Hacla ilgili bilgiler 07022003
Şu anda
binlerce, onbinlerce değil, yüzbinlerce, hatta milyonlarca hacı adayı, İslamın 5
şartından biri olan hac farîzasını yerine getirmek için mübarek topraklarda
bulunmaktadırlar. Bu vesile ile, bütün din kardeşlerimizin, hem bedenî, hem de
malî bir ibadet olan haclarını tebrik ediyor, hepsine sahih ve mebrur (makbul,
müstecab) haclar temenni ediyoruz.
Bilindiği gibi, Kâ’be-i Muazzama’yı ziyaretle ilgili iki
temel ibadet vardır. Bunlardan biri “Hac”, diğeri ise “Ömre (Omre, Umre)”dir.
Hanefî mezhebine göre, gücü yeten müslümanlara, ömürlerinde bir defa olmak
üzere, “hac” farz, “ömre” ise sünnet-i müekkede (kuvvetli sünnet)’dir. Ömre,
Mâlikî mezhebinde de, gücü yeten müslümanlara, ömürlerinde bir kerre müekked
sünnettir. Fakat Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde ömre de, hac gibi, ömürde bir
kerre farzdır.
Hac ve Ömre ibadetleri, ayrı ayrı yapılabileceği gibi, hac
ayları içerisinde, birlikte de yapılabilir.
Hac ayları
Hac, ancak, “Hac Ayları” adı verilen belli zaman içerisinde
yapılır. Hac ayları Şevvâl-i Şerîf ve Zi’l-ka’de ayları ile Zi’l-hicce ayının
ilk on günüdür. Bu aylar girmeden önce, hac ile ilgili menâsikten herhangi biri
yapılamaz. Yine Zilhiccenin 9. günü olan Arefe gününde, Arafât’ta bulunmayan,
vakfe yapmayan bir kimsenin haccı sahîh olmaz. Sonraki senelerden birinde tekrar
hac yapması gerekir.
Ömrenin belli bir zamanı olmayıp, bu ibadet, Arefe günü
sabahından, Kurban Bayramının dördüncü günü akşam vaktine kadar olan beş gün
müstesnâ olmak üzere, hac aylarında da, hac ayları dışında da, bütün yıl
boyunca, her zaman yapılabilir. Zikredilen beş günde ömre yapmak tahrimen
mekrûhtur. Çünkü bu günler hac günleridir ve izdiham fazladır.
Hac ayları girdikten sonra, önce ömre yapılıp yapılmaması,
yapılacaksa ömre ve haccın aynı ihramla mı, yoksa ayrı ayrı ihramlarla mı
yapılacağı durumuna göre üç nevi hac vardır. Bunlar İfrâd, Temettü’ ve Kırân
haclarıdır. Hangi hac çeşidine niyet edilecekse, o hac nev’iyle ilgili bilgiler
öğrenilerek hac ibadeti yerine getirilmelidir.
Haccın hükmü
Hac, İslamın 5 şartından beşincisidir. Ya’ni, gücü yeten ve
şartları haiz bir müslümanın, ömründe bir kerre, Kâ’be-i mu’azzamaya gidip,
oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. İkinci ve daha sonra yapılan haclar,
nâfile olur. Hac, ıstılahda, belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri
yaparak ziyaret etmek demektir. Bu belli şeylere “Menâsik” denir. Menâsikden
herbirine “Nüsük” adı verilir. Nüsük ise, ibâdet demekdir.
Zekat ve hac farz olan kimse, önce hemen hacca gider. Hacdan
arta kalan paranın zekatını verir. Hacca gidemezse, hepsinin zekatını verir. Hac
vakti geldikten, ya’ni farz olduktan sonra, hac parası ile, ihtiyacı olan
eşyayı, yani ev, bir senelik yiyecek satın almak caiz olmaz. Hacca gitmesi lazım
olur. Hac vakti gelmeden önce satın alması caiz olur. Çünki hac, vakti gelmeden
önce farz olmaz.
Zekatı, nisaba malik olduktan bir hicrî sene sonra vermek
farz olur. Zekat vermek farz olduğu bu zaman, herkes için başkadır. Bu zaman,
hac zamanından evvel ise, malın, paranın hepsi için zekat verilip, geri kalan
para ile hacca gidilir. Zekat vermek zamanı, hac zamanına rastlarsa veya hac
zamanından sonra ise, önce hacca gidilir. Hacdan sonra, elde mevcud paranın
zekatı verilir.
Kadının hac vekâleti
Kadın, Hanefi Mezhebine göre, erkeksiz (yani yanında eşi veya
ebedi mahremi olmadan) hacca gidemez. Giderse, haccı sahîh olur ise de,
haramdır. Ebedi mahrem erkeği bulunmayan kadın, ihtiyarlayınca, göremez olunca
veya iyi olmayacak bir hastalığa yakalanınca yerine vekil gönderir. Daha önce
göndermez.
Hacca giden fakir, Mekke’ye gidinceye kadar nafile ibadet
yapmakta ve nafile sevâbı almaktadır. Mekke şehrine girince, hac etmesi farz
olur. Zengin ise, memleketinden hac için çıktığı andan itibaren farz sevâbı
kazanmaktadır. Farzın sevâbı, nafilenin sevâbından daha çoktur. Fakir,
memleketinde ihrama girerek yola çıkarsa, yolda da farz sevâbı kazanarak,
zenginin sevâbına kavuşur. Anası veya babası, kendisine muhtaç olmayan bir
kimse, onlardan izinsiz farz olan hacca gidebilir, fakat nafile olan hacca
gidemez.
İslama hizmet sevâbı
Cami’, Kur’ân-ı kerîm kursu ve benzeri, İslâma faidesi olan
şeyler yapmak, nafile hacdan ve ömreden daha sevâbdır. Nafile hac ve ömre
yaparken sarf edilen paralar, müslüman muhtaclara veriliyorsa, nafile hac ve
ömre yapmak, kendi memleketinde sadaka vermekten efdal, daha faziletli olur.
Çünki, hem mal ile, hem beden ile ibadet yapılmaktadır. Yazı (kitap, gazete,
mecmua) ile, Radyo ve TV ile İslamiyyete hizmet etmek, nafile hacdan ve ömreden
daha sevâbdır. Böyle cihad hizmeti olmayan kimse için, memleketinde fakir,
muhtac ve salihlere yahut seyyidlere ve Ehl-i sünnet bilgilerini yayanlara
yardım etmek, nafile hacdan ve câmi’, Kur’ân-ı kerîm kursu ve benzeri hizmetleri
yapmaktan daha sevâbdır.
Farz olan hacda olduğu gibi, nafile hacda da, hiçbir farzı
veya vacibi özürsüz terk etmemeli veya haram, mekruh işlememelidir. Aksi halde,
nafile hac ve ömre yapmak, sevâb değil, günah olur.