Salih âlimler doğruyu bildirirler 10072003
Peygamberimiz hiç beddua etmiş midir?
CEVAP:
Peygamber efendimiz, diğer bazı peygamberler gibi kavimlerine genel bir beddua
etmemiş ama muayyen günahları işleyenleri lanetlemiştir. Mesela birkaçı
şöyledir:
(Lutilere Allah lânet etsin!) [Beyhekî]
(Paraya tapana lânet olsun!) [Tirmizî],
(Bid’at çıkartana lanet olsun.) [Dare Kutni]
(Eshabıma sövene lanet olsun.) [Hakim]
(Doğruyu bildiği halde susana lanet olsun) [Deylemi]
Ayrıca isim söyleyerek beddua ettikleri de vardır. Bir tanesi şöyledir: Ebu
Leheb’in oğlu Uteybe, Tebbet suresi gelince, Resulullah efendimize hakaret etti.
Resulullah çok üzülüp, (Ya Rabbi, buna bir canavar musallat et) dedi. Ebu
Leheb’in oğlu Uteybe Şam’a giderken, bir gece, bir aslan gelip uyuyan
arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince onu parçaladı. (Mirat-i
kainat)
Taberani’de rivayet ediliyor ki: İki kişi, Hz. Hamza hakkında aşağılayıcı bir
şiir okuduklarından cehenneme gitmeleri için Resulullah beddua ediyor. Peygamber
efendimiz beddua etmezdi sanarak hadis kitaplarındaki beddua bildiren böyle bir
hadis-i şerife şüphe ile bakmak din düşmanlarını sevindirmek olur. O zaman
İmam-ı Taberani’ye de itimat kalmaz. Zaten din düşmanlarının bütün derdi de bu.
(Âlimleri ve hadisleri yıkarsak Kur’an’ı yıkmak daha kolay olur)
diyorlar.
O iki kişi hicri 8. yılda Müslüman olmuştu. Hz. Hamza ise bundan 4 yıl önce
şehid oldu. Yani o zaman o iki kişi Müslüman değildi. O dua, Müslümanlara
yaptıkları zararlardan ve sevgili amcası Hz. Hamza’ya dil uzattıklarından dolayı
yapılmıştı.
Mekke’nin fethinde, Resulullah, herkesi affetti. Yalnız on kişinin isimlerini
söyleyip, (Bunları görünce hemen öldürün) buyurdu. Bu on kişiden biri
olan Vahşi bin Harb, Mekke’den uzaklara kaçtı. Daha sonra pişman olup,
Medine’de mescide gelip, (Ya Resulallah, bir kimse Allaha ve Resulüne
düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günah işlese, sonra pişman olup iman etse,
bunun cezası nedir?) dedi. Resulullah efendimiz, (Pişman olup iman eden
affolur, bizim kardeşimiz olur) buyurdu. (Ya Resulallah, iman ettim,
pişman oldum. Ben Vahşi’yim) dedi. Peygamber efendimiz, Vahşi adını
işitince, sevgili amcası Hz. Hamza’nın parçalanmış hali gözü önüne geldi.
Ağlamaya başlayıp, (Git, seni gözüm görmesin) buyurdu. Vahşi,
öldürüleceğini anlayıp dışarı çıkarken Cebrail aleyhisselam gelip, (Ey
Habibim, bütün ömrünü puta tapmakla, kullarımı bana düşman etmeye uğraşmakla
geçiren bir kâfir, bir kelime-i tevhid okuyunca, ben onu affediyorum. Sen,
amcanı öldürdü diye Vahşi’yi niçin affetmiyorsun? O pişman oldu. Şimdi sana
inandı. Ben affettim. Sen de affet) mealindeki ilahi emri bildirdi.
Herkes, öldürün emrini bekliyordu. Resulullah efendimiz, (Kardeşinizi
çağırın) buyurdu. Kardeş sözünü işitince, saygı ile çağırdılar. Resulullah
efendimiz, affolduğu müjdesini verip, (Fakat, seni görünce dayanamıyor,
üzülüyorum. Bana görünme) buyurdu. Hz. Vahşi, Resulullahı üzmemek için, bir
daha yanına gelmedi. Mahcup, başı önünde yaşadı. (Kurtubi, Süyuti, Taberi)
Sorgusuz sualsiz öldürülmesi gereken bir kâfir, Müslüman olunca, onun
hakkındaki nefret, merhamete dönüşüyor, sahabilik şerefine kavuşuyor. Günahları
sevaba çevriliyor. Bir âyet meali şöyledir: Tevbe edip iman eden ve salih
amel işleyenlerin günahlarını sevaplara çeviririm. Allah çok affedici ve çok
esirgeyicidir.) [Furkan 70) Bu ayet Hz. Vahşi için indi. (Hadika)