Her çeşit aşırılık zararlıdır 17092002
İfrat ve
tefrite örnek vermeye devam ediyoruz.
1- Kibirlenmek ifrat, aşırı tevazu [temelluk] da tefrittir. Tevazu ise vasattır.
Kendinden aşağı olanlara karşı tevazu göstermek iyi ise de, bunun ifrata
kaçmaması, yani aşırı olmaması gerekir. Aşırı olan tevazua temelluk denir.
Temelluk, ancak üstada ve âlime karşı caizdir. Başkalarına karşı caiz değildir.
Hadis-i şerifte, (Temelluk, Müslüman ahlâkından değildir) buyuruldu
2- Hz. İsa’yı aşırı sevmek ifrat, sevmemek tefrittir. Hz. İsa’ya Allah ve
Allahın oğlu diyen Hıristiyanlar ifrattadır, onu sevmeyen, anasına iftira eden
Yahudiler ise tefrittedir. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Yahudiler, Üzeyir Allah’ın oğlu dediler, Hıristiyanlar da, İsa Allah’ın oğlu
dediler.) [Tevbe 30]
(Yahudiler, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve İsa’yı rab edindiler.
Halbuki ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu.) [Tevbe 31]
(Meryeme büyük iftira edip Allahın elçisi İsa’yı öldürdük dedikleri için,
[Yahudileri] lanetledik.) [Nisa 156]
Müslümanlar ise Hz. İsa’yı Allahın kulu ve peygamberi bilir, bu ise vasat yolda
olmaktır.
3- Hz. Ali’ye de aynı aşırılığı gösterenler vardır. Hz. Ali’yi sevmeyen
hariciler [Yezidiler] tefrit ehlidir. Hz. Ali’ye peygamber veya ilah diyen ibni
Sebeciler ifrat ehlidir. Ehli sünnet ise, Hz. Ali’yi kendi bildirdiği gibi
Resulullahın bildirdiği gibi sever, bu ise vasat yoldur. Hz. Ali anlatır:
Resulullah bana buyurdu ki:
(Ya Ali, Sen İsa gibisin! Yahudiler, ona düşman oldu. Mübarek annesi Hz.
Meryem’e iftira etti. Hıristiyanlar da, Onu aşırı yükselttiler. Ona yakışan
dereceden daha yukarı çıkardılar.) [İ. Ahmed]
Hz. Ali bu hadis-i şerifi haber verdikten sonra, (Benim yüzümden iki aşırı grup
insan helak olur. Birisi, beni aşırı severek, bende olmayan şeyleri bana
takarlar. Ötekiler de, bana düşman olup, birçok iftira yaparlar) buyurdu. Bu
hadis-i şerifte, hariciler, Yahudilere; İbni Sebeciler de, Hıristiyanlara
benzetilmiştir.
4- İdarecinin elemanlarına sert davranması ifrattır, hiç ilgilenmemesi de
tefrittir. Maiyete ne sert, ne de yumuşak davranmalı, orta yolu takip etmelidir!
Maiyete karşı fazla yumuşak davranılırsa, laubali olurlar. İşler ciddiyetle
yapılmaz. Sert davranılırsa, âmirden nefret ederler.
5- Bir kimseyi aşırı sevip bütün sırlarını ona vermek ifrattır. Arkadaşına
sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir. Düşmanlıkta da
aşırı gitmek ifrattır. Dostlukta da ve düşmanlıkta da aşırı gitmemelidir.
Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bir kimseyi günün birinde, aranızın
açılabileceğini hesaba katarak sev. Buğzettiğine de günün birinde dost
olabileceğini düşünerek buğzet.) [Tirmizî]
6- Kaderi inkâr etmek tefrit, suçu kadere yüklemek de ifrattır. Mutezile, (İnsan
kendi kaderini kendi çizer) diyerek, Allahın takdirini inkâr eder. Cebriye de,
(İnsan kaderine mahkumdur. Allah her işi zorla yaptırır) diyerek suçu kadere
yükler. Vasat olanı ise Ehli sünnetin itikadıdır. İmam-ı a’zam, hocası imam-ı
Ca’fer-i Sadık’a, (Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini, onların arzularına
bırakmış mı) diye sordu. O da, (Allahü teâlâ, yaratmak ve her istediğini yapmak
büyüklüğünü kullara bırakmaktan münezzehdir. Ancak cebir de yoktur. Yaratmayı
kullara bırakmak da yoktur. İkisi arası olagelmektedir) buyurdu. Yani, hayır
şer, Allahü teâlânın yaratması iledir. Sevap ve günah işlemek, kulların ameline,
yani insanın irade-i cüziyesine bağlı kılınmıştır ki, buna kesb denir. Kesb yani
bir şeyi yapmayı istemek kuldan, yaratmak Allahtandır. Allahü teâlâ, insanlara
zorla günah işletmediği gibi, bunu tamamen onların arzusuna da bırakmaz. Bu
işler ikisi arası olagelir.