Doğru iman ve amel 05082002
Bazıları Allaha
inanan herkesin cennete gideceğini sanıyor. Bu çok yanlıştır. Amentü’deki altı
esastan birine inanmayanın imanı geçersizdir. Bunun için inanmak değil, doğru
inanmak önemlidir. Âhirette kurtulmak, ibâdetin çok olmasına değil, doğru imana
bağlıdır. İhlaslı ameli az da olsa, hatta hiç ameli olmasa, zerre kadar doğru
imanı olsa yine cennete girer. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Kalbinde
zerre kadar imanı olan cehennemde kalmaz.) [Buhârî, Müslim]
Dünyadan herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir
vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya binen,
istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye gitmek için niyet
edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da Kâbe’ye varamaz.
Allahü teala, doğruyu azıcık merak edene, doğruyu arayana doğru yolu yani hakiki
islamiyeti nasip edeceğine söz vermiştir. [Ankebut 69, Şûra 13], Allah sözünden
dönmez. (Ali imran 9)
Demek ki batıl yollardaki insanlar istemek bir yana merak bile etmiyorlar.
Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir. Doğru iman sahibi olmaya
çalışmalıdır. İtikadı düzeltmeden önce ibâdet etmenin faydası olmaz. Doğru
itikat, ehli sünnet itikadıdır. Doğru itikad 1 rakamı gibidir. İhlaslı ibadetler
sağına konan sıfır rakamı gibidir. Bir sıfır konunca 10, iki sıfır konunca 100
olur. Sağına ne kadar 0 konursa değeri artar. 1 çekilirse hepsi 0 olur. İhlassız,
yani riya ile yapılan ameller de, soldaki sıfır gibi yani 1 rakamının soluna
konan sıfır gibi değersizdir. İtikat doğru olunca ibadetleri arttırmak, insanın
gayretine, ihlasına, ilmine bağlıdır. İstediği kadar arttırır. Ancak, doğru
itikadı, yani ehli sünnet itikadı yoksa ibadetlerinin hiç faydası olmaz, soldaki
sıfır gibi değersizdir.
Mutezile ve benzeri akılcı gruplara göre ibadetler amelden bir parçadır. Onlara
göre günah işleyen ve farzları yapmayan kâfir olur, yani iman x amel diyorlar.
Bunlardan birisi sıfır olursa netice de sıfır olur diyorlar. Yani imansız amel
de amelsiz iman da makbul değil diyorlar. Ehli sünnet, Amelsiz iman makbul ,
imansız amel makbul değildir. Ehli sünnete göre amel x ihlas denebilir. Ancak
amel işlemeden, (Param olsaydı şu fakire yardım ederdim diye ihlasla düşünen de,
vermediği halde, amel işlemediği halde ihlaslı niyetinden dolayı sevaba kavuşur.
Bir kimsenin ihlası ne kadar çoksa, amel ile çarpılınca netice büyük olur. Bizim
ihlasımız 1 ise, bin fakire birer ekmek versek, 1x1000=bin sevap eder. Eshabı
kiramın ihlası çok kuvvetli olduğu için, mesela onların ihlası 1 milyon olsun,
bir fakire bir ekmek verse bir milyon sevap alır. Nitekim hadisi şerifte
buyuruluyor ki: (Yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse,
eshabımdan birinin bir avuç kadar arpa sadakasının sevabına kavuşamaz.) [Buhari]
Eshabı kiramın imanları çok kuvvetli ve ihlasları çok fazla olduğu için böyle
sevaplara kavuşuyorlar. Eshabı kiramdan biri diğerinden daha yüksek idi. Bunun
için Hz. Ebu Bekr’in verdiği bir avuç hurmanın sevabı, diğer sahabeden birinin
vereceği sevap arasında dağlar kadar fark vardır. Bir hadis-i şerifte de
buyuruluyor ki: (Benden sonra, Eshabımın ihtilaf edecekleri meseleler hakkında
suâl ettim. Rabbim bana “Senin eshabın benim yanımda gökteki yıldızlar gibidir.
Bazısı diğerinden daha parlaktır. Onlardan birisine uyan hidayet üzerindedir”
buyurdu.) [Deylemi]