Ebû İshak-ı Şâmî “kuddise sirruh” -1- 10/08/2000
Yarar iş bir tektir
Allah adamlarından, bir büyük evliya zât,
Tesirli sözleriyle ederdi çok nasihat.
Derdi ki; (Bu insanlar, nasıl yanar yâ Rabbî?
Ateşe, bir an bile dayanılmaz Vallahi.)
Her nerde bir sohbet etseydi insanlarla,
Hiç dünya işlerinden konuşmazdı o aslâ.
Ölüm ve âhiretten bahsederdi muhakkak,
Derdi ki; (Ecel yakın, lâzımdır hazırlanmak.
Belki de bugün yarın, öleceğiz elbette,
Ve her amelimizden hesap var ahirette.)
Sordular ki; (Cennete girmek için Müslüman,
Neye dikkat etmeli bu dünyada her zaman?)
Buyurdu; (Kim Cennete niyetliyse girmeğe,
Alışsın bu dünyada, dert ve elem çekmeğe.
Zîra Cennet yolunda, mâniler var aşacak,
Bunlara sabredenler girerler ona ancak.
Bu yolda meşakkat var, hastalık var, acı var,
Nefsin istemediği her türlü sıkıntı var.
Bu, Cennet yolcusunun zor gelse de nefsine,
Hiç şikâyet etmeyip, göğüs gerer hepsine.
Sürüklemek isterse, günaha nefsi onu,
Sabreder, yapmaz aslâ onun tek arzusunu.
Ağır bir söz söylerse bir mü’min kendisine,
Sabredip, cevap vermez, hâkim olur nefsine.
Geçim sıkıntısından, olsa da mutazarrır,
Uzanmaz haram mala, gösterir yine sabır.
İslâmın emrettiği, ne varsa farz ve sünnet,
Hepsini îfa edip, verir çok ehemmiyet.
Onun yasak ettiği, ne varsa günah, haram,
Büyük bir titizlikle, hepsinden kaçınır tam.)
Yine bir gün sohbetinde buyurdu ki; (Ey insan,
Sevgili Peygamberin yolunda yürü her an.
Ne kıymeti vardır ki paranın, malın acep,
İnsan, onun peşinde ömrünü harcasın hep.
Ölmeden, âhirete yarar iş yapmalı ki,
İnsan, böyle kurtulur azabtan elbette ki.
Ve bil ki; âhirete yarar iş de, bir tektir,
O da, Resûlullah’ın yolunda yürümektir.
İşlerde ve sözlerde, hattâ her harekette,
Emir ve yasaklara uymalıdır elbette.
Bu emirlere uymak, necâta olur sebep,
Yâni tatbik edene, iyilik getirir hep.
Bunlardan ayrılmaksa, pek çirkin ve kötüdür,
İnsanı utandırıp, felâkete götürür.
Aklı olan bir kimse, fırsat bilir bu ânı,
Oraya hazırlıkla, geçirir her zamanı.
Bu kısacık zamanda, faydalı tohum eker,
Bir taneden, sayısız meyveler elde eder.)
Ebû İshak-ı Şâmî “kuddise sirruh” -2- 11/08/2000
Kurtulmanın çâresi
Bu zât bir sohbetinde buyurdu ki; (Bir kimse,
Bir İslâm âliminin sözlerini dinlerse,
Yâni O’na inanır, ederse çok muhabbet,
Akar ona sel gibi, o zâttan feyiz, himmet.
Ne kadar fazla ise, “sevgi” ve “muhabbet”i,
Çok olur o nisbette üstadının himmeti.
Bir azalma olursa, bu ikisinde şayet,
Azalır o nisbette, o feyiz ve bereket.)
Bir gün de buyurdu ki; (Kardeşlerim bu dünya,
Fâni ve vefâsızdır, aldanmayın sakın ha.
Onun, kim aldanırsa sahte güzelliğine,
Dünya ve âhirette yazık eder kendine.
“Aklı olan” bir kişi, dünyaya vermez gönül,
Hattâ kıl ucu kadar, etmez ona temayül.
Zira akıllılığın şudur ki alâmeti,
Girmez onun kalbine, dünyanın muhabbeti.
Her an âhiretini düşünür aklı olan,
Çünki iyi bilir ki, bu dünya bir imtihan.
“Ahmak” ise, kaptırır bu dünyaya gönlünü,
Yaşar gaflet içinde, düşünmez ölümünü.
Zîra ahmaklığa da, şudur ki bir alâmet,
Kalbinde bu fâniye besler sevgi muhabbet.
Tek çaresi şudur ki, bundan kurtulmanın da,
Daima bulunmaktır, kurtulanlar yanında.
Ancak kâmil insanlar, bu sevgiden kurtulur,
Yanlarında olanlar, bulur rahat ve huzur.)
Yine bir talebeye buyurdu ki; (Evlâdım,
İslâmiyyet yolundan, ayrılma tek bir adım.
Bizlere doğru yolu ihsan etti Rabbimiz,
O göstermeseydi, bulamazdık onu biz.
Kul, bin sene yaşasa ve etse ibadetler,
Ve nefsine çektirse çok sıkı riyazetler,
Eğer Resûlullah’a olmadı ise tâbi,
Bunların, arpa kadar kıymeti yok tabii
Su gibi görünürse, nasıl ki çölde serap,
O ibadetlerden de, alınmaz hiçbir sevap.
Lâkin Ona uyarak, yapılsa az bir amel,
O bin yıllık tâatten, olur üstün ve güzel.
Hatta bir iş olmayan, “uyku” bile meselâ,
Ona tâbi olunca, olur güzel ve âlâ.
“Kaylûle etmek” yâni, gün ortasında biraz,
Uyumak, O Resulün âdetiydi kış ve yaz.
Ona tâbi olmayı düşünerek bir kimse,
Eğer gün ortasında, bir miktar uyur ise,
Bu uykudan o kadar görür ki çok menfaat,
O bin yıllık tâatten üstün olur kat be kat.
Çünki bu, Ona tâbi olarak uyumuştur,
O ise, Ona değil, kendisine uymuştur.)