Ebû İshak İbrâhim “kuddise sirruh” -1- 07/08/2000

 

Garip, yolcu ve ölü...


Bu zât buyuruyor ki; (Ey insan, etme gaflet,
Bu ömür bir gün bitip, ölüm gelir akıbet.


Bilesin ki bu dünya, fânidir, değil bâki,
Elbet sen de olursun, bir gün Hakk’a mülâki.


Zevk alma bu dünyanın, asla hiçbir şeyinden,
Bir an “Sevinç” olsa da, “Elem” gelir peşinden.


Öyle bir ömür sür ki, yine sen bu hayatta,
Bil kendini ya “Garip”, ya “Yolcu”, ya da “Mevtâ”


Mâdem ki ölüm sana gelecektir an karib,
Öyleyse bil kendini, bu dünyada bir “Garib”


Farz et ki vâsıl oldun, bir yabancı diyara,
Yok gidecek bir yerin, yok elinde hiç para.


Ne evin var, ne barkın, ne tanıdık bir insan,
Derdini anlatmağa, bilmiyorsun dil, lisan.


İşte, böyle kalınca, tam bir garip, bî çâre,
Allah’a sığınmaktan başka olmaz bir çâre.


Hakiki dost olarak, bil öyleyse Rabbini,
O, senden iyi bilir, zîra senin hâlini.


Hem dahî erişirse, sana bir dert, musibet,
Yine, yalnız Allah’tan erişir sana medet.


Yâhut da sen kendini, “Yolcu” bil bu dünyada,
Geri dönmemek üzre, ehline ettin vedâ.


Vâsıta bekliyorsun, bir yere gitmek için,
O anda bir dünyalık, düşünebilir misin?


Dersin ki; (Ben yolcuyum, ne yapayım emvâli?)
İşte, hâlis mü’minin, dünyada budur hâli.


Veyahut da dünyada, kendini “Ölü” addet,
Nitekim bugün yarın, öleceksin nihayet.


Bir mü’min, kendisini sayarsa ehli mevtâ,
Bağlanmaz kalbi ile bu vefasız hayâta.


Çünki iyi bilir ki, bu hayat sanki “Hayâl”,
Ve bu dünya, sonunda, bulacak bir gün zevâl.


O der ki; “Madem ölüm gelecektir muhakkak,
Öyleyse bunun için, lâzımdır hazırlanmak.”


Bir şey muhakkak ise, “Oldu” bilir o bunu,
Rabbine ihlâs ile yapar tam kulluğunu.)


Bir gün de buyurdu ki; (Saâdete kavuşmak,
Allah’ın Resûlüne uymakla olur ancak.


Tam tâbi olmak için, Resûlullah’a, önce,
Dînin emirlerini, öğrenmeli iyice.


Sonra, bildiklerini yapmağa sıra gelir,
Yâni farzlar yapılıp, haramdan el çekilir.


Mü’min, İslâma göre yapar ise işleri,
Saâdet kapısından, girmiş olur içeri.


Hak teâlâ, Resûlü gönderdi ki cihana,
Ebedî saâdeti bildirsin her insana.


Her kim Ona inanıp, çok severse eğer ki,
Ebedî saâdeti kazanır elbette ki.)

 

Ebû İshak İbrahim “kuddise sirruh” -2- 08/08/2000

 

Haram ateştir...


Bir genç bir gün gelerek, bu zâtın huzuruna,
İstirham eyledi ki, “Nasihat edin bana”.


Buyurdu ki; İşleme en küçük günah dahî,
Zîra günah, “ateş”tir, yakar seni Vallahi.


İnsanlar arasında, kork ve sakın şöhretten,
Zîra ahmak olanlar, hoşlanır övülmekten.


Bu dünyanın sevgisi, hiç olmasın kalbinde,
Zîra onun kıymeti, hiç yoktur Hak indinde.


Seni uğraştırmasın dünya meşguliyeti,
Hiç ile uğraşanın, bir “Hiç” olur kıymeti.


Dünya, “Köprü” gibidir, yürüyüp gitmeğe bak,
Zîra yolcu olana, yakışmaz oyalanmak.)


Genç dedi ki: (Öyleyse, ne yapayım şimdi ben?)
Buyurdu ki; (Hazırlan, âhirete şimdiden.


Âhiret, hepimizin varacağı son durak,
Orada, her amelden sual olur muhakkak.


İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar,
Ya sonsuz Cehennemde, ya Cennette olurlar.


Rabbinin kudretini düşünseydi şu insan,
Korkudan edemezdi ona günah ve isyan.


Akıllı bir Müslüman, aslâ uymaz nefsine,
Bilir ki kendi nefsi, düşmandır kendisine.


Her arzusu, mutlaka kendi aleyhinedir,
Ona uyan bir kişi, ahmak değil, ya nedir?)


Bir gün de buyurdu ki; (Kulları Hak teâlâ,
Sırf yemek içmek için göndermedi dünyaya.


Sevdiğimiz şeylerle, oynayıp mal toplamak,
Ve yalnız keyf sürmeğe gelmedik biz muhakkak.


İnsan, Rabbine karşı, her an âcizliğini,
Muhtaç, zavallı olup, gücü yetmezliğini,


Göstermek maksadıyla, dünyaya gelmektedir,
Zâten Rabbine karşı, “Kulluk” da bu demektir.


Ve lâkin bu kulluk da, yalnız Resûlullah’ın,
İzin verdiği gibi olmalıdır bi hakkın.


“Ehli sünnet” denilen İslam âlimlerince,
Bildirilen bir îman, itikad lâzım önce.


İman ve itikadı sağlam ettikten sonra,
Emir ve yasaklara uymaya gelir sıra.


İlim, amelden sonra, lâzımdır bir de “İhlâs”
Azaptan kurtuluş da, bunlarla olur esas.


“İhlâs”, temiz etmek ve pislikten arınmaktır
Yâni her yaptığını, “Allah için” yapmaktır.


Sözün özü şudur ki, âhirette kurtulmak,
Doğru iman ve halis amelle olur ancak.


Zîra dünyada kalmak zamanı pek kısadır,
Çoğu boş yere geçti, kalan ise pek azdır.


Öyle ise hazırlık yapmalı ki şimdiden,
Kurtuluş mümkün olsun, Cehennem ateşinden.)

 

Ebû İshak İbrahim “kuddise sirruh” -3-09/08/2000

 

Muvaffakolmak!..


Bu zât buyuruyor ki; (Hazırlıklı olunuz,
Zîra siz, âhirete giden bir yolcusunuz.


Bugün yarın nihayet, yakalar ecel sizi,
Öyleyse uyandırın gafletten kendinizi.


Niyazım şöyledir ki, her bir duâ edişte;
(Yakmasın hiç kimseyi, Hak teâlâ ateşte)


Bir kimse yanacaksa âhirette muhakkak,
Çok şeyler başarsa da, sayılır mı muvaffak?


O halde şu insandır, asıl muvaffak olan,
Kurtarmış kendisini, Cehennemde yanmaktan.


Öyleyse siz Allah’tan çok korkun ki burada,
Allah, iki korkuyu cem etmez bir arada.


Bir kul, eğer dünyada korkar ise Allah’tan,
Hiç korkmaz âhirette, Cehennemden azabtan.


Ve bir kul ki, Rabbinden korkmaz ise burada,
Bilsin ki, onun için çok korku var orada.


Ey insanlar, daima Allah’a şükreyleyin,
Lâkin yalnız dil ile, iktifâ eylemeyin.


“Çok şükür” demek ile, şükretmiş olmazsınız,
Günahtan el çekin ki, şükretsin her âzânız.


Meselâ “El”in şükrü, hem hayır işlemektir,
Hem de “El”le ilgili günah işlememektir.


Öyle yaşayınız ki, olun örnek bir insan,
Gıbtayla nazar etsin size her bir Müslüman.)


Bir gün de buyurdu ki; (Ölürüz bir gün elbet,
Dünya, fâni, geçici, ebedîdir âhiret.


Orada iki yer var, Cennet ile Cehennem,
Bunların ikisi de, mevcutlardır şimdi hem.


Her kimin, hangisine gideceği de yine,
Bağlıdır dünyadaki yaptığı işlerine.


Ya sonsuz bir saâdet, ya ebedî bir elem,
Bunları haber verdi, bizlere Fahr-i âlem.


Velhâsıl ömrümüzün en kıymetli zamanı,
Boşa geçip, geriye kaldı kısa bir ânı.


En verimli günleri, Rabbin düşmanı olan,
Nefsin isteklerini yapmakla geçti her an.


Geriye, ömrümüzün en kıymetsiz, verimsiz,
Bir zamanı kaldı ki, ne iş yapabiliriz?


Keşke gençlik çağında yapılsaydı ibâdet,
Yarın mahşer gününde, olmazdı tasa ve dert.


Zararın neresinden dönülse yine kârdır,
Zîra kurtuluş için, bu fırsat elde vardır.


Gençlikte kaçırılan ni’meti hiç olmazsa,
Şimdi yakalamağa çalışmalı hülâsa...


Kısa bir sıkıntıyla, az bir amelle yine,
Kavuşmak mümkün olur, Cennet ni’metlerine.


Gençlikte yaptığımız, çirkin, fena fiiller,
Tövbe ve gözyaşıyle, affedilebilirler.)