Muhammed Bâki Billah “kuddise sirruh” -1- 10/10/2000

 

Sıkıntının sebebi...


Bu zât bir sohbetinde buyurdu ki; (Aman sakın,
Gönül kırık olmasın lâzımdır müslümanın.


Allah, göğsü kabarık olanları sevmiyor,
Başı önünde olan kulları beğeniyor.


Dik başlılık kötü şey, sen bir kulsun nihayet,
Çok ibadet yapsan da, arkasından tövbe et.


Ancak böyle yapmakla buluruz rahat huzur,
Zîra her amelimiz, bizim hatâ ve kusur.


Ebedi ve hayâyı elden kaçırmayalım,
Ve her insana karşı mütevâzı olalım.


Eshâb Resulullah’a gösterip hayâ, edeb,
Taş bile koyarlardı bâzısı ağzına hep.


Her sıkıntıya sebep, hep günap işlemektir,
Çaresi, pişman olup istiğfar eylemektir.


Allah, günahkârlara vermez muvaffakiyyet,
Her başarı, islâma uymakla olur elbet.


Hiç bir canlı varlığa, ezâ etmeyin ki siz,
O da Hak teâlânın mahlûkudur şüphesiz.


“Gıda” ve “ekmek” gibi olmalı ki müslüman,
Hep ihtiyaç duyulur bu şeylere her zaman.


“Mü’min”in târifi de şudur ki ey insanlar,
(Elinden ve dilinden, kimseye gelmez zarar.)


Bir gün de buyurdu ki; (Mânevi râbıtası,
Bozuk olan, mürşitten olmaz feyiz alması.)


Mânevi rabıtadan şudur ki asıl maksat,
O mürşidi sevmek ve, eylemektir itaat.


Senelerce çekse de, riyâzet, mücâhede,
Yine de bir rehberden edemez istifade.


Yâni bir evliyâdan, çok feyiz almak için,
Onda feyz olduğuna inanmak lâzım ilkin.


İnanır, onu sever, ve itaat ederse,
Kavuşur o nisbette çok bereket ve feyze.)


Yine bir talebeye buyuruyor ki bu zât;
(Yavrum, bu gençlik çağı bulunmaz büyük fırsat.


En kıymetli zamanı, gençliktir bu hayatın,
Çünki hep yerindedir güç kuvvet ve sıhhatın.


Bu da çabuk geçiyor gün be gün azalıyor,
Erzel-i ömür olan, ihtiyarlık geliyor.


Yazık ki, gençliğini boşuna harcıyorsun,
En lüzumlu işini, sona bırakıyorsun.


Allahü tàâlânın rızâsını kazanmak,
En şerefli iştir ki, lâzımdır ona bakmak.


Geriye atıyorsun, sen bu mühim işini,
Ve hebâ ediyorsun yazık ki gençliğini.


En iyi zamanını, en kötü, düşman olan,
Nefsinin ardı sıra geçirmektesin her an.


Halbuki Resûlullah şöyle buyuruyorlar;
(Yarın yaparım diyen, aldandı etti zarar.)

 

Muhammed Bâki Billah “kuddise sirruh” -2- 11/10/2000

 

Birinci vazife...


Bu zât buyuruyor ki; (Ey müslümanlar, şu an,
Nefs-i emmâresidir, insana büyük düşman.


İslâmın her emrinde, bu nefsi kırmak vardır.
Zira o kırılırsa, netice olur hayır.


İstişare eyle ki, bu, nefsi kırar iyi,
Zîra nefis istemez, istişare etmeyi.


Eğer yolda giderken, rastlarsan bir mü’mine,
Önce sen selam ver ki, kırılsın nefsin yine.


Müsafeha edecek olursan yine eğer,
Önce sen el uzat ki, bu dahi nefsi ezer.


Kırıldığın kimseden, önce sen özür dile,
Ki yine senin nefsin, kırılsın böylelikle.


Öfkelenme, halîm ol, çok çalış, olma tembel,
Bunların her biri de, nefsi kırar mükemmel.


Muvaffak olmanın da, sırrı, halîm olmaktır,
Tatlı dil ve güler yüz, yani güzel ahlaktır.


Nefsin bizi en fazla kandırdığı husus da,
Bize hep “Sen haklısın” dedirtir her hususta.


Lakin Resûlullah’ın tavsiyesi bu değil,
Bize, Onun ahlâkı olmalı rehber, delil.


Zîra O buyurur ki; (Eğer iki müslüman,
Bir işte ihtilâfa düştükleri bir zaman,


Hangisi diğerinden özür dilerse önce,
Yüksek bir köşk verilir, o kimseye ölünce.)


Bir gün de buyudu ki; (Bu dünyada ins ve cin,
Yaratıldı, Rabbine ibadet etmek için.


Birinci vazifemiz, Rabbimizi sevmektir,
Ve onun beğendiği gibi hayat sürmektir.


Kim Rabbini severse, Rabbi de onu sever,
Lütuf ve ihsanını, o kula ihsan eder.


Hakiki bir rehbere kavuşmak bir ni’mettir,
Hattâ bu, insan için en büyük saadettir.


Bu hakiki rehberler, tâ kıyamete kadar,
Dünyanın her yerinde, mutlaka bulunurlar.


Lâkin bâzı kimseler, yok iken ilimleri,
Mâlesef aldatırlar, bâzı saf kimseleri.


Bu kişiler yalan ve hileli kerametle,
Cahil müslümanları, aldatırlar gâyetle.


“Şeyh” geçinir ise de, îmanı yoktur fakat,
Dîni istismar edip, sağlarlar çok menfaat.


En büyük felâket de, saf bir müslüman için,
Tuzağına düşmektir, böyle hâin kişinin.


Yoktur islâmiyyetten bilgi ve haberleri,
Dünyalık toplamaktır, yegâne gayeleri.


Sözleri küfür yayar, her haramı işlerler,
Cahil müslümanları avlayıp geçinirler.


“Münâfık” denilir ki, bu gibilere hem de,
Esfel-i sâfiline giderler Cehennemde.)

 

Muhammed Bâki Billah “kuddise sirruh” -3- 12/10/2000

 

Dünyanın hakikati...


Bu zât sohbetinde buyurdu; (Müslümanlık,
Birlikte bulunmayı görür uygun, muvafık.


Zîra beraberlikte vardır hayır ve rahmet,
Halbuki ayrılıkta, var azab ve felâket.


Müslümanlar Cennette, olurlar bir arada,
Hem dahî sonsuz olup, ölüm yoktur orada.


Ölüm ve sonrasına kim hazırlanır ise,
Odur Allah indinde hayırlı, iyi kimse.


Biz her an, her saatte, bir işler yapıyoruz,
Ve her bir işimizde, bir “Niyet” taşıyoruz.


Bu da, ya “Nefis” için, ya da “Allah” içindir,
Yâni kul, her işinde imtihan içindedir.


Kalp, her an, her saniye, sağa sola döner hep,
Ya hayra karar verir, ya şerri eder talep.


Nitekim Resûlullah ederdi şöyle duâ,
(Yâ Rabbî sen kalbimi sabit kıl doğru yolda.)


Ey insan, son nefeste döner de eğer kalbin,
Mâzallah küfr üzere durursa n’olur hâlin?


îman üzre durması isteniyorsa eğer,
Hep salih kimselerle bulunmalı beraber.


Hep iyilerle olup, edersek çok ibadet,
Son anda îman ile ölürüz en nihayet.)


Bir gün de buyurdu ki; (İnsana dert ve belâ,
Gelirse, bilmeli ki gönderdi Hak teâlâ.


Belâyı O gönderir, belâdan O kurtarır,
Ve lâkin herbirinin belli bir vakti vardır.


Asla mümkün değildir bu vakti değiştirmek,
Ve hiçbir fayda vermez ondan şikâyet etmek.


Lâkin Hak tealaya kim etse dua, niyaz,
Rabbin merhametiyle, o dertten olur halas.


Asıl “Dua etmemek”, kul için büyük belâ,
Zira dua edeni seviyor Hak teala.


Gelirse bu duaya sebep olan belâ, dert,
Onları belâ değil, bilmeli büyük ni’met.


Dünyanın görünüşü, tatlı ve lezzetlidir,
Halbuki hakikatte, “Öldürücü zehir”dir.


Bir daha iflâh etmez tuzağına düşenler,
Leş olur bu dünyanın zehiriyle ölenler.


Ona, ancak deliler, ahmaklar gönül verir,
Zira ancak deliler, bilerek yerler zehir.


Şeker kaplı bir “zehir” yaldızlanmış “necaset”,
Gibi olan dünyaya, edilir mi muhabbet?


Aklı olan aldanmaz sahte güzelliğine,
Ve bağlamaz gönlünü zararlı zevklerine.


Bilakis bu hayatta Rabbinin rızasını,
Almak için geçirir, her fırsat ve anını.


Kulluk vazifesini yerine getirir tam,
Emirlere sarılır, işlemez günah, haram.)