İhtiyaç olunca mezhep taklîdi meselesi 25072003
Bir kimsenin,
kendi mezhebine göre yapamadığı veya güçlükle yaptığı bir işi, -başka bir
mezhepte yapılması kolay ise- o mezhebin şartlarına uyarak, o mezhebe göre
yapmasının caiz olduğu fıkıh kitaplarında yazılıdır. (Hâşiyetü Reddi’l-Muhtâr,
el-Mîzânü’l-Kübrâ, el-Hadîka, el-Berîka). Şimdi bu konuyla ilgili biraz
teferruâta girelim, detaylara inelim.
Hadîka’da deniliyor ki: “Abdest ve gusülde başka mezhebi taklit etmek
caizdir. Bunun için, o mezhebin şartlarına da uymak lazımdır. Bütün şartlarına
uymazsa, taklid caiz olmaz. Kendi mezhebine uymayan işi yaptıktan sonra bile,
taklid yapmak caiz olur. Mesela İmam Ebû Yûsuf’a, Cuma’yı kıldıktan sonra,
guslettiği kuyuda fare ölüsü görüldü dediler, “Şafiî mezhebine göre guslümüz
sahihtir” buyurdu.
Güçlük varsa, taklit
caizdir
Berîka’da, zaruret olan her işte de başka mezhebi taklid caizdir deniliyor. İbn-i
Abidin’de de “zaruret olsa da, olmasa da, harac [zorluk, sıkıntı] olduğu zaman,
diğer üç mezhepten biri taklid edilir” deniliyor. Bir Hanefi’nin kendi mezhebine
göre yapamadığı bir işi, yapabilmesi için Şafiî’yi taklidde bir beis olmadığı
el-Bahrü’r-râık ve en-Nehrü’l-fâık’ta da yazılıdır.
İmam-ı Rabbanî (rahmetüllâhi aleyh) buyurmuştur ki:
Şafiî âlimleri, kendi mezheplerinde yapılması güç şeylerin Hanefi’ye göre
yapılmasına fetva vermişlerdir.
Zaruret olmasa da bir ibâdeti yapmakta güçlük olunca, bunu yapmak için başka
mezhebi taklid caizdir. (el-Mîzân, Fetâvâ-yi Hayriyye, Fetâvâ-yi Hadîsiyye,
Ma’füvvât)
Tâbi olduğu mezhebe uyarak bir işi yaparken harac hasıl olursa, bu iş, diğer
üç mezhepten, harac bulunmayan biri taklid edilerek yapılır.
İkinci mezhebe göre de özrü hasıl olanın, üçüncü mezhebi taklidi caizdir, telfik
değildir.
İbn-i Abidin’de deniliyor ki: “Zaruret olmasa da, harac olunca, diğer üç
mezhepten biri taklid edilir.” Bir işin, bir ibadetin sahih olması için,
dört mezhepten birine uygun olması lazımdır. Bir ibadeti yaparken, şartlarından
biri bir mezhebe, başka biri de diğer bir mezhebe uygun olursa, bu ibadet sahih
olmaz. Mesela, deriden kan akarsa, Hanefî’de abdest bozulur, Şafiî’de bozulmaz.
Bütün şartlara
uyulmalıdır
Bir erkek, yabancı kadının derisine dokununca, Şafiî’de, abdesti bozulur.
Hanefî’de bozulmaz. Derisinden kan aksa ve kadına da dokunsa, her iki mezhebe
göre de abdesti bozulur. Bu abdest ile kıldığı namaz sahih olmaz; çünkü bu
kimse, iki mezhebi telfik etmekte, karıştırmaktadır. Böyle kimsenin ibadetinin
sahih olmayacağı sözbirliği ile bildirilmiştir. Bir ibadetin bir şartı bir
mezhebe, başka şartı da diğer bir mezhebe göre sahih olursa, bu ibadet sahih
olmaz. Bir mezhebin şartlarına uyarak yapılan bir işin, bir ibadetin bu mezhebe
göre sahih olmadığı, başka bir mezhebe göre sahih olduğu sonradan anlaşılsa, o
mezhebe göre sahih olduğunu düşününce, o mezhebi taklid etmiş olur. O işi sahih
olur.
Başka mezhebi taklid ederken, bütün şartlarına uyulmazsa, taklid caiz olmaz.
Ancak bütün şartlarına uymak imkansız olursa o zaman, uyulabildiği kadar uyulur.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için birkaç misal verelim:
a- Mukimken, harac olunca, mesela doktor ameliyatta, talebe imtihanda,
güvenlik görevlisi nöbette ise, hastalıkta, kadın emzikli veya istihâzalı ise,
abdesti bozan özürlerde, abdest ve teyemmüm için zorluk çekenlerde, âmâ ve yer
altında çalışan gibi, namaz vaktini anlamakta aciz olanların ve canından,
malından veya namusundan korkanların yahut maişetine zarar gelecek olanların,
iki namazı cem etmeleri caiz olur. Namazı kılmak için işlerinden ayrılmaları
mümkün olmayanların, yalnız böyle günlerde, Hanbelî mezhebini taklit ederek, iki
namazı kılmaları caiz olur. Ancak Hanbelî’de de gusülde ağzın içini yıkamak
farzdır. Bunun için ağzında dolgu olan birisi, zaruretsiz Hanbelî’yi taklid
edemez. Zaruret veya harac olunca da, taklid etmek telfîk olmaz, caiz olur.
Çünkü başka çare yoktur. Namazı kazaya bırakmak haram olduğu için, Hanbelî
taklid edilerek iki namaz cem edilebilir. (Hulâsatü’t-tahkîk)
Doğru mezhebi bulmalıdır
b- Seferde, Hanefî mezhebi hariç, diğer üç mezhepte namazları cem etmek
caizdir. Seferde bir harac varsa, Hanefî olan bu üç mezhepten birini taklid
eder. Bu üç mezhepten hangisine göre guslü ve abdesti varsa o mezhebi taklid
eder. Üçüne göre de yoksa mesela kadına eli dokunmuşsa ve elbisesi necis ise,
Şafiî’yi taklid edemez, diş dolgusu varsa Hanbelî’yi taklid edemez, gusülde delk
yapmamışsa Malikî’yi taklid edemez. Şimdi bu kişi ne yapacak? Yolda iken
gusletmesi, elbisesini yıkaması çok zor. Namazı kazaya bırakması haram olacağı
için, bu mezheplerden farzlarına daha çok riayet edebileceği birini taklid
ederek kılması caiz olur.
c- Bir erkeğin, hanımı ile süt kardeş oldukları, fakat bir-iki kere emmiş
olduğu anlaşılsa, Hanefî’ye göre nikâhları bozulur. Bunu kurtarmak için diğer
mezheplerde bir çare aranır. Mesela Şafiî veya Hanbelî mezhebi taklid edilir.
Çünkü Şâfiî’de ve Hanbelî’de ayrı ayrı beş kere doya doya emmedikçe süt kardeşi
olmaz.
d- Bir erkek, hanımını üç talakla boşasa, nikâhlarını devam ettirebilmek
için diğer mezheplerde bir çare aranır. Mesela önceden nikâhları Şafiî mezhebine
uygun olarak kıyılmamışsa, Şafiî mezhebi taklid edilir. Yani Şafiî’ye uygun
nikâhlanarak evliliklerine devam edebilirler.