Bir kâfirin hidayete kavuşması 12032003
Bir kâfir, şu
üç sebeple, Allahın lütfu, kendi araştırması ile ve birinin duâsını almakla
Müslüman olur.
1- Allahın lütfu ile: Allahü teâlâ, bir kimsenin hidayetini, yani Müslüman
olmasını dilemişse, o kimse, severek Müslüman olur. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor
ki:
(Allah, kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslâma açar.) [Enam 125]
(Allah, dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır.) [İbrahim
4]
2- Kendi araştırması ile: Bu yolla Müslüman olmuş çok kimse vardır. Hakkı,
doğruyu bulmak gayreti ile, bütün dinleri inceler. İslâmiyet’in güzelliğine
hayran olup Müslüman olur. Allahü teâlâ, İslâmiyet’i doğru olarak öğrenmek
isteyene, bunu nasip edeceğini vâd buyurmuştur. Kuran-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Doğru yolu arayanları, saadete ulaştıran yollara kavuştururuz.) [Ankebut 69]
(Allah, kendine kavuşmak isteyenlere, kavuşturan yolu gösterir.) [Şûra 13]
Doğru yolu aramayıp, nefislerine uyarak îman etmeyenleri, azıp can yakanları,
cehennemde sonsuz olarak yakacağını haber veriyor. İslâmiyet’i işitmeyen çok
kimse vardır ki, akl-ı selîmleri olduğu için, bozulmuş, uydurulmuş dinlerin
adamlarına aldanmamışlar, astronomide ve fen bilgilerinde ve bilhâssa tıb
ilminde gördükleri nizâmlı olayların birbirlerine bağlantılarını düşünerek,
yaratılışın sırlarını, bu hesaplı düzenin gerçeğini anlamak istemişlerdir.
Fransız Kaptan Kusto bunlardan birisidir.
Allahü teâlânın, Ankebut sûresinde vaat ettiği üzere, bunları îman etmeye sebep
olan rehberlere, kitaplara kavuşturacağı, Ruhul-beyan tefsîrinde de yazılıdır.
Böyle mesut kimse anlar ki, her şeyi yaratan, bir Allah vardır. O, her şeyi
görür, bilir, işitir. Her şeye gücü yeter. Gücü, kuvveti sonsuzdur. Her şeyi,
zamanı gelince yok etmektedir. İnsanları tekrar dirilteceğini, hesaba
çekeceğini, îman etmiş olanlara cennette sonsuz nimetler vereceğini, îmanı
olmayanları, kâfirleri cehennemde sonsuz yakacağını bildiriyor. Onun emirlerine
uymaktan başka kurtuluş yolu yoktur.
3- Birisinin duâsına kavuşmakla:
Birisinin duâsı ile Müslüman olmuş çok kimse vardır. Hz. Ömer bunlardan biridir.
Hz. Hamza, imana gelince, Müslümanlar çok kuvvetlendi. Bu iş, kâfirlere güç
geldi. Ebu Cehil, (Onu öldürmekten başka çare yok) dedi. Bunu yapana, çok
miktarda deve ve altın vereceğini bildirdi. Ömer yerinden fırladı. (Bu işi,
benden başkası yapamaz) dedi. Ömer’i alkışladılar. Ömer, kılıcını çekip önce
kardeşinin evine gitti. Eniştesi Said ile kardeşi Fatıma, yeni gelen Taha
suresini okuyorlardı. Ömer içeri girip bu hali görünce, eniştesini ve kardeşini
dövmeye başladı. Fatıma, “Ya Ömer, başımızı kessen dönmeyiz” dedi. Ömer,
ellerindeki kâğıdı alıp Taha suresini okumaya başladı. Kur’an-ı kerimin
fesahati, belagatı ve manaları kalbini çok yumuşattı. (Hakikaten, ne kadar
doğru) dedi. Bunu işiten Habbab, gizlendiği yerden çıkıp, Müjde ya Ömer,
Resulullah, (Ya Rabbi, bu dini, Ebu Cehil ile veya Ömer ile kuvvetlendir) diye
duâ etmişti. Bu saadet sana nasip oldu dedi. Hz. Ömer hemen gidip Müslüman oldu.
(Tirmizî)