Hidayete sebep olan cennetliktir 10032003
Hidayette olmak
ve insanları hidayete davetin önemi büyüktür. Emr-i ma’ruf ve nehy-i münker
farzdır. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(İman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar
zarardadır.) [Asr 2,3]
(Sizin içinizde, insanları hayra, [edillei şer’iyeye=dört delile uymaya] davet
eden ve iyiliği emredip kötülükten [Dört delile muhalefetten] men eden bir
cemaat bulunsun. İşte Onlar, kurtuluşa erenlerdir.) [Al-i İmran 104]
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Tahsilsiz ilme, rehbersiz hidayete kavuşmak isteyen, boş şeylerden yüz
çevirsin!) [İ. Gazali]
(İbadetlerini ihlas ile yapanlara müjdeler olsun! Bunlar hidayet yıldızlarıdır.)
[Ebu Nuaym]
(İmamlar [önderler] hadi ve mehdi olduğu sürece, insanlar dal ve mudil olsa da
asla helâk olmaz.) [Hâtîb] (Hadi=doğru yolu bulmuş, hidayete ermiş, Hidayet
yolunu gösteren, mürşid, Mehdi=hidayete vesile olan, hidayete getiren.
Dâl=sapık, mudil=saptıran)
(Esselamü ala menittebeal hüda=Hidayete uyana, hak yolda olana selam olsun.) [Nesai]
(Ya Rabbi, bizi hidâyetten sonra, başkalarının hidayetine vesile olanlardan
eyle.) [Buhari]
İnsan yaratılışta; hidâyet ve dalâlet olmak üzere iki taraflıdır. Ona hidâyeti
tanıtmak için bir rehbere veya bir üstadın kitabına ihtiyaç vardır. Hidayet çok
kıymetli olduğu gibi, hidayete sebep olmak da çok kıymetlidir. Hadis-i
şeriflerde buyuruluyor ki:
(Senin vasıtanla Allah’ın bir kişiye hidâyet vermesi, senin için üzerine güneşin
doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.) [Taberânî]
(Bir kâfirin hidayetine sebep olmak, kızıl develere malik olmaktan iyidir.) [Buhari,
İ. Ahmed]
(Bir insanın hidayetine sebep olan [Onu ehli sünnet yapan] muhakkak cennete
girer.) [Buhari]
(Bir Müslüman, arkadaşına, hidayetini arttıracak veya onu tehlikeden kurtaracak
hikmetli bir sözden daha iyi bir hediye veremez.) [Ebu Yala]
(Kim, hidayete [Ehli sünnete] davet ederse, o yola girenlerin bütün sevapları
ona da yazılır, diğerlerinin ecrinden bir şey eksilmez. Kim de, sapıklığa davet
ederse, o yola girenlerin günahları, ona da verilir, o kötü yolda gidenlerin
günahından da hiçbir şey eksilmez.) [Tirmizî]
(Haktan bâtılı veya hidayetten dalaleti red gayesi ile, ilim öğrenmek için yola
çıkan kimse, kırk yıl ibadet eden bir abid gibi ecir alır.) [Deylemî]
Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını başkalarına vermek de, hidayete sebep olmak
gibi sevaptır. Hatta kitabı alan, o kitapla amel etmemiş olsa, dalalette kalsa
bile, kitabı veren niyetine göre onu hidayete kavuşturmuş gibi sevap alır. Çünkü
hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hayrın yolunu gösteren onu işleyen gibidir.) [Ebu Davud, Tirmizî]
(Emr-i ma’ruf ve nehy-i münker ederken ölen şehiddir.) [İ. Asâkir]
(Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda cihâda verilen sevaba göre, deniz
yanında bir damla su gibidir. Cihâd sevabı da, emr-i mâruf ve nehy-i anilmünker
[dinin emir ve yasaklarını yayma] sevabı yanında, denize nispetle bir damla su
gibidir.) [Deylemî] (Yarın: Sırf niyetle sevap kazanmak)