Ramazan ayının fazileti ve orucun önemi 08112002
Bildiğimiz
gibi, 2 gün evvel Ramazan-ı şerif ayı başladı. Sevgili Peygamberimiz, üç ayların
ilki olan Receb-i şerifin başında: “Ey Allah’ım! Receb ve Şa’ban aylarında bizim
için bereket kıl (bu ayları bizim için bereketli eyle); bizi Ramazan ayına da
kavuştur” diye dua buyururlardı. Bugün, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki,
mübarek üç ayların üçüncüsü olan Ramazan-ı şerifin üçüncü gününü idrak etmiş
bulunuyoruz.
Selman-ı Farisi (radıyallahü anh) hazretlerinin anlattığına göre, Resulullah (sallallahü
aleyhi ve selem) Şa’ban ayının son günü irad etiği bir hutbede buyurdu ki:
“Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki
bir gece (Kadir Gecesi), bin aydan daha hayırlıdır, faydalıdır. Allahü teala, bu
ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak
da sünnettir. Bu ayda Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda farz
yapmak gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir.
Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek
ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, oruçluya iftar
verirse, günahları affolur. Hak teala, onu cehennem ateşinden azad eder. O
oruçlunun sevabı kadar, ona da sevap verilir.”
Eshab-ı kiram, bu önemli açıklamayı dinleyince dediler ki:
Ya Resulallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar
zengin değiliz.
Resulullah (aleyhisselam) bunun üzerine buyurdu ki:
“Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile orucunu açtırana da, biraz süt
ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri
rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu Cehennemden azad olmaktır. Bu ayda,
emirleri altında olanların (mesela işçi, memur, asker ve talebenin) vazifelerini
hafifletenleri (mesela patronları, amirleri, kumandanları ve müdürleri), Allahü
teala affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda şu dört şeyi çok yapınız!
Bunun ikisini Allahü teala çok sever. Bunlar: Kelime-i şehadet söylemek ve
istiğfar etmektir. Diğer ikisini de, zaten her zaman yapmanız lazımdır. Bunlar
da Allahü tealadan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden ona sığınmaktır. Bu
ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır.”
Ebu Hüreyre’nin (radıyallahü anh) anlattığına göre de: Resulullah (sallallahü
aleyhi ve selem) buyurdu ki: “Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır.
Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”
Sahih-i Buhari’deki bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “Bir kimse, Ramazan
ayında oruç tutmağı farz bilir (vazife bilir) ve orucun sevabını, Allahü
tealadan beklerse, geçmiş günahları affolur.”
Demek ki orucun Allah’ın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lazımdır. Oruç
tutmanın güç olmasından şikayet etmemek şarttır. Hatta oruç tutmayanlar arasında
güçlükle oruç tutmayı fırsat ve ganimet bilmelidir.
Bildiğimiz gibi İslamın beş şartından dördüncüsü, mübarek Ramazan ayında, her
gün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten on sekiz ay sonra, Şa’ban ayının onuncu
günü, Bedir gazasından bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü,
bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur.
Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Allahü teala benim ümmetime, Ramazan-ı
şerifte beş şey ihsan eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir:
1. Ramazanın birinci gecesi, Allahü teala mü’minlere rahmet eder. Rahmet ile
baktığı kuluna hiç azab etmez.
2. İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü tealaya her kokudan daha güzel
gelir.
3. Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolmaları için
dua ederler.
4. Allahü teala, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ı şerif’te
Cennet’te yer ta’yin eder.
5. Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan mü’minlerin hepsini affeder.”
Büyük İslam âlim ve velilerinden İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh) buyuruyor ki:
“Ramazan-ı şerif ayında yapılan nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile
ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan
bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda, bir oruçluya iftar
verenin günahları affolur. Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabı kadar,
ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri
altında bulunanların işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık
gösteren amirler de affolur; Cehennemden azad olurlar. Resulullah, bu ayda,
esirleri azad eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş
yapabilenlere, bütün sene, bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık
edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat
bilmelidir. Elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü tealanın razı olduğu
işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’an-ı
kerim Ramazan ayında indi. Kadir Gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, hurma ile
iftar etmek, teravih kılmak ve hatim okumak mühim sünnettir.” (Mektubat, C.1,
45. mektub)
Aşere-i mübeşşere’den (Cennet ile müjdelenen 10 büyük sahabiden biri olan) Ebu
Ubeyde bin Cerrah (radıyallahü anh)’ın şu hikmetli sözünü bu ayda daha çok
hatırlamaya çalışalım: O, vefat etmeden önce “Namaz kılınız, Ramazan orucunu
tutunuz, zekatınızı veriniz, hac ve umre yapınız. Dünya sizi aldatmasın. Allahü
teala ölümü yarattı. Herkes ölecektir” buyurmuştur.