Abdullah bin Menâzil “kuddise sirruh” -1- 17/01/2000

 

Fırsat henüz eldedir...


Bu zât buyuruyor ki; (Dînimiz üç esastır,
Önce ilim ve amel, üçüncüsü ihlâstır.


Lâkin kendi kendine olamaz İslâmiyet,
Bir İslâm âlimine, ihtiyaç vardır elbet.


Sanki bir “Reçete”dir, bu dînin emirleri,
Birer ilâç gibidir, tatbik edilmeleri.


Ama kendi kendine, olmaz onu kullanmak,
Hekimin târifi de lâzım gelir muhakkak.


Bir hasta, ilâcını belki öğrenebilir,
Lâkin nasıl alacak, onu da hekim bilir.


Hekimin târifine göre alırsa eğer.
Aldığı o ilâçlar, faide hasıl eder.


Yâni öğrenilse de, hastalığa bir ilâç,
Tabîbin târifine, yine olur ihtiyaç.


Hasta, aklına göre ilâç alırsa eğer,
Ona, fayda yerine, zarar verebilirler.


Eğer ki olmasaydı, bu İslâm büyükleri,
Göremezdik bu yolda, ince tehlikeleri.


Edebilmek için de, onlardan istifade,
Önce sevgi muhabbet lâzımdır pek ziyade.


O muhabbet az ise, faide de olur az,
Eğer hiç sevgi yoksa, istifade olunmaz.


Bir kanal gibidir ki, bu sevgi ve muhabbet.
Onun içerisinden akar feyiz, bereket.


O, ne kadar genişse, o nisbette çok akar,
Akar hep kalpten kalbe, tâ kıyamete kadar)


Yine bir talebeye buyurdu; (Bilmem neden,
Sıkılıp kaçıyorsun, bizim sohbetimizden.


Kötü kimseler ile arkadaş oluyorsun,
Lâkin böyle yapmakla, çok fena yapıyorsun.


Bugün için gözlerin kapalıysa da, fakat,
Yarın açılacaktır, bugün gibi hakikat.


Lâkin o açılmanın faydası olmaz artık,
O gün olur sadece, bir nedamet, pişmanlık.


Elden kaçmış değildir, bu imkân henüz fakat,
Her an kurmak mümkündür, iyilerle irtibat.


Lâkin bunda acele etmeli ki evlâdım,
Ecel takip ediyor, ardından adım adım.


Vakit, iki tarafı keskin kılıç gibidir,
Onun için bu ömrü ganimet bilmelidir.


Ey oğlum, bu dünyaya etme ki hiç temayül,
Ona tutulur ise, elden çıkar o gönül.


Sen gönlünü sadece Allah’a vermeğe bak,
Zîra bir sermayedir, Hakk’a gönül bağlamak.


Hayâl olan dünyanın peşinde koşma artık,
Düşün neyi sattın ve neyi aldın karşılık.


Dünyayı almak için, âhiretini vermek,
Akıllı olanlara yakışır iş değil pek.)

 

Abdullah bin Menâzil “kuddise sirruh” -2- 18/01/2000

 

Pişman olmadan!..


Bu zât buyuruyor ki; (Daima affediniz,
İnsanların aybını ifşâ eylemeyiniz.


Kim örtücü olursa, kulların günahını,
Allah da mahşer günü, örter onun aybını.


Nasıl davranmasını istersen Rabbin sana,
Sen dahî öyle davran, dünyada her insana.


Merhametli olursan, merhamet olunursun,
Eğer zulüm yaparsan, sen de zulüm bulursun.


Müslüman, mütevâzı, alçak gönüllü olur,
Böyle davrandıkça da, bulur rahat ve huzur.


Farzları, haramları öğrenip ince ince,
Sonra da amel eder, bu bilgi mûcibince.


İbadetler içinde, “Namaz”, orta direktir,
Zîra Müslüman demek, sanki namaz demektir.


İşin başı namazdır, mü’mindir namaz kılan,
Eğer kılmıyor ise, “Şüpheli”dir o zaman.


Hiç özrü olmaksızın, sırf tembellik ederek,
Beş vakit farz namazdan kazâya kalsa bir tek,


Cezâsı, çetin olup, Cehennemde yanmaktır,
Zîra Rabbin emrini, bu, hafife almaktır.


Acele kazâ etmek lâzımdır o namazı,
Yoksa zaman geçtikçe, kat kat artar cezası.


Yâni o farz namazı, kazâ edecek kadar,
Sonradan boş, müsait geçtikçe dakikalar,


Ateşte yanacağı müddet de çoğalır hep,
Öyleyse kul Rabbi’nden etmeli hayâ edeb)


Bir gün de buyurdu ki; (Uyan ki ey evlâdım,
Ecel takib ediyor ardından adım adım.


Dünya ile âhiret zıddır birbirlerine,
Birini kalbe koysan, yer kalmaz diğerine.


“Dünya”, Hak teâlânın sevmediği şeylerdir,
Ve lâkin âhirete Rabbimiz kıymet verir.


İkisinin sevgisi, bir kalpte toplanamaz,
Yâni ikisini de, bir anda sevmek olmaz.


Öyleyse iki zıddan, birini seç nihayet,
Seçtiğine karşılık, sat, kendini, fedâ et.


Lâkin iyi düşün ki, dünya elbet fânidir,
Bugün senin olsa da, yarın bir gayrinindir.


Âhiret azâbıysa, sonsuz ve çetindir pek,
Bunun için tercihte iyi düşünmek gerek.


Hem sonra Hak teâlâ dünyayı sevmez hepten,
Ve lâkin çok sever ve râzıdır âhiretten.


Ey oğlum, tavşan gibi gözü açık olarak,
Daha ne güne kadar sürecek bu uyumak?


Kötü kimseler ile arkadaş olma sakın,
“Öldürücü zehir”dir, sohbetleri onların.


Oğlum, aklı olana yetişir bir işaret,
Biz ise açık açık söylüyoruz, dikkat et!)

 

Abdullah bin Menâzil “kuddise sirruh” -3- 19/01/2000

 

Bu ömür fırsattır...


Bu zât buyuruyor ki; (Namâz, gâyet mühimdir,
Onu kılmak, Allah’ın biz kullara emridir.


Allah, namaz kılana verir çok ecir sevap,
Kılmıyanlara ise, yapacak acı azab.


Hak teâlâ yerde ve gökte ne yarattıysa,
Hepsini, “İnsan için” yaratmıştır bilhassa.


Bu gözle gördüğümüz ve göremediğimiz,
Her ne ki halk ettiyse, kâinatta Rabbimiz,


Meselâ Ay ve Güneş ve sayısız yıldızlar,
Hepsinin de muhakkak insana faydası var.


Denizlerin dibinde yaşayan canlıların,
Yaratılması bile, faydasına insanın.


Ya doğrudan doğruya, ya dolaylı olarak,
Her birinin, insana faydası var muhakkak.


Böyle yüce bir Allah, namazı emrediyor,
Kul ise, karşı gelip, “Kılmayacağım” diyor.


Müezzin, her beş vakit diyor “Hayyealesselâh”
Namaza çağırıyor kulları yâni Allah.


Gidilmezse Allah’ın bu namaz dâvetine,
Açıkça “Gelmiyorum” demektir bu da yine.


Bu, Rabbe isyandır ki, ne fenadır ve çirkin,
Bundan büyük küstahlık olur mu bir kul için?


Halbuki Cennet için köprüdür her ibadet,
Yâni Cennete giden bir yoldur İslâmiyet


Bir yere gitmek için, nasıl ki yol gerektir,
Cennetin yolu ise, işte bu emirlerdir.)


Bir gün de genç birine buyurdu; (aman sakın,
İyi bil kıymetini, bu gençlik zamanının.


Bu vakti, oyun ile ve fuzuli şeylerle,
Geçirme ki sonunda hiçbir şey geçmez ele.


Kıyamette azaptan kurtulabilmek için,
Bu dînin sahibine ittibâ etmelisin.


Geçici lezzetlere, çabuk biten zevklere,
Aldanma ki, bu şeyler geçirmez bir şey ele.


Ömrünü faidesiz şeyler ile geçirmek,
Akıllı olanlara yakışan şey değil pek.


Bütün vakitlerini dünya için harcamak,
Sırf ahmak olanlara yakışan iştir ancak.


Bu ömür fırsatının, bilerek kıymetini,
Allah’a kulluk ile geçirmeli vaktini.


Asıl iş, sahibine itâat eylemektir,
Habercinin görevi, ancak haber vermektir.


İnsanların yaptığı boş dedikodulara,
Aldırıp da kendini sakın üzme onlara.


Halkın kötü bildiği bir kimse iyi ise,
Çok büyük saadettir, sevinmeli o kimse.


Fakat aksi olursa, bu çok tehlikelidir,
Halkın övmelerine kulak vermemelidir.)