Peygamberimiz; beş vakit namazın farz olduğunu açıklamıştır 11072003
Geçen haftaki
makalemizde ifade etmiştik, ama tekrar ifade edelim ki, herhangi bir şeyi sadece
Kur’an-ı Kerimde aramak yanlış olur. Dünya işinde bile durum böyledir. Mesela,
Anayasada bir kimseyi öldürmenin cezası yazılı değildir; bu husus kanunlarda
yazılıdır. Hadis-i şerifler kanunlar gibidir. Kur’an-ı Kerimde anlayamadığımız
veya bulamadığımız hükümleri bulmak için hadis-i şeriflere bakarız. Orada da
bulamazsak icmaya bakarız; bu, âlimlerin ortak hükmüdür. Orada da bulamazsak
kıyas-ı fukahaya bakarız.
Kur’an-ı Kerimde buyuruluyor ki:
“Kur’an-ı Kerimi insanlara açıklayasın diye sana indirdik.” (Nahl: 44)
“De ki: Eğer Allahı seviyorsanız, bana tabi olun...” (Âl-i İmran: 31)
“Ona tabi olun ki, doğru yolu bulasınız.” (A’râf: 158)
Doğru yol, O’nun
yoludur
“Resule itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ: 80)
Peygamber Efendimizin yanlış bir şey söyleyeceğini düşünmek, Allahü teâlânın
kelâmını inkâr olur. Çünkü Allahü teâlâ “Resulüme uyan kurtulur” buyururken,
buna inanmamak Allah’ı inkâr etmek olur.
Bu husustaki âyet-i kerime meallerinden birkaçı da şöyledir:
“Allaha ve O’nun ümmi nebi olan Resulüne iman edin; ona tabi olun ki doğru
yolu bulasınız.” (A’râf: 158)
“Kim, Allaha ve Resulüne itaat ederse, elbette en büyük kurtuluşla
kurtulmuştur.” (Ahzâb: 71)
“Peygamber size neyi verdiyse alın, neyi yasak ettiyse ondan da sakının.” (Haşr:
7)
“Ey iman edenler, sizi hayat verecek şeylere [dinin emirlerine, ebedi Cennete,
doğru itikad ve amellere] davet edince, Allaha ve Resulüne icabet edin.” (Enfâl:
24 )
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin” (Âl-i
İmrân: 31)
Uymayan, kâfir olur!
Bu âyet-i kerime inince, münafıklar, şimdiki müsteşrikler gibi, “Muhammed
kendine tapılmasını istiyor” dediler. Bunun üzerine aşağıdaki âyet-i kerime
indi. (Şifa-i Şerif)
“De ki: Allah’a ve Peygamber’e itaat edin. Eğer (Peygambere uymayıp) yüz
çevirirlerse, (kâfir olurlar.) Elbette Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân: 32)
Âdem aleyhisselâmdan beri, her dinde bir vakit namaz vardı. Yâni her ümmet
mutlaka namaz kılardı. Kimisi sabah, kimisi öğle, kimisi akşam, kimisi yatsı
namazı kılardı. Hepsinin kıldığı, bir araya toplanarak ümmet-i Muhammed üzerine
farz kılındı. Mükellef olan yâni âkıl ve bâliğ olan her müslümanın, her gün ve
gecede beş vakit namaz kılması “farz-ı ayn”dır.
İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok
yaklaştıran yararlı şey, namazdır. Peygamberimiz, “Namaz dînin direğidir.
Namaz kılan kimse, dînini ayakta tutar, yani kuvvetlendirir. Namaz kılmayan ise,
elbette dînini yıkar” buyurdu.
Vasiyeti, namazdı!
Namaz kılmak, îmânın şartı değilse de, namazın farz olduğuna inanmak, îmânın
şartıdır. Namazın dindeki yeri çok büyük ve önemi çok fazladır. Namaz kılmak
böyle büyük bir ibâdet olduğu için terkedilmesi de çok büyük günahtır. Sevgili
Peygamberimiz, “Namaz dinin direği, her hayrın anahtarıdır”, “İmandan sonra
en büyük vazife namaz kılmaktır” ve “Her peygamberin ümmetine son nefeste
vasıyeti namazdır” buyurmuştur.
Namazla ilgili hadîs-i şerîflerden birkaçı da şöyledir:
“Namaz dinin direğidir, terkeden dinini yıkmış olur.” (Beyhekî)
“Namaz kılan, Kıyamette kurtulacak, kılmayan perişan olacaktır.” (Taberânî)
“Namaz kılmayan, Kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulur.” (Bezzar)
Namaz, çok önemli bir ibâdet olduğu için, namaz kılmayanın imanla ölmesi çok
zayıf bir ihtimaldir.
İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:
“Namaz kılmak ve diğer ibâdetleri yapmak ancak müminlere kolay gelir. Kur’an-ı
Kerimde, “İman ve ibâdet etmek, müşriklere güç gelir” ve “Namaz kılmak müminlere
kolay gelir” buyurulmaktadır. Namaz kılmamak, iman zayıflığından ileri gelir.
İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek kolaylıkla
uymaktır.” (C.1. m.191, 289)
Sünnetten birkaç delil
Kur’an-ı Kerimi Peygamber efendimiz açıklamıştır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu
ki: “5 vakit namazla emrolundum.” (Sahih-i Buhari)
“Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile cuma namazı, öteki cumaya
kadar aralarda işlenen günahlara keffarettir.” (Sahih-i Müslim)
Yine Peygamber Efendimiz, “Beş vakit namazı kılan, Ramazan orucunu tutan,
zekatı veren ve büyük günahlardan sakınan herkese, kıyamette, cennetin 8 kapısı
açılır” buyurup, Nisâ suresinin “Nehyolunduğunuz büyük günahlardan
kaçarsanız, küçük kusurlarınızı örter, sizi şerefli bir makama yükseltiriz”
mealindeki 31. âyet-i kerimesini okudu. (Hakim’in Müstedrek’i)
“Birinin evi önünde, bir nehir olsa, günde beş defa bu nehirde yıkansa,
üzerinde kir kalır mı?” sorusuna, Eshab-ı kiram, “Hayır ya Resulallah!” dediler.
Onlara buyurdu ki: “İşte beş vakit namazı kılanların da günahları böyle kalmaz.”
(Buhari)