Feth-i Musûli “kuddise sirruh” (1) 28/10/1999

 

Cennete girmek için!..


Allah adamlarından bir büyük evliyadır,
Kalplere tesir eden nasihatleri vardır.


Âhiret endişesi hiç çıkmazdı içinden,
Korkarak bahsederdi Cehennem ateşinden.


Derdi ki; “Bu insanlar, nasıl yanar İlâhi?
Ateşe, bir an bile dayanılmaz Vallahi.”


Her nerede bir sohbet etseydi insanlarla,
Pek dünya işlerinden konuşmazdı o aslâ.


Ölüm ve âhiretten bahsederdi muhakkak,
Derdi ki; (Ecel yakın, lâzımdır hazırlanmak.)


Sordular ki; (Cennete girmek için müslüman,
Neye dikkat etmeli bu dünyada her zaman?)


Buyurdu; (Kim Cennete niyetliyse girmeye,
Alışsın bu dünyada dert ve elem çekmeye.


Zira Cennet yolunda maniler var aşacak,
Bunlara sabredenler girerler ona ancak.


Bu yolda meşakkat var, hastalık var, acı var,
Nefsin istemediği her türlü sıkıntı var.


Bu, Cennet yolcusunun zor gelse de nefsine,
Hiç şikayet etmeyip, o sabreder hepsine.


Sürüklemek isterse, günaha nefsi onu,
Sabreder, yapmaz asla onun tek arzusunu.)


Bir gün de buyurdu ki, yine bir sohbetinde;
(Kimin “Allah sevgisi” varsa eğer kalbinde,


Ve hattâ yakıyorsa onu bu aşk ateşi,
Ne büyük bir ni’mettir, bahtiyardır o kişi.


Kıymetini bilerek, pek çok sevinmelidir,
Daha çok artmasına, gayret sarfetmelidir.


Aslâ bağlanmamalı kalp Allah’tan gayriye,
Tutulmalı bilâkis bu “Aşk-ı İlahi” ye.


Ey insan, doğru yolda yürümekse niyetin,
Bu yolun şartlarını iyi gözetmelisin.


Sünneti seniyyeye yapışmalısın önce,
Ve bütün bidatlerden kaçmalısın iyice.


Allahü teâlânın rızasına kavuşmak,
İşte bu ikisini yapmakla olur ancak.


Her iş ve her sözünde, tâbi ol, uy sünnete,
Bilhassa vasat davran, uyku ve söylemekte.


Seher vakitlerinde, kalmağa et ki gayret,
Bu zamanki istiğfar, çok büyük bir ganimet.


Her zaman salihlerle beraber olmağa bak,
Zira böyle istiyor, bizlerden cenab-ı Hak.


Dünya lezzetlerine düşkünlük yapma ki hiç,
Ahirette olacak, esas lezzet ve sevinç.


Bırakamıyor isen mubahın fazlasını,
Bâri azaltmağa bak, onlardan bazısını.


Ve lâkin her haramdan, sakın kat’i surette,
Ki “Azab’tan kurtuluş” umulsun âhirette.)

 

Feth-i Musuli “kuddise sirruh” (3)

 

(Allah sevgisi) 29/10/1999

 

Allah adamlarından olan bu mübarek zât,
Bir gün sevdiklerine şöyle etti nasihat.

(Eğer Cennete gitmek istiyorsa bir kimse,
Dünyada dert çekmeğe alışsın öyle ise.

Çünkü çok sıkıntı var, bu yolda aşılacak,
Bunlara katlananlar, oraya girer ancak.

Bir “Tünel”e benzer ki bütün bu sıkıntılar,
Onun öbür ucunda, ebedi bir Cennet var.

Girmek lazım tünele, Cennete girmek için,
Zîra yok başka çare, yolu budur bu işin.

Cehennem yolundaysa, yoktur elem ve keder,
Nefis ve şeytan dahî, kulu tahrik ederler.

Bu yolun yolcuları, girmez sıkıntılara,
Nefsinin keyfi için, girer hep günahlara.

Yapar hiç çekinmeden nefsin her dileğini,
Kalp kırar, gönül yıkar, bilmez ne dediğini.

Hiçbir hareketinde tanımaz ölçü sınır,
Çünkü o, her işinde, nefsinden emir alır.

Halbuki onun nefsi, düşmandır kendisine,
O ise buna rağmen, esir olmuş nefsine.

Pervasızca yapsa da, günah olan her işi,
Ölünce bekler onu, Cehennemin ateşi.

Halbuki günahına üzülseydi içinden,
Kurtulurdu belki de, Cehennem ateşinden.)

Yine buyuruyor ki, bu zât bir sohbetinde,
(Resûlullah’ı sevmek, çok mühimdir bu dinde.

Çünkü O’na Rabbimiz, “Habibim” demektedir,
Yâni Resulullah’ı çok seviyor demektir.

Kim ki Onu çok sevip, uymağa eder gayret,
Allahü teâlâ da, ona eder muhabbet.

Bilinen bilinmeyen, bilcümle iyilikler,
O yüce Peygamberi “Sevmekle” ele geçer.

Bu yolda yükselmeye, bu “Sevgi”dir vesile
Zîra hep yükselenler, yükselir bu sevgiyle.

Sebebine gelince, Resulü, Cenab-ı Hak,
Bilcümle mahlûkattan “Çok üstün” eyledi halk.

Bütün güzellikleri, ne varsa iyi alâ,
Hepsini, Habibinde topladı Hak teâlâ.

“Âşık” idi O’na hep, sahabenin cümlesi,
Rızasına ermekti, herbirinin gayesi.

Onlar, O’nu herşeyden daha fazla sevdiler,
Uğrunda seve seve can feda eylediler.

O’nu sevmiyenler de, sevmediler hayatta,
Onlara düşman olup, harp ettiler ve hattâ.

Sırf O’nun için olan bu sevgi ve adavet,
Sayesinde indallah, yükseldiler begayet.

Çünkü ibadetlerin başı bu ikisidir,
Allah için “Düşmanlık”, Allah için “Sevgi”dir