İslamiyet orta yoldur 16092002
İslamiyet her
işte orta yolu tutmaktır. Birkaç örnek verelim:
1- Çok yemek ifrattır, gerekenden az yemek tefrittir. İhtiyaç kadar yemek
vasattır. Hadis-i şerifte, (Çok yiyip içmek hastalıkların başıdır) buyuruldu.
Dayanamayan kimsenin açlık çekmesi de caiz değildir. Açlık çekmenin tahrimen
mekruh olması, buna dayanamayanlar, bedenine ve aklına zarar verecek olanlar
içindir. Çünkü, kendini tehlikeye düşürmek haramdır. Açlığın da tokluğun da
zararı bulunduğu için, yiyip içmekte, aşırılıktan kaçmak, orta yolu tutmak
gerekir.
2- Havf, Allahtan korkmak, reca da Allahın rahmetini ümit etmek demektir.
Allahın rahmetinden ümit kesmek ifrattır. Allahın rahmetinden ancak sapıklar,
kâfirler ümit keser. (Hicr 56)
Allahtan korkmayıp rahmetini garanti bilmek de tefrittir. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Her istediğini yapıp, rahmete kavuşacağını ümit eden ahmaktır.) [Tirmizî]
Vasat yol ise ikisi arasında olmaktır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Havf ve
reca [korku ile ümit] arasında bulunan mümin, umduğuna kavuşur, korktuğundan
emin olur.) [Tirmizî]
3- Çok uyumak ifrattır, gerekenden az uyumak tefrittir. İhtiyaç kadar uyumak
vasattır.
4- İbadet yapmakta da ifrat tefrit olur. Az ibadet etmek tefrittir. Gece gündüz
hep ibadet etmek de ifrattır. Gücünün yetmediği şekilde ibâdet etmeye çalışmak,
mesela geceleri hiç uyumadan namaz kılmak, gündüzleri hep oruç tutmak,
hanımından uzak kalmak, et, süt, tatlı gibi şeyleri hiç yememek, ifrattır, aşırı
gitmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Din kolaylıktır. Dinde aşırı gideni, din mağlup eder.) [Nesâî],
(Dinimizde ruhbanlık yoktur. Et yiyin, hanımlarınızla mübaşeret edin! [Nafile]
oruç da tutun! Tutmadığınız günler de olsun! [Nafile] namaz da kılın! Uyuyun da.
Ben bunlarla emrolundum.) [Taberânî]
Her işin bir Azimet [güç] tarafı ve Ruhsat, [kolay] tarafı vardır. Azimetleri
yapamayanın, ruhsatla, kolay olan, izin verilen işi yapması, azimeti yapmak gibi
sevap olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın size verdiği kolaylık ve ruhsatlardan istifade edin!) [Buharî]
(Allahü teâlâ, emrettiği şeyler gibi, ruhsat, izin verdiği şeyleri yapmanızı da
sever.) [Beyhekî]
(Ruhsatlardan istifade etmeyen, Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberânî]
Bu hadis-i şeriflere bakarak, mutlaka ruhsatla amel etmek lazım geldiği
anlaşılmamalıdır. Çünkü (Vera üzere olan, insanların en abidi olur) hadis-i
şerifi gösteriyor ki, orta yol diye her zaman yalnız ruhsatlarla amel edilmez.
Yapabilenin azimetle de hareket etmesi gerekir..
Peygamber efendimiz, mübarek ayakları şişinceye kadar geceleri çok namaz
kılmıştır. Fakat, ümmetine çok merhamet ettiği için, onların böyle sıkıntı
çekmelerini istemezdi. Ümmetine ruhsat ile de emrederdi. Kendisi azimet ile
ibâdet yapardı. (Allahın helal ettiklerini kendinize haram etmeyiniz) âyeti,
(Ruhsat, izin verilen, günah olmayan şeyleri haram saymadan, terk eder,
çekinirseniz iyi olur) demektir. (Sünnetime uymayan benden değildir) hadis-i
şerifi, ruhsat, izin verdiğim şeyleri yapmayan, kendine sıkıntı vermiş,
sünnetime uymamış olur demektir. Günah olmayan, caiz olan işleri yapmaya,
ruhsatla hareket etmek denir. İhtiyaç olmadıkça, ruhsatla amel etmemelidir.