İbni Teymiyeci âyetleri değiştiriyor 03092002
Denize düşen,
yılana sarılır. İbni Teymiyeci de yalana sarılıyor. Bir âyeti şöyle değiştirmiş:
(Allah semadan bütün dünya işlerini idare eder.) [Secde 5]
CEVAP: Vehhabi meali bile şöyle diyor: (Allah, gökten yere kadar her işi
yönetir.) [Secde 5]
İbni Teymiyeci, gökten yere kadar olanları idare etmeyi, gökten idare diye
değiştiriyor. Bir âyeti de şöyle değiştirmiş: (Üstlerindeki Rablerinden
korkarlar.) [Nahl 50] , Halbuki Diyanet’in mealinde şöyle deniyor: (Fevklerinde
olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.) [Nahl 50]
Rablerinden korkan kim? Âyette geçen fevk ne demek? Fevk, rütbesi üstün
demektir. Peygamberler insanların fevkindedir. Allah ise peygamberlerin de,
meleklerin de fevkindedir. H. Basri Çantay, (Kahir ve hâkim olan Rablerinden
korkarlar) diyor. Muteber tefsirlerde ise şöyle deniyor: Kendi güçlerinin
üstünde olan Rablerinin gücünden korkarlar; çünkü helak edici azap gökten iner.
Melekler, yeryüzünden yukarıda olmalarına rağmen korktuklarına göre yerdekilerin
daha önce korkması lazım gelir. Burada meleklerin olduğunun delili, âyetteki (emrolundukları
şeyleri yaparlar) ifadesidir. Meleklerin hepsi emre uyar, insanların hepsi
emrolunana uymazlar. (Kurtubi)
İbni Teymiyeci gökteki Allah diyerek şu âyeti de yazmış: (Göktekinin sizi yere
geçirmesinden, taş yağmuruna tutmasından emin mi oldunuz?) [Mülk 16,17]
CEVAP: Göktekinin kim olduğunu açıklamadan önce, şunu bildirelim. Nasıl Amerika
ile Türkiye birbirinden farklı yer ise, dünya ile gök, gök ile Arş birbirinden
çok farklıdır. Yedi kat sema vardır. Hepsinin üstünde Arş vardır. Hâşâ Allah
Arş’ta ise, gökte demek doğru olur mu? Gökte denirse o zaman Arş’ta denir mi?
Aralarında muazzam uzaklık vardır. Dünya, gezegenlere göre bile çok küçüktür.
Hele göklere göre nokta bile değildir. Gökte olan bir şey, yerde niye olmasın
ki? Bu tam bir tenakuzdur. Âyette bahsedilen gökteki kelimesi için Vehhabi meali
bile Ehli sünnete uygun olarak diyor ki: (Âlemin tedbiri ile görevli olan
meleklere, işaret bulunduğu belirtilmekle beraber, asıl fiili yaratan ve cezayı
veren Cenabı Allahtır. Her şey onun izni ve emri ile meydana gelmektedir.) [S.
562]
İmam-ı Beydavi ise, (Sizi yere batıracak veya sizi taş yağmuruna tutacak olan
Allahın bu âlemin tedbirine müvekkel kıldığı melekten emin misiniz?) diye
açıklıyor.
Canımızı ölüm meleği Hz. Azrail aldığı halde, âyette buyuruluyor ki: (Allah,
ölümüne hükmettiği kimselerin canını alır.) [Zümer 42], Allahü teâlâ, bu işi
müvekkel kıldığı ölüm meleği ile yapar. İşte âyet meali: (Öldürmek için vekil
yapılmış olan melek sizi öldürüyor.) [Secde 11]
Canımızı alan da, gökten taş yağdıracak olan da Allahtır. Ama bunu meleklerine
yaptırır. Görüldüğü gibi göktekine Allah demek ne kadar yanlıştır. İbni
Teymiyeci, Firavun’a da sarılarak şu âyeti yazmış: (Firavun, Ey Haman, bana
yüksek bir kule yap; belki göklerin yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısı’nı
görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun’a, yaptığı
kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı tamamen boşa
çıktı.) [Mümin 36/37]
CEVAP: Firavun’un Allahı gökte sanması bir delil mi? Hem âyette, Firavun’un
yaptığına kötü iş, yanlış iş deniyor. Yani Onun zannettiği gibi Allah gökte
değil deniyor. Görüldüğü gibi İbni Teymiyecinin delil getirdiği âyetlerin hiç
birisinde Allah gökte denmiyor. Gökte diyenin kâfir olacağını Ehli sünnet
âlimleri açıkça bildiriyor. Bu âlimler, o âyetleri bilmiyor muydu da, Allaha
mekan ittihaz edenleri tekfir eylediler?