İslâmiyette ilme ve ilim adamlarına verilen yüksek değer 01022002
Cumadan cumaya kaleme aldığımız makalelerimizden ikincisine başlarken hemen ifade edelim ki, en son ve en mükemmel din olan İslamiyette, ilme ve ilim adamlarına büyük değer verilmiştir. Mukaddes dinimizde okumanın önemi de çok büyük ve kitap sevgisi ise had safhadadır. Şüphesiz ki bu konu, burada birkaç paragrafa
sığmayacak kadar geniştir. Belki bir kaç makalede bu konuyu ele almak gerekiyorsa da, şimdi burada bir nebze bahsetmek yerinde olacaktır.
Bilindiği gibi, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), 40 yaşında iken, peygamberliği henüz kendisine bildirilmeden önce, Mekke-i mükerremede Nur dağındaki Hıra mağarasında tefekkür ve ibadetle meşgul oluyordu.Yine böyle bir haldeyken, Cebrail aleyhisselam, Ramazan-ı şerif ayının 17. gecesi gelip, ilk emri getirmişti. Bilindiği üzere, bu gelen ilk vahiy,
Alak Suresinin ilk beş ayet-i kerimesi idi. Meal-i alisi şöyledir:
Mes’ud olmak için...
“(Ey Habibim Muhammed!) Yaratıcı Rabbinin (Allahü tealanın) adı ile oku. O, insanı alaktan (yani pıhtılaşmış kandan) yarattı. Oku, senin Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti (yani öğretir)”
İşte, ilk emri “oku” diye başlayan, cihanı aydınlatan İslam güneşi böyle doğmuştur.
Umumi bir tarif yapmak gerekirse İslam dini, Allahü tealanın, Cebrail ismindeki melek vasıtası ile Sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselama gönderdiği, insanların, dünyada ve ahirette rahat ve mes’ud olmalarını sağlıyan usul ve kaidelerdir. İslam alimlerinin buyurdukları gibi, bütün üstünlükler, faydalı şeyler, İslamiyetin içindedir. Eski semavi dinlerin
görünür-görünmez bütün iyilikleri, bütün güzellikleri İslamiyetin içinde toplanmıştır. Bütün seadetler, muvaffakıyetler ondadır.Yanılmayan, şaşırmayan akılların kabul edeceği esaslardan ve ahlaktan ibarettir.
İslamiyet, insanların hem ruhi hem de maddi refahını en mükemmel şekilde te’min edecek prensipler getirmiştir. İnsan hak ve vazifelerini en geniş şekilde düzenlemiştir. İnsanların yardımlaşmalarını, birbirlerine hizmet etmelerini ehemmiyetle istemekdedir. Kendi idaresi altında bulunan insanların, evladın, ailenin ve milletlerin haklarını ve idarelerini öğretmekte;
dirilere, geçmişlere, geleceklere karşı birtakım hak ve mes’uliyetler yüklemektedir. Seadet-i dareyn ya’ni dünya ve ahıret seadeti İslamiyette toplanmıştır. İnşaallah bundan sonraki makalelerimizde, mevzuun mütehassıslarından, sahanın uzmanlarından nakiller yaparak bu konular üzerinde genişçe durmak istiyoruz.
“Allah’tan ancak âlimler korkar!”
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilk emri, “Oku” şeklinde başlayan İslam dininde ilme ve okumaya büyük ehemmiyet verilmiştir. İslam dini ilme, fenne, tekniğe, endüstriye lâyık olduğu üzere önem verir. İlim mevzuunda, ilmin temin edeceği yüksek dereceler hususunda, Kur’an-ı kerimde müteaddid ayet-i celile ve Peygamber efendimizin birçok hadis-i şerifi vardır.
Şimdi konumuzla ilgili birkaç ayet-i kerime mealini misal olarak sunmak istiyoruz:
“De ki, bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahipleri (bunları) düşünürler.” (Zümer: 9)
“Allah’tan kulları arasında (hakkıyla) ancak alimler korkar ...” (Fatır: 28)
Sevgili Peygamberimizin, bu konudaki hadis-i şeriflerinden de birkaç tanesini zikredelim:
“Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.” “İlim taleb etmek (erkek ve kadın) her müslümana farzdır.”
“Sadakanın en faziletlisi, müslüman kimsenin ilim öğrenmesi, sonra onu müslüman kardeşine öğretmesidir.”
Misal olmak üzere birkaç tanesini zikretmiş bulunduğumuz bu ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden başka, ilim mevzuunda birçok ayet ve hadis daha vardır, onlara temas etmeye yerimizin hacmi müsait değildir.
“Şeref, ilim ve edebledir”
Herkesçe bilindiği gibi, insanların diğer varlıklardan imtiyazlı ve üstün olmaları, kuvvetle, vücut iriliğiyle, çok yemekle, yiğitlikle değil, iman, ilim, edep, ahlak ve takva iledir. “İnsanın şerefi ilim ve edebledir. Mal ve neseble değildir” kelam-ı kibarı, konuyu ne güzel özetlemektedir. Yine “İlim rütbesi, rütbelerin en yükseğidir” hadis-i şerifi ilim
rütbesinin durumunu çok güzel ifade etmektedir. Okuma-yazmanın önemini ifade için, uzun söze lüzum yok. Bu konuda asr-ı seadetten vereceğim bir tek örnekle yetineceğim:
Bedir harbinde, Mekkeli müşriklerden, Kureyş kâfirlerinden bir kısmı esir alındı. Esirlerin ne yapılacağı mevzuunda istişareler yapıldıktan sonra, her kafir on müslüman çocuğa okuma-yazma öğretirse serbest bırakılacak diye karar verildi. O zaman, maddi yönden sıkıntı içinde bulunup paraya büyük ihtiyaçları olan Peygamber efendimiz ve müslümanlar, okuma-yazmayı paradan
daha mühim sayarak, esirlerden fidye yani kurtuluş parası alıp onları serbest bırakma yerine, az önce zikredilen yolu tercih etmişlerdir. Bu, okuma-yazmanın, ilim öğrenmenin ve bilgiyi arttırmanın ehemmiyetini bizlere ifade bakımından herhalde kafidir.