Şekilcilik iyi mi, kötü mü? 25052003
Bir ateist,
“Müslümanlık şekilcilik dinidir. Namazın, orucun, haccın belli şekilleri vardır.
Kâbe etrafında dönmek, şeytan taşlamak, kurban kesmek tam bir şekilciliktir”
diyor. Çağa ayak uydurularak Müslümanlıktaki bu şekilcilik atılamaz mı? Dinde
yeni gelişmelere uyulsa, düşünce sınırlandırılmasa, herkesin görüşüne uygun bir
çözüm getirilemez mi?
CEVAP: Ateistin, şekilcilikten maksadı, dinî kurallardır. Kuralsız bir din
olamayacağı gibi, kuralsız bir dernek bile olmaz. Hatta kuralsız oyun bile
olmaz. Bir futbol oyununda birçok kural vardır. Mesela kale olmasa nasıl
oynanır? Kuralsız, düzensiz hayat olmaz. Dünyanın dönüşü, Ay’ın ve yıldızların
hareketleri belli bir kurallar içindedir. Kurallara tam uyana saat gibi
çalışıyor deriz.
İnsan ve hayvanların vücudu nasıl bir kurallar zinciri içinde ise, İslâmiyette
de belli kurallar vardır. Kuralsız ibadet olmaz. Namazların vakti, rek’at
sayısı, kıyam, rükû ve secdelerin nasıl yapılacağı, her yerde nelerin okunacağı
bir kural hâlinde bildirilmiştir. Vakit girmeden namaz kılınamaz. Sabahın farzı
ikidir, üç olarak kılınırsa kabul olmaz. Akşamın farzı üçtür, iki veya dört
rekât kılınırsa kabul olmaz. Dini değiştirdiği için bid’at çıkarmış olur, diğer
ibadetleri de kabul olmaz. Orucun hangi ayda tutulacağı, nelerin orucu bozacağı
bir kural hâlinde bildirilmiştir.
Haccın nasıl yapılacağı, tavafta nasıl dönüleceği, şeytanın ne zaman ve nasıl
taşlanacağı, şükür kurbanının nerede ve ne zaman kesileceği ve ihrama bürünen
hacıların, ihramlı iken neler yapamayacağı bir kural hâlinde bildirilmiştir.
Zekâtta zenginliğin ölçüsü ve ne oranda kimlere verileceği bir kural hâlinde
bildirilmiştir.
Kimlerin kimlerle evleneceği veya evlenemeyeceği bir kural hâlinde
bildirilmiştir. Mesela bir kimse mahremleri ile evlenemediği gibi, başkasının
nikâhlısı ile de evlenemez. Evlenirse, bir anarşi çıkar.
Dinimizde hangi şeyin haram, hangisinin helal olduğu da bir kural hâlinde
bildirilmiştir. Şekilsiz, kuralsız din arayan bulamaz. Amirsiz toplum olmaz. Bir
köyde bile bir muhtar bulunur. Hatta bir ailede bile bir aile reisinin bulunması
gerekir. Bir yerde iki reis, iki âmir olamaz. Bir ayet meali:
(Allahtan başka bir ilah olsaydı, kâinattaki nizam bozulur, karmakarışık
olurdu.) [Enbiya 22]
Ateiste verilen bu cevaptan sonra, şimdi soruyu sorana gelelim. Bu da, (Dinin
bildirdiği şekilciliği dinden çıkaralım) diyor. Yani, dinî kuralları kendimiz
koyalım, beğendiğimizi alalım, beğenmediğimizi atalım demek istiyor. Dini biz mi
kurduk da, değiştirmeye yetkimiz olsun. Dünya kanunlarını bile kim yapmışsa,
yine aynı kimseler değiştirmiyor mu? Millet Meclisi koymuşsa, yine aynı Meclisin
değiştirmesi gerekir. Herkese bu değiştirme hakkını vermiyorlar. Herkes dini
değiştirirse, ortaya insan sayısı kadar din çıkar. Artık bu değişik şekillere de
din denmez, felsefe denir. Felsefi düşünceler, hiçbir zaman kesinlik taşımaz.
Din bilgisi ise kesindir, tartışılmaz. Kur’an-ı kerimde buyuruyor ki:
(Allaha ve ümmi nebi olan Resulüne iman edin!) [Araf 158]
(Allaha ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20]
(De ki, ey insanlar, ben, Allahın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.) [Araf 158]
(Aralarında hüküm verilmek üzere Allaha ve Peygambere çağırıldıkları vakit:
Müminler, “İşittik, itaat ettik” derler, işte kurtuluşa erenler bunlardır.) [Nur
51]
(Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi
kendi isteğine göre, tercih etme, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36]
(Yarın, felsefe ve Bergson’un itirafı)