Resulullahın vârislerine güvensizlik 19032003
İslam
âlimlerinin kitaplarındaki hadis-i şeriflere, şüphe ile bakan bir yazar, “Allah,
el-Hadîka sahibine rahmet eylesin. Bir hadis üzerine hüküm bina etmeden önce
sıhhat-zaaf durumunu açıklaması gerekirdi” diyor.
CEVAP: Otuz senelik tecrübem gösteriyor ki, buradaki Allah rahmet etsin ifadesi,
bu cahilliğini, bu gafletini Allah affetsin demektir ki, yazıklar olsun
anlamındadır. Çünkü senelerdir aynı nakaratı dinlerim. Mezhepsizler hep şöyle
söylerler:
“Allah Gazali’ye rahmet etsin, kitabına uydurma hadis doldurmuştur. İbni
Abidin’e Allah rahmet etsin ki, Ebu Hanife hakkındaki uydurma hadisleri kitabına
almıştır. Allah Ebu Hanife’ye rahmet etsin, sahih hadisler varken, kıyası tercih
etmiştir, ilk kıyas yapan şeytandır. Allah Sübki’ye rahmet etsin, ibni Teymiye
gibi büyük dehayı tenkit etmek cüretini göstermiştir. Allah Hanefi fukahasına
rahmet etsin ki, ictihad kapısını kapatarak ilerlemeyi durdurmuşlardır...”
Mezhepsiz demek, Resulullah efendimizin varisleri olan âlimlere düşmanlık
demektir. Suizan ve iftira demektir. Hadis-i şerifte, (Âlim Allahın güvendiği
kimsedir, Resulullahın vârisidir) buyuruluyor. Kendisine güvenilmeyip dil
uzatılan Hadika’nın sahibi kimdir?
CEVAP: Hadika’nın sahibi Abdülgani Nablusi hazretleridir. Fıkıh, tefsir, hadis
ve tasavvufta çok derin âlim idi. Yüzden fazla değerli kitap yazdı. Hadika
kitabı, İmam-ı Birgivi’nin Tarikat-i Muhammediyye’sinin şerhidir. Allahın
güvendiği ve Resulullahın vârisi olan böyle bir âlim, kitabına tetkik etmeden,
rastgele bir hadis alır mı? İmam-ı Gazali hazretlerine yapılan gaflet ve
ihmallik iftirası bu zata da yapılıyor. Yazıklar olsun anlamında Allah rahmet
etsin deniliyor.
Başka bir yazar da diyor ki: Hadislerin tashih-taz’ifinin ictihadî olması
doğrudur. Ancak bu sadece mütekaddimun ulema için geçerlidir. Fakat özellikle
el-Hatîbu’l-Bağdâdî, İbni Abdilberr, İbni Asâkir, el-Beyhakî, el-Gazzâlî... gibi
muahhar âlimlerin o ravinin rivâyetini eserinde zikretmiş olması, o rivâyetin
ictihaden tashih edildiğine delil teşkil edemez. [Yani araştırmadan, ihmallik
veya gafletle aldıklarını gösterir.]
Mezhepsiz Şevkani, Beydavi tefsirinde uydurma hadis olduğunu söylüyor. Zahir ve
batın ilimlerinde kâmil dört mezhebin inceliklerini iyi bilen, derin âlim, veliy-yi-kâmil,
ârif-i billah Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki: Beydavi, tefsir
ilminde, en büyük makama yükselmiştir. Her meslekte senettir. Her mezhebde
önderdir. Her düşüncede rehberdir. Her fende mahir, her usulde bürhan, önceki ve
sonraki âlimlere göre sağlam, kuvvetli ve yüksektir. Böyle derin bir âlimin
tefsirinde mevdu hadis var demek, dinde derin bir uçurum açmaktır. Böyle sözleri
söyleyenin dili, inananın kalbi, dinleyenin kulakları tutuşsa yeridir. Acaba, bu
büyük ilim sahibi, mevdu hadisleri sahihlerinden ayıramaz mı idi? Yoksa, hadis
uyduracak kadar ve böyle yapanlar için, Resulullahın bildirdiği ağır cezalara
aldırış etmeyecek kadar Allah korkusu yok mu idi? Hadis ilminde müctehid bir
âlim, bir âlimin sahih dediği bir hadise mevdu diyebilir. Bu, “Resulullah böyle
söylemedi” demek değildir. Bu hadis benim usulüme göre hadis değil, uydurmadır;
fakat başka müctehide göre sahih olabilir demektir. Farklı ictihadlar da aynen
böyledir. Hadis-i şerifte, (Âlim ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki
sevab alır) buyuruldu. İctihad ictihadla nakzedilemez ve Ehl-i sünnet âliminin
kitabında uydurma hadis var denilemez.
(Devamı var)