Ramazan bayramının mana ve önemi 06122002
Bilindiği gibi,
halk arasında “üç aylar” diye anılan “Recebü’l-ferd”, “Şa’bânü’l-muazzam” ve
“Ramazânü’l-mübârek” aylarının İslam dininde özel bir yeri vardır. İçerisinde
“Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Âdem aleyhisselam’dan beri
kıymetli olan Recep ayı ile “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’ban ayı göz açıp
kapayıncaya kadar geçmiş, dört gözle beklenen, ayların sultanı Ramazan ayı da
idrak edilmiş ve 4 Aralık Çarşamba günü ise nihayete ermiştir. Dün 1 Şevval-i
şerif (5 Aralık) Perşembe günü, Ramazan Bayramının 1. günü idi. Bugün ise
bayramın 2. gününü idrak etmiş bulunuyoruz. Allahü teala, necip milletimizin ve
bütün Müslümanların sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlara kavuşmalarını
nasip buyursun.
İctimai yardımlaşma ve dayanışma
Bayramların cemiyet hayatımızda çok özel bir yeri vardır. Çocuklar, gençler,
olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşu içerisinde
namazlarını eda ederler. Bayram namazından sonra bütün Müslümanlar birbirlerinin
bayramlarını tebrik ederler, daha sonra aile büyükleri, eş-dost, akraba ve
komşuları ziyaret ederek, büyüklerin ellerini öpüp dualarını alırlar. Bayramlar
sevgi ve saygının artmasına vesile olur. Yine dini bayramlarımızdaki güzel
adetlerimiziden biri de, yetimler, fakirler, garipler ve çocukların
sevindirilmesi, yardıma muhtaç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimai
yardımlaşma ve dayanışmanın tezahür etmesidir. Ramazan bayramında fakirlere
sadaka-ı fıtır verilmesi, kurban bayramında ise, akrabaya ve komşulara kurban
etinden dağıtılması ne kadar hikmetlidir.
Birlik ve beraberliğe vesile...
Dini bayramlar, milletimizin birlik ve beraberliğine ve dargınların,
küskünlerin barışmasına vesile olduğu gibi, ölülerimizin bile sevinmelerine
sebep olmaktadır. Çünkü kabirler ziyaret edilmekte, ruhlarına Fatiha-i şerife,
İhlas-ı şerif, diğer sure ve dualar gönderilmektedir. Bütün dünyada din ve
diyanetlerini, ırz ve namuslarını, vatan ve memleketlerini, can ve mallarını
müdafaa ederken şehid düşen, bayrama yetişemeyen Müslümanlar da unutulmamakta,
onlar için de Kur’an-ı kerim okunup ruhlarına gönderilmektedir. Bayram gün ve
geceleri mübarek zamanlardan olduğu için, gazi, mecruh olan, dul ve yetim kalan
çocuk, genç ve ihtiyar bütün Müslümanlara da dua edilmektedir.
Gece hafta, Kadir Gecesiyle ilgili makalemizde de belirttiğimiz gibi, Allahü
teâlâ, kullarına çok acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara kıymet
vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tevbe, namaz ve oruç gibi ibadetleri
kabul edeceğini bildirmiştir. Aslında kulların çok ibadet yapmaları, duâ ve
tevbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır.
Bilindiği üzere, bazı zamanlar benzerlerine nazaran çok daha kudsi, mukaddes ve
mübarektir. Üç ayların 3.’sü, kameri ayların ise 9.su olan Ramazan ayı çok
kıymetli ve şereflidir.
İyi iş ve ibadet yapanlar...
Ramazan ayında yapılan bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda
yapılan farz ibadetlere verilen sevap gibidir. Bu ayda iyi iş ve ibadet
yapanlara bütün sene boyunca da bu işleri yapmak nasip olur. İçerisinde Kur’an-ı
kerimin vahyedilmeğe başladığı Kadir gecesi bu ay içindedir ki, o gecenin bin
aydan hayırlı olduğu bizzat Allahü teâlâ tarafından beyan buyurulmuştur. Kur’an-ı
kerim, Resulullah efendimize o gece gelmeye başlamıştır. Kur’an-ı kerimde
medhedilen en kıymetli gecedir.
İşte onbir ayın sultanı olan Ramazan ayını bir ganimet bilip, bu fırsatı iyi
değerlendirmeye çalıştık. Güzel vatanımıza, asil milletimize elimizden geldiği
kadar hizmet etmeye gayret ettik. Milletimizin birliği, vatanımızın dirliği,
İslam aleminin huzur ve sükunu ve bütün insanlığın da hidayeti için dualar
ettik. Bu ayda, mali ve bedeni ibadetlerin birçoğunu yapma hususunda büyük
çabalar harcadık.
Ramazan “yanmak” demektir...
Ramazan kelimesi yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe eden
Müslümanların günahları yanar, yok olur. Bundan dolayı da Müslümanlar bayram
yaparlar. Nitekim bir hadis-i şerifte buyurulmuştur ki:
“Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu
cehennemden azad olmaktır” Yine Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde
de şöyle buyurmuşlardır:
“Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmağı farz, vazife bilir ve orucun sevabını
Allahü tealadan beklerse, geçmiş günahları afv olur.” Demek ki, Allah’ın emri
olduğuna inanılarak ve sevap bekleyerek tutulan oruç, günahların affına sebep
olmaktadır.
Ramazan-ı şerif ayından sonra gelen Şevval-i şerifin birinci günü Fıtır Bayramı
yani Ramazan Bayramı başlamıştır. Bu bayram, Allahü tealanın, ümmet-i Muhammed’e
ihsan buyurduğu iki dini bayramdan birincisidir.
Müslümanlar, her yıl, Ramazan ayında ve arefe gününde günahları afv edildiği
için sevinirler, sürurları avdet eder, tekrar gelir, bundan dolayı “îd”
denilmiştir ki, Arapça olan bu kelime Türkçe’de “bayram” demektir. Cenab-ı Hak,
hepimizi sıhhat ve afiyet içerisinde nicelerine kavuştursun.