Bid’at nedir, ne değildir? 23022003
Bid’at,
sonradan çıkarılan şey demektir. Bunlar ya âdette olur veya ibâdette olur.
Âdette bid’at, sevap beklenilmeden, dünya menfaati için yapılan şeylerdir.
Âdette bid’at, bir ibâdeti bozmazsa veya dinin yasak ettiği bir şey değilse
günah olmaz. Âdette olan bid’at, ceket, pardösü giymek, çay ve kahve içmek gibi
dinin yasak etmediği bir şey ise, günah değildir. Peygamber efendimizin papaz
ayakkabısı ve Rum cübbesi giydiği hadis-i şerifle bildirildi. (Tirmizi)
Fen ve fen bilgileri dinde bid’at değildir. Fenni buluşlara sahip çıkmak,
dinimizin emridir. (İlim Çin’de de olsa alın! Fen ve sanat, müminin kaybettiği
malıdır. Nerede bulursa alsın) hadis-i şerifleri, kâfirlere uymayı değil, fenni
onlarda bile olsa, arayıp bulmayı emrediyor. (Mevduat-ül-ulum)
İbâdette bid’at, Resulullahın ve dört halife zamanında bulunmayıp da, dinimizde,
sonradan meydana çıkarılan, uydurulan inanışlara, sözlere, işlere, şekillere ve
âdetlere denir. İbâdetlere bid’at karıştırmak büyük günahtır. Bid’ati sünnet
diye işlemek haramdır. Bunların hepsini din diye, ibâdet diye uydurmak veya
dinin önem verdiği şeyleri dinden ayrıdır, din buna karışmaz demek bid’attir.
Bid’atlerin bazıları küfür, bazıları büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Her
bid’at sapıklıktır) buyuruldu. (Müslim)
Bid’at çıkaran, dinde noksanlık görüp bazı hükümleri değiştirmeye, yeni hükümler
koymaya çalışır. Sahih hadisleri uydurma zanneder, İslâm âlimlerini beğenmez.
Bid’at ehli kibirlidir. İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Kibrin diğer
günahlardan daha büyük olmasının sebebi şudur: Büyüklük ancak Allahü teâlâya
mahsus iken, kulun kibirlenmesi, bir kölenin hükümdarın tacını başına geçirerek
onun tahtında oturup hükmetmesine benzer. Hükümdarın bir emrini yapmayarak suç
işlemekle, hükümdarlığına sahip çıkmak, onun tahtına oturup emirler vermek
arasında elbette büyük fark vardır. İşte kibirlenmek, Allahın emrini yapmamak
gibi bir suç değil, bizzat ilah olmak gibi büyük suç oluyor.
Bid’atin de hırsızlık, katillik, fahişelik, içki içmek gibi haramlardan daha
büyük olmasının sebebi budur. Günah işleyen kimse, Allahın emrine isyan etmiş
olur, büyük günah işler. Fakat bid’at çıkaran kimse, Allahın, Resulünün ve
Resulullahın varisleri olan âlimlerin bildirdiği hükümleri beğenmeyip yeni
hükümler koymaya, bizzat dinin sahibi olmaya çalışıyor. Yani Allah adına, Resulü
adına hareket ediyor, hatta onları beğenmeyip kendi görüşünü din gibi ortaya
koymaya çalışıyor. Bu bakımdan bid’at ehli, hırsızdan, eşkıyadan, katilden daha
büyük günah işliyor. İşte bunun gibi sebeplerden dolayı Peygamber efendimiz,
(Ben onlardan değilim, onlar da benden değildir. Onlara karşı cihad, kâfirlerle
cihad gibi önemlidir) buyuruyor. (Deylemi)
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: (Bid’at ehli, yapacağı
değişikliklerle, dini düzelteceklerini, olgunlaştıracaklarını zannederek bid’at
çıkarıyor, bid’atlerin zulmetleri ile sünnetin nurunu örtmeye çalışıyorlar.
Bunlar, dinin noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki
din noksan değil, kâmildir. Dini noksan sanıp, tamamlamaya [çağa uydurmaya,
çeşitli bid’atler çıkarmaya] çalışmak, Maide suresinin, (Bugün sizin için
dininizi ikmal eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak
İslâmiyeti vermekle razı oldum) mealindeki 3. âyetine inanmamak olur. (m. 260)