Bid’at ehlinin ibadeti 20022003
Yazarın birisi,
(Evet Hamidullah bid’at ehlidir, ama hizmeti çoktur) dedi. Ben de, bid’at
ehlinin ameline sevap verilmez dedim. O da, bid’at ile ilgili hadislerin,
kiminin zayıf, kiminin ise uydurma olduğunu söyledi. Kaynaklar verdi. Diğerleri
gibi bu yazarın da bilmediği husus, ictihad ictihadla nakzedilmediği gibi, bir
âlim başka bir âlimin kitabındaki hadise uydurma demekle o hadis öteki âlime
göre de uydurma olmaz. Ayrıca birçok din adamı da sahih olmakla, kabul olmanın
ne demek olduğunu bilmiyor. Önümüzdeki haftada yazılarım bu konu ile ilgilidir.
Bid’at ehlinin amelinin kabul olmayacağına dair birçok hadis-i şerif vardır. Bir
tanesi şöyledir: (Bir bid’at ehlinin namazı, orucu, haccı, umresi, cihadı,
tövbesi, farzı, nafilesi ve hiçbir iyiliği kabul olmaz, hamurdan [yağdan] kıl
çıkar gibi, dinden çıkması kolay olur.) [İbni Mace]
Hadika ve Berika’da (Bid’at ehlinin hiçbir ibadeti kabul olmaz) hadis-i şerifi
açıklanırken, (ibadetleri sahih olur, fakat sevap verilmez) deniyor. Fasıkların
ve bid’at ehlinin ibadetleri sahih olsa da kabul olmaz. Kabul olmaz demek, sahih
olmaz demek değildir. Sahih olur, fakat sevabı olmaz demektir. (Redd-ül Muhtar)
Bir hadisin uydurma olup olmadığını İmam-ı Buhari, İmam-ı Müslim, İmam-ı Gazali,
İmam-ı Rabbani gibi islam âlimleri bilemiyorsa, biz nasıl bileceğiz?
Resulullahın varisleri olan bu âlimler, sahih ile uydurma hadisi ayıramayacak
kadar, cahil mi? Yahut kasten uydurma hadis alacak kadar din düşmanı mı? Dini
yeniden mi açıklayacağız? Mezhep imamlarımızı, hadis imamlarımızı, haşa biz mi
sorguya çekeceğiz? Onlar dinimizi eksik olarak mı tanıttılar? (Kasten bana izafe
ederek yalan söyleyen, hadis uyduran, cehennemdeki yerine hazırlansın) hadis-i
şerifini bilmiyorlar mı veya biliyorlar da ihmalkârlıklarından mı uydurma hadisi
kitaplarına alıyorlar? Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında uydurma hadis var
demek, Resulullahın varislerine çirkin bir saldırıdır. Seyyid Ahmed Tahtavi
hazretleri buyurdu ki: Tek kurtuluş fırkası olan Ehl-i sünnet vel-cemaat’e tabi
olun. Allahın yardımı ve koruması ve tevfikı bu fırkada olanlaradır, gazabı ve
azabı da bu fırkadan ayrılanlaradır. Bu fırka-i naciyye, bugün dört mezhebde
toplanmıştır. Bu zamanda, bu dört mezhebden birine umayan, bid’at ehlidir ve
Cehenneme gidecektir. (Dürr-ül-muhtar haşiyesi Zebayıh kısmı) [Yazar
Hamidullahın bid’at ehli olduğunu söylediğine göre, cehenneme gideceğini
bildirmiş oluyor.]
Şafii’de imam arkasında Fatiha okumak farz, Hanefi’de tahrimen mekruhtur. Farklı
ictihad rahmet olduğu için ikisi de sevap alır. Sonra, ictihad ictihadla
nakzedilemez. İmam-ı Şafii farz dedi diye Hanefiler Fatiha okuyamaz. Hanefiler
de haram dedi diye Şafiiler bu ictihaddan vazgeçemez. Çünkü müctehid hata ederse
bir, isabet ederse iki sevab kazanır. Bir müctehid, başka bir müctehidin
ictihadını nakzedemez. Hadis konusunda da böyledir. İmam-ı Şafii, bu hadis
mevdudur dese, Hanefilerce de bu hadis mevdu olamaz. Seyyid Abdülhakim efendi
buyurdu ki: Hadis ilminde müctehid bir âlim, bazı âlimlerin sahih dediği bir
hadise mevdu diyebilir. Müctehidin böyle demesi; “Bu hadisi, Resulullah
söylememiştir” anlamında değildir. Bu hadis benim usulüme göre hadis değil,
uydurmadır; fakat başka müctehide göre hadis sahih olabilir demektir. Farklı
ictihadlar da aynen böyledir. Bana göre doğrusu bu der; fakat farklı ictihadda
bulunan müctehide söz söylemez. Birinin uydurma demeye yetkisi varsa, ötekinin
de sahih demeye yetkisi vardır. Bunun için hiçbir Ehl-i sünnet âliminin
kitabında uydurma hadis olmaz.