Din kitaplarında uydurma hadis olmaz 17032003
“Baidullah”ı
savunan bir yazara (Hiçbir Ehli sünnet âlimin kitabında uydurma hadis yoktur,
olmaz da) dediğim zaman, (Sana İhya’da uydurma hadis olduğunu ispat edeyim)
diyerek bana bazı vesikalar gönderdi. Bunlara cevap vermeden önce, mevdu
hadisin, ictihadın ne olduğuna bakalım.
Hak olan dört mezhepteki Müctehidler, gerek kendi mezheplerinde ve gerekse başka
mezheplerdeki bir ictihad için yanlış demezler. Deseler bile geçersiz olur.
Bunlara birkaç örnek verelim: Hanefi mezhebinde görünen bazı mezhepsizler,
Şafii’deki ictihadlara dil uzatıyorlar. Mesela diyorlar ki: “Meni pistir, deniz
haşaratı yenmez, kan çıkmakla abdest bozulur, kadına dokunmakla abdest bozulmaz.
Bunun gibi çok meselede Şafiiler, uydurma veya zayıf hadislere dayanarak
bunların tersini söylüyor. Hatta kendinden olan piç kızı ile evlendirebiliyor.”
Şafii mezhebinde görünen bazı mezhepsizler de diyorlar ki: “İmam arkasında
Fatiha okumak farzdır. Denizden çıkan her hayvan yenir. Ramazanda kasten yiyip
içen için kefaret gerekmez. Zekat Kur’anda sekiz sınıfa verilir diyor. Hanefiler
ise, uydurma veya zayıf hadisleri delil alarak, sadece fakir sınıfına zekat
veriyorlar. İmam arkasında farz olan Fatiha okumayı günah sayıyorlar. Daha
bunlar gibi birçok hususta zayıf hadislerle amel ediyorlar.”
Hiçbir mezhebe uymayıp, mezhepler üstü hareket eden Abduhcular, farklı
ictihadları topluyorlar. “Bu konuda Hanefi haklı, şu konuda Malik isabet
etmiştir, şu konuda Ahmed’in kavli zayıftır, çünkü dayandığı hadis zayıftır”
diyorlar. Bunlar, mezhepsizlik için birer örnektir. Bir insan müctehid bile
olsa, farklı ictihadı varsa, o ictihadı, başka müctehidin ictihadını iptal
edemez. Çünkü dinimizde bir kaide vardır: İctihad ictihad ile nakzedilmez.
(Mecelle m.16)
Hal böyle olunca, bir müctehid kalkıp da, imam-ı Şafinin veya İmam-ı a’zamın
ictihadı yanlıştır, zayıftır gibi bir şey söylemez. Söylese de geçerli olmaz.
Hadisler için de durum aynıdır. Mesela imam-ı Nesai, Taberani’deki bir hadise
uydurma diyemediği gibi, İmam-ı Taberani de, Nesai’deki bir hadise uydurma
demez. Dese de, o hadis diyene göre uydurma olur, öteki muhaddise göre uydurma
olmaz.
Mahmasani isimli yabancı bir yazar, Türkçe’ye çevrilen kitabında, Buharî’deki
Acve hurması ile ilgili bir hadisi, uydurma olarak bildiriyor. Gerekçe de
gösteriyor: (Çünkü ilme ve realiteye aykırıdır) diyor. Mahmasani, Buharî’deki bu
hadis-i şerif için (İhmal, uydurma ve iftira yolu ile sünnete katılan binlerce
benzerinden bu bir örnektir) diyor. İmam-ı Buharî’ye, ihmallik, uydurmak ve
iftira etmek gibi suçlar isnat ediyor.
Piyasada mevduat kitapları var. Mesela Şevkani, Sehavi, Aliyyülkari, Acluni gibi
kimseler, tefsir ve hadis kitaplarındaki hadislere uydurma demekle o hadisler
uydurma olmaz. Hafız Iraki İhya’daki hadisleri incelemiş, bazılarına kaynak
bulamamış, kaynağını bulamadım demiş, mezhepsizler “bak kaynağı yok, bu uydurma
hadis” diyorlar. Mezhepsiz demek ilimden irfandan habersiz, kendini mutlak
müctehid yerine koyan kimsedir. Yani aklı ve ilmi ermediği halde, her konuda
fikir yürüten, bilir bilmez her şeye karışan bid’at ehlidir. Mezhepsizler içinde
İbni Teymiye veya mason Abduh’u sevmeyen yok gibidir. Çünkü 30 yıldır bu işle
meşgulüm. Abduh’u tenkit eden tek mezhepsiz görmedim. (Devamı var)