Yakûb-i Çerhî “kuddise sirruh” -1-

 

İnsanın şerefi... 18/12/1999

 

Bu zat bir gün buyurdu; (Şudur ki bir müslüman,
Elinden ve dilinden, kimseye gelmez ziyan.


Memur değil isek de, iyiliğe kimseye,
Mezun dahî değiliz, hiç kimseyi üzmeye.


Bir insanın şerefi, akıl ve îmandadır,
Yâni bütün üstünlük, îmanı olandadır.


Çünkü o, bağlanmıştır, Allah ve Peygambere,
Bir mes’ûliyyet hissi taşır hem o bir kere.


Birine bir fenalık düşünse de o bilfarz,
Kalbindeki o îman, mâni olur, yaptırmaz.


Lâ teşbih bir köpeğin, tasması varsa şayet,
Ondan hiçbir insana, bir zarar gelmez elbet.


Lâkin yoksa tasması, o “sahipsiz” demektir,
Îmansız insanlar da, buna benzemektedir.


Sahipsiz bir köpeğin, her an ne yapacağı,
Belli olmaz ne zaman, kime saldıracağı.


Bunun gibi îmanı olmıyan kâfirler de,
Zarar yapabilirler, her insana her yerde.


Halbuki şöyledir ki, kâmil olan bir mü’min,
Elinden ve dilinden, insanlar olur emin.)


Bir gün de buyurdu ki; (Gelirse dert ve belâ,
Onun gitmesi için, tövbe edin evvelâ.


Zira bir hadîsinde, buyurdu ki O Server,
(Kim tövbe istiğfara devam ederse eğer,


Hak teâlâ o kulu, belâlardan kurtarır,
Hiç ummadığı yerden, onu rızıklandırır.)


Peygamber Efendimiz, sahâbei güzînden,
Muâz ibni Cebel’in, tuttu bir gün elinden.


Birkaç adım yürüyüp, buyurdu ki; (Yâ Muâz,
Takvâ sahibi ol ki, takvâdır dinde esas.


Ahdine sadık ol ve komşu hakkını gözet,
Aldığın emanete, etme sakın ihanet.


Bilhassa yetimlere, davran çok merhametli,
Kızma ve herkes ile, kelâm et muhabbetli.


Fıkıh bilgilerini, öğrenip ince ince,
Amel eyle her daim, bu ahkâm mûcibince.


Her bir işi yaparken, düşün âhiretini,
Ve “hesap günü” için, hazır eyle kendini.


Gönlünü bu dünyaya, bağlayıp etme harap,
Âhirete yarayan, faideli işler yap.


Gizli günahlarına, gizli eyle istiğfar,
Âşikâr olanlara, tövbe eyle âşikâr.


Seni üzen birisi, pişman olup sonradan,
Eğer özür dilerse, affeyle sen de o an.


Zira biri sordu ki, Resul-i müctebâya,
(Hizmetçimi kaç defa, af edeyim acaba?)


Onun bu sualine buyurdu ki O Server;
(Af eyle hizmetçini, bir günde yetmiş sefer.)

 

Yakûb-i Çerhî “kuddise sirruh” -2-

Korku ve ümit! 19/12/1999

 

Allah adamlarından bir büyük evliyadır,
Kalplere tesir eden nasihatleri vardır.


Bu zat buyuruyor ki, (Her âhiret işinde,
Mü’minin çok korkusu olmalıdır içinde.


Dense ki, “Tek bir kişi, düşecektir azâba”
Şöyle düşünmeli ki, “O, ben miyim acaba?”


Ve yine denilse ki, “Bir kişi Cennetliktir”
“O kimse belki benim” diye düşünmelidir.


Zîra buyurmuştur ki, büyükler bu konuda,
“Müsâvi olmalıdır, ümit ile korkuda”


Gâyemiz, bir kimseyi kurtarmaktır ateşten,
Zira daha kıymetli bir iş yoktur bu işten.


Değil ki bir insanı, yılan veya bir akrep,
Yanarken görsek eğer, kurtarırız yine hep.


Halbuki insan için, yaratıldı Cehennem,
Bu dünya ateşinden, daha şiddetlidir hem.)


Genç bir talebesine buyurdu ki; (Evlâdım,
Farzlara devam eyle, harama atma adım.


Tâbi ol her işinde Allah’ın Habîbine,
Ve aslâ yakın olma, bir bid’at sahibine.


Allahü teâlânın, rızâsını ara hep,
Onun muhabbetini, eyle arzu ve talep.


Bu ni’metin kokusu geliyorsa nereden,
Ona kavuşmak için, o menba’a koş hemen.


Bu dünyaya gelmekten, asıl maksat ve gâye,
Çalışıp kavuşmaktır, rızâ-i ilâhîye.


Yazık ki, istenilen, bugün terk olunuyor,
Başka şeyler peşinde koşturup duruluyor.


Allah biz ve sizi, bundan halâs eylesin,
Kendini aramayı, bilhassa nasib etsin.


Başımıza gelirse, bir belâ ve musibet,
Kötü işlerimizin, neticesidir elbet.


Siz önce kendinizi, ıslâha çalışınız,
Farzları edâ edip, haramlardan kaçınız.)


Yine bir sohbetinde, buyurdu ki; (Müslüman,
Mü’min olmıyanları, sevemez hiçbir zaman.


Âyeti kerimede, buyuruldu ki zira,
“Muhabbet beslemeyin, mü’min olmıyanlara.”


İki şekilde olur, kâfirlere muhabbet,
Küfrünü beğenirse, “Kâfir olur” o elbet.


Ve lâkin herkes ile, iyi geçinmek için,
Dost görünmek, küfrüne sebep olmaz kişinin.


Yâni hiç dinlerini, beğenmeden bir kimse,
Onlarla arkadaşlık, ortaklık kurar ise,


Bu şart ile kurulan, bu yakınlık, irtibat,
Küfür olmaz ise de, iyi değildir fakat.


Çünki bu yakınlığı, zamanla ileride,
Dînini beğenmeğe, sebep olur belki de.)

 

Yakûb-i Çerhî “kuddise sirruh” -3-  20/12/1999


İbadetler kolaydır...

 

Bu zat buyuruyor ki, (İslâma hizmet için,
Tam ihlâslı olması lâzım gelir kişinin.


Zerre kadar menfaat düşünürse hizmette,
Onun faidesini, göremez âhirette.


Yine böyle birinin, kitabını okuyan,
İstifade yerine, çok zarar görür ondan.


Vaktiyle bir talebe, bir küçük kitap görmüş,
Hemence onu alıp, hocasına götürmüş.


(Oku da dinliyeyim bir miktar) buyurunca,
Okumuş hocasına, o kitaptan bir parça.


Dinleyip, (Biraz daha, okuyuver) buyurmuş,
Talebe “Peki” deyip, biraz daha okumuş.


Sonradan, (Yine oku, yine oku) diyerek,
Dinlemiş o kitabı, başından sonuna dek.


Talebe bir hususu, çok merak etmiş ancak,
Ki,”O kitap hakkında, acep ne buyuracak?”


Buyurmuş ki; (Tamamı, doğru ve yerindedir,
Hiç yanlış yok ve lakin, okuyan zehirlenir.


Sebebine gelince, habistir bunu yazan,
Bir zulmet yayılıyor, satırlar arasından.


Zira o, bu kitabı, yazmamış Allah için,
Sırf para kazanmakmış, maksadı o kişinin.


Onun habis ruhunun zulmeti ile hattâ,
Kalplerin karardığı, görülüyor âdetâ.)


Yine bir sohbetinde, buyurdu; (Cenab-ı Hak,
Kolaylık göstermiştir, her emrinde muhakkak.


Yâni helâl ve mubah eyleyip pek çok şeyi,
Yalnız haram kılmıştır, az bir iki nesneyi.


Haram kılmasının da, hikmeti vardır nice,
Çünki zarar verirler, yenilip içilince.


Acı olan “Şarab”ı, haram kılsa da, fakat,
Helâldir hoş kokulu, nice tatlı meşrubat.


Bütün meyve suları, hem karanfil ve tarçın,
Helâl ve faydalıdır, insan sıhhati için.


Acı ve keskin olan, o iğrenç şey bir kere,
Benzer mi hoş kokulu, o tatlı şerbetlere?


Bu fizîkî evsaftan, daha ayrı olarak,
Helâl kullananlardan razıdır cenab-ı Hak.


Allahü teâlânın, sevip râzı olması,
Ayrıca bir fark olup, budur işin esası.


“İpeği”, erkeklere haram kıldıysa misal,
Sayısız süslü renkli kumaşı etti helâl.


Erkek, hâlis ipeği, giyemese de, fakat,
Bu kumaşlar, ipekten faidelidir kat kat.


Hem sonra ipek kumaş, kadınlara helâldir,
Bunun faidesi de, yine erkekleredir.


“Altın”ın da kadına, helâl, mubah olması,
Yine erkekleredir, esasında faydası.)