İslâmiyet'te her gün ve gecede beş vakit namaz vardır 04072003
Zaman zaman
bazı gazete, radyo ve televizyonlarda, bazı kişilerce, namazların üç vakit,
bazılarınca da 3 vakitte 5 adet olarak kılınabileceğine dair birtakım
açıklamalar yapılmaktadır. Tabii ki bir pazara hem sağlam, hem de çürük her
çeşit mal sürülmektedir. Ancak müşterilerin uyanık olup kendilerine zararlı
olacak bozuk malları almamaları gerekir. Hangisinin düzgün, hangisinin bozuk
olduğunu anlayabilmek için de mukayese imkanına sahip olmak lazımdır. İşte biz
bugünkü makalemizde, konunun mütehassıslarının açıklamalarına müracaat ederek
mukaddes dinimizin konuyla ilgili doğru hükmünü zikretmeye çalışacağız.
Dinimizde mükellef olan kişilere her gün ve gecede kaç vakit namaz farzdır?
Namazların cem edilmesi hangi hallerde mümkündür? Namazların kazaya bırakılması
caiz mi? Caiz ise hangi hallerde olabilir? Bunlara dair, inşaallah, birkaç hafta
devam eden bir seri makale yazmak istiyoruz.
Önce bazı temel konuları tesbit etmekte fayda var:
Kur’ân-ı Kerim’de, elbetteki bizim başlıkta zikrettiğimiz tarzda “İslamiyette
her gün ve gecede 5 vakit namaz vardır” şeklinde bir cümle geçmez. Zaten hukuki
metinlerin hepsinde durum aynıdır. Şöyle ki, herhangi bir kimsenin zihninden
geçen şekliyle bir cümle Anayasa’larda bulunmaz. Aranan bir hükmü bulmak için
hemen Kanunlara bakılır. Orada yoksa Tüzüklere, orada da yoksa Yönetmeliklere
müracaat edilir. Bunlardan sonra da tebliğler, tamimler, talimat gibi diğer bazı
hukuki metinler mevcuttur.
Kur’ân-ı kerîmde var
Dinde, hükümlerin delilleri, daha önceki makalelerimizde de temas ettiğimiz
gibi, dörttür. Bunlar da “Kitap” (Kur’ân-ı Kerim), “Sünnet”
(Peygamber Efendimizin sözleri, işleri ve takrirleri), “İcmâ-ı Ümmet” ve
“Kıyâs-ı Fukahâ”dır.
Şimdi burada hemen ifade edelim ki, beş vakit namazın farz oluşu Kitap, Sünnet,
İcma-ı ümmet ve Kıyas-ı fukaha ile sabittir.
Evet, Kur’ân-ı Kerim’de ve Sünnet-i Nebeviyye’de 5 vakit namaz vardır. Bunların
delillerini biraz sonra zikredeceğiz.
Kitap ve Sünnet’ten sonraki delil İcma’dır. Şöyle ki, Peygamber efendimiz, Eshab-ı
kiram ve onlardan sonra bugüne kadar gelen bütün âlimler, beş vakit namaz
kılmışlar, bu hususta kesin bir icmâ (söz birliği) hasıl olmuştur.
İslam âlimleri de, beş vakit namazın nasıl kılınacağını kitaplara yazmışlar,
böylece Kıyâs-ı fukahâ ile de namazın beş vakit olduğu sabit olmuştur.
Şimdi gelelim delillere:
İşte deliller
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
“Namaz, müminlere belli vakitlerde farz kılındı.” (Nisâ Suresi: 103)
“Namazın, belli vakitlerde farz kılındığı” ifade buyurulup, ayrıca, beş
vaktin hepsi de diğer âyetlerde müteferrik surette bildirildiği hâlde, “beş
vakit namaz” ifadesinin topluca, bu şekliyle geçmeyişi, kutuplarda ve
buralara yakın yerlerde, beş vaktin tamamının teayyün etmemesinden
(belirlenmemesinden) dolayıdır. (el-Hac Mehmed Zihnî Efendi, Nimet-i İslam)
Peygamber efendimiz, Bakara suresinin, “Namazları ve vustâ (orta) namazı
kılın” mealindeki 238. âyet-i kerimesini açıklarken, “Vustâ namaz, ikindi
namazıdır” buyurdu. (İmam Ahmed bin Hanbel’in Müsned’i)
Bu âyet-i kerimede, “Namazları ve ikindi namazını kılın” buyuruluyor.
Arabi gramer kaidelerine göre, “salevât (namazlar)” denilince, ikiden
fazla namaz anlaşılır; en az üç olması lazımdır. Çünkü iki namazı ifade etmek
için , “salevât (namazlar)” değil, “salâteyn (iki namaz)” denilir.
İkindi namazı “vustâ (orta) namaz” olduğuna göre, bu durumda ikindi
hariç, öteki namazların sayısı iki olamaz, ikiden fazla olması gerekir. Üç de
olamaz. Çünkü 4, 6 gibi çift bir sayılı olmalı ki, ikindi namazı tam ortada
olabilsin. Yani ortadaki namaz ikindi olduğuna göre, ondan önce iki namaz, ondan
sonra da iki namaz bulunduğu böylece de meydana çıkar.
Net olarak
bildiriliyor
İbni Abbas hazretlerine, “Kur’an-ı kerimde beş vakit namazı bildiren âyet
hangisi?” diye sual edildiğinde, şu mealdeki âyet-i kerimeyi okumuştur:
“Akşama girerken, sabaha ererken, gündüzün sonunda ve öğle vaktinde Allahı
tenzih edin.” (Rum: 17-18) “Akşama girerken”den maksat, akşam ve yatsı
namazları, “sabaha ererken”deki sabah namazı, gündüzün sonundaki, ikindi
namazı, öğledeki de, öğle namazıdır. (Celâleyn Tefsiri)
Kaf suresinin, “Güneşin doğuşundan ve batışından önce ve gece Rabbini tesbih
et” mealindeki 39-40. âyet-i kerimelerindeki, güneşin doğuşundan önceki
sabah namazı, güneşin batışından önceki öğle ve ikindi namazı, geceki de akşam
ve yatsı namazıdır. (Kâdî Beydâvî Tefsiri)
İsra suresinin, “Güneşin kayması ânından, gecenin kararmasına kadar ve sabah
vakti namaz kıl” mealindeki 78. âyet-i kerimesinin aslında geçen,
“Dülûkü’ş-şems” öğle ve ikindi, “Gasakı’l-leyl” akşam ve yatsı namazı,
“Fecr” de sabah namazıdır. (Beydâvi Tefsiri)
Nûr suresinin 58. âyet-i kerimesinde, “salât-ı fecr=sabah namazı” ve
“salât-ı işâ=yatsı namazı” ifadeleri açıkça geçmektedir.
Diğer âyetlerdeki namaz vakitleri de dikkate alınınca, namaz vakitlerinin beş
olduğunda hiç şüphe kalmaz. Kur’an-ı kerimde namaz vakitleri üç olarak mı, yoksa
beş olarak mı bildiriliyor? diye bir soru sormaya bile lüzum kalmaz.
Şimdi, dinen sabit olan diğer bir hususu daha tesbit edelim:
Bildiğimiz gibi, her şey Kur’an-ı Kerimde açıkça yazılmaz. Kur’an-ı Kerim,
Peygamber efendimize inmiştir; muhatabı odur. Allahü tealanın resulü odur. Zaten
buna inanmak imanın şartlarındandır. Kur’an-ı kerimde her hüküm var ise de,
bunları doğru olarak Resulullah efendimiz açıklamıştır. Resulullaha uymak
farzdır.
Peygamber Efendimiz, bize, namazın beş vakit farz olduğunu yüzlerce hadis-i
şerifiyle bildirmiştir. İnşaallah bunları diğer bir makalemizde ele alalım.