Feridüddin-i Genc-i Seker “rahmetullahi aleyh” –1- 20/11/2000

 

Tuz ve Şeker...


“Feridüddin Genc Şeker”, devrinin bir tekiydi,
Henüz doğmadan önce, görüldü kerameti.


Şöyle ki, validesi hamile iken ona,
Uzandı komşusunun bir erik ağacına.


Koparmamış idi ki velakin o erikten,
Karnında rahatsızlık, bir acı duydu birden.


Büyüdükte annesi dedi ki bu oğluna;
(Oğlum, nasib olmadı bir haram lokma bana.)


O da gülümseyerek şöyle dedi: (Anne siz,
Komşunun ağacına uzanmışken izinsiz,


Birden ağrı vermiştim, meyveden koparmadan,
O gün ben vazgeçirdim, sizi haram lokmadan.)


Her gün oruç tutardı uzun yaz günlerinde,
Yiyecek bulunmazdı çoğu zaman evinde.


Açlığı had safhaya geldiğinde, o zaman,
Ağzına “Küçük taşlar” doldurdu açlığından.


Hikmeti ilahiyle ağzındaki o taşlar,
Bir anda, çok lezzetli “Tatlı Şeker” oldular.


Hocası bunu görüp, buyurdular ki hemen;
(Şeker hazinesidir bizim Ferid esasen.)


Yine bir gün, bir tüccar, ticaret gayesiyle,
“Şeker” yüklü bir kervan götürürken Delhi’ye,


Feridüddin Genc Şeker, görüp o çuvalları,
Sormuştu ki: (Ne ile doldurdun sen bunları?)


O tüccar cevabında sinsi sinsi gülerek,
(Tuz doludur) demişti hem de alay ederek.


O dahi buyurdu ki: (Madem öyle diyorsun;
Öyleyse çuvalların içleri hep tuz olsun.)


Tacir Delhi şehrine nihayet geldiğinde,
Çuvalları açtı ki, “Tuz” dolu herbirinde.


Hatasını anlayıp, oradan döndü geri,
Arayıp buldu hemen, Ferid-i Genc Şeker’i.


Pek çok özür dileyip, arz etti ki: (Efendim,
Bendeniz size karşı edebsizlik eyledim.


Zira “şeker” var iken çuvallarda o zaman,
Tuz doludur diyerek, söyledim size yalan.)


Buyurdu: (Madem şimdi “Şeker vardı” diyorsun,
Öyleyse o tuzların tamamı “şeker” olsun.)


Gelip o çuvalları merakla açtı hemen,
Gördü ki bütün tuzlar, “şeker” olmuş tamamen.


Bu zat, bir sohbetinde buyurdu ki; (bir kimse,
Günah işlediğinde pişmanlık duyar ise,


Bu hali, onun için bulunmaz bir ni’mettir,
Zira bu pişmanlığı, “Tövbe etmek” demektir.


Eğer Allah korusun, olmazsa hiç üzülmek,
Hatta tatlı gelirse ona günah işlemek,


Günaha ısrardır ki, gayet fena bir iştir,
Bu hal, o kimse için tehlikeli gidiştir.)

 

Feridüddin Genc-i Seker “rahmetullahi aleyh” -2- 21/11/2000

 

Salih genç...

Delhili genç bir adam, duydu ki “Acuzan”da,
Evliyadan bir kimse var imiş bu zamanda.


“Feridüddin Genc Şeker” derlermiş kendisine,
Düşündü ki, “Gideyim o zatın beldesine.


Yanında tövbe edip, talebesi olayım,
Onun teveccühüyle doğru yolu bulayım.


Bu halis niyyet ile, sefere çıktı hemen,
Yolda, bir kasabaya uğradı çok geçmeden.


Lâkin kötü bir kadın, o genci gördüğünde,
Onun güzelliğine âşık oldu o günde.


Onu aldatmak için, pek çok uğraştı, fakat,
Genç, o kötü kadına hiç etmedi iltifat.


Lâkin kadın, sonunda birçok hile yaparak,
Meyletttirdi kendine o genci aldatarak.


Genç adam, tam elini uzatırken kadına
Bir “Kavi tokat” indi gaibden suratına.


Ve bir ses işitti ki: (Sen kime gidiyordun?
Ne için bu kadına aldanıp mağlup oldun?)


Bu ikaz üzerine, mahcub oldu genç kişi,
Dedi:(Doğru, ben nasıl yaparım haram işi?)


Çekti hemen elini, ona hiç dokunmadan,
Devam etti yoluna, dinlenmeden, durmadan.


Lâkin bu hadiseden pek fazla duygulandı,
Nihayet o velinin memleketine vardı.


Büyük bir merak ile sordu o ahaliye,
(Feridüddin Genc Şeker bu yerde kimdir?) diye,


Dergahını bularak, yanına vasıl oldu,
Feridüddin Genc Şeker ona şöyle buyurdu:


(Ey oğlum, sen gelirken rastladın bir kadına,
Hilesine aldanıp, tam düşerken ağına,


Şu tertemiz elini, ona hiç dokunmadan,
Kurtardı bir zat seni, o günah ve haramdan.)


Genç kişi dinleyince onun bu sözlerini,
Anladı o yardımın, o zattan geldiğini.


Bu zat buyuruyor ki: (Hakiki bir Müslüman,
Şöyledir ki, ondan hiç kimseye gelmez ziyan.


Çünkü o, bağlanmıştır kalben cenab-ı Hakka,
Bir mes’uliyet hissi taşır o, cümle halka.


Birine, bir fenalık düşünse de o insan,
Mani olur o işe, kalbindeki o iman.


La teşbih, bir köpeğin tasması varsa şayet,
Ondan hiçbir insana, bir zarar gelmez elbet.


Lâkin yoksa tasması, o, “Sahipsiz” demektir,
İmansız olanlara, işte bu, bir örnektir.


Sahipsiz bir köpeğin, her an ne yapacağı,
Belli olmaz ne zaman, kime saldıracağı.


Bunun gibi imanı olmıyan kafirler de,
Zarar yapabilirler, her insana, her yerde.)