Aşırılıklardan uzak tek yol 15092002
İfrat ve
tefritin ikisi de kötüdür. Hak, ortadadır. İfrat ve tefriti anlatan Türkçe bir
kelime yok. Tarifle anlaşılır. Aşırılık denebilir. Tefrit de ifratın zıddıdır.
İfrat normalden fazla, tefrit de normalden az demektir.
Her işte ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak ve vasat yani orta
yolu tutmak gerekir. Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı
emretmektedir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buharî], (Aşırı giden helak olur.) [Müslim],
(İşlerin en iyisi vasat olanıdır.) [Deylemî, Beyhekî] (Din kolaylıktır. Vasattan
ayrılıp aşırı gideni din mağlup eder.) [Nesâî]
Demek ki vasat, ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak demektir.
İslamiyet vasat bir dindir. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: (Sizi vasat bir
ümmet kıldık.) [Bekara 143]
İyilik, tam orta yol demektir. Vasattan ileri veya az olmak veya ortanın
sağında, solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. Ortadan uzaklığı kadar, iyiliği
azalır. Hak yol birdir. Sapık, bozuk yollar ise, çoktur. Orta yol deyince, iki
şey anlaşılır: Bir şeyin tam ortasıdır. İkincisi, izafi, takdiri orta olmaktır.
Yani belli bir şeyin ortasıdır. O şeyin ortası olduğu için, her şeyin ortası
olmak lazım gelmez. Ahlak bilgisinde kullanılan, bu ikinci ortadır. Bunun için,
iyi huy, herkese göre farklı olur. Hatta, zamana ve yere göre de değişir.
Birinde güzel olan bir huy, başkasında iyi olmayabilir. Bir zamanda iyi denilen
bir huy, başka zamanda iyi olmayabilir. O halde iyi huy, tam ortada olmak değil,
ortalamada olmaktır. Kötü huy da, bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. İyi
huyların hepsi vasati [ortalama] miktarlardır. Her birinin ifrat ve tefriti
birer kötü huy olur. (Ahlak-ı alai)
İfrat, tefrit ve vasata birkaç örnek verelim:
1- Cimrilik tefrit, israf ise ifrattır. Cömertlik ise vasattır. Kur’an-ı kerimde
buyuruluyor ki:
(Harcarken, ne israf, ne de cimrilik ederler; ikisi arasında bir yol tutarlar.)
[Furkan 67]
2- Tembellik tefrittir, acele ise ifrattır. Tembellik, şimdi yapılması gereken
bir işi geciktirmek, daha sonraya bırakmak demektir. Hadis-i şerifte, (Tesvif
eden [hayırlı iş yapmayı sonraya bırakan] helak olur) buyuruldu. Acele edip
düşünmeden o işi yapmak ise ifrattır. Acele edende gevşeklik ve bezginlik hasıl
olur. Hayırlı bir işin olması için acele eden, gecikince, bezginliğe,
ümitsizliğe düşer. Duâ eder, hemen duâsının kabul olmasını ister. Duâsı
gecikince duâyı bırakır, maksudundan mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası
bozulabilir. Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir. Çünkü hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Acele şeytandandır.) [Tirmizî], (Acele eden hata eder.) [Beyhekî]
3- İnsan bir şeye kızabilir. Bunun da ifratı ve tefriti vardır. Öfkenin aşırı
olmasına saldırganlık denir. Saldırgan kimse, hiddetli olur, kendine ve
başkasına zarar verir, bu hâl, küfre götürebilir. Hadis-i şerifte, (Öfkenin
ifratı imanı bozar) buyuruldu. Öfkenin lüzumlu olanına şecaat [kahramanlık,
yiğitlik], lüzumundan az olmasına da korkaklık denir. Şecaat orta yoldur. Şecaat
halindeki öfke iyidir. İmam-ı Şafiî, (Şecaat gereken yerde, korkan kimse, eşeğe
benzer) buyurdu. Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki: (Kâfirlere ve münafıklara sert
davran.) [Tevbe 73], ([Eshab-ı kiram] kâfirlere karşı çetindir.) [Fetih 29]
Düşmanlara karşı korkaklık caiz değildir. Korkarak kaçmak, Allahın takdirini
değiştirmez. Korkak kimse, karısına, kızına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik
gösterir, onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer, hainlik yapanı görünce
susar.