Ölüye sevap günah yazılması 12052003
Ölenin ameli
kesilir. Ama iyi veya kötü çığır açanların ve sadaka-i cariye bırakanların ameli
kesilmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dinimizde iyi bir çığır açana, bunun sevabı ile bununla amel edenlerin sevabı
verilir, o çığırda [o yolda] gidenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez.
Dinimizde kötü bir çığır açana da, bunun günahı ile, bununla amel edenlerin
günahı verilir, o kötü yolda gidenlerin günahından da hiçbir şey eksilmez.)
[Müslim]
(İyi işe vesile olan, hayatında da, öldükten sonra da o işi yapanlar kadar sevap
kazanır. Kötü işe ön ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun günahı
yazılır.) [Taberani]
(Mümin öldükten sonra, yedi amelinin sevabı kabrinde de defterine yazılır.
Bunlar: İlim öğretmek, çeşme yapmak, su kuyusu kazmak, meyve ağacı dikmek, cami
yaptırmak, Mushaf bırakmak, Ölümden sonra kendine istiğfar edecek salih evlat
bırakmak.) (Ebu Davud)
(Anası babası vefat ettikten sonra onlar namına hac edene cehennemden azatlık
yazılır ve onların ecrinden bir noksanlık olmadan tam bir hac sevabı verilir.) [Beyhekî]
Kur’an-ı kerimde de bu husus bildirilmiştir: İnsanları saptıranlar, kendi
günahlarını yüklendikleri gibi saptırdıkları kimselerin günahlarından bir
kısmını da yüklenirler. (Nahl 25)
Yukarıdaki ifadelerden anlaşıldığı gibi, ölenlerin ameli kesildiği halde,
sağlığında iyi veya kötü bir eser bırakanların amelleri kesilmiyor. Salih evlat
bırakanların da kesilmiyor. Salih evlat ana babasına dua eder, onlar için sadaka
verir, kurban keser. Bu sevaplar ölen kişinin amel defterine yazılır. Hiç
kimsesi olmayan günahkâr ölülerin hâlleri zordur. Bir hadis-i şerifte buyuruldu
ki:
(Ölünün mezardaki hâli, imdat diye bağıran, denize düşmüş kimseye benzer.
Boğulurken, kendisini kurtaracak birini beklediği gibi, ölü de, ana babasından,
kardeşinden, arkadaşından gelecek bir duâyı gözler. Ona bir duâ gelince, dünyaya
ve dünyada olanların hepsine kavuşmaktan daha çok sevinir. Allahü teâlâ,
yaşayanların duâları sebebi ile, ölülere dağlar gibi çok rahmet verir.
Dirilerin, ölülere hediyesi, onlar için duâ ve istiğfar etmektir.) [Deylemî]
Bu durumları iyi bilen Mazher-i Cân-ı Cânân hazretleri, bir kabrin yanına
oturmuştu. (Bu mezarda cehennem ateşi var. Hadis-i şerifte (Kendisi için veya
başka müslüman için 70 bin kelime-i tevhid okuyanın günahları affolur)
buyuruluyor. Ruhuna (Hatm-i tehlil) sevabı bağışlayacağım. İnşallah affolur)
buyurdu. Hatm-i tehlilin sevabını bağışladıktan sonra, (Elhamdülillah bu
günahkâr kadın, Kelime-i tehlil sayesinde azaptan kurtuldu) buyurdu. (Makamat-ı
Mazheriyye)
Hiç kimse, işlediği kötülüğün günahını başkasına veremez. Fakat mümin
ibadetlerinin sevabını ölü diri herkese hediye edebilir. Kendi sevabından da hiç
eksilme olmaz. (Hidaye)
Müslüman ölüler için dua etmek, Kur’an okumak çok faydalıdır. Bir hadis-i
şerifte, (Ölülerinize [Müslüman ölülere] Yasin okuyun) buyuruldu. (İ. Ahmed)
Enes bin Malik hazretleri bildirir: Bir cenaze kötülenince Resul-i ekrem, (O
cezayı hak etti) buyurdu. Başka bir cenazeyi de övdüler, (Ona da iyilik vacip
oldu. Bunu övdünüz cenneti, ötekini kötülediniz cehennemi hak etti. Sizler
yeryüzünde Allahın şahitlerisiniz) buyurdu. (Buhari) [Sizler demek, salihlerdir.
Fâsıklar, gayri Müslimler Allahın şahitleri değildir. Onların sözleri ile bir
kimse cenneti veya cehennemi hak etmez. Salihlerin şahitliği Allah indinde
makbuldür. Bu da, ümmet-i Muhammedin üstünlüğünü gösterir. Bir âyet meali: (Siz
en hayırlı ümmetsiniz.) [A. İmran 110]