Amel defteri kapanmaz 11052003
Bazı kimseler,
ölmüş olan birinin amel defteri kapandığına göre, onun için dua etmenin, sadaka
vermenin, kurban kesmenin, Fatiha okumanın veya dua etmenin bir faydası
olmadığını söylüyorlar. Her gün dinin bir emrini tenkit ederek, sorgulayarak.
Müslümanları dinimizden soğutmaya çalışıyorlar. Bir kimse ölünce amel defteri
kapanmaz. Yani ona sevap gönderilmezse sevap alamaz. Gönderen olursa alır. Bir
hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir mümin vefat edince her ameli kesilir. Yalnız üç amelinin sevabı, amel
defterine yazılmaya devam eder. Bunlar, sadaka-i cariyelerinin, faydalı
kitaplarının ve salih çocuklarının kendisi için ettikleri dua ve istiğfarların
sevaplarıdır.) [Ebuşşeyh]
Bu hadis-i şerif amel defterinin kapanmadığını gösteriyor. Burada bildirilen üç
amel nedir?
Sadaka-i cariye, devam eden hayır hasenat demektir. Cami, çeşme yol yapmak, ağaç
dikmek, mektep yapmak, su kanalları yapmak gibi, insanlara faydası dokunan bütün
işlerdir. Bunlar ise sayılamayacak kadar çoktur.
Faydalı eser bırakmak, dinimize dünyamıza faydalı olan her eser buna dahildir.
Fıkıh kitabı, tefsir kitabı, ilmihal kitabı, tıp kitabı, fizik, kimya kitabı
faydalı kitaplardandır. Kasetler, Cd’ler, filmler faydalı olmak şartı ile hepsi
sadaka-i cariye hükmündedir. Faydalı bir radyo, faydalı televizyon, faydalı
gazete, faydalı dergi, faydalı bir internet sitesi gibi her çeşit yayın,
sadaka-i cariyeye dahildir.
Salih çocukların duası ve istiğfarları, birer sadaka-i cariyedir. Yani ana
babanın defterine hep sevap yazılmasına sebep olurlar. Çocuklar, ölmüş ana
babaları için, kurban keserse, Fatiha okursa, sadaka verirse, yemek yedirirse,
yahut dua ederse ana babasının günahları affolur, amel defterlerine sevap
yazılır. Mesela İbrahim aleyhisselam (Ey Rabbimiz, [Kıyamette] hesaba çekildiği
gün, beni, ana-babamı ve bütün müminleri mağfiret et) diye dua etmiştir.
(İbrahim 41)
Bu âyet-i kerimede bir müminin duası ile diğer müminlerin günahları affediliyor
ki, böyle dua edilmesi emredilmiştir. Duanın fazileti hakkındaki hadis-i
şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Dirilerin de ölülere hediyesi, onlar için dua ve istiğfar etmektir.) [Deylemi]
(Defnedilen kardeşiniz, şimdi sorguya çekiliyor, ona dua edin!) [Ebu Dâvud]
(Cenaze namazında, üç saf cemaat bulunan mümin, Cennete girer.) [Tirmizi]
Ölü için dua edilir, Kur’an-ı kerim okunur, sadaka verilir. Sadece onlar için
namaz kılınmaz ve oruç tutulmaz; fakat bunların sevapları bağışlanır. Tahtavi
haşiyesinde buyuruluyor ki:
(Bir kimsenin, kaza edemediği namazlarının iskâtının yapılması için bütün
âlimlerin sözbirliği vardır. Namazın iskâtı olmaz demek çok yanlıştır. Çünkü bu
hususta mezheplerin icmaı vardır. [Nesai’deki] hadis-i şerifte (Bir kimse,
başkası yerine oruç tutamaz ve namaz kılamaz. Ama onun orucu ve namazı için
fakir doyurur) buyuruldu.) [s.356]
Nimet-i İslam’daki bu hadis-i şerif, Dürer’de de mevcuttur.
Oruç, namaz, sadaka ve diğer ibadetlerin sevabını başkalarına bağışlamak
caizdir. (Hidaye)
Tatarhaniyye fetva kitabında (Sadaka veren kimse, sevabının bütün müminlere
verilmesi için niyet ederse, kendi sevabından hiç azalmadan, bütün müminlere de
sevabı erişir. Ehl-i sünnet mezhebi böyledir) buyuruldu. (Reddül Muhtar)