Resulullah'ı yalanlayanlar 07082003
Okuyuculardan
e-mailler geliyor. Hadis, icma, âlim, mezhep falan tanımayanlar çıkıyor. Yalnız
Kur’an diyorlar ama Kur’ana da inanmıyorlar. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 4]
(Allah’ın yolu ile, peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.)
[Nisa 150-1]
Bunları kabul etmeyen Kur’ana inanmış sayılmaz.
İbret vesikası olacak
bir sapığın yazısı:
Sayın hocam, şunu peşinen söyleyeyim ki ben hiçbir gruptan değilim. Bana
hizbulKur’an derler. Kur’an ne diyorsa o benim yolumdur. Ben mezhep meşrep
tanımam. Kur’ana aykırı kim ne söylerse ret ederim. Babam bile olsa teper
atarım. İmam-ı a’zam dediğiniz Ebu Hanife olsun, İmam Buhari olsun, İmam Gazzali
olsun Kur’ana aykırı ise hiçbirisini kabul etmem. Hatta Resulullah bile Kur’ana
aykırı söylese asla kabul etmem. Rivayetleri sahih de olsa Kur’ana aykırı olan
hiçbir hadisi kabul etmem. Mesela Buhari’de, aynı zamanda Müslim’de senedi
sahih, rivayeti kuvvetli olmasına rağmen Kur’ana aykırı olan şu hadis
naklediliyor. Resulullah kâfir ölülerine seslenmiş, Hz. Ömer de leşlere mi
söylüyorsun demiş. Resulullah da, onlar sizden daha iyi işitir demiş. Bu rivayet
istendiği kadar sahih olsun, isterse Resulullah bizzat benim yanımda söylesin,
bu hadis Kur’ana aykırıdır. Birçok âlim bunu kitabına almışsa da hepsi Kur’ana
aykırı hareket etmiştir. Çünkü Kur’anda, (Sen ölülere, kabirdekilere
işittiremezsin) deniyor. Resulullah da diğer ölülerden farksızdır. O da
ölüdür. Ona şefaat ya Resulallah diyen müşrik olur. Sahabe kabirleri yıkıldığı
gibi, Resulullahın kabri de yıkılması gerekirdi. Çünkü onun kabrinden şefaat
isteyip müşrik oluyorlar. Onun kabrini yıkmayanlar milletin müşrik olmasına
sebep oldukları için sorumludur. Peki onlar sorumlu oluyor da sizler bu
hadisleri nakletmekle sorumlu olmuyor musunuz?
CEVAP: Sen inkâr etsen de, düşünce olarak tam selefi fikirlisin. Bunlara
cevap vermek için bir kitap yazmak gerekir. Zaten bu konularda kitaplar da
yazılmıştır. Kıyamet ve Ahiret kitabının Müslümana Nasihat kısmında vesikaları
ile gerekli cevaplar verilmiştir. Dünkü yazımızda da yeterli cevap vardı. Dünkü
yazıda deniyordu ki: (Körle gören [kâfir ile mümin] karanlıkla aydınlık
[Bâtıl ile hak], gölge ile sıcak [cennetle cehennem] bir olmaz. Dirilerle ölüler
de bir olmaz. Elbette Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı
kâfirlere] işittiremezsin, sen sadece bir uyarıcısın.) [Fatır 19-22 Celaleyn]
Bu âyette, kâfire kör, mümine gören, cennete gölge deniyor. Resulullah
kabirdekilere ne söyleyecek de işittirecek? Hâşâ bu abesle iştigal olmaz mı?
Hâşâ peygamberimiz cahil mi de kabirdekileri hidayete kavuşturmaya uğraşsın?
Hemen âyetin devamında, (Sen sadece bir uyarıcısın), yani vazifen kâfirleri
hidayete kavuşturmak değil, sadece tebliğdir buyuruluyor. Demek ki
kabirdekilerden maksat, yaşayan inatçı kâfirlerdir. (Beydavi)
Müfessirlerin şahı İmam-ı Beydavi’ye, en kıymetli iki hadis kitabı olan Buhari
ve Müslim’e inanmayana söylenecek söz olmaz ki? Üç âyet meali: (Bu misalleri
ancak âlimler anlar.) [Ankebut 43], (Bilmiyorsanız âlimlerden sorunuz.) [Nahl
43], (Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?) [Zümer 9]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Âlimlere tâbi olun.) [Deylemi], (Âlimler
vârislerimdir.) [Tirmizi], (Âlimler birer rehberdir.) [İ. Neccar]