Mekr-i ilâhî ne demektir? 21082003
Âl-i İmran
ve Enfal sûresinde, (ve mekeru ve mekerallah, vallahü hayrül makirin)=(Allah
mekr [hile] yapanların hayırlısıdır) buyuruluyor. Allah’ın hile yapması ne
demektir?
CEVAP:
Mekr, hile yapmak, tuzak kurmak suretiyle zarar vermek demektir.
Mekr-i ilahi, Allahü teâlânın mekr [hile] yapanların mekrini kendilerine
çevirmesi, kötülüklerini, kurdukları tuzaklarını bozması, mekrlerine karşılık
onları cezalandırması gibi anlamlara gelir. Cenab-ı hak, insanların yaptığı
mekrden [hileden] münezzehtir, her istediğini yapmaya kadirdir, hâşâ hileye
muhtaç değildir. Mekr-i ilahi, mekr yapanların mekrini bozmak suretiyle onlara
mekrin kötülüğünü bildirmek ve bazılarının tövbelerine sebep olmak yönünden
iyidir. Mekr-i ilahi için birkaç örnek:
1- Allahü teâlâ, Müslümanları, müşriklerin gözlerine az gösterdi. Onları
Bedir’e getirdi Onlar da, müslümanlara hücum ettiler. Ama hezimete uğrayıp,
öldürüldüler. Bu bir mekr-i ilahi idi.
2- Yahudiler, Hz. İsa’yı öldürmek için hile yaptılar. Allahü teâlâ da Hz.
İsa’yı kurtarıp Yahudileri de felaketlere maruz bıraktı. Kralları Yahuda, Hz.
İsa’yı öldürmek için evine bir münafık gönderdi. Hz. Cebrail ise daha önce gelip
Hz. İsa’yı semaya kaldırdı. Münafık, Hz. İsa’yı bulamayınca dışarı çıktı. Cenab-ı
hak o münafığı, Hz. İsa gibi gösterdi. Onlar da Hz. İsa sanıp o münafığı çarmıha
gerip öldürdüler. Münafığı böyle cezalandırması da bir mekr-i ilahidir.
3- Müşrikler, fesat ocağı olan Dar-ün nedve’de toplanarak, her gün
yayılan İslamiyet’i durdurmak için çareler arıyorlardı. Kimi, Peygamber
efendimizi ölünceye kadar bir zindanda hapsetmek, kimi bir deveye bindirilip
Mekke’deki yurdundan çıkarıp sürgün için planlar düşünüyorlardı. Ebu Cehil ise,
her kabileden seçilecek gençler tarafından kılıçlarla bir anda öldürülmesini
teklif etmişti. Böylece kim öldürdüye gideceği, belli birine düşmanlık
beslenemeyeceği fikri beğenilmişti. O gece bu plan uygulanacaktı. Ama Cebrail
aleyhisselam, durumu Resulullaha haber vermişti. O da yatağına Allah’ın arslanı
Hz. Ali’yi yatırarak şerefli evinden ayrılıp, en güvendiği arkadaşı Hz. Ebu
Bekir ile birlikte hicret etmişti. Bunları takip eden kişinin atının ayaklarının
kumlara batması ve mağaranın kapısına örümceğin ağ yapması gibi mucizeler
görülmüştü. Bir âyet meali şöyledir: (Habibim, hani kâfirler seni bağlayıp
hapsetmek, öldürmek veya sürgün etmek için sana mekr ederken [tuzak
kurarken] Allah da onlara mekr etti. [tuzaklarını boşa çıkardı.])
[Enfal30]
4- Mekrin, azap anlamı da vardır. Bir âyet meali şöyledir: (Hüsrana
uğrayanlardan başkası mekr-i ilahiden [azab-ı ilahiden] emin olamaz.) [Araf 99]
5- Haram işlemeye sebep olan harika işlere de mekr veya istidrac
denir. Mesela Firavun’un ömründe hiç başı ağrımamıştır. Dişlerinin arasına et ve
yemek artıkları girip rahatsız olmaması için dişleri çok sık idi. Atı ile
yokuştan inerken atının ön ayakları uzardı. Kendinde böyle haller görünce,
“ben tanrıyım” demişti. “19’cu” bir kâfir de, buna benzer haller
olduğu için, o da “ben peygamberim” demişti.
6- Mekrin istidrac manası da vardır. Yani Allahü teâlâ, bir kimseye bir
müddete kadar hakkında hayırlı olmayan nimetler verir. Bunlar nimet gibi görünen
musibetlerdir. Bir âyet meali şöyledir:
(Kâfirler, kendilerine çok mal ve evlat vermekle, iyilik ettiğimizi mi
sanıyorlar? Hayır; işin farkında değiller. Bunların nimet değil, musibet
olduğunu anlayamıyorlar.) [Müminun 55-56]
Demek ki, kâfirlere verilen dünyalıklar, hep felakettir. Şeker hastasına verilen
tatlılar, helvalar gibidir. Onu bir an önce helake sürükler.