Peygamber efendimize iftira atanlara söylenecek birkaç cümle 01112002
Bir “hadis-i
kudsi”de de belirtildiği üzere, bütün alemler yüzüsuyu hürmetine yaratılan,
alemlere de rahmet olarak gönderilen (Enbiya:107) Sevgili Peygamberimizi
medhetmek, bizim gibi aciz insanların haddi değilse de, onu medh etmek Allahü
tealanın razı olduğu bir iştir, hatta ibadettir. Peygamber efendimiz, kendisine
sözlü olarak sataşan, aleyhinde şiir yazan kişilere cevap vermesi için, kıymetli
sahabisi Hassan b. Sabit hazretlerine ricada bulunur, “Ya Hassan! Sen de onlara
şiirle cevap ver. Çünkü senin şiirlerin onlara oktan daha tesirlidir” buyururdu.
Hatta onun için, Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevi içerisine bir kürsü
koydurmuştu. Ayrıca Cenab-ı Hakk, onu Kur’an-ı Kerim’de medhetmektedir (Kalem:
4). Ama bütün bunlara rağmen, ona dil uzatmak, hakaret etmek ancak imandan,
iz’andan, idrakten, ilimden, ahlaktan, edepten ve insanlıktan nasibi olmayan
kişilerin yapabilecekleri bir iştir.
Dost-düşman herkesçe bilinen bir gerçektir ki, Muhammed aleyhisselam,
çocukluğundan itibaren tanınan, sevilen, sayılan, kendisine i’timad edilen,
hatta “Emin” lakabıyla anılan bir insandır. Ne var ki, o, peygamberliğini i’lan
edince, bazı menfaat-perest kişiler tarafından iftiralara uğradı, hakaretler
gördü, hücumlara ma’ruz kaldı. Fakat o şanlı Peygamber, kendisine ve ashabına
yapılan eziyetlere ve işkencelere karşı büyük bir tahammül gösterdi; hep
sabretti. O, Cenab-ı Hakk’ın, kendisine ve sahabe-i kiramına olan ilahi
va’dlerinin hepsinin aynen gerçekleşeceğini yakınen biliyordu. Ona inanan, onu
seven-sayan, ona tabi olan kimseler, onun uğrunda mallarını, çoluk-çocuklarını
feda ettikleri gibi, canlarını da feda etmeye hazır hale gelmişlerdir.
Resulullah efendimiz, ömrü boyunca, bazı tesbitlere göre, 47 def’a su-i kasde (suikaste)
uğrayan, ama Allahü tealanın koruduğu (Maide:67), kendisini öldürmek isteyen
kimseleri dahi affeden, onlara, bütün insanlara, hatta diğer mahlukata da çok
acıyan, merhamet eden bir kimsedir. Harplerde bile, önce hasımlarına Müslüman
olmalarını teklif ederdi; böylece kardeş olacaklarını ifade ederdi. İslamiyetle
şereflenmiyeceklerse, cizye vermelerini, İslamın himayesine girmelerini, bu
sebeple canlarını, mallarını, ırzlarını korumayı 2. teklif olarak sunardı. Buna
da razı olmazlarsa, o zaman harp yaparlardı. Başta asr-ı saadette yapılanlar
olmak üzere, Müslümanların harpleri genellikle müdafaa harbi şeklinde olmuştur.
Önce saldıranlar hep kafirler olmuştur. Bizim Peygamberimiz, kendisine
düşmanlıkta çok ileri giden Ebu Cehil’e bile acıyarak, onun da kurtulmasını
istiyerek 23 def’a İslamiyeti tebliğ eden bir zattır.
Onun merhameti sadece insanlara değil, hayvanlara ve nebatlara bile şamil idi.
Nitekim harbe gönderdiği seriyye kumandanlarına verdiği 8 maddelik talimatta
kadınların, çocukların, yaşlıların, din adamlarının, hayvanların
öldürülmemesini, ağaçların kesilmemesini, ekinlerin yakılmamasını, suların
zehirlenmemesini emrederdi. Biz burada ancak, 14 asır evvel ifade buyurulan bu
emirler karşısında, feministlerin, hayvan-severlerin, çevrecilerin ve diğer
insan hakları savunucularının kulakları çınlasın diyoruz.
Onun, Yahudi ve Hıristiyanlara verdiği eman-name, yine onun halifelerinin
(mesela Hz.Ömer’in) gayr-i müslimlere verdiği ahid-nameler dillere destandır.
Bugün bütün devletlerin ve milletlerin kabul ettikleri İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi’nin tarihi, daha dün denilebilecek kadar yakındır.
Bunları böylece belirttikten sonra, şimdi de Allahü tealanın, Kur’an-ı kerim’de
onun hakkında ne buyurduğuna bakalım: “(O vakit) sen, Allahü tealâ’dan bir
rahmet (esirgeme) sayesindedir ki, onlara yumuşak davrandın. Eğer (bil-farz)
kaba, katı yürekli olsaydın, onlar etrafından herhalde dağılıp gitmişlerdi bile.
Artık onları bağışla; (Allah’tan da) günahlarının yarlığanmasını iste...” (Âl-i
İmran:159)
Hal böyle iken, bir kendini bilmez papaz, Batılıların bile hayran oldukları o
büyük Peygamber Hz. Muhammed’e (aleyhisselam) terörist (!) dedi. Bildiğiniz
üzere, Ekim ayı başlarında, Amerikan CBS televizyonu için çekilen “60 Dakika”
programında Hz. Muhammed için ‘terörist’ (!) tabirini kullanan Jerry Falwell
adlı rahip, dünya üzerindeki bütün Müslümanları ayağa kaldırdı. Hatta bir kısım
Müslümanlar, o kanal önünde eylem yaptılar. Birçok kuruluş ve Müslüman
gösterici, çekimin yapıldığı Houston’daki KHOU-Channel 11 stüdyolarının önünde
protesto gösterisi düzenledi. İşte olaylara sebep olan konuşmayla ilgili olarak
gazetelere, radyo ve televizyonlara, bu arada internet kanallarına intikal eden
haber:
“Amerikan CBS televizyonu için çekilen ‘60 Dakika’ programında Hz. Muhammed’e
‘terörist’ (!) suçlamasında bulunan bir rahip, Amerika ve dünyadaki
Müslümanların sert tepkisine sebep oldu. Jerry Falwell adlı rahibin, CBS’in yan
kuruluşu olan Houston TV’sinde yapılan çekim sırasında, “İslam kaynakları ve
yabancı kaynaklardan Muhammed’in şiddet yanlısı ve savaştan yana bir kişi
olduğuna dair çok şey okudum. Yani günümüzde Saddam ve Arafat gibi bir çeşit
terörist. Adam öldürmek onu rahatsız etmiyordu” diye konuştuğu belirtiliyor.
Yukarıda Peygamber efendimiz hakkında yapılan açıklamalar muvacehesinde, bu
papazın şu sözlerinin ne büyük bir iftira olduğu ortadadır.
İslam ülkeleri, özellikle İKÖ gibi teşkilatlar, bu tür küstahlıklar karşısında
sessiz kalmamalı ve kesinlikle herhangi bir dini harbe veya medeniyetler
çatışmasına izin vermemelidirler. Dünya Kiliseler Konseyi (WCC) gibi teşkilatlar
da, bazı Hıristiyan din adamlarının bu kabil sorumsuzca açıklamalarına müsamaha
göstermemelidirler.
Bizler Müslümanlar olarak Hz. Musa ve Hz. İsa gibi büyük peygamberlere dil
uzatıyor muyuz? Onlara veya Allahü tealanın herhangi bir peygamberine hakaret
eden kişi, biz Müslümanların inancına göre dinden çıkar, İslamiyetle alakası
kesilir. Bizler hiçbir dini veya mensuplarını tezyif ve tahkir etmiyoruz. O
halde, bütün Yahudi ve Hıristiyanların da buna dikkat etmelerini istemek
herhalde bizim de hakkımız olsa gerek. İnşaallah bu konuda başka makaleler de
yazacağız.