İman herkese lâzımdır 31032003
İslâmiyet,
nakle dayanan, selim akıl dinidir. Selim akıl, yanılmayan akıldır. Birinin
aklına uygun gelmeyen bir şey, selim akıl sahibi için uygun gelebilir. Akla göre
din olsa, insan sayısı kadar din olur. İslâmiyette aklın ermediği şey çoktur.
Fakat, selim akla uymayan bir şey yoktur. Ahiret bilgileri ve Allaha ibâdet
şekilleri, eğer aklın çerçevesi içinde olsaydı ve akıl ile doğru olarak,
bilinebilseydi, Peygamberlere lüzum kalmazdı. İnsanlar, dünya ve ahiret
saadetini kendileri bulabilirdi ve Allah, hâşâ Peygamberleri boş yere göndermiş
olurdu. Bunlar bilinemeyeceği için, Allah, her asırda, Peygamber göndermiş ve
son olarak da bütün dünyaya, Muhammed aleyhisselamı göndermiştir.
Âlimler buyuruyor ki: İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği
şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına
bakmadan, tasdiktir. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek
olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur
ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz.
Allahü teâlâ, (Onlar gayba iman ederler) buyuruyor. (Bekara 4)
Ateist zihniyetli birisi, “Kur’an nazardan bahsederdi ama ben inanmazdım, bugün
fen, gözle görülemeyen şuaların iş yaptığını açıklıyor. Mesela bir kumanda ile
TV’yi, radyoyu veya arabamızı açıp kapatabiliyoruz. Bunun için gözlerden çıkan
şuanın zarar verebileceğine inanıyorum. Ben de müminim” demişti. Bu kişi dine
değil, kumandadan çıkan şuaya inanıyor. Yahut şua ile birlikte Kur’ana inanıyor.
Yani fen kabul ettiği için inanıyor ki bu iman olmaz. Fen ispat edemese de yine
inanmak lazımdır. Mesela cennete, cehenneme, cinlere inanmak lazım. Birisine
bile inanmamak imansızlık olur. Bugün bazı din adamları cin ve meleklerin
varlığını akıllarına sığdıramadıkları için, hep tevil etmişler, mesela melek
denilen şey, rüzgardır demişlerdir. Böyle iman sahih olmaz. Hakiki iman gayba
imandır, görmeden inanmaktır. Gördükten sonra artık o iman olmaz. Mesela güneşin
varlığına ben inanırım demek tuhaf olmaz mı? İnkâr eden yok ki senin inanmanın
bir kıymeti olsun.
İman ne kadar kıymetli ise, zıttı olan küfür de o kadar kötüdür. İmanı kurtarmak
için ibâdetleri yapmak ve haramlardan kaçmak gerekir. Bilhassa küfre düşürücü
söz ve hareketlerden sakınmak gerekir. Mesela imanını çok kuvvetli sanan biri,
Allah dostlarından birine düşman olsa veya Allah düşmanlarından birini sevse,
yahut dinin bir emrini lüzumsuz görse, yaptığı ibâdetler kıymetsiz olur ve
cehenneme gider. Küfre düşürücü ifade kullananın imanı gider de haberi olmaz.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Ondan, gömleğin
çıktığı gibi, iman çıkmış olur.) [Deylemî]
İnanmayan bir kimse ölünce, kendi inancına göre, yok olacak. Müslümana göre ise,
cehennemde sonsuz azap görecektir. İnanan, bir kimse ölünce, inanmayana göre,
yok olacak. İnanan kimse ölünce, kendi inancına göre, sonsuz zevkler, nimetler
içinde yaşayacaktır. Aklı, bilgisi olan bir insan, bu ikisinden elbette,
ikincisini seçer. Sonsuz azapta kalmak, bir ihtimal bile olsa, bunu hangi akıl
kabul eder? Halbuki, ahiret hayatı, bir ihtimal değil, meydanda olan bir
gerçektir. O halde aklı, ilmi olanın, Allahın varlığına, birliğine ve ahirete
inanması gerekir. İnanmamak, ahmaklık ve cahillik olmaz mı?