Kurban Bayramını uğurlarken 14022003
11 Şubat Salı
günü başlayan Kurban Bayramı, bugün nihayete ermektedir. Bu münasebetle biz bu
makalemizde bir nebze kurbandan, biraz da bayramdan bahsetmek istiyoruz. Şunu
hemen yazımızın başında ifade edelim ki, kurban ibadeti, dünyaya gönderilen ilk
insan ve aynı zamanda ilk Peygamber olan Hz. Âdem’den beri bilinen ve yapılan
bir ibadettir. Nitekim son ilahi kitap olan Kur’an-ı kerimde Hac suresinin 34.
ayet-i kerimesinde mealen şöyle buyurulmaktadır: “Her ümmet için, Allah’ın
kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını
anarak kurban kesmeyi meşru kıldık...” Yine Hac suresinin 36-37. âyetlerinde
umumi olarak kurban ibadeti zikrolunmaktadır.
Maide suresinin 27. ayet-i kerimesinde, Âdem aleyhisselamın 2 oğlunun kestikleri
kurbandan bahsedilmektedir.
Sâffât suresinin 102-107. ayetlerinde Hz. İbrahim aleyhisselam’ın kestiği kurban
anlatılmaktadır.
Bakara suresinin 67-71. ayetlerinde Hz. Musa zamanında, İsrailoğulları’nın
kesmeleri emrolunan hayvan beyan buyurulmaktadır.
Ehliyetsiz kimselere itibar etmemeli
Bakara 196, Maide 2, 95, 97, Fetih 25’te ise hacda kesilecek kurbanlar
mevzu-ı bahs edilmiştir.
Maide 103’te adak kurbanı, Kevser suresinin 2. ayet-i kerimesinde ise, Peygamber
efendimize farz olan, fakat (Hanefi mezhebine göre) ümmetinden zengin olanlara
vacip kılınan, (Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise sünnet-i müekkede
olan) kurban beyan buyurulmaktadır.
Kurban hakkında, mukaddes kitabımız Kur’an-ı kerimdeki bu bilgilerden başka,
Peygamber efendimizin de birçok hadis-i şerifleri, kıymetli açıklamaları
mevcuttur.
İslam alimleri de, gerek konuyla alakalı hadis şerhlerinde, gerek fıkıh
kitaplarında kurban hakkında çok değerli bilgiler vermişlerdir. 14 asırdan beri
kurbanla mükellef olan bütün müslümanlar da bu ibadeti yapagelmişlerdir. Konunun
uzmanı olmayan ve ehliyetsiz kimselerin, zaman zaman, radyo ve televizyonlarda
bu mevzu ile alakalı olarak söyledikleri, kitap, dergi ve gazetelerde
yazdıkları, nakle ve akl-ı selime uymayan, indi söz ve yazılarına itibar
edilmemelidir...
Kurbanla ilgili bu kısa mukaddimeden sonra, genel olarak bayram ve özel olarak
da kurban bayramıyla alakalı özet bilgiler vermek istiyoruz.
Allahü teâlâ, kullarına acıyor...
Burada hemen şunu ifade edelim ki, Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için
bazı gecelere, günlere ve aylara kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ,
tevbe, namaz, oruç, sadaka-ı fıtır, kurban gibi muhtelif bedeni ve mali
ibadetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Aslında kulların çok ibadet yapmaları,
duâ ve tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır.
Bilindiği üzere, bazı mekanlar emsaline göre daha mukaddes, bazı insanlar
akranına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine
nazaran çok daha kudsi, mukaddes ve mübarektir.
3 gün evvel, Allahü tealanın, ümmet-i Muhammed’e ihsan buyurduğu iki dini
bayramdan ikincisi olan Kurban Bayramını idrak ettik. Sevgili Peygamberimiz:
“Ramazan bayramı, Kurban bayramı ve teşrik günleri, biz ehl-i İslamın
bayramıdır; bugünler yeme ve içme günleridir” ve “Ramazan bayramında namaz ve
sadaka-i fıtır, Kurban bayramında ise, namaz ve kurban vardır” buyurmuşlardır.
Her yıl, Ramazan ayında ve arefe gününde müslümanların günahları afv edildiği
için sevinirler, sürurları avdet eder, tekrar gelir, bundan dolayı “îd”
denilmiştir ki, Arapça olan bu kelime Türkçede bayram demektir.
Şüphe yok ki, bayramların cemiyet hayatımızda çok özel bir yeri vardır.
Çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir
huşu içerisinde namazlarını eda ederler. Bayram namazından sonra bütün
müslümanlar birbirlerinin bayramlarını tebrik ederler, daha sonra aile
büyükleri, eş-dost, akraba ve komşuları ziyaret ederek, büyüklerin ellerini öpüp
dualarını alırlar. Bayramlar sevgi ve saygının artmasına vesile olur. Yine dini
bayramlarımızdaki güzel adetlerimizden biri de, yetimler, fakirler, garipler ve
çocukların sevindirilmesi, yardıma muhtaç kimselere yardım ellerinin uzatılması,
ictimai yardımlaşma ve dayanışmanın tezahür etmesidir. Ramazan bayramında
fakirlere sadaka-ı fıtır verilmesi, kurban bayramında ise, akrabaya ve komşulara
kurban etinden dağıtılması ne kadar hikmetlidir.
Birlik ve beraberliğe sebep...
Dini bayramlar, milletimizin birlik ve beraberliğine ve dargınların,
küskünlerin barışmasına vesile olduğu gibi, ölülerimizin bile sevinmelerine
sebep olmaktadır. Çünkü kabirler ziyaret edilmekte, ruhlarına Fatiha-i şerife,
diğer sure ve dualar gönderilmektedir. Bütün dünyada din ve diyanetlerini, ırz
ve namuslarını, vatan ve memleketlerini, can ve mallarını müdafaa ederken şehid
düşen, bu bayrama yetişemeyen müslümanlar da unutulmamakta, onlar için de Kur’an-ı
kerim okunup ruhlarına gönderilmektedir. Bayram gün ve geceleri mübarek
zamanlardan olduğu için, gazi, mecruh olan, dul ve yetim kalan çocuk, genç ve
ihtiyar bütün müslümanlara da dua edilmektedir.
Cenab-ı Hak, milletçe, sıhhat ve afiyet içerisinde, daha nice bayramlara
kavuştursun.