Yanlış düşünenlere cevaplar 02092002
İbni Teymiyeci
diyor ki: İbni Kayyım en-Nuniyye şiirinde Allah Arş’a oturdu diye açıklıyor.
CEVAP: İbni Kayyım, İbni Teymiye’nin talebesidir. Onun açıklaması ölçü olamaz.
Çünkü hocasının mücessimeden olduğunu Ehli sünnet âlimleri bildiriyor. Dört
mezhep imamı ne demiş? İmamı Gazali ve İmamı Rabbani ne demiş? Bunlar önemli.
Hepsi de Allah mekandan münezzeh diyor. Bunu iki gün önceki yazımızda
açıklamıştık.
İbni Teymiyeci diyor ki: “Ehl-i sünnet vel cemaate göre yüce Allahın kendi zatı
hakkında haber verdiği şekilde Arş’ı, üzerinde yüce zatının bildiği bir keyfiyet
ile yarattıklarından ayrı olmak üzere istiva etmiştir. Nitekim imam Malik ve
başkaları da, istiva haktır, ancak keyfiyeti meçhuldür (nasıllığı bilinemez.)
Ehl-i sünnet vel cemaat, Onun Arş’ın üzerinde oluşu herhangi bir mahlukun, bir
başka mahlukun üzerinde oluşu gibidir, demiyor. Burada ve Allahın diğer
sıfatlarında da uydukları kaide şudur: Onun benzeri hiçbir şey yoktur ve o her
şeyi işitendir, görendir. (Şura 11)”
CEVAP: Şu açıklaması bile, kendini tezata düşürüyor. Madem Allahü teâlâ
insanlara hiç benzemiyor, onun benzeri yoktur. O halde nasıl Allah Arş’ta
oturuyor denebilir? İstiva, insanların oturması gibi nasıl kabul edilebilir.
Kendisi de itiraf ediyor ki, Ehli sünnet âlimleri, istiva haktır, keyfiyeti
meçhuldür, yani nasıl olduğu bilinmez dedi. Peki meçhul olan, bilinmeyen şey
hakkında nasıl kesin konuşulabilir? İbni Teymiye, bu meçhulleri bilinmeyenleri
kesin olarak söylüyor, Allah oturur, yürür, iner çıkar diyerek mücessime
fırkasından olduğunu gizlememiştir. Bunun için Ehli sünnet âlimleri ona kâfir
demiştir. Yed=el kelimesi de, istiva kelimesi gibidir. Yed var ama keyfiyeti
meçhuldür. İmam-ı Gazali hazretleri bunu şöyle açıklıyor:
(Allahü teâlâ, mekândan münezzehtir. İstiva demek, Arş’a hükümran olması, Arş’ı
hükmü altına alması demektir. “Hükümdar, Irak’ı kansız olarak istiva etti”
demek, “Irak’ı kansız olarak ele geçirdi” demektir. Yedullahtaki yed kelimesini
el gibi düşünmemelidir. Mesela “Falanca şehir, filanca valinin elinde”
denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu
anlaşılır. İstiva, vech gibi kelimeler böyle tevil edilir.) [İlcam-ül-avam]
İbni Teymiyeci, Bektaşinin yaptığı gibi, Hadid suresinin dördüncü âyetinin
yarısını almış, Nerede olsanız, O sizinle beraberdir kısmını gizleyerek şöyle
yazmıştır: (O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş’a istiva
edendir.) [Hadid 4]
Halbuki âyet tam olarak Vehhabi mealine göre şöyledir: (O, gökleri ve yeri altı
günde yaratan, sonra Arş’a istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten
ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah
yaptıklarınızı görür.) [Hadid 4]
Diyanetin mealinde ise, (Arş’a istiva eden) yerine (Arş’a hükmeden) denmiş.
Doğrusu da budur. Vehhabi meali de yanlış değildir. Ama istivayı, Arş’ta
oturuyor gibi tevil etmek yanlıştır. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir kısmı
da tevil edilmezse, hâşâ Allah her yerde herkesle beraber anlaşılır. Ehli sünnet
âlimleri Allah mekandan münezzeh diye açıklamışlardır. İbni Teymiyeci de, âyetin
bu kısmını, tevil ediyor da, ilk kısmını tevil etmiyor? Halbuki âyet
müteşabihtir, tevili gerekir.