Ebû Said-i Harrâz “kuddise sirruh” -1- 10/10/1999

 

Dünya seraptır


Evliyayı kiramdan âlim ve velî bir zat
Tesirli sözleriyle ederdi çok nasihat.


Derdi ki; (Ey insanlar, bir “Serap”tır bu dünya,
Bugün var görünse de, harab olur sonunda.


İnsan çok yaşasa da, ölecektir akıbet,
Ölümden hiç bir insan, kurtulamaz ki elbet.


“Can verme”nin acısı, öyle çetindir ki hem,
Hiç kalır ona göre, dünyadaki her elem.


Lâkin âhiretteki, azablara nisbetle,
Hiç yok denecek kadar, hafif kalır gayetle.


“Ölüm”, insanlar için, çok zordur elbette ki,
Gafletle ölenlerin, kötüdür âkıbeti.


Nedense kimse bunu düşünmüyor mâlesef,
Duymuyor bunun için, bir üzüntü ve esef.


Halbuki bir müslüman, çekilip bir kenara,
Düşünmesi gerekir, “Ölüm”ü ara ara.


Demeli ki; (Ey nefsim, gaflete dalma sakın,
Belli sana ecelin her şeyden daha yakın.


Eğer düşünüyorsan “Çok gencim” henüz daha,
Genç iken ölenleri görmez misin acaba?


“Sıhhatliyim” diyorsan, yine yersiz bu sözün,
Sağlamken ölenleri görmez mi acep gözün?)


Bir gün de bu velinin biri gelip yanına,
Nasihat isteyince şöyle buyurdu ona:


(Hak teâlâ Kur’anda buyuruyor ki bize,
Resûlullah her ne ki getirdi ise size,


O emirleri alıp, itâat eyleyiniz,
Yasaklardan da kaçıp, Ondan hayâ ediniz.


Ayeti kerimenin sonunda cenab-ı Hak,
“Allahü teâlâdan korkunuz” buyurarak.


Yasaklardan kaçmanın, emirleri yapmaktan,
Çok mühim olduğunu, ediyor bize beyan.


Zira Allah’tan korkmak, haram işlememektir,
Yani “Vera” ve “Takva”, dinde temel demektir.


İslamda en üstün şey, vera ve takva oldu,
“Dininizin temeli, vera’dır” buyuruldu.


Haramlardan kaçmağa, böyle çok ehemmiyet,
Verilmesinde ise, şudur ki asıl hikmet,


Sakınacak şeylerin daha çok olmasıdır,
Faidesinin dahi fazla olmasındandır.


Emirleri yapmak da, faideli ise de,
Bu işleri yaparken, hisse vardır nefse de.


Halbuki yasaklardan kaçmakta böyle olmaz,
Nefis almaz bunlardan zerre kadar tad ve haz.


Bir işte nefse uymak ne kadar az olursa,
Faydası da o kadar fazla olur hülasa.


Çünki islâmiyyetin emirlerinin hepsi,
Yıpratmak gayesiyle gönderildi bu nefsi.)

 

Ebû Said-i Harrâz “kuddise sirruh” -2-

 

 (Ey insan, öleceksin!) 11/10/1999

 

Bu zat bir sohbetinde buyurdu ki; (Ey insan,
Sakın gaflet etme ki, bu dünya sanki bir an.

Düşünsene ecdadın şu anda nerde, hani?
Ayrıldılar hepsi de, dünyadan hem de âni.

Akrânından ölenler var iken senden evvel,
Sana gelmiyecek mi sanıyorsun bu ecel?

Onlar da senin gibi, düşünürlerdi, fakat,
Ummadıkları anda ettiler hepsi vefat.

Var idi birçoğunun, malı, mülkü, serveti,
Yine de “Ölüm” oldu, onların akıbeti.

Ölümü, onlar dahi etmezken hiç de hayâl,
Bir anda bu dünyadan eylediler irtihal

Senin, o ölenlerden ne farkın var ki aceb,
Ölüm hazırlığını geriye atarsın hep?

Daha bir müddet önce, beraber yaşadığın,
Dostların, vefat edip, toprak oldu bir yığın.

Sen dahi onlar gibi olacaksın âkıbet,
Hiç ölmeyeceğine, elinde var mı senet?

Geçen cenazeleri görürsün gözlerinle,
Hatta bizzat kabire koyarsın ellerinle.

Yine düşünmezsin ki ordan ayrıldığında,
“Ben dahi bunlar gibi olacağım yakında.”

Ey insan, artık uyan, öleceksin sen dahi,
Bir gün bu hakikatler olacaktır vallahi.

Ve lâkin pişmanlığın faydası olmaz aslâ,
Öyleyse halis kul ol, dön Rabbine ihlasla.)

Bir gün de buyurdu ki; (Şu lazımdır mü’mine,
Ki, uysun titizlikle, dinin emirlerine.

Tasavvufta çok yollar var ise de velhâsıl,
Dini en çok gözeten, en kısa yoldur asıl.

Yani bütün yolların birbirine kıyasla,
En kısası, İslama uyanıdır en fazla.

Behâeddin Buhari hazretleri de yine,
Şöyle buyurmaktadır sevdiğinden birine:

“Allahü teâlâya kavuşturan yollardan,
Bize, en kısasını, Rabbimiz etti ihsan.

Çünki bu yolumuzda, nefse karşı gelinir,
Ve İslâmın her emri, harfiyyen gözetilir.”

Lâkin düzeltmelidir, en önce itikadı,
Sonra fıkıh öğrenip, yapmalı her taatı.

Sonra Hak teâlâyı, her zaman anmalıdır,
Onu hatırlamaktan, tad ve haz almalıdır.

Onu hatırladıkça, mahlukat unutulur,
Ve kalp temizlenerek, hastalıktan kurtulur.

Hastalığı şudur ki, kalbin de asıl yine,
Pek düşkün olmasıdır, nefsin isteklerine.

Yani kurtulmadıkça, kalp bu hastalığından,
Tam hakiki îmana, varamaz hiçbir zaman.)

 

Ebû Said-i Harrâz “kuddise sirruh” -3-

 

(Dünya nedir?) 12/10/1999

 

Allah adamlarından, büyük âlim ve velî,
Sohbeti herkes için olurdu faideli.

(Bu dünya nedir?) diye sordular bir gün ondan,
(Burada olan her şey sayılır mı dünyadan?)

Buyurdu ki; (Bu dünya, tarladır âhirete,
Faydalı tohum eken, kavuşur çok ni’mete.

Kadın çocuk, mal mevki, ve makam düşüncesi,
Allah için olmazsa, “Dünya” olur cümlesi.

Ve lâkin Allah için kullanılırsa bunlar,
Dünya değil, bilâkis, âhiretten olurlar.

Bir iş “İslâma uygun” yapılır ise şayet,
Dünya ve âhirette, olur büyük saâdet.

Kul, Rabbinin emrine, Resulün sünnetine,
Uymaz, düşkün olursa, şehvet ve lezzetine,

Şu yolcuya benzer ki, kafileden ayrılır,
Hayvanının süsü ve palanıyla uğraşır.

Yol arkadaşlarına uydurmayınca ayak,
Helâk olur sonunda, çölde yalnız kalarak.

Bunun gibi bir insan, unutup sahibini,
Bilmezse yaratılış hikmet ve gayesini,

Tâbi olur tamamen, hevâ ve hevesine,
Dalıp gider dünyanın, türlü meşgalesine.

“Ölüm”e, hazırlıksız yakalanır nihayet,
Böyle olan kimseyi, bekler büyük felâket.

Bir gün de buyurdu ki; (Allahü teâlânın,
Sevgisine kavuşmak, isteyen bir insanın,

Önce, itikadını düzeltmesi lazımdır,
Sonra fıkıh öğrenip, bunları yapmalıdır.

Sonra yapılacak iş, kavuşmaktır “İhlas”a,
Kalbi temizlemektir, mâsivadan hülâsa.

Bir kalp ki, tutulmuştur sahibinden gayriye,
O kalp “Hasta” demektir, muhtaçtır tedaviye.

Hattâ kurtulmadıkça, kalp bu hastalığından,
Hiç hakiki imana kavuşamaz o insan.

Yâni İslâmiyete uyması çok güçleşir,
Farzı yapmak, zahmetli, haramlar tatlı gelir.

Kalbin bu hastalığa yakalanmasına hep,
Nefsin arzularına, uymaktır asıl sebep.

Nefis, Hak teâlâya düşmandır hem de fazla,
Ona ibadet etmek, arzu etmez o aslâ.

Kötü kimseler ile, yaparak arkadaşlık
Dinden, İslâmiyetten uzaklaşır o artık.

Mezhepsiz kimselerin kitaplarını hattâ,
Okuyup, kalbi dahî kararır, olur hasta.

Eğer İslâmiyete, uyarsa bir kimse tam,
Kalbi bu hastalıktan kurtulup olur sağlam.

Hatta İslamiyete itibar eyledikçe,
Nefis gıdasız kalıp zaifleşir iyice.