Cemâleddîn-i Tebrîzi “kuddise sirruh” (1) 04/08/1999

Nefsine uyma!


Cemâleddin Tebrîzî büyük âlim, evliyâ,
Onun gayreti ile, din ilmi oldu ihyâ.


Genç bir talebesine, buyurdu ki; (Evlâdım,
Sana, yalnız Allah’tan gelir imdât ve yardım.


Sırf Rabbine sığın ki, geldiğinde bir bela,
Seni o sıkıntıdan, kurtarsın Hak teâlâ.)


Devamla buyurdu ki; (İyi dinle ey evlat,
Önce, kendi nefsine, eyle öğüt, nasihat.


Kendi ıslah olmaya, muhtaç olan bir fakir,
Nasıl başkalarına, nasihat edebilir?


Bir kimsenin kendisi, âmâ iken, o yine,
Yol gösterebilir mi, başka bir görmeyene?


Bunun gibi bir kimse, bilmiyorsa yüzmeyi,
Nasıl kurtarabilir, boğulacak kimseyi?


Ey insan, yazık sana, “Müslümanım” diyorsun,
Lâkin O’ndan gayriye, ibadet ediyorsun.


Hak teâlâ var iken, uyuyorsun nefsine,
Hep tâbi oluyorsun, heva ve hevesine.


Sonra sen, bir darlığa düştüğünde, niçin hep,
Allah varken, kullardan istersin yardım talep?


Onun hazinesinde, ne yoktur ki ey evlat,
O’ndan başkalarına, edersin müracaat?


Ey oğlum, kendine gel, yönel Hak teâlâya,
Her günahtan kaçarak, sıkı sarıl takvaya.


Ey oğlum, nimetlere, niçin şükretmiyorsun?
Yoksa, sen, nimetleri, kuldan mı biliyorsun?


Her nimetin sahibi, Allahü teâlâdır,
Kul, nimet gelmesine, ancak bir vasıtadır.


Kâtibin elindeki, kalem gibi ki aynen,
Ondan gelenleri de, Allah’tır ihsan eden.


Teşekkür edilse de, kulun iyiliğine,
O, Allah’a yapılmış sayılır elbet yine.)


Bir gün de buyurdu ki; (Dinleyin ey insanlar,
Gafletten uyanın ki, şiddetlidir azaplar.


Hem de insanlar için, yanıyorken Cehennem,
Siz nasıl rahat rahat, uyursunuz böyle hem?


Cehennem şimdi vardır, bekler günahkarları,
Öyleyse “Ateş” bilin, haram ve günahları.)


Bir gün de buyurdu ki; (Kıyamet yakın oldu,
Günahların zulmeti, her tarafı doldurdu.


Sünnetlerin nurları, ışıkları olmadan,
Doğru yolu bulmağa, bulunmaz bugün imkan.


Yani Resûlullah’a, uyulmazsa ihlâsla,
Yarın insanlar için, kurtuluş olmaz asla.


Allah’ın sevgisine, kavuşmak için dahi,
Yine Resulullah’a, uymalıdır tabii.


Velhâsıl âhirette, saâdete kavuşmak,
İslâmın her emrine, uymakla olur ancak.)

 

Cemâleddîn-i Tebrîzî “kuddise sirruh” -2- 05/08/1999

Belâ ve musibet


Cemâleddîn-i Tebrîzî büyük bir evliyadır,
Kalplere tesir eden, nasihatleri vardır.


Bir gün genç bir Müslüman, gelerek huzuruna,
Arz etti ki; (Efendim, nasihat edin bana.)


O gence buyurdu ki; (Oğlum, senin maksadın,
Sadece yemek içmek olmasın aman sakın.


Dünyada bir günahı, terk ederse bir insan,
Cennette onun aslı, edilir ona ihsan.


Oğlum, şöyle düşün ki, ölürsün bir gün artık,
Bu düşünce içinde, yap ölüme hazırlık.


Allah’ı sevdiğini söylüyorsun ey insan,
Niçin bir musibete, edersin peki isyan?


Sabredebiliyorsan, bir bela geldiğinde,
Hakikat payı olur, senin bu dediğinde.


Eğer isyan edersen, musibet geldiği an,
O zaman bilmiş ol ki, yalandır o iddian.


Bir gün Resulullah’a, bir Müslüman gelerek,
Dedi; (Ya Resûlallah, seviyorum seni pek.)


Hemen ona cevaben, buyurdu ki; (Ey kimse,
Peki, fakirlik için, hazırlan öyle ise.)


Birisi de gelerek, arz etti ki; (Efendim,
Allahü teâlâya, pek çoktur muhabbetim.)


Resûlullah ona da, buyurdu ki; (Ey insan,
Öyle ise bela ve musibete hazırlan.)


Bir gün de buyurdu ki; mescidde sohbetinde,
(Resulullah’ı sevmek, çok mühimdir bu dinde.


Çünkü O’na Rabbimiz, “Habibim” demektedir,
Yani Resulullah’ı, çok seviyor demektir.


Bilinen, bilinmeyen, bilcümle iyilikler,
O yüce Peygamberi sevmekle ele geçer.


Bu yolda yükselmeğe, bu “Sevgi”dir vesile,
Zira hep yükselenler, yükselir bu sevgiyle.


Sebebine gelince, Resulü cenab-ı Hak,
Bilcümle mahlukattan, çok üstün eyledi halk.


Bütün güzellikleri, ne varsa iyi, âlâ,
Hepsini Habibinde, topladı Hak teâlâ.


“Âşık” idi O’na hep, sahâbenin cümlesi,
Rızâsını almaktı, hepsinin tek gâyesi.


Onlar, onu herşeyden, daha fazla sevdiler,
Uğrunda seve seve, can feda eylediler.


Onu sevmeyenler de, sevmediler katiyyen,
Hatta mücadeleye girdiler hepsi hemen.


Sırf O’nun için olan, bu sevgi ve adâvet,
Sayesinde indallah, yükseldi hepsi gayet.


Çünkü ibadetlerin başı bu ikisidir,
Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.


Sahih olması için, îmân ve ihlâsın da,
Bulunması lazımdır, bunların esasında.)

 

Cemâleddîn-i Tebrîzî “kuddise sirruh” -3- 06/08/1999

Gençliğine güvenme!


Cemâleddîn Tebrîzî büyük İslâm âlimi,
İlmi ile İslâma, hizmet etti dâimi.


O bir gün buyurdu ki; (Ey fakir olan insan,
Sakın zengin olmayı, temenni etme şu an.


Zenginlik, “Kanaat”tır, razı ol bu haline,
O, sebep olabilir, belki de helâkine.


Ey hasta, hastalıktan etme sen de şikayet,
Zira hastalıkta da, mevcuttur nice hikmet.


Ey genç, bu gençliğine, güvenme ki şu anda,
Sen de ihtiyarlarsın, çok kısa bir zamanda.


Ey zengin, malın ile, öğünme ki sen dahi,
Onlar, senin elinde, emanettir Vallahi.


Karun da, malı ile öğünmüştü bir zaman,
Kendi de, malları da, hâk ile oldu yeksan.)


Bir gün de buyurdu ki; (Ey oğlum, ne ki sebep,
Dışını süslemeğe, itina edersin hep?


Evine, elbisene, ediyorsun ihtimam,
Kalbinin hastalığı vermiyor mu sana gam?


İnsanlar arasında, söyleyip gülüyorsun
Kalbin tedavisini, hiç düşünmüyor musun?


“Zahir”in mamur halde, “Batın”ın hali harab,
Bu sana vermiyor mu hiç acı ve ıstırab?


Ey oğlum, kulağını iyi aç, beni dinle,
Sakın övünmeyesin, amelsiz ilmin ile.


Zira “İşlemek” için, öğrenilir ilmihal,
Yoksa o, ahirette, olur büyük bir vebal.


Ne kadar öğrensen de, her ilmi ince ince,
Bir fayda göremezsin, amel eylemeyince.


İlmine uymaz ise, bir kimsenin gidişi,
Çok çetin olacaktır, mahşerde onun işi.


Faidesiz işlerle, uğraşma ki hiç artık,
Olmasın ahirette, sana büyük pişmanlık.


Ey gafil, bu dünyada, arama rahat, huzur,
Zira sonsuz rahatlık, ahirette bulunur.


Sakın uzun emelli, olma ki bu dünyada,
Zira ecel zamanı, yakındır bu dünyada.


Âhiret işlerine, öncelik ver ki bugün,
Eli boş kalmayasın, ahirette büsbütün.


Öyleyse boş şeylerle, vakit geçirmeyiniz,
Zira her bir nefesten, hesap sorar Rabbiniz.


“Güler yüzlü” olunuz, iyi kötü herkese,
Affedin, biri gelip sizden özür dilerse.


Asla sert davranmayın, komşuya, arkadaşa,
Ve zinhar kimse ile, yapmayın münakaşa.


Yumuşak söylemeye, gayret edin her zaman,
Zira sırf “Allah için” sert konuşur Müslüman.


Mühim olan, kimseyi, kırıp incitmemektir,
Bunu yapan, maksada vasıl olmuş demektir.)