Kur’an'ı yanlış tercüme etmek 05082003
Birçok
kelimenin bir hakiki manası, bir de, kinaye mecaz manası olur. Kinaye, bir şeyi,
açık anlamı başka olan kelimelerle anlatmaktır. Kur’an-ı kerimde mecazi
ifadelerden başka, Müteşabih âyetler vardır. Bunlara görünen manayı vermek çok
yanlış olur. Bilhassa Allahü teâlâ ile ilgili mecazlar, müteşabih olanlar daha
önemlidir. Allahü teâlâ hiçbir yaratığa benzemez. Çünkü, Kur’an-ı kerimde
buyuruluyor ki:
(Leyse ke mislihi şeyün=Onun benzeri hiçbir şey yoktur.) [Şura 11]
(Sübhanekellahümme=Allah’ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih, kemal sıfatlarla
tavsif ederim.) [Yunus 10]
Allahü teâlâ
hiçbir şeye benzemezken benzediği sanılan âyetler de vardır. Birkaçı şöyledir:
(Kıyamet günü yeryüzü Allah’ın kabzasında olur, gökler de sağ eliyle
dürülür.) [Zümer 67]
(Yahudiler, Allah’ın eli bağlıdır, dediler. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır.)
[Maide 64]
(Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir.) [Fetih 10]
(Doğu da batı da Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır.)
[Bekara115]
(Allah Arş’a istiva edendir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.) [Hadid 4]
Bu âyetlerde bildirilen el, yüz ifadeleri, bir mahlukun eli veya yüzü gibi
sanılabilir. Halbuki Allah hiçbir mahluka benzemez. Benzemediğini de birinci
âyette bildirdik. İstiva kelimesi oturmak sanılırsa Allah mahluklara benzetilmiş
olur ve yukarıdaki âyetlere aykırı olur. Nerede olursanız sizinle beraberdir
ifadesi de mecazidir. Çünkü O mekandan münezzehtir. Selefiler bu âyeti tevil
ettikleri halde, ötekileri tevil etmiyorlar. Selefilere değil, Ehl-i sünnet
âlimlerinin açıklamalarına itibar etmeli.
Açıklamasız tercümeler yanlış olur. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Kadınlara dokununca gusledin.) [Maide 6] (Cima için lems=dokunmak
kelimesi kullanılmıştır. Bu haliyle yazılırsa kadına dokunanın gusletmesi
gerektiği anlaşılır.)
(Kanadını müminler için indir.) [Hicr 88] (Şefkat et, tevazu göster
demektir. Sadece kanadını indir dememeli.)
(Ellerini boynuna bağlama, büsbütün de açma.) [İsra 29] (Cimrilik etme,
israfa da kaçma demektir. Açıklamasız yazmamalı.)
(İbil’in nasıl yaratıldığına bakmazlar mı?) [Gasiye 17] (İbil deve
demektir. İbil’in başka manalarını da düşünen bir Yahudi dönmesi, İbil’i yağmur
yüklü bulut diye tercüme ederek Kur’anın manasını değiştirmeye çalışmıştır.)
Rahman suresinin baş taraflarında vezn, mizan kelimeleri geçiyor. Piyasadaki
bazı meallerde vezn=tartı, terazi diye tercüme edilmiştir. Vezn kelimesinin
tartı, terazi olarak tercüme edilmesi hatalı olur. Ayette güneş ve ayın bir
hesap, bir muvazene, bir denge, bir sistem, bir nizam üzere hareket ettikleri
bildirilmektedir.
Mümin, kâfir, fasık, salih, münafık gibi kelimeler aynen alınmalı, bundan sonra
gerekli açıklamalar yapılabilir. Bunların yerine tercümesi diye uydurma bir
kelime konursa manası bozulur. Mesela bir mezhepsiz, kâfirun suresindeki kâfir
kelimesini nankör diye tercüme etmiştir. Bir başka mezhepsiz de salih kelimesini
barışsever olarak tercüme etmiştir. Bir başka mezhepsiz de, Salat kelimesini dua
diye tercüme etmiştir. Salat kelimesi dua anlamına gelirse de, birçok yerde
namaz yerine kullanılmaktadır. Salat=dua diye yazan mezhepsizin mealini
esas alan ve kendilerine mealciler denen bir grup türemiştir. Bunlara göre namaz
diye bir şey yoktur. Biraz dua etmekle namaz kılınmış olur.
Bu acı örnekler gösteriyor ki, Kur’anı kelime kelime tercüme etmek yanlış olduğu
gibi, böyle yanlış tercümelerle amel etmeye kalkmak da çok yanlış olur.