Suizan zararlıdır 22122002
Suizan, birinin kötü bir iş yaptığını zannetmektir. Kalbe gelen kötü düşünce, o
hâliyle suizan olmaz. Kalbin o tarafa kayması suizan olur. Mesela birisinde bir
kalem görünce, (Acaba bu kalemi çalmış olabilir mi) diye sadece düşünmek suizan
olmaz. Ama (Çalmış olabilir) diye zannetmek suizan olur. Kur’an-ı kerimde (Kötü
zanda bulunduğunuz için helâke mahkum kavim oldunuz) buyuruldu (Feth 12) Hadis-i
şerifte de buyuruldu ki: (Suizan yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların
gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, birbirinizi çekiştirmeyin,
kardeş gibi birbirinizi sevin!) [Müslim]
Zan ile, başkasının kötü olduğunu kabul eden, onu gıybet eder, ona dil uzatır.
Onu kötü, kendini iyi bilir. Bu da, helâkine sebep olur. (İhya)
Müslümanın bir işinde veya sözünde birçok küfür alameti ile bir iman alameti
bulunsa, hüsnüzan edip buna kâfir dememelidir. Ama küfrü açıksa kâfir olur,
tevil fayda vermez. (Bezzâziyye)
Bir zat, bir kadınla Mekke’deki müşriklere, Mekke’nin fethi için hazırlık
yapıldığını bildiren bir mektup gönderdi. Vahiy ile durumu öğrenen Peygamber
efendimiz, üç kişiye emretti. Onlar da, kadına yetişip mektubu istediler. Kadın,
inkâr etmişse de, (Resulullah yalan söylemez, mektubu çıkarmazsan...) diye
tehdit edilince, kadın saçlarının arasındaki mektubu çıkarıp verdi. Mektup
getirilince, o zat, (Mekke’de çoluk çocuğum var. Müşriklerin zararı dokunmasın
diye bunu yazdım) dedi. Hz. Ömer, (Ya Resulallah, izin ver, şu münafığın
kellesini uçurayım) dedi. Peygamber efendimiz, onun münafık olmadığını
bildirerek, (Allahü teâlâ, Bedir’de bulunanları affetti. Bu zat da onlardandır)
buyurunca, Hz. Ömer ağladı. (Mevahib)
Zan kesin bilgi değildir. Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki:
(Onlar zanna uyarlar, hâlbuki zan, haktan [ilimden] hiçbir şeyin yerini tutmaz.)
[Yunus 36]
Bir menkıbe: Bir âlim talebelerine (Şafii mezhebinde alametlere bakarak kesin
karar verilmez. Mesela bir köpeğin burnunda yoğurt bulaşığı varken evden çıktığı
görülse, eve girince yoğurt çanağında köpeğin burnu kadar iz görülse, kesin
olarak bu yoğurdu köpek yedi denemez) der. Talebenin birisi, (Bu kadarı olmaz)
diye içinden, hocasına itiraz eder. Hocası, o gence, bir koyun kesip getirmesini
söyler. O da koyunu keser. O arada sıkışır, evin kenarındaki ormanlığa kolları
sıvalı ve kanlı bıçakla gidip hacetini def eder. Zaptiyeler, yeni öldürülmüş bir
adamın katilini ararken bunun eli kanlı bıçakla ormana kaçtığını görürler. Hemen
bunu yakalayıp, mahkemeye çıkarırlar. O gece karakolda kalır. Sabah mahkemeye
çıkınca, hakim, (Bu genç, eli kanlı bıçakla kaçarken görülmüşse de, Şafii’de
alametlere bakarak kesin hüküm verilmez. Bu genci serbest bırakın) diye karar
verir. Genç, hocasına yaptığı suizannın cezasını çektiğini anlar.
Bir hikâye: Dağ evinde, kocası yeni ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın,
kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde
beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Evcil bir
hayvan haline gelir. Bir süre sonra kadının çocuğu doğar. Gelincik zarar
vermesin diye çok dikkat eder. Bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden
ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz
zaman geçer ve anne eve koşarak gelir. Gelinciği, ağzındaki kanları yalarken
görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır, hemen öldürür. O sırada içerden
bebeğin ağlaması duyulur. Anne odaya girer. Odada beşiğin içindeki bebeğin
yanında duran parçalanmış bir yılanı görür...
Suizannını gerçek gibi başkasına söylemek de, yani söz taşımak daha kötüdür.
(Yarın söz taşımak)