Çocuk ve gençlerin eğitimi 18042003
Bu hafta
üzerinde durmak istediğimiz konu, son derece önemli bir konu. Çünkü bugünkü
makalemizde, istikbalimizin teminatı ve atideki ümidimiz olan yavrularımıza,
körpe dimağlara sahip bulunan çocuklarımız ve torunlarımıza verilecek eğitim
hizmetinden bahsetmek istiyoruz. Bilindiği gibi aziz vatanımız, asil milletimiz
ve devletimiz onların omuzlarında yükselecektir. “Terbiye=eğitim”, çocuğun iyi
yetenek ve eğilimlerini geliştirme ve kötülerini silme işine denmektedir. Ferdin
fıtratında olan, doğuştan getirdiklerine “tabiat”, sonradan kazandıklarına
“kültür” diyecek olursak, “terbiye”yi yani eğitimi daha vecîz bir ifâdeyle;
“yeni nesillere, doğuştan getirdikleri kapasitelerini geliştirme ve onlara,
ilerleyen insanlık kültürünü de aktarma faaliyetidir” diye tarif edebiliriz.
“Pedagoji” kıymetli bir ilimdir
Hemen burada ifade edelim ki, “Pedagoji”, yâni çocuk ve gençlerin terbiye
edilmeleri, İslâm dîninde çok kıymetli bir ilimdir. İslâm dîninde çocuk ve genç
eğitiminden maksat, çocuğun ve gencin Allahü teâlânın râzı olduğu, kulların
beğendiği, devletine, vatanına, milletine, âilesine, cemiyete ve insanlığa
faydalı bir insan olarak yetişmesidir. Bunların tahakkuku için çocuk ve gençler,
çeşitli güzel vasıflarla donatılmalıdır.
Terbiye, konuşmakla değil icrâatla, yâni fiiliyâtla olmalıdır. Diğer taraftan
yetenek ve eğilimleri geliştirirken, yâni çocuğa şahıs terbiyesi verilirken,
aynı zamanda çocuğun sosyal eğilimlerini de geliştirmek gerekir ki terbiye
sosyal bir yönde kazanılmış olsun. Böylece çocuk bencil olmaktan kurtulur.
Kazandığı niteliklerle cemiyete faydalı bir fert olur. Sosyal olarak
yetiştirilmeyen çocuklar, nitelikleri ne olursa olsun, kendilerini cemiyete ve
cemiyet kurallarına uyduramazlar. Her zaman her yerde şahsî çıkarlarına
bakarlar. Hattâ bâzan o kadar ileri giderler ki, menfaatleri için her şeyi
yapabilirler. Topluma karşı gelirler. Örf, âdet, kânun ve din tanımazlar. Demek
ki, terbiyenin gâyesi, iyi bir insan yetiştirmek ve bu insanı cemiyete faydalı
hâle getirmektir.
İslâm âlimlerinin büyüklerinden olan İmâm Gazâlî hazretleri, eserlerinde, çocuk
terbiyesi hakkında şunları yazmaktadır:
Evlat, büyük bir nimettir
“Evlâd, ana-baba elinde bir emânettir. Büyük bir nimettir; nimetin kıymeti
bilinmezse elden gider. Çocukların temiz kalpleri, kıymetli bir cevher gibidir.
Mum gibi her şekli alabilir. Küçükken hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak
gibidir; temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi hâsıl olur.”
Çocuklara îmân, Kur’ân-ı Kerîm ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya
alıştırılırsa, din ve dünyâ saâdetine ererler. Bu saâdette anaları, babaları ve
hocaları da onlara ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise,
bedbaht olurlar. Yapacakları her kötülüğün günâhı baba ve hocalarına da verilir.
Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen: “Kendinizi ve ehlinizi (evlerinizde ve
emirleriniz altında olanları) ateşten koruyunuz” buyuruyor. Takdir edilir ki,
bir babanın, evlâdını Cehennem ateşinden koruması, dünyâ ateşinden korumasından
daha mühimdir. Cehennem ateşinden korumak da îmânı, farzları ve haramları
öğretmekle, ibâdete alıştırmakla ve dinsiz, ahlâksız arkadaşlardan korumakla
olur. Bütün densizliklerin ve fenâlıkların başı, kötü arkadaştır.
Dînin esaslarını öğretmelidir
Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve selem): “Her çocuk fıtrat üzere (müslümanlığa
uygun ve elverişli olarak) dünyâya gelir. Bunları sonra anaları-babaları Yahûdî
veya Hıristiyan yahut Mecusi (dinsiz) yapar” buyurmuşlardır. Ana-baba, evvelâ
evlâdının hakîkî istikbâlini, sonsuz saâdete kavuşmasını düşünmelidir. Zaten
dînimiz de insanlara dünyâ ve âhirette rahat ve mesut olmanın yollarını
göstermektedir. Dînin esaslarını çocuklara öğretmelidir. Onlar bunları öğrenip
yaptıkları zaman, dünyâ saâdeti kendiliğinden gelecektir.
İslâm dîninin ahlâkî esasları, insânî ve sosyal yönleri, çocuk terbiyesi için
bulunmaz bir hazîne niteliğindedir. Ancak dînî telkinler, şuurlu, bilgili,
müşfik ve mâhir, ehliyetli ve yetkili kimseler tarafından yapıldığında çok iyi
netîceler alınmaktadır. Bu bakımdan öğretmen çok önemli ve ona düşen rol de çok
büyüktür. Çocuklarımızı okullara verirken öğretmenleri üzerinde çok durmak ve
onları iyi seçmek lazımdır.
Çok önemli bir husus!
Burada önemle belirtmemiz gereken bir husus vardır ki, o da, çocukta kökleşmesi
ve kafasına iyice yerleştirilmesi gereken ilk ve temel şey; her şeyin üstünde,
her şeye muktedir, bütün iyilik ve güzelliklerle berâber her şeyin yaratıcısı
olan bir Allah’a ibâdet etmeyi, tazim (hürmet) etmeyi, O’nu sevmeyi en büyük
vazîfe bilmektir. Ayrıca Allahü teâlânın, ancak iyi, çalışkan ve dürüst
kullarını sevdiğini, onun için karşılık beklemeden dâimâ iyilik yapması,
yarattığı her şeyi, özellikle insanları sevmesi, usanmadan çalışması telkin
edilmelidir. Eğer çocuk bu inançlara sâhip olursa, dürüst, vicdanlı, iyi
ahlâklı, cemiyete yararlı bir kimse olmanın yolunu tutmuş demektir.