İslam dinindeki bazı kolaylıklar 08082003
Bugünkü
makalemizde, büyük İslâm âlimlerinin fıkıh kitaplarında açıkladıkları bazı
kolaylıkları bildirmek istiyoruz:
Bir âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz, meâlen: “Allah size kolaylık ister, zorluk
istemez” (Bakara: 185) buyurmuştur.
Sevgili Peygamberimiz de hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
“Seferde, [sıkıntı içinde] oruç tutmak takvâdan sayılmaz.” (Buhârî)
“Ruhsatlardan faydalanmayan, Arafât dağı kadar günâh işlemiş olur.” (Taberânî)
Cenâb-ı Hak, İslâmiyeti statik değil, dinamik kılmıştır. Allahü teâlânın,
gerekli vasıflara sâhip İslâm âlimlerine ictihâd yetkisi vermesi, iyi
düşünülecek olursa, biz müslümanlar için, ne kadar büyük bir nimettir.
Mezheplerdeki farklı ictihâdlar, gerçekten, bütün müslümanlar için bir rahmet-i
ilâhiyyedir. İslâm âlimleri, Fıkıh kitaplarındaki ruhsatlardan faydalanmamanın
takvâ ve azîmet olmayacağını, aksine Allah’ın rahmeti olan nimetleri tepmek
olacağını ifâde etmişlerdir. O halde verilen ruhsatlardan faydalanmak câizdir...
Günümüzde karada, denizde ve havada pek çok yolculuk yapılıyor. Yolculuğa
rastlayan bazı namazlar bulunabilir; sefer esnâsında da şartlar, râhat bir
şekilde namaz kılmaya müsâit olmayabilir. Bunun gibi, ameliyât yüzünden
doktorun, namazını vaktinde kılamama ihtimâli vardır. Kezâ ebe doğumda iken
namaz vakti çıkabilir. Yahut boğulmakta olan bir insanın hayâtını kurtarmak
isterken de namaz vakti çıkabilir. İmtihâna giren talebe namaz vaktini
kaçırabilir. Ameliyât olan veya başka hastalar, namaz vakitlerini
kaçırabilirler.
Bunun gibi ihtiyâç hâllerinde iki namazı birleştirip bir vakitte kılmak bazı
mezheplerde câizdir.
Şimdi bu konuyu biraz daha açalım:
Hanefi mezhebinde:
Hâcılar, Arafât’ta, öğle ile ikindiyi öğle vaktinde takdîm ederek, Müzdelife’de
ise akşam ile yatsıyı yatsı vaktinde tehîr ederek kılarlar. Başka yerde ve başka
zamanlarda iki namazı cem edemezler.
Ancak ihtiyaç ve zaruret olunca diğer mezheplerden birini taklit ederek
kılarlar.
Mâliki mezhebinde:
Mubâh olan bir kara yolculuğunda, hastalıkta, karanlıkla beraber yağmur ve
çamur olunca öğle ile ikindi, akşam ile yatsı birleştirilerek kılınır. Arafat’ta
öğle ve ikindi, Müzdelife’de ise akşam ile yatsı birleştirerek kılınır. Deniz
yolculuğunda iki namazı birleştirmek câiz olmaz. Mâliki’de iki namazı
birleştirirken öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak, birinci namaza
dururken cem etmeye niyet etmek, iki farzı ard arda kılmak gerekir.
[İki farz arasında abdest almak ve ikâmet getirmekte mahzur yoktur; ama sünnet
kılınırsa mekrûh olur.]
Şâfiî mezhebinde:
Mubâh olan bir seferde iken, yukarıda bildirilen namazları, birleştirip,
takdim veya tehir ederek kılmak câizdir. Yağmur yağarken de sâdece takdim ederek
birleştirmek câizdir. Arafât ve Müzdelife’de ise diğer mezheplerdeki gibi cem
edilir. Bir kavilde ise, hastalık halinde de, takdim veya tehir ederek cem etmek
câizdir. Şâfiî’de, mubâh olan bir seferde, yukarıda bildirilen namazları, takdim
veya tehir ederek birleştirip kılmak câizdir. Şâfii’de iki namazı birleştirirken
öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan önce kılmak, birinci namaza dururken cem
etmeye niyet etmek, ikisini ard arda kılmak gerekir.
[İki farz arasında sünnet kılarsa cem câiz olmaz. İki farz arasında abdest
almanın ve ikâmet getirmenin zararı olmaz.]
Hanbeli mezhebinde:
Arafât ve Müzdelife’de diğer mezheplerde olduğu gibi cem edilir. Ayrıca seferde,
hastalıkta, kadının özürlü olmasında, idrar ve yel kaçırmak gibi abdesti bozan
özürlerde, abdest ve teyemmüm için meşakkat çekenlerde, â’mâ olan ve yer altında
çalışan insan gibi, namaz vaktini anlamakta âciz kalanın, canından, malından ve
namusundan korkanın, maişetine zarar gelecek olanın iki namazı cem edip
kılmaları câizdir. İki namazı birleştirirken öğleyi ikindiden, akşamı yatsıdan
önce kılmak, birinci namaza dururken cem etmeye niyet etmek, ikisini ard arda
kılmak gerekir. Abdest almak ve ikâmet okumak zarar vermez. İkisinin arasında
sünnet veya nâfile kılarsa cem sahih olmaz. Ağzında dolgusu olan Hanefinin,
hasta iken, iki namazı cem için Hanbeli’yi değil, Mâliki’yi taklit etmesi
gerekir.
Şimdi, insanların her ân başına gelebilecek başka misâller verelim:
1- Eli kanayan bir Hanefi, namazı kaçırmamak için Mâliki’yi taklit edip
namazını kılabilir.
2- Vakit çıkmak üzere iken, hazırda temiz elbise yoksa, Mâliki’yi taklit
edip necâsetli elbise ile namaz kılmak câiz olur.
3- Kezâ unutup, necâsetli elbise ile namaz kılan, namazdan sonra
hatırlasa, “Bu namazı Mâliki’ye göre kıldım” dese, sahih olur.
4- Şuurlu bir hastaya, idrar için, sonda takılsa, idrar bir torbada
birikse, yatalak ve üstü necâsetli olan bu kişi, Mâliki’yi taklit ederek bu
necâsetle namazını kılabilir.
5- Mâlikî’yi taklit eden, abdest aldıktan sonra, Mâlikî’ye göre niyet
etmediğini hatırlasa, o anda niyet etse, abdesti sahih olur.
6- Yine Mâliki’yi taklide niyeti unutup namaz kılan, daha sonra
hatırlayıp niyet etse namazı da sahîh olur.
7- Dolgu diş sebebiyle Şâfii’yi taklit eden bir kimse, hiçbir sebep
yokken, daha kolay diye, Şâfii’yi taklidi bırakıp, Maliki’yi taklit etse, uygun
olur.
8- Ağzında diş dolgusu olup Mâliki’yi taklit eden, ihtiyaç olunca,
mukimken iki namazı cem için, Hanbeli’yi de taklit edebilir.
9- Mâliki’yi taklit eden, öğleyi asr-ı evvele kadar kılamazsa, tekrar
Hanefî’yi taklit edip öğleyi asr-ı evvelde kılsa câiz olur.