Kalb ve ruhun kuvvetleri

 

Üçüncü makam: Kalb ve ruhun kuvvetleri vardır. Bu kuvvetler, bitki ve hayvanların kuvvetleri gibi değildir. Nebâtların ve hayvânların da, kendilerine göre ruhları vardır. Kalb, yalnız insânda vardır. Her canlıda (Nebâtî ruh) vardır. Doğma, büyüme, tegaddî [beslenme], zararlı maddeleri dışarı atma, üreme ve ölme gibi canlılık işlerini (Nebâtî ruh) yapar. Bu işler, insanlarda ve hayvânlarda ve nebâtlarda da yapılmaktadır. Nasıl yapıldığı tabî'at bilgisi derslerinde öğrenilmektedir. Bunlarda büyüme, bütün hayat boyunca yapılmaz. Mu'ayyen bir miktâra vardıktan sonra, bu iş durur. Bu miktâr, insanlarda ortalama yirmi dört yaşına geldiği zamandaki miktârdır. Yağlanmak, şişmanlamak, büyümek değildir. Beslenme ölünciye kadar devam eder. Çünkü, gıdâ almadan yaşanamaz.

Hayvânlarda ve insanlarda, (Hayvânî ruh) da vardır. Bunun yeri göğüstür. İstekli hareketleri yaptıran bu ruhdur. İnsanlarda, kalbin emri ile yapar.

İnsanlarda ayrıca bir ruh daha vardır ki, Ruh deyince kalb ile berâber, bu ruh anlaşılır. Aklı kullanmak, düşünmek ve gülmek gibi şeyleri yapan bu ruhdur. Hayvânî ruhda iki kuvvet vardır. Birisi, Müdrike kuvveti, ikincisi hareket kuvvetidir. Müdrike kuvveti, idrâk edici, anlayıcı kuvvettir. Bu anlamak da, iki yol ile olur: Zâhirî, görünen his organları ile olan anlama. Bâtınî, yâni görünmiyen, iç organlarla olan anlama. Görünen his organları beştir. Birinci his organı, deridir. Deri ile sıcaklık, soğukluk, yaşlık, kuruluk, yumuşaklık, sertlik gibi şeyler anlaşılır. Bir cism deriye değince, hayvânî ruhu, bu şeyin sıcak olup olmadığını anlar. Bu duygu avuç içinde fazladır. İkincisi, koku alma duygusudur. Burun ile olur. Üçüncüsü, tat alma duygusudur. Dildeki sinirlerle duyulur. Dördüncüsü işitmektir. Kulaktaki sinirlerle duyulur. Beşincisi görmektir. Gözdeki sinirlerle görülür.

Görünmiyen his organları da beştir: Birincisi, (Hiss-i müşterek)dir. Bu duygunun yeri, beynin önündedir. His organlarından beyindeki duygu merkezlerine gelen hâricî te'sîrlerin hepsi, burada toplanır. İkincisi, (Hayâl)dir. Bunun yeri, beynin birinci boşluğunun önündedir. Hiss-i müşterekte toplanıp anlaşılan, his edilenler burada saklanır. Bir cisme bakınca, bu cism, hiss-i müşterekte duyulur. Bu cism, göz önünden çekilince, hiss-i müşterekte his edilmesi kalmaz. Fakat, hayâle gelen te'sîri uzun zaman kalır. Hayâl olmasaydı, herkes birbirini unutur, kimse kimseyi tanımazdı. Üçüncüsü, (Vâhime)dir. His organları ile duyulamıyan, fakat duyulanlardan çıkarılabilen mânaları anlar. Meselâ düşmanlık, doğruluk bir organla his edilmez. Fakat dost, düşman olan kimse görülür, his edilir. Bu kimselerden dostluğu, düşmanlığı anlıyan iç kuvvete Vâhime denir. Vâhime kuvveti olmasaydı, koyun, kurdun düşman olduğunu anlamaz, ondan kaçmazdı. Yavrusunu da korumazdı. Dördüncü kuvvet, (Hâfıza)dır. Vâhimenin anladığı mânaları saklar. Beşinci kuvvete (Mütasarrıfa) denir. Anlaşılan duyguları ve mânaları karşılaştırıp, yeni mânalar elde eder. Meselâ zümrüdden bir dağ düşünür. Şairlerde bu kuvvet fazladır.

Hayvân ruhunun ikinci kuvveti olan, hareket kuvveti de, iki türlüdür: Birincisi, (Şehevî) kuvvettir. İnsanlar ve hayvânlar, şehvet kuvvetleri ile, kendilerine tatlı gelen ve muhtaç oldukları şeyleri isterler. Bunlara (Behimî) kuvvet de denir. İkincisi (Gadabî) kuvvettir. Bu kuvvet ile, kendilerine çirkin, zararlı olan şeyleri def' ederler, kovarlar. Bunlara (Canavar) kuvvetler de denir.

Hareket kuvvetleri, müdrike kuvvetlerine muhtaçdırlar. Çünkü, önce duygu organları ile, iyi veya kötü olduğu anlaşılmalıdır ki, istenebilsin veya atılsın. Bütün bu duyguların ve hareketlerin hepsi sinirlerle yapılmaktadır. İnsan kalbi ve ruhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu ruhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvet ile, hayvânlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi, idrâk edici olan (Kuvve-i âlime) ve (Müdrike) denilen bilici kuvvettir. İkincisi, (Kuvve-i âmile) yapıcı kuvvettir. Bilici kuvvete (Nutk) ve (Akıl) denir. Bu kuvvet ikiye ayrılır: Biri, (Hikmet-i nazarî) olup, (Tecribî) ilimleri, yâni fen bilgilerini elde etmeye yarıyan kuvvettir. İkincisi, (Hikmet-i amelî) olup, (Ahlâk) ilimleri ile âlim olan kuvvettir. Tecribî yâni fen bilgileri edinen kuvvet, maddenin hakîkatini anlamağı sağlar. Ahlâk bilgileri edinen kuvvet, iyi huyları ve yararlı işleri, kötü huylardan ve çirkin işlerden ayırır.

Ruhun yapıcı kuvveti, faydalı, başarılı işlerin yapılmasını sağlar. Bilici kuvvetler ile edinilen bilgilere göre iş yapar. Hayvân ruhundaki hareket kuvvetleri, vâhime kuvvetinin iyi bulduklarını cezb ederdi. Çirkin bulduklarını def' ederdi. İnsan ruhunun yapıcı kuvveti, akla dayanır. Bir işte iyilik, fayda olduğunu (Akıl) ile anlarsa, onu yapar. Sonu noksan, zarar olacağını anlarsa, o işi yapmaz veya def' eder. Bunları ve hayvânî ruhun şehevî ve gadabî kuvvetlerini kalb vâsıtası ile idare eder.

Çok kimse vardır ki, çok işlerini nefsin veya hayvânî ruhun kuvvetlerine tâbi olarak yapar. Yâni vehm ve hayâl ile yaparlar.

İmâm-ı Muhammed Gazâlî ve tasavvuf büyüklerinden bir kısmı buyurdu ki, (Ruhun bu kuvvetleri, meleklerdir. Allahü teâlâ, lutf ve merhamet ederek, melekleri ruhun emrine vermiştir. Küçük kıyâmet kopuncıya kadar, yâni ruh bedenden ayrılıncaya kadar, ruhun emrinde kalırlar. Hadis-i şeriflerde de buna işaretler vardır. Bazı kimselerden, durup dururken, tecrübeli kimselere parmak ısırtan hünerlerin meydana gelmesi de, bunu göstermektedir). İnsanın kemâle gelmesi, ruhun iki kuvveti ile olur.

geri    iahlaki    ileri