Arş da sonradan yaratıldı 11082003
Hıristiyan
taraftarı görünen Yahudiler, Hz. İsa’nın, göğe çıkıp, Allah’ın sağına oturduğu
ve Allahü teâlânın gökte olduğu inancını Hıristiyanlığa sokmuşlardır. Hıristiyan
İngilizler tarafından uydurulan selefi inanışına göre de tanrı gökte, Hz.
Muhammed de sağ tarafında oturmaktadır. Kitabül-Arş isimli kitapta,
“Allah Arş’a oturur, yanında Resulullaha da yer bırakır” deniyor.
Hıristiyanlarla selefilerin böyle konularda birbirine benzemesi tesadüf
değildir. Yahudiler Hıristiyanlığı bozdukları gibi, Hıristiyanlar da
Müslümanlığı bozmaya uğraşıyorlar. İstisnasız Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi
“Allah mekandan münezzeh” buyuruyor.
İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
Ehl-i bâtıl, istiva, vech, yed gibi kelimeleri tevil etmedikleri için
sapıtmışlardır. Allah’ın, Arş’ı istiva etmesi, Arş’ı hükmü altına alması
demektir. (İlcam-ül-avam)
M. Halid Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:
Müteşabih âyet ve hadisler, kısa veya uzun olarak, tevil olunur. Yani, Allah’a
yakışacak mana verilir. Mesela, (Arş’a istiva eden Allah, nerede olursanız
olun, sizinle beraberdir) mealindeki âyet için, bu âyette ne murat
edilmişse, öylece inandım demeli. Allah’ın ilmi, bizim ilmimize, benzemez. Onun
istivası da bizim istivamıza benzemez, beraber olması bizim beraber olmamıza
benzemez demelidir. (İtikadname)
Selefiler, bu âyetin, beraber olma kısmını tevil ettikleri halde, istiva
kısmını tevil etmiyorlar. Böylece Allah’a mekan ve acizlik isnat ediyorlar.
Allahü teâlâ hiçbir mahluka benzemez ve noksan sıfatlardan da münezzehtir.
Beraber olma âyetini, bir kimsenin bir kimse ile beraber olması gibi zannetmek
küfür olur. O zaman mahluka benzemiş olur. O her yerde demekle de, mekan isnat
edilmiş olur. Allah’ın mekana ve oturmaya ihtiyacı olur mu? (O hiçbir şeye
benzemez) mealindeki âyet nasıl inkâr edilir? İki âyet meali de şöyledir:
(Onun benzeri hiçbir şey yoktur.) [Şura 11]
(Allah’ım, Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, kemal sıfatlar ile tavsif
ederim.) [Yunus 10]
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Allah, zamanlı, mekanlı, cihetli değildir. Bir yerde, bir tarafta değildir.
Zamanları, yerleri, cihetleri O yaratmıştır. Bir şey bilmeyen Onu Arş’ta veya
gökte sanır. Arş da, Onun mahlukudur. Sonradan yaratılan bir şey, kadim olana
yer olamaz. Allah, bildiğimiz, düşünebileceğimiz şeyler gibi değildir. Nasıl
olduğu anlaşılamaz, düşünülemez. Hatıra gelen her şey yanlıştır. Allahü teâlâ,
kâinatın ne içinde, ne de dışındadır. Çünkü kâinat, hayal mertebesinde
yaratılmıştır. Kâinatın devamlı var görünmesi Allahü teâlânın kudreti ile
oluyor. (2/67; 3/17)
Bir kimse hayal kursa, hayalinde çeşitli işler yapsa, “Bu kimse, hayalinin
içinde veya dışında denemez. Çünkü hayal gerçek değildir. Rüya gören de,
rüyasının ne sağında, ne solundadır. Rüyasında yer, içer. Hatta rüyasında rüya
bile görür. Allahü teâlânın kudreti ile hep devam etse, insan rüyayı gerçek
bilir. Rüyadan başka hayat yok zanneder. (İnsanlar uykudadır. Ölünce
uyanırlar) hadis-i şerifi, bu dünyanın bir rüyadan ibaret olduğunu
bildirmektedir. Yalnız dünya değil, bütün gezegenler, Cennet, Cehennem ve her
varlık, hayal mertebesinde yaratılmıştır. Allahü teâlânın kudreti ile devam
etmektedir.