Allah’ın halifeleri vardır 20082003
Hizbürrahmanım diyen ve mezhep kabul etmeyen birisi, (Allah mabuddur, Allah’ın
halifesi olmaz. Var diyen halifeye mabud demiş olur ve küfre düşer) diyor.
Allah’ın halifesi olmaz mı?
CEVAP:
Allahü teâlânın elbette halifeleri vardır. Bu husus, âyet-i kerime ve hadis-i
şeriflerle bildirilmiştir. Bu açık nasları ancak hizbüşşeytan olanlar inkâr
eder. Mesela iki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Ey Davud, biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde adaletle hükmet.) [Sad
26]
(Sizi yeryüzünde halifeler yapan O’dur. İnkâr edenin zararı kendinedir.) [Fatır
39]
Bu konudaki hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Âdil sultan Allah’ın yeryüzündeki halifesidir.) [Beyheki]
(Neslimden gelecek olan Mehdi, Allah’ın halifesidir.) [Deylemi, Hakim]
(Emr-i maruf ve nehy-i münker yapan Allah’ın ve Resulünün halifesidir.) [Deylemi]
Peygamber efendimiz halifeyi şöyle açıklıyor:
(Allahü teâlâ halifelerime rahmet etsin. Sünnetimi ihya edip yayan
halifemdir.) [İ. Asâkir]
Davud aleyhisselamın adaletle hükmetmesi isteniyor. Demek ki peygamber,
sultan birer halifedir. Sultan, âdil olursa, Allah’ın dinine hizmet eder. Bir
hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Sultan yeryüzünde zıllullahtır. Ona ikram
eden ikram görür, ihanet eden ihanete uğrar.) [Taberâni]
Zıllullah demek, Allah’ın emirlerini tatbik etme yetkisine sahip halife
demektir. Ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi de Allah’ın dinini yayacağı için
ona da Allah’ın halifesi denmiştir. Emr-i maruf ve nehy-i münker yaparak
Allah’ın dinine hizmet edenlere de Allah’ın halifesi denmiştir. Resulullah’ın da
halifeleri vardır. Halifeleri hâşâ Resulullah gibi peygamber olmadığı gibi,
Allah’ın halifeleri de hâşâ mabud değildir.
İmam-ı Rabbani hazretleri, faydalı ilimler hazinesi Mektubat’ta buyuruyor
ki:
Bir şeyin sureti, onun halifesidir, vekilidir. Bir şey onun suretinde
yaratılmazsa, onun halifesi olamaz. Halife olmaya yakışmayan, emanet yükünü
taşıyamaz. Sultanın hediyelerini, ancak onun vasıtaları taşır. Ahzab suresinin
(Emaneti göklere ve yere ve dağlara bildirdik, yüklenmek istemediler. Ondan
çekindiler. Onu insan yüklendi) mealindeki 72. âyetinde anlaşılıyor ki,
insandaki kemaller, Vücub mertebesinin kemallerinin suretleri, görüntüleridir.
İnsandaki kemallerin, Vücub mertebesindeki kemallere yalnız isimleri
benzemektedir. Bunun içindir ki, hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, Âdem’i kendi
suretinde yarattı) buyuruldu. Çünkü insanın nefsinde bulunan her şey, birer
surettir, görüntüdür. Bu suretlerin hakikati, aslı, Vücub mertebesindedir.
İnsanın halife olmasının inceliği buradan anlaşılmaktadır. Çünkü, bir şeyin
sureti, o şeyin halifesidir, vekilidir. Zındıklar ve Allahü teâlâya madde diyen
kâfirler, burada çok yanıldılar. Allah’ı insan suretinde sandılar. İnsanlarda
olduğu gibi organları, duygu aletleri var dediler. Böylece, çok kimseleri de
saptırdılar. Müteşabihat âyet-i kerimeler de, böyledir. Âl-i İmran suresinin
(Bu âyetlerin bildirdiklerini yalnız Allah bilir) mealindeki 7. âyet-i
kerimesi gösteriyor ki, müteşabih olan âyet-i kerimeler, gösterdiklerinden başka
şeyleri bildirmektedir. Ulema-i Rasihin denilen derin Ehl-i sünnet âlimlerine
de, bu başka bilgiler ihsan olunmuştur. Bunun gibi, gaybı yalnız Allahü teâlâ
bilir. Peygamberlerin yükseklerine bu bilgisinden ihsan etmektedir. (1/312)