MEST ÜZERİNE MESH
18 - MEST ÜZERİNE MESH: Topuklar ile ayakları örten, ayakkabıya ve aba terliğe mest denir. Mestlerin ikisi üzerine, abdest alırken mesh edebilmek için, bunları abdestli iken giymiş olmak lâzımdır. Ayakların parmakları ucundan başlıyarak, yanlardaki topuk kemiklerini aşmak üzere, ıslak üç el parmağı ile çizerek üzerleri sığanır. İçinde ayak olmıyan kısma yapılan mesh sahih olmaz. Mukîm olan, yirmidört saat, misafirin ise, üç gün üç gece sonra, mestleri çıkarıp, ayaklarını yıkayarak bir kere abdest alması lâzımdır. Bu müddetten önce, mestin birisi ayaktan çıkınca, abdestli ise, yalnız ayaklarını yıkar. Mâlikîde mesh müddeti, cünüb oluncıya kadardır. Ayakları yıkamak, mest üzerine meshden daha çok sevaptır. Abdest alırken, mest üzerine mesh, kadın ve erkek için, her yerde, bir özr olmadan câizdir. Gusülde, mest üzerine mesh, câiz değildir. Mestin bir saat yürüyebilecek şeyden yapılmış olması lâzımdır. Tahta, cam veya bezden yapılmış mest üzerine mesh edilmez. Bir mestte, üç ayak parmağı kadar delik olmaması lâzımdır. Yürür iken açılmıyan uzun yarık zarar vermez. İki mestteki delikler toplu hesap edilmez. Necâset ve avret mahalli hesabında ise, toplanırlar. Mestin su sızdırmaması lâzımdır. Ayak parmakları olmıyan kimse, mesh edemez. Bir ayağı kesik olan, diğer ayağındaki mest üzerine mesh edemez(Feyziyye). Mesh müddeti, yirmidört saattir. Mesti abdestli olarak giyip, abdest bozulduğu zaman başlar. Mestli olarak sefere çıkanın müddeti üç gün ve üç gece olur. Bir gün bir gece mesh etmiş olan misafir, mukîm olunca, bunlara mesh edemez. Bir mestin üzerinde üç el parmağı kadar yeri bir kere mesh etmek şarttır. Yaş bez, sünger sürerek, su dökerek de mesh olur ise de, sünnet sevabı hâsıl olmaz. Üç parmağı, konçtan parmaklara veya sağdan sola veya bir parmak ile üç kere mesh sahih ise de, sünnete muhâliftir. Mestin biri ayaktan çıkınca, iki ayağı da yıkamak lâzım olur. Mest üzerine giyilen çizme, lâstik bot üstüne mesh edilebilir. Çizme çıkarılınca, altındaki mestin mesh zamanı değişmez. Bir meste su girip, ayağın çoğu ıslanırsa, ayakları yıkamak lâzım olur. Başlık, eldiven, [parmaktaki oje], peçe, [kaplama diş] üzerine mesh yapılmaz.
Mâlikîde mestin altını ve üstünü tamamen mesh etmek lâzımdır. Bunun için, yaş sağ el ayası, sağ mestin ucuna konup topuğa doğru çekilir. Sol el ayası da, altına konup, çekilerek, topuğun iki tarafı baş ve küçük parmaklar ile kavranır. Sonra, sol el ayası sol mestin üstünden ve sağ el ayası altından çekilip, kavranır. Mestin tâhir olması, mâlikîde de farzdır.
Kırık kemik üzerine bağlanan tahtaya [alçıya], cebîre denir. Yaraya sarılan beze [Flastere] Isâbe denir. Kan aldırmak, sülük tutunmak, iğne yaptırmak, düşmek gibi bir sebep ile yaralanarak, çıban çıkararak, kemiği kırılarak, sargı sardıran kimse, yarayı sıcak su ile de yıkayamaz, mesh edemezse, üzerindeki şeyin çoğunu bir kere mesh eder. Sargı arasında kalan deri de mesh edilir. Bu mesh için bir müddet yoktur. Yara iyi oluncıya kadar mesh olunur. Önceden abdestli sarılmış olmaları şart değildir. Bir ayağı yıkayıp, diğer yaralı ayağa mesh câizdir. Yara iyi olsa bile, sargıyı çözmek, kanamaya, ağrıya sebep olursa, mesh zamanı bitmez. Yara ıslanırsa, sargının meshi bâtıl olmaz. Sargı değiştirilirse, yenisine mesh lâzım olmaz. Bunlara ve başa ve mestlere mesh için niyete lüzûm yoktur. Yara, yarık gibi şeyler üzerine konan ilâc, merhem, pomat gibi şeylerin çıkarılması zarar verirse, bunların üstü yıkanır. Su zarar verirse, üzerleri mesh olunur. Mesh dahî zarar verirse, mesh de terk edilir. Diğer üç mezhepte de böyle olduğu için, başka bir mezhebi taklîd etmeye imkân yoktur.
İstihâza kanı, idrâr, ishâl, yel, devamlı burnu kanaması ve yaranın akması, hanefî mezhebinde, bir namaz vakti içinde, durmadan devam ederse, (Özr sahibi) olur. Gözü ağrıyanın gözünün devamlı sulanması, kulağından, memesinden, göbeğinden devamlı birşey akması da böyledir. İlâc ile, pamuk koymak, sarmak ile, namazı oturarak kılarak akıntıyı durdurmak vâcibdir. Durduramazsa, her namaz vakti girdikten sonra abdest alıp, namazları öylece kılar. Özrsüz iken kılmadığı namazları, özrlü olarak kaza edebilir. Namaz vakitlerinin çıkması ile abdestleri bozulur. Hanefîde, özr sahibi olmak için, özrün, bir namaz vakti içinde, abdest alıp, o vaktin farzını kılacak kadar bir zaman durmayıp, hep akması lâzımdır. Özr sahibi olduktan sonra, bir namaz vaktinde, bir kere akıp, durunca, özr sahibi olmak devam eder. Bir namaz vaktinde hiç akmaz ise, özr sahibi olmak nihâyet bulur. Şâfi'îde de böyle olduğu (El-ma'füvât) şerhinde yazılıdır. Şâfi'îde, ayrıca dört şart daha vardır. Özr sahibinden akan şeyler, bu iki mezhepte, (Necâset-i galîza) olduklarından, namaz kılacağı zaman, çamaşırına bulaşmış olanı, hanefîde bir dirhemden fazla ise, bunu yıkaması farzdır. Namaz kılacak zaman kadar durmayıp bulaşırsa, yıkamadan kılar. [Dirhem miktârı, katı necâset için, bir miskaldir ki, dört gram ve seksen santigramdır. Sıvılar için, açık avucun içini dolduran suyun yüzeyi kadar yer demektir.] Abdesti bozan şey, bir namaz vaktinde ve namaz içinde çıkıp, devam etmese bile, mâlikî mezhebinde özr sahibi olur. Hanefî mezhebinde olan kimse, mâlikî mezhebini taklîd eder.
Namazın oniki farzından ikincisi (Necâsetten tahâret)dir. Hınzırdan başka her hayvan diri iken temizdir. Ölünce, necis olurlar. Hınzırın derisi ve her parçası necistir. Diğer hayvanlar ölünce, necis olurlar. Hanefîde, köpek de temiz olduğundan, bey' ve îcâr ve hibe olunur. Başkasının köpeğini öldürenin tazmîn etmesi lâzım olur. Cildi, dabağlandıktan sonra temiz olur. Üzerinde necâset bulunmıyan kedi, köpek, kuyuya, havuza düşüp, diri çıkarılsa, ağzı suya değmemiş ise, su necis olmaz. Köpeğin eti ve salyası necistir. Kılları temizdir. [Şâfi'î mezhebinde köpek, domuz gibi necistir. Mâlikîde, ikisi de temizdir.] Suya girerek veya yağmurdan ıslanan köpek silkinince, üzerine sıçrayan şeyler, hanefîde necis olmaz. [Şâfi'îde necis olur ve sıçrayan yerleri su ile yedi kere yıkamak lâzım olur. Bunlardan birisinde, suya toprak karıştırılır. Sıçramış yerlere toprak serper. Sonra üzerine su serper. Uğalar ve su ile toprağı giderir. Yâhut yaş yere toprak serperek uğalar. Yâhut, önce toprağı su ile karıştırır. Bu çamuru sürer uğalar. Necis olan sıvı, meselâ ispirto, ilâc, koku gibi şeylere karıştırılınca, karışım temiz olur. Bunun için, tentürdiyot ve kolonya, hanefîde temizdir. Şâfi'îde, kulak, burun, göz gibi tabî'î deliklerden çıkan kan, az ise, yâni, âdete göre, çok denilemezse, affedilmiştir. Çıban, yara ve hacâmattan ise ve başka yere bulaşmamış ise, çoğu da, affedilmiştir.] Balık ve suda yaşayan bütün hayvanlar, kanı olmıyan böcekler, ölünce leş olmazlar. Dînimize uygun kesilen veya avlanan hayvan, yimesi helâl ise, hem eti, hem derisi temiz olur. Yimesi haram ise, yalnız derisi temiz olur. Leşin derisi dabağlanınca temiz olur. Domuzdan başka hayvanların derisinin ve leşinin tüyü, tırnağı, boynuzu, kemiği, gagası gibi kan bulunmıyan yerleri temizdir. Sinirleri pistir. İnsan diri iken de, ölü iken de temizdir. Fakat, ölürken, her canlı gibi, o da necâsetlenir. Bunun için, yıkanır. Temizlenir. Kuyuya düşüp ölürse, suyu necis yapar. Bir suya, dişi, tırnağı, kılı düşerse necis yapmaz. Tırnak kadar derisi düşerse, kanı damlarsa pis yapar. Yimesi helâl olan hayvanlardan ve insandan, diri iken koparılan parça necis olur, yinmez. Hayvanların temiz yerlerini kullanmak mubâhtır. Satın alınır, satılır. İnsanın parçalarını,[saçını, böbreğini, sütünü zarûretsiz] kullanmak, satmak haramdır. Ölü tavuktan çıkan yumurta tâhirdir, yinir. Şâfi'îde, kabuğu sertleşmemiş ise, necistir, yinmez. Ölü koyundan gelen süt de temizdir, içilir. Şâfi'îde necistir. Ölü koyundan çıkan ölü kuzu necistir. Bunun işkembesinden yapılan peynir mayası temizdir. Et kokunca, yemek ekşiyince, necis olmaz. Fakat, zararlı oldukları için, yinilmeleri helâl olmaz. Yağ acımakla, yimesi haram olmaz. Et, peynir, kokup kurtlanmakla necis olmaz. Bir temiz ciğer, kuyuya düşüp, kokup, kurdlansa, ciğer ve kuyudaki su pis olmaz.
Yağmur, kar ve dolu suyu, deniz, nehr, kuyu, göl, menba sularına, (Mutlak su) denir. Bunlarla, hem hades, hem de necâset temizlenir. Çiçek suyu, asma suyu, üzüm suyu, et suyu gibi, husûsî ismlerle söylenen sulara (Mukayyed su) denir. Bunların akıcı olanları ile, yalnız necâset temizlenir. Süt, zeytin yağı gibi akıcı olmıyan mâyı'ler ile ve bevl gibi necis olan sıvı ile hiçbirşey temizlenmez. 198. maddeye bakınız! (Ni'met-i islâm) kitabından alınan yazılar tamam oldu.