mekruh değildir. Şafii’de öğleden sonra kullanmamak iyi olur, çünkü ağızdaki kokuyu giderdiği için, öğleden sonra misvaklanmayı mekruh sayarlar. (Oruçlunun ağız kokusu Allah için sevimlidir. Öyle ise Allaha sevimli gelen birşeyi biz niye yok edelim) derler.

Ayak tırnağımda yara var ve bu yaradan gün içerisinde sarı su, irin ve bazen de kan geliyor ve tırnak arasında birikiyor, bunlar tekrar içeri girip orucu bozar mı?

CEVAP: Orucu bozmaz.

İstemeyerek yağmur suyu ağzımıza kaçsa orucu bozar mı?

CEVAP: Bozar.

Ben diabet hastasıyım. Kan alıp ölçü aletine koyup şekerimi ölçmem orucu bozar mı?

CEVAP: Kan aldırmak orucu bozmaz.

Arı soksa oruç bozulur mu?  CEVAP:Bozulmaz.

Kadın geceden niyet ettiği orucu öğleyin bozsa, öğleden sonra da adet görse, kaza mı gerekir?

CEVAP: Adet olmasa idi kefaret gerekirdi. Adet olduğu için kaza gerekir. Bir kimse de orucunu bozsa, sonra oruç tutamayacak kadar hastalansa yine kaza gerekir.

 

Oruç için fidye vermek 21 kasım 2002 perşembe

Bir arkadaşın migren ağrısı olduğu için ramazan orucunu tutmuyor. Ne yapması lazım?

CEVAP: Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli yiyip içmelidir! Hadis-i şerifte (Oruç tutamayacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir) buyuruluyor. Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, duâ eder. Fidye olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın, tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın içinde verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen kimse, tutamadığı oruçlarını kaza eder

Oruç tutamayan hasta fidyeyi ne zaman verir?

CEVAP: Ramazanın içinde verilebilir.

Hayzlının, Ramazanda oruç tutması caiz mi?

CEVAP: Hayır.

Ramazanda şeytani rüya görülür mü?

CEVAP: Görülmez. Nefsani rüya görülür

Ramazanda şeytanların azgınları mı bağlanır?

CEVAP: Hayır hepsi bağlanır.

Şeker bayramı demek caiz mi?

CEVAP Bayramdan önce hurma, şeker gibi herhangi bir tatlı yemek müstehap olduğu için caizdir.

Seferde olana da ramazan orucu farz mı?

CEVAP: Evet. Ama kazaya bırakması caizdir.

Ele iğne batıp kırığı içinde kalsa orucu bozar mı?

CEVAP: Hazım cihazına girmeyince bozmaz.

Oruçlu iken kalbim ağrıyınca trinitrin alsam kaza mı gerekir?

CEVAP: Evet.

Burna tuzlu su çekmek, ilaç gibi orucu bozar mı?

CEVAP: Evet. Beyne veya boğaza kaçarsa bozar.

Masturbasyon kaza gerektirir deniyor. Bana göre kasten orucu bozuyor, ben kefaret gerekir diyorum. Hangi kitapta kaza gerektiği yazılıdır?

CEVAP: Masturbasyon için yalnız kaza lâzım olduğu, Fetavai- Hindiyye, Bahrürraik ve Dürr-ül-muhtâr kitaplarında yazılıdır. Kefaret gerektirmez. Akıl ile din olmaz. Dinde nakil şarttır.

Dayanamayıp orucunu bozana kaza mı gerekir?

CEVAP: Gerçekten dayanamamışsa, kaza gerekir.

Kalb için, dil altına konup, emilen hap, orucu bozar mı?

CEVAP: Evet. Deri altına iğne ile ilaç zerki gibidir.

Hasta, ağzına sık sık su alsa orucu bozulur mu?

CEVAP: Yutulmadıkça bozulmaz. Ama böyle yapmak uygun değildir.

Hasta, su buharını teneffüs etse orucu bozulur mu?

CEVAP: Ciğerlere giderse bozar.

Burun kanı, genizden mideye giderse, oruç bozulur mu?

CEVAP: Evet.

Kulağa kaçan sabunlu su orucu bozar mı?

CEVAP: Bozmaz.

Abdestte su kaçınca yiyip içse kefaret mi gerekir?

CEVAP: Kaza lazımdır.

Orucun aksamaması için hayzı ilaçla geciktirmek caiz mi?

CEVAP: Caizdir.

 

İftar vermek 24 Kasım 2002 pazar

Hadis-i şerifte, (Ramazanda bir misafire oruç açtırana, Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır) buyuruldu. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar verme sevabına kavuşulur. Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki: (Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilir.)

Peygamber efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca da, Eshab-ı kiram, “Su az ve kıymetli iken mi?” diye sual etti. Onlara cevaben (İsterse nehir kenarında versin, aynıdır) buyurdu.

Yemek yedirmek çok sevaptır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevaptır. Oruç tutanın sevabı kadar sevap alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz. Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.)

(Allah, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.)

(Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine dua eder.)

(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.)

(Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları affolur.)

Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hz. Ali buyurdu ki: (Dostlara yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha kıymetlidir. Dostlarla yenilen yemek, köle azat etmekten daha makbuldür.)

(O beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir! Yemeğe çağırırken de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını düşünmelidir!

Yemekte günah işlenen davetlere gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de, zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir.

Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır.

Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir.

Müslümanın Müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! Peygamber efendimiz, bu hususta, (Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır) buyurmaktadır. Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

 (Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.), (İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.), (Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Dinimizin bu konudaki emrine uymamış olur]

 

Seher vakti ve sahur 25 kasım 2002 pazartesi

Seher vakti gecenin son altıda biridir. Yani güneşin batışından imsak vaktine kadar olan zamanın son altıda biridir. Mesela akşam 16.30’da, imsak da 5.30’da oluyorsa, gecenin tamamı 11 saat demektir. Bunun altıda biri 1 saat 50 dk eder. 5.30’dan çıkarılınca 3.40 kalır. Saat 3.40’dan saat 5.30’a kadar seher vakti demektir. Yaz ve kış bu vakit azalıp çoğalır.

Teheccüd namazını ve vitri seher vaktinde kılmak iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Gecenin sonunda uyanamayacağından korkan, gecenin evvelinde vitri eda etsin! Sonra yatsın! Gece sonunda uyanacağını ümit eden, vitri o zaman kılsın! Çünkü gecenin sonundaki kalkmakta rahmet melekleri hazır olur.)

(Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.)

(Seher vakti Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim. İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim.)

Seher vakti, dua ve istiğfarların kabul olduğu zamandır. Ramazan ayında sahur için kalkınca seher vaktinde kalkılmış olur. Bu vakitte dua etmeyi ganimet bilmelidir! Allahü teâlâ iyileri överken, (Onlar seher vaktinde istiğfar eder) buyuruyor. (Zariyat 18) Hz.Yakub, oğullarına, (Sizin için yakında [seher vakti] Rabbime istiğfar edeceğim) dedi. (Yusüf 98)

Al-i İmran suresinin 17. ayetinde, sabredenler, sadıklar, namaz kılanlar, zekat verenler ve seher vakitlerinde istiğfar edenler övülmektedir. Hepsinden sonra, istiğfar edenlerin bildirilmesi, insanın her ibadetini kusurlu görüp, daima istiğfar etmesi içindir.

Fırsat ganimettir. Ömrü faydasız işlerle geçirmemeli, Hak teâlânın rızasına uygun şeylere sarf etmelidir! Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile eda etmelidir! Teheccüd namazı kılmalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflet uykusuna dalmamalı, ölümü ve ahireti düşünmeli, haram olan dünya işlerinden yüz çevirip, ahiret işlerine yönelmelidir! Zaruri olan dünya kazancı ile meşgul olup, diğer vakitleri, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır!. (Mek.Masumiyye)

Sahura kalkmadan oruç tutmakta mahzur yoktur. Yani günah değildir. Ancak sahura kalkmak çok sevabdır. Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.)

(Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!)

(Sahur yemeğine kalkmak, Allahın size bağışladığı berekettir, bunu kaçırmayın!)

(Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.)

(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.)

(Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.)

(Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.)

(Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salat ve selam ederler.)

[Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua eder.]

 

Günah, sahur ve itikaf 26 kasım 2002 salı

Her zaman günahtan sakınmak gerekir ama oruçlu iken daha çok sakınmak gerekir. Hadis-i şerifte, (Gıybet etmek, söz taşımak, yalan yere yemin etmek, namahreme şehvetle bakmak orucu bozar) buyuruldu. İmam-ı a’zam hazretleri, bu hadis-i şerifi açıklıyor ve (Bu günahlar orucun sevabını bozar, sıhhatini bozmaz, oruç mekruh olur) buyuruyor. Yani bu günahları işleyen, oruç borcundan kurtulur ise de, oruca mahsus olan büyük sevaba kavuşamaz. Hadis-i şerifte, (Nice oruç tutan vardır ki, açlık ve susuzluktan başka bir şey elde etmez) buyuruldu. Oruç, müminler için bir nimet ve emanettir. Emanete riayet etmek gerekir. Onun zayi olmaması için şartlarını ve edeplerini gözetmek gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Harama bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Allah korkusu ile bunu terk edene, Allahü teâlâ öyle bir iman verir ki, tatlılığını kalbinde bulur.), (Oruç, ateşe kalkandır. Gıybet ile parçalanmadıkça korur. Oruçlu, cahillik edip de kötü söz söylemesin! Birisi kendine sataşmak isterse, “Ben oruçluyum” desin!)

Gözü ve dili günahlardan koruduğumuz gibi, kulağımızı da korumamız gerekir. Konuşulması haram olan şeyi, dinlemek de haramdır. El, ayak ve diğer uzuvları da haramdan korumalıdır! Oruç tutup azaları ile günah işleyen, ilaç yerine zehir içen hastaya benzer. Çünkü günah zehirdir. İbadetlerimizin sevabını yok eder. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.), (Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!), (Sahur yemeğine kalkmak, Allahın size bağışladığı berekettir, bunu kaçırmayın!), (Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.), (Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.), (Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.), (Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.), (Sahur yemeği mübarektir. Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salat ve selam ederler.) [Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları mağfiret eder, melekler de onlar için dua eder.]

İnsanlara iyilik etmek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(İnsanların hepsi Allahın ıyâli [ev halkı] gibidir. Allahın en çok sevdiği kimse, Onun ıyâline [insanlara] en faydalı olandır. Allahın en buğzettiği kimse de Onun ıyâline iyilik etmeyendir.), (Şu iki şeyden daha iyisi yoktur: Allaha iman ve Onun kullarına iyilik etmek. Şu iki şeyden de kötüsü yoktur: Şirk ve insanlara kötülük etmek.), (En iyi kimse, kendisinden hep iyilik beklenendir.), (İyilik etmek ömrü uzatır.), (Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliği ansın! İyiliği anmak şükür, iyiliği gizlemek nankörlüktür.)

İtikaf nedir?

İtikaf, camiye girip ibâdetle meşgul olmak demektir. Ramazan-ı şerifte itikaf, sünnet-i müekkededir. Ancak itikaf, sünnet-i kifaye olduğu için bir mahallede birkaç kişi itikafa girerse, diğerlerinden bu sünnet sakıt olur. Bu bakımdan imkânı olanlar itikafa girmelidir! İtikaf eden kimse camide yiyip içer, yatar. Abdest için dışarı çıkabilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İtikafta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.), (Bir devenin 2 sağımı kadar itikaf eden, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.), (Ramazanda on gün itikaf eden, 2 defa hac yapmış gibi sevap kazanır.)

 

Orucu bozan ve bozmayanlar 27 Kasım 2002 çarşamba

Kadın ve erkeğin ilaç olarak kullandıkları fitil, orucu bozar mı ve guslü gerektirir mi?

CEVAP: Gündüz kullanırsa oruç bozulur. Fakat guslü gerektirmez.

Burnum kanadı. Bu arada genzime giden kanı yuttum. Orucum bozuldu mu?

CEVAP: Burundan genze giden kanı veya dişi kanayan ağzındaki kanı yutunca, yani kan mideye gidince oruç bozulur. Sadece kaza gerekir.

Buruna sıvı ilaç veya tuzlu su çekmek orucu bozar mı?

CEVAP: Beyne veya boğaza giderse bozar.

Kulağı antiseptikli su ile yıkatmak orucu bozar mı?

CEVAP: Bozar. İlaçsız su ile yıkamak bozmaz.

Hasta, su buharını teneffüs etse orucu bozulur mu?

CEVAP: Ciğerlere giderse bozar.

Ağrıyan dişe, göze ve kulağa ilaç konsa oruç bozulur mu?

CEVAP: Kulağa damlatılan ilaç orucu bozar. Göze damlatılan ilaç bozmaz. Dişe konulan ilaç, yutulmazsa orucu bozmaz. Hatta ilacın tadı boğazda hissedilse de bozmaz.

Yaraya konan ilaç orucu bozar mı?

CEVAP: Yaraya sürülen merhemin, sindirim yoluna gittiği bilinmezse oruç bozulmaz.

Epilasyon orucu bozar mı?

CEVAP: Bozmaz.

Oruçlu iken esans koklamak orucu bozar mı?

CEVAP: Çiçek, esans koklamakla oruç bozulmaz, mekruh da değildir.

Ağızdaki az bir kanı yutanın namazı ve orucu bozulur mu?

CEVAP: Az olduğu için bozulmaz.
 Oruçlu iken gusletmek orucu bozar mı?

CEVAP: Gusletmekle oruç bozulmaz. Ancak ağızdan, burundan içeri su kaçarsa veya su içine oturulunca veya taharetlenirken içeri su kaçarsa oruç bozulur.

Dudaktaki yaşlığı yutmak orucu bozar mı?

CEVAP: Bozmaz.

Makata konan pamuğun bir kısmı dışarıda kalsa orucu bozar mı?

CEVAP: Bozmaz, hepsi içeri girerse bozar.

İmsâk vakti sona ererken yaraya konan sıvı ilaç, gündüz emilmeye başlasa oruç bozulur mu?

CEVAP: İmsakten önce konulduğu için bozulmaz.

Kalb hastasıyım. Bazen çok ağrıyınca pap alıyorum. Ramazanda oruçlu iken ağrı tuttuğunda ilaç alırsam, kefaret gerekir mi? Kalb hastasının göğsüne sürdüğü ilaç, orucu bozar mı?

CEVAP: Zaruret olduğu için yalnız kaza gerekir. Sağlam deriye sürülen ilaç, içeriye gitse de orucu bozmaz. Dil altına konulup emilen bozar.

Diş çektirmek orucu bozar mı?

CEVAP: Diş çektirmek orucu bozmaz. Eğer diş çektirilirken iğne vurulursa, oruç bozulur. Dişten çıkan kanı yutmakla da oruç bozulur. Ramazan orucunu tutarken iğne vurduranın veya dişinden çıkan kanı yutanın orucu bozulur, gününe gün kaza gerekir, kefaret gerekmez.

 

Zekâtın önemi 28 kasım 2002 perşembe

Bir günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi haramdır. Fakat istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması caizdir. Muhtaç olmayan fakirin, verilen zekât veya sadakayı almaması iyi olur. Birisi zekât toplamak için vazife isteyince, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem, (Seni, insanların yıkayıp attıkları kirleri toplamaya memur etmek istemem) buyurdu. Zekât olarak verilen bir deveyi isteyen bir zata, (Şişman birinin, sıcakta terleyip vücudunu yıkadığı kirli su içilir mi? Zekât böyle kir gibidir) buyurdu.

Zekâtı muhtaçlara vermeli! Kur’an-ı kerimde, çok yerde namaz ile zekât beraber bildiriliyor. (Namazı kılın, zekâtı verin) buyuruluyor. (2/43)

Zekât önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allaha ve Resulüne inanan zekât versin!)

(En faziletli ibâdet namaz, sonra zekâttır.)

(Hastayı sadaka ile, malı zekât ile koruyun!)

(Malın temizlenmesi için zekât farz kılındı.)

(Zekât vermeyen, kıtlıklara maruz kalır.)

(Zekât vermeyene Allah lânet eder.)

(Zekât vermeyen, temiz malını kirletir.)

(Zekât vermeyen, kıyamette ateştedir.)

(Zekât vermeyen toplum, rahmetten mahrum kalır.)

(Zekâtı verilmeyen mal, kara veya denizde telef olur.)

(Zekâtını veren o malın şerrinden korunur.)

(Zekât vermeyenin namazı kabul olmaz.) [Zekât vermemek haram olduğu için, böyle günahkârın kıldığı namaz sahih olup, borcu ödenirse de; namazdan hasıl olacak sevaba kavuşamaz. Her günah böyledir.]

(Zenginlerin zekâtı, fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ fakirlerin rızkını başka yollardan verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.)[Eli ayağı tutup da çalışabilenlerin zekât istemesi haramdır. İstemediği hâlde, kendisine zekât verilirse, alması günah olmaz. Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri de milletin içinde kırkta bir yaratmıştır.]

(Zekât, karıştığı malı ifsat eder) [İmam-ı Ahmed hazretleri, bu hadisi şerifi, (İhtiyacı olmadığı hâlde, zekât olarak alınan mal, diğer malları helak eder) diye açıklamıştır.

Resulullah, (Zekâtı verilmeyen mallar, ejderha olup sahibinin boynuna sarılır) buyurduktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu: (Hak teâlânın ihsan ettiği malın zekâtını vermeyenler; iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını zannediyorlar. Hâlbuki kendilerine kötülük etmiş oluyorlar, o mallar cehennemde azap aleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar onları sokacaktır.) [3/180]

Bu acı azaplardan kurtulmak için malların zekâtını, tarla mahsullerinin, sebze ve meyvenin uşrunu vermek şarttır. Zekât kırkta bir, uşur onda bir verilir. Kur’anda, (Malı, parayı biriktirip zekâtını vermeyene çok acı azabı müjdele! Zekâtı verilmeyen mal, para, cehennem ateşinde kızdırılıp, sahibinin alnına, böğrüne, sırtına mühür gibi basılacaktır) buyuruldu. (Tevbe 34,35)

Fakire verilen altın, onu zengin edecek kadar fazla olmamalıdır. Borçsuz fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek mekruh olarak caizdir. 10 g altın kadar borcu var ise, 100 g altını alması mekruh olmaz. Altın ile gümüş, ne niyetle saklanırsa saklansın ticaret eşyası kabul edilir. Nisap miktarı ise zekâtı verilir. “Ev, araba almak için biriktirilen paranın bana göre zekatı olmaz” diyen mezhepsizlere itibar edilmemelidir.

ekim    2002   aralık