Dinimiz bir düşünce, bir görüş değildir 27042003
Özellikle
Mısırlı, Suriyeli bazı yazarlar ile onların etkisinde kalan kimseler, İslâm dini
yerine, “İslâm nazariyesi” “İslâm düşüncesi”, “İlâhî şuur”, “İlahi görüş
birliği” tabirlerini çekinmeden kullanıyorlar. Acaba bunlar müsteşrikler gibi,
İslamiyetin semavi din olduğuna inanmıyorlar mı? Küfre düşürücü ifade kullananın
imanının gideceğini bilmiyorlar mı? Yoksa, Ehli sünnet itikadına uygun inanmaya
önem vermiyorlar mı?
Piyasada Allahı tanımakla ilgili ve Allahın varlığını ispat etmeye kalkışan
kimisi tercüme birçok kitap vardır. Genelde bu kitaplar, akli ve felsefi
görüşlerle doludur. Kaynakça olarak gösterilen kitapların çoğu da asrımızdaki
sapık yazarların eserleridir.
İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali, S. Abdülkadiri Geylani gibi büyük İslâm
âlimlerinin kitaplarından nakil yoktur. Milyonlarca hadis-i şerif, âlimlerin
ictihadları ve hikmetli sözleri varken, bunlardan nakil yapılmayıp, şahsi
görüşe, şahsi yoruma yer verilmiştir.
Anlaşılan bu tip yazarlar, küfre düşürücü sözleri bilmiyorlar. Zaten Allahın
varlığını ispat ile uğraşanlar, genelde küfre düşürücü ifadeler kullanıyorlar.
İslâm âlimleri, (Allahın yaratmak, var olmak gibi sıfatlarını insana vermek veya
insanın, akıl, şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allaha
vermek küfürdür) buyuruyorlar.
Mesela bir kimse, (Allah akılsızdır) dese, bu bir hakaret olacağı için küfre
düşer. (Allah akıllıdır) dese, bu sefer de, onu yaratık kabul ettiği için küfre
düşer. (Allah iyi düşünür) dese yine kâfir olur. Çünkü akıl, şuur, hafıza,
düşünme işi, görüş mahluktur, yani yaratıktır. Allahın böyle sıfatları yoktur.
Bu Yazarlar ise bunun gibi büyük hatalara düşmüştür. (Yaratılmış olanın
özelliklerine bakarak, yaratanın özelliklerini bulmaya çalışacağız) diyorlar.
İslâm âlimleri, (Bilinenle bilinmeyen mukayese edilmez) buyuruyor. Yani yaratıcı
ile onun yarattıkları mukayese edilemez.
Bu Yazarlar işe yanlış başladığından yanlış sonuçlar çıkarıyorlar. İnsan vasfı
sayar gibi, Allahın vasfını sayıyorlar. (Allah çok akıllıdır, hafızası çok
geniştir, çok hızlı düşünür, çok çalışkandır) diyorlar. Senâüllah Pânî-pütî
hazretleri (Allahü teâlânın varlığı, sıfatları, razı olduğu şeyler, ancak
peygamberlerin bildirmesi ile anlaşılır. Akıl ile anlaşılamaz) buyuruyor.
(Allah özenerek yaratır) da diyorlar. Bu da Allahı âciz sanmaktan ileri gelir.
Bir âyet-i kerime meali:
(Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sadece ol deriz, o da, hemen
oluverir.) [Nahl 40]
Bu yazarlar kaderi de iyi bilmiyorlar, (İnsan, kendi kaderine tesir eder) diyor.
Kader, değişmeyen son şekildir. Kaderi Allah da değiştirmez. Allahın vasıflarını
bildirirken, âlimlerin kitaplarından alarak, sıfat-ı zatiyye ile sıfat-ı
sübütiyyeyi, yazsalar, büyük hizmet etmiş olurlar. Kendi görüşleri, kendi
akıllarını din gibi ortaya atıyorlar. Hadis-i şerifte, (Dini aklı ile ölçen
kadar zararlı kimse yoktur) buyuruldu. (Taberânî)
Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Görüş de düşünce
demektir.
Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir.
Allahü teâlânın bildirdiği hükümlere ilahi düşünce, ilahi görüş, ilahi nazariye,
ilahi şuur denmez. Kur’an-ı kerimdeki hükümlere bile “Kur’ani görüş” diyorlar.
Yeni ifadeler kullanmayı marifet sanıyorlar. Bunları kullanmak küfürdür. Böyle
küfür dolu yazılara itibar etmemelidir.