İnternette dolaşan asırlık bayat hurafe 14042003
1950’de Şeyh
Ahmet Vasiyetnamesi diye, İslam harfleri ile yazılı küçük bir risale okumuştum.
Daha sonra bu risale kâğıtlara basıldı. Şimdi internet çıkınca, misyonerler
tarafından tekrar yayılmasına çalışıldığı görülüyor. Okuyucularımızın bu bayat
hurafeye alet olmaması için gazeteye tekrar yazmak zorunda kaldık. Zamanla bu
yazı duruma göre değiştirilmiş. Eskiden bunu yazana Türbe bekçisi deniyordu.
Daha sonra Harem anahtarının taşıyıcısı dendi. Şimdi ise, Türbe-i şerif hatibi
deniyor. Bu adama rüyada denmiş ki: (Kıyamet alametleri çıkıyor. Çok yakında 3
gece güneş tutulacak üç gün sonra batıdan doğacak, Kur’an insanların gözüne
görülmeyecektir. Kim vasiyetnameyi işitip de yazmazsa bir yere göndermezse, yüzü
kara ola. Vallahülazim bu vasiyetnamede yanlışım varsa, öbür dünyaya imansız
gideyim.)
Bu, misyonerler tarafından dinimize hurafe sokmak için sinsice ve çok cahilce
uydurulmuş bir hezeyan namedir. Maksatları, İslâma hurafe sokmaya çalışmak,
zihinleri bulandırmak, az da olsa, böyle basit yazılarla Müslümanları meşgul
etmek, ciddi konulara eğilmeyi önlemektir. Eskiden (Yalan söylüyorsam kâfir
olayım) denirken, şimdi (Bu dünyadan imansız gideyim) deniyor. Her iki sözü
söyleyen Müslüman ise kâfir olur. Böyle yemin caiz değildir. Hadis-i şerifte, (Allahtan
başkası için yemin etmek şirktir) buyuruluyor.
Bu hurafe yazılalı birkaç asır olduğu hâlde, bu Ş. Ahmet denilen hayâli şahıs
ölmeyip hâlâ misyonerler eliyle mesaj gönderiyor. Eski baskılarında, (Haber
aldım ki, bu vasiyetin yalan olduğunu söyleyen birinin aynı gün oğlu ölmüş, bir
doktor da bu vasiyeti dağıtmadığı için çıldırıp arabası ile bir dereye
yuvarlanmış) deniyor. Tehditler sayıldıktan sonra, bu işe alet olacaklara
ödüller dağıtıyor. Eskisinde, (Bu vasiyeti yayan bir tüccar 90 bin lira
kazanmış) diyordu. Şimdi, bu 90 bin lirayı az diye yüz bin rubleye çıkarmış.
Yeni baskısında ise, para miktarı hiç yok. (3 gün sonra güneş batıdan doğacak)
diyor, asırlar geçtiği halde hâlâ güneş batıdan doğmadı. Kıyametin kopması ile
ilgili, Yehovacılar gibi çok kimseler tarihler vermişse de, hepsi yalan
çıkmıştır.
Dikkat edilecek noktalar: Dinimizde dört delil vardır. Rüya senet değildir. Bu
yazının hiç kıymeti yoktur. Sanki din kitapları noksanmış gibi, din kitapları
yerine, bu uydurma yazı dağıtılıyor. En mühim nokta ise, bu yazı, dinde
noksanlık olduğunu bildiriyor. Eğer bu vasiyette dine uygun şeyler varsa, bunun
özelliği kalmaz. Eğer dinde olmayan şeyler konmuşsa, çok kötüdür. Dinin
emirlerini yapmayan, yasaklarından kaçmayan kimse, bir yazıyı yaymakla nasıl
ilahi rızaya kavuşabilir? Zaten hainlerin maksatları da budur. Müslümanları dini
emirlerden koparıp hurafelerle avutmaktır.
13 rakamlı başka bir hurafe: Bir de 13 rakamlı bir yazı dağıtılıyor. Bu da
hurafedir. Hıristiyanlarca 13 rakamı uğursuzdur. Bu yazıda bakın kaç tane 13
var. Rüyamda Hz. Zeynebi gördüm diyen kızın yaşı 13, fakir 13 gün sonra zengin
olmuş, yaşlı kimse 13 gün sonra hapse düşmüş, zengin 13 gün sonra servetini
kaybetmiş, memur 13 gün sonra işinden olmuş. Bu yazıyı 13 sayfa yazıp, 13 kişiye
gönderen, 13 gün sonra murada kavuşurmuş, yazmayana da 13 gün sonra belâ
gelirmiş. Rakamların toplamı 13 eden önemli olaylardan, Peygamber efendimizin
571’de doğduğu, İstanbul’un 1453’de alındığı hatırlanınca, fanatik
Hıristiyanların neden 13 sayısını uğursuz saydıkları anlaşılır. Bu işlere alet
olup da misyonerlerin oyununa gelmemeli.